Faiz ve hükümler... | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Faiz ve hükümler...

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,873
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
Efendi Hazretlerimizden.....(k.s.)

FAİZ VE HÜKÜMLERİ
Ders ayeti)
‘’Eğer (böyle) yapmazsanız, Allah (u Teala) ve Resulünden bir harbi bilin. Ve eğer (faizciliğe) tövbe ederseniz, mallarınızın başları (anaparalarınız, sermayeleriniz) sizindir. (fazla almak sureti ile borçlularınıza) zulüm (haksızlık) etmiş olmazsınız ve (ana paralarınızdan noksan edilmek sureti ile de) zulme uğratılmış olmazsınız.’’



Bu ayeti celile nazil olduğunda Sakıf kabilesi: ‘’Bizim Allah ve Resulü ile harb edecek eller (kuvvetimiz) yoktur.’’ Dediler.
Faiz yiyenler, eğer faizin haram olduğunu inkâr ederek yiyorlarsa, Allah'ın ve Resulünün onlar ile olan harbi: ''Mürtedlerin harbi'' gibidir. Haram olduğunu kabul ederek yiyorlarsa ''Eşkıya-ın harbi'' gibidir.


İbn-i Cerir, İbn-i Abbas (Radıy
u anh) dan şöyle nakletmiştir:


''Faizden vazgeçmeyen kişiyi, Müslümanların imamı tövbeye davet etmelidir. Tövbe etmezse, boynunu vurur.''

Bu söz Cafer-i Sadık'tan da nakledilmiştir. Diğerlerine göreyse, tövbeleri aşikâr oluncaya kadar hapsedilecekler ve kendilerine hiçbir iş yapma imkânı verilmeyecektir.

Tövbe etmedikleri takdirde mallarından hiçbir şey kendilerine teslim edilmeyip, ölümlerinden sonra varisleri
Ne teslim edilecektir. Anlaşılıyor ki; faizden sakınmak Müslümanların her birine farz-ı ayn olmaktan öte, umumi surette faiz muamelesini kaldırmakta İslam topluluğu üzerine farzdır. Çünkü faiz öyle bir fitnedir ki, toplumda devam ettiği müddetçe, fertlerin ondan sakınmaları çok güç hatta imkansız olur.

Binaenaleyh İslam hükümeti, faiz muamelesi yapan kişileri tazir ederek (azarlayarak) terbiye eder. Onlar tek başına veya cemaat halinde İslam hükümetine karşı koyarsa, o zaman umumi bir harp ilan etmek, dini vazifedir.

Mevla Teala, ayeti celilede: ''Eğer tövbe ederseniz, mallarınızın başları (anaparanız, sermayeleriniz) sizindir. (fazla almış sureti ile borçlularınıza) zulmetmiş olmazsınız ve (anaparanızdan noksan edilmek sureti ile de) zulme uğratılmış olmazsınız.'' buyurdu.


On milyon borç verip, aradan bir ay geçtikten sonra on bir milyon alınacak olanın bir milyonu faizdir. Ancak tövbe eder, bunu almaktan vazgeçerseniz, anaparanız (on milyon) sizindir. Böyle yapmakla ne zulmetmiş, ne de zulme uğramış oluyorsunuz.

Faiz görünüşte kar olsa da hakikatte zarardır. Sadaka ise görünüşte malda eksikliktir, lakin manda ziyadeliktir, artıştır. Nitekim Mevla Teala bu hususta şöyle buyuruyor:

''Allahu Teala ribayı mahveder (faiz giren malın bereketini tamamen giderir) sadaka(se verilen mal) ları artırır ve Allah (u Teala haramı helal kabul etmekte ısrar eden) çok günahkar hiçbir kimseyi sevmez.''(Bakara 276)

Faiz alan kimse sonunda mutlaka fakir olacaktır, o olmasa çocukları, çocukları da olmasa torunları fakir olacaktır, çünkü aldığı faiz paraları onun değildir.

İbni Mesud'dan, Efendimiz (Sall
u aleyhi ve Sellem) in şöyle buyurduğu rivayet edilir:


''Faiz çokta olsa sonunda aza dönüşür.''

Fakire verilmiş olan bir kuruş, fakirin eline değ Mevla Teala'nın eline geçiyor, büyüyor, büyüyor dağlar kadar oluyor.

Bu hususta Resulullah (Sall
u aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:


''Her kim helal kazancında bir tek hurma değerinde bir şey sadaka verirse –ki Allah'u Teala'ya helal olandan başkası yükselmez- Şüphesiz Allah onu sağ (kudret) eliyle kabul eder. Sonra, sizin biriniz kendi atının yavrusunu dikkatle büyüttüğü gibi, onu (tek hurma kadar küçük olan sadakayı) dağ gibi oluncaya kadar sahibi için büyütür.''

Riba: faiz ise küçülür, küçülür, sahibini 'küt' diye vurur. Duymadınız mı? Mevla Teala faiz alanlar ile harp edeceğini buyurdu.

Bosna Hersek'teki harp Mevla Teala'nın harbidir. Bunca katliam ve zulümden sonra, ancak biraz İslamı yaşamaya döndüler.

Bosna Hersek'lilerin, Sırplarla olan harplerinden evvelki gayri İslami tutumlarının aynısı bugün Türkiye'de de mevcut.

Mevla Teala İslamı yaşamaya gayret eden sizler hürmetine Türkiye'yi ayakta tutuyor yoksa memleketimiz altüst olur. İsteklerine ulaşmak için düşmanlar var güçleri ile uğraşıyorlar. Biz Kuran-ı Kerim'e sarılırsak onlar emellerine ulaşamazlar.

Fatih Sultan Mehmet, Sultan Selim, Kanuni bütün bunlar dünyayı tir tir titrettiler. Ellerinde, dillerinde hep Kur'an-ı Kerim vardı. Hepsi bir tarikata mensuptu, bir ikisi müstesna. Tarikatlı olmayan adam adam sayılır mı hiç? Kafir değildir amma, imanı surettedir.


(Ders Ayeti)

''Eğer (borçlu) güçlük sahibi (darlık içinde) bulunuyorsa, (ona) kolaylığa (borcunu verebilecek bir genişliğe sahip oluncaya) kadar mühlet (verin), tasadduk etmeniz (alacağınızı o zor durumda olan borçluya sadaka olarak bağışlamanız) ise, sizin için (ona mühlet vermenizden) daha hayırlıdır. (daha çok sevaba sebeptir). Eğer (böyle bir bağışlamanın mühlet vermeden daha hayırlı olduğunu) bilseydiniz (böyle yapardınız).'' (Ayet 280)


Size borçlu olan kimse darlık içinde bulunuyorsa, borcunu verebilecek genişliğe sahip oluncaya kadar mühlet vermelisiniz. Şu da var ki tasadduk etmek '
! Bana olan borcunu istemiyorum, sende kalsın, helal olsun'' demek daha hayırlıdır.



Faiz istemekle, Allah'ın kullarını neden zor duruma düşürüyorsunuz, onları bire iki istemekle soyuyorsunuz. Onlarda sizin arkadaşlarınız.


Bankalar cayır cayır milletin canını yakıyor. Faiz hakkında başka bir ayet de, surei Bakara'nın 275. ayeti celilesidir. Şöyle ki:

''Faiz yiyen kimseler (kabirlerinden) ancak şeytan çarpmış kimselerin katlığı gibi kalkarlar. Onların bu hali:''Alış veriş (ticaret) de faiz gibidir.'' Demelerindendir.

Halbuki Allah, ticareti helal, faizi ise haram kılmıştır.
Bundan sonra, kime Rabbinden bir öğüt gelir de, (faizden) vazgeçerse), geçmişte olan kendisinindir (haram kılınmadan evvel aldığını iade etmesi gerekmez) ve işi Allah'a (ait) dir (iyi niyetle faizi terk ettiği için Allahu Teala neticede onu mükafatlandırır). Kim de tekrar (faize) dönerse, işte onlar Ateş sahipleri (cehennemin adamları) dır ki, onlar orada (bir daha çıkmamak üzere) ebedi kalıcıdırlar.''


Faiz yiyen kimseler, kabirlerinden şeytan çarpmış, sara hastalığına yakalanmış kimseler gibi kalkacaklardır. Ahirette ise, o bu hali diye küt fidye yere düşecek. Görenler onun bu durumda olmasını kavrayacaklar ve:''Eyvah! Bu faiz yemiştir.'' Diyecekler. Fakat hakiki sara hastalığı cennete girmeye mani değildir.


Yukarıda bahsettiğimiz duruma neden düşülecek? Kişilerin:''Alışveriş de faiz gibidir.'' Demeleri sebebiyle.

Hiç faiz alışveriş gibi olur mu? Faiz, alışverişte akit yapanlardan birine karşılığı olmadığı halde, verilmesi şart koşulan fazla miktardır. On gram altını, onbir gram karşılığında satmak gibi. Alışveriş ise para karşılığında mal almaktır.


Bir kimse faizin haram olduğuna inanıyor olduğu halde faiz alırsa, yerse, büyük günah işlemiş olur.

Faizin haram olduğuna inanmaz ise kâfir olur. Müslüman harama helale dikkat etmelidir. Bazı Müslümanlar buna önem vermiyorlar. ''Haram helal ver Allah'ım senin kulun yer Allahım'' diyorlar.

Faiz, altın gümüş gibi tartılan şeylerde; buğday, arpa, hurma, tuz, kurur üzüm gibi ölçülen şeylerde cereyan eder. Yani ölçü ve tartıya giren her şeyde faiz geçerlidir. Riba (faiz iki nevidir: Borçtan doğan riba, alış verişten doğan riba.


1-Borçtan doğan riba: Herhangi bir kimse belli bir süre için borç alsa, süresi bittiğinde borcunu ödeyemezse, alacaklı olan kendisine: ''Ya borcunu öde veya şu kadar faiz ver de borcunu şu tarihe kadar erteleyelim.'' Dese ve o da kabul etse, bu muamele faizidir.


2-Alışverişten doğan riba: Hanefi mezhebine göre bu iki kısımdır:

a) Riba-ı Fazl: Tartılan veya ölçülen bir cins eşyanın, kendi cinsleri mukabilinde peşin olarak satılması halinde meydana gelir. Mesela: bir altın veya gümüş veya bir miktar buğday, kendi cinsiyle aynı anda değiştirilecek olsa bakılır, eğer miktarları müsavi ise bu caizdir.


Fakat birinin miktarı biraz fazla ise, bu değiştirme caiz olmaz. Mesela: oniki kilo buğday, onbir kilo buğdayla değiştirilecek olsa, bunların bir kısmı daha kıymetli, diğeri daha düşük olsa da bu helal olmaz. Çünkü asıl itibar cinsiyete ve miktaradır.


b)Riba-ı Nesiye: bu da tartılan ve ölçülen veya aynı cinsten olan şeyleri birbiri mukabilinde veresiye olarak değiştirmektir. Miktarları müsavi olsada bu haramdır.

Mesela: onbir dirhem gümüş, yine on dirhem gümüş mukabilinde veya bir kilo buğday yine (bir müddet sonra verilecek) bir kilo buğday mukabilinde veresiye olarak satılamaz.

Bu riba, yalnız altın ve gümüş benzeri olan şeylerde; buğday ve arpa gibi ölçülen şeylerde; yumurta, ceviz gibi taneleri arasında kıymetlerini değiştirecek bir fark bulunmayan taneli şeylerde geçerli olur.

Bunların cinsleri, miktarları müsavi ise de, veresiye olanı peşin olana denk olamaz, bu bir riba muamelesidir. Bunlar kendi cinslerinin dışındakilerle peşin olarak alınıp satılabilirler.

Bu durumda buğday buğdayla değiştirildiğinde eşit olması gerekli olup, fazlası haramdır. Amma buğday arpa ile değiştirildiğinde ziyadesi helaldir. Çünkü cinsi başkadır. Beş ölçek buğdaya, altı ölçek arpa almak caizdir.


Bileziğinizi değiştirmek istediğinizde, önce onu kuyumcuya satacaksınız onun parası ile başka bir bilezik alabilirsiniz.


(Ders Ayeti)

''Ve öyle bir günden sakının ki, (hepiniz) o günde Allah'a (O'nun manevi huzuruna) döndürüleceksiniz. Sonra herkese (dünyada iken) kazanmış olduğu (iyi veya kötü amellerinin karşılığı) tamamen verilecektir. Ve onlar (güzel amelleri noksan edilip, çirkin amelleri artırılmak sureti ile) zulüm olunmayacaklardır.''(Ayet 281)


İbn-i Abbas (Radıy
u Anhuma) dan rivayet edildiğine göre, bu ayet-i celile, Kur'an-ı Kerim'in en son inen ayetidir.


Rivayete nazaran bu ayet-i celile nazil olduktan sonra Peygamber Efendimiz 21 gün veya 81 gün veya 7 gün diğer rivayetlere nazaran da 3 saat yaşamıştır.


ismailağa.info
 

Yetim

Kısıtlı Erişim
İhvan Üyesi
Katılım
20 Tem 2007
Mesajlar
2,702
Puanları
0
Yaş
42
Efendi Baba Hazretleri ve Efendi baba hazretleri gibi zatları Tenzih ederim bu mümtaz şahsiyetler istisna ..

Nedense Ukubat Gibi Faize haram hükmü veripde Erbakan hocamızı beğenmeyenler Ve Erbakan hocamızın Yetişdirdiği İnsanlarıda Kral yaparlar ?


Misal geçmişte Özal niçin kopmuştu özal Erbakan hocamızdan Faizli sistemi benimsemesinden dolayı Kopmuştur Erbakan hocamız ne dedi Faiz Haramdır dedi dinlemedi Özal ÇEKTİ GİTTİ Eeee Bu toplumun Dininden imanından Haberi olmayanlar ise Özalı zirveye taşıdılar ... Ardından Aynı Film T.Erdoğan zirveye getirildi madem Faize Karşısınız Neden Faizli sistemleri Zirve yapanlara Destek oluyorsunuz MaDEM Beğenmiyorsunuz Erbakan Hocamızı milli görüşü neden Başka yerde yetişmiş insanları SEÇEMİYORSUNUZ ?

Seçsenize göreyim sizi

Ukubat Madem çok takvasın çok zikir ehlisin İslamda Faizin hükmü belli ya Faizi helalmış gibi yansıtmanın hükmü ne ve ABD askeri ile birlik olupta Iraktaki Müminlerin kanının akıtılmasına sebeb olmanın elini müslüman kanı ile boyamanın Hükmü ne ?

Eğer sende Şu kadarcık vicdan varsa Ve iman varsa Bu hükümlere Bile bile Ortak olmassın yani AKPLİ olmassın ...
 

BuğraHan

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ağu 2010
Mesajlar
1
Puanları
0
Bankadan alınan kredi için hüküm nedir acaba:(
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
faiz haram deyip
faiz istemeyen tüm üyelerden
borç vermelerini istirham ederim...
ana parayı da ne zaman öderim Allah bilir.
 

forumdayim

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eyl 2009
Mesajlar
1,156
Puanları
48
Bankadan alınan kredi için hüküm nedir acaba:(
kardesim, bankadan kredi almak mutlaka mecburiyet oldugundandir... bu durumda hic süpheye düseden alip kullanabilirsiniz...
faiz, sadece müslümanlar arasinda haramdir... banka bir müessesedir, oranin dini olmaz... ancak oraya yatirilan mevduata tesekkül edilen faiz, alinir ancak cogu müslümanlardan alinan paradan verilmis olacagindan kisinin yeme icme gibi ihtiyaclarina kullanilmamalidir... yabanci ülkede olanlar,alip istedikleri gibi harcaya bilirler... bu konunun hülasasi budur...
 

Yetim

Kısıtlı Erişim
İhvan Üyesi
Katılım
20 Tem 2007
Mesajlar
2,702
Puanları
0
Yaş
42
kardesim, bankadan kredi almak mutlaka mecburiyet oldugundandir... bu durumda hic süpheye düseden alip kullanabilirsiniz... ...

Tevbe estağfurullah tevbe tevbe

Bu Fetvanın kaynağı ne yada kimler Bu fetvayı verenler Evli iseler Eşleri ile Nikah tazelesinler çünkü Bu fetvayı verenler haramı helale cevirmekten dinden çıkıyor Tevbe etsinler..

Faiz haramdır ...
 

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,873
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
kardesim, bankadan kredi almak mutlaka mecburiyet oldugundandir... bu durumda hic süpheye düseden alip kullanabilirsiniz...
faiz, sadece müslümanlar arasinda haramdir... banka bir müessesedir, oranin dini olmaz... ancak oraya yatirilan mevduata tesekkül edilen faiz, alinir ancak cogu müslümanlardan alinan paradan verilmis olacagindan kisinin yeme icme gibi ihtiyaclarina kullanilmamalidir... yabanci ülkede olanlar,alip istedikleri gibi harcaya bilirler... bu konunun hülasasi budur...
Dostum senin galiba başına Ramazan orucu vurmuş...
Ne dediğinin farkında mısın??
Yüzünü yıka gel veya iftardan sonra mesajını bir daha gözden geçir...
 

forumdayim

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eyl 2009
Mesajlar
1,156
Puanları
48
Dostum senin galiba başına Ramazan orucu vurmuş...
Ne dediğinin farkında mısın??
Yüzünü yıka gel veya iftardan sonra mesajını bir daha gözden geçir...
simdi iftar ettim... insallah bunada biraz daha dikkatli yaklasirsiniz...

Avrupa’da faiz meselesi
Dâr-ül-harbde, müslümanın, kâfirlere ödünç vererek, onlardan faiz almasının caiz olduğu bütün kitaplarda yazılıdır. Dâr-ül-harbde, gayri müslimlerin mallarını faiz, kumar, fâsid bey’ ile almak helaldir. Bu yollarla müslümanın zarar etmesi ise, helal değildir. (Redd-ül Muhtar)

İmam-ı a’zam ve imam-ı Muhammed, (Dâr-ül-harbde, müslüman ile kâfir arasında faiz olmaz) buyurdu. (Mültekâ)

Dâr-ül-harbde, bir müslümanın, kazanmak şartı ile, kumar, faiz ve sigorta yolu ile, para kazanmasının caiz olduğu, (Kuduri, Cevhere, Vikâye, Hindiyye, Mebsut, Dürr-ül Muhtar, Redd-ül Muhtar) gibi muteber eserlerde yazılıdır. Aynı husus Mecma’ul-enhür ve Dürer’de de, (Lâ ribâ beynel müslimi vel harbiyyi fi daril harbi = Dâr-ül-harbde, müslüman ile kâfir arasında faiz yoktur) hadis-i şerifi ile bildirilmektedir. Çünkü, onların malını rızaları ile almak mubahtır. Fakat, mallarına saldırmak, zorla almak caiz değildir. Diyanet Ansiklopedisi’nin faiz maddesinde de böyle yazmaktadır.

Dâr-ül-harbde, yalnız kâfirlerden faiz alan bir bankaya para yatıran bir müslümanın, bu paranın faizini alması helal olur. Bu bankadan ödünç para alıp faiz verenlerin hepsi müslüman ise, bankaya yatırılan paranın faizini almak haram olur.

Bankadan para alıp faiz verenler, müslüman ve harbi kâfir karışık ise, o bankadan alınan faiz ve hizmet karşılığı alınan maaş mekruh olur. Müslüman müşterisi çok ise, harama yakın, harbi kâfir müşterisi çok ise, helale yakın mekruh olur. Meşihat-i islamiyyenin çıkardığı Ceride-i ilmiye kitabının 55. sayısının 1744. sayfasında yazılı fetvada da, (Dâr-ül-harbde kâfir bankasına para yatırıp, bankadan faiz almak, şer’an helal olur) buyuruluyor.

Sigortacı ile Dâr-ül-harbde sözleşme yapmak ve vereceği paraları almak helal olur. (İbni Âbidin)

Diyanet Ansiklopedisi’nde ise şöyle diyor:
Ebu Hanife ve imam-ı Muhammed’e göre dâr-ül-harbde müslümanla harbi arasında faiz muamelesi caizdir. Aynı şekilde Hanefi mezhebine göre, fasid kabul edilen alış veriş ve ticari muameleler, bahse girmek ve kumar oynamak da caizdir. Ancak müslümanın bu işlemlerden kazançlı çıkması şarttır. (Faiz maddesi s.121)

Bu vesikalardan da anlaşıldığı gibi, faiz almak caiz olan yerlerde, banka reklamı yapmak da caizdir. Üstelik bankalar, sadece faizli işlem yapmaz, fabrikalara, şirketlere hissedar olmak, bina yapıp satmak, alacaklıların senedini tahsil etmek, para havalesi yapmak gibi birçok faizsiz işlem de yapar. Böyle kazancı haram-helal karışık bir kimsenin verdiği hediyeyi almak, onunla alış veriş ve kira işlemleri yapmak caiz olur. (Hadika)

http://www.sadakat.net/forum/fikih_ve_itikad/faizin_hukmu_ile_alakali-t23.0.html;msg220717#msg220717
 

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,873
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
Kardeşim darul harbte faiz meselesine birşey demiyorum caizdir...(sadece hanefilerde)
Ama bu türkiyedeki bankalardan alınan faiz kesinlikle haramdır..Çünkü Türkiye darul harp değildir...
 

forumdayim

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eyl 2009
Mesajlar
1,156
Puanları
48
Kardeşim darul harbte faiz meselesine birşey demiyorum caizdir...(sadece hanefilerde)
Ama bu türkiyedeki bankalardan alınan faiz kesinlikle haramdır..Çünkü Türkiye darul harp değildir...
kardes, türkiyenin darül harp olup olmadigi hususu mezhebi acidan bakildiginda, imami yusufun fetvasina göre darül harptir... yanliz türkiyedeki bankalarda olan mevduattimiza verilen faiz asla bankaya birakilmamalidir, alinmali ancak yeme icme gibi ihtiyaclarimiza kullanmamaliyiz... bir bankada calisan memurun ifadesi aynen söyleydi, bankada mevduati olanlarin bazilari faizlerini almiyorlar, banka yönetimi bu ve benzeri gelirleri toplayip sene sonu calisanlara kokteyil veriyor... isterseniz faizleri almayin, agalara pasalara bir sisede siz alin ...
 

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,873
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
kardes, türkiyenin darül harp olup olmadigi hususu mezhebi acidan bakildiginda, imami yusufun fetvasina göre darül harptir... yanliz türkiyedeki bankalarda olan mevduattimiza verilen faiz asla bankaya birakilmamalidir, alinmali ancak yeme icme gibi ihtiyaclarimiza kullanmamaliyiz... bir bankada calisan memurun ifadesi aynen söyleydi, bankada mevduati olanlarin bazilari faizlerini almiyorlar, banka yönetimi bu ve benzeri gelirleri toplayip sene sonu calisanlara kokteyil veriyor... isterseniz faizleri almayin, agalara pasalara bir sisede siz alin ...
Biz bankadaki paraların faizlerini bankaya bırakmıyoruz çünkü paralarımız BANKALARDA değil çok şükür..Finans kurumlarında...
İmamı yusuf demişsin...Bu kim...(Kastın İmamı Ebu Yusuf mu?)
Dostum Türkiyede camiler açık...Ezanlar okunuyor...kametler geliyor...isteyen kurbanını kesiyor...
Buna rağmen Türkiye Darul-harp demenin iki ihtimali vardır...
1-Vehhabiler gibi aşırı görüş sahibi olmak...
2-Nefsani sebeblerden faize olan zaaf...(Maalesef Türkiyedeki kalabalık bir cemaatin bir kısmı bu hataya düşüyordu şu an ne yapıyorlar bilmiyorum..)
 

forumdayim

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eyl 2009
Mesajlar
1,156
Puanları
48
Biz bankadaki paraların faizlerini bankaya bırakmıyoruz çünkü paralarımız BANKALARDA değil çok şükür..Finans kurumlarında...
İmamı yusuf demişsin...Bu kim...(Kastın İmamı Ebu Yusuf mu?)
Dostum Türkiyede camiler açık...Ezanlar okunuyor...kametler geliyor...isteyen kurbanını kesiyor...
Buna rağmen Türkiye Darul-harp demenin iki ihtimali vardır...
1-Vehhabiler gibi aşırı görüş sahibi olmak...
2-Nefsani sebeblerden faize olan zaaf...(Maalesef Türkiyedeki kalabalık bir cemaatin bir kısmı bu hataya düşüyordu şu an ne yapıyorlar bilmiyorum..)


kardesim, önce sunu belirteyim, kastim asla ille bu faize benzeyen fazlaligi alin degildir... sadece islamin bir hükmünü acikliga kavusturmaktir...

darül harp ve darül islam hususunda iki görüs vardir...
1. bir yer darül islam olduktan sonra orada kuranin hükümleri kaldirilip laik hukuk cari olsada orasi darül islamdir...
2. bir yerin darül islam veya darül harp olmasinin tek sarti vardir o da oranin islam kanunlariyla yönetilip yönetilmedigine bakilir... bu imam ebu yusufun görüsüdür, yani nefsani degildir...

finans kurumlari meselesi ayri bir muamma,,, nedense verdikleri kar payi su an cari olan faiz oranlarini hic gecmez... kredi verdikleri zamanda faiz yerine masraf denilerek tahsil edilir...
 

Yetim

Kısıtlı Erişim
İhvan Üyesi
Katılım
20 Tem 2007
Mesajlar
2,702
Puanları
0
Yaş
42
kardesim, önce sunu belirteyim, kastim asla ille bu faize benzeyen fazlaligi alin degildir... sadece islamin bir hükmünü acikliga kavusturmaktir...

darül harp ve darül islam hususunda iki görüs vardir...
1. bir yer darül islam olduktan sonra orada kuranin hükümleri kaldirilip laik hukuk cari olsada orasi darül islamdir...
2. bir yerin darül islam veya darül harp olmasinin tek sarti vardir o da oranin islam kanunlariyla yönetilip yönetilmedigine bakilir... bu imam ebu yusufun görüsüdür, yani nefsani degildir...

finans kurumlari meselesi ayri bir muamma,,, nedense verdikleri kar payi su an cari olan faiz oranlarini hic gecmez... kredi verdikleri zamanda faiz yerine masraf denilerek tahsil edilir...
Mesela anodolunun bi yerinde rastladım ekmeğe Ham diyorlar şimdi onlar hamı yerken ekmeği yememişmi oluyor Ne kadar saçma sapan inanç yapıları oluşturmuşsunuz Faize yol açmak için koskoca ülkeyi bile direkmen darul harp ilan ediyorsunuz ve kavramlarla rahatça ( Faiz yerine masraf) oynuyorsunuz tam bir yahudi zihniyeti ...
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
83


Faiz denilen en çirkin ve iğrenç haram hakkında, hiçbir devirde hiçbir ehl-i sünnet alimi bırakın kendisine gölgesine bile cevaz vermemiş ve bu vebâli ve günâhı çok ağır seyyieden her zaman müsülümanlar şeytandan kaçar gibi Allaha sığınmışlardır. İşte Fazin ne kadar şiddetli bir haram olduğuna dair ayetler ve hadisler :

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun! Eğer imanınızda gerçek iseniz, fâizden arta kalanı bırakın almayın.” (Bakara: 278)
Allah-u Teâlâ müminlerin iman etmiş olabilmeleri için fâizi terk etmelerini şart koşuyor ve imanı fâizi bırakmaya bağlıyor. Allah’tan korkup da arta kalan fâizden vazgeçmedikleri takdirde imanla alâkaları kalmıyor. Onlar her ne kadar mümin olduklarını iddiâ etseler de mümin değildirler. Allah-u Teâlâ’nın beyanı, şüphe bırakmayacak şekilde açıktır ve katidir.
“Yok eğer fâizi terketmezseniz, bunun Allah’a ve peygamberine açılmış bir savaş olduğunu bilin.” (Bakara: 279)
Hazret-i Allah ve Resulullah Aleyhisselâm’a harp ilân etmek Hazret-i Allah ve Resulullah Aleyhisselâm’a en büyük isyan ve tuğyandır. Hazret-i Allah ve Resulullah Aleyhisselâm’a harp ilân edip isyan ve tuğyanda bulunanlara müslüman denir mi?
Kâfirlere her zaman savaş açmak zaruri ve gerekli olmadığı halde, bu tür sapık inançtaki insanlarla mücadele etmek kayıtsız şartsız vacip kılınmıştır.
“Eğer fâiz almaktan tevbe ederseniz, ana paranız yine sizindir. Böylece ne kimseye haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” (Bakara: 279)
Fakat tevbe etmezseniz, dinden çıkmanızdan dolayı ilâhî harbe muhatap olmakla kendinize yazık etmiş olursunuz. Hükmü yalnızca fâizi ilgilendiriyor gibi görünen bu Âyet-i kerime’ler, muhtevası ve delâleti bakımından bir çok yasaklara âit hükümleri de içine almaktadır.
Fâizciler hakkında buyurulan hem lafzî hem de mânevî bu şiddetli tehditler, hemen hemen hiçbir tahrim âyetinde yer almış değildir.
Hazret-i Allah’a ve Resul’üne harp ilân etmiş olan bu gibi kimseler en şiddetli bir dil ile lânetlenmişlerdir.
Hakk Celle ve Alâ Hazretleri Âyet-i kerime’lerinde fâizi şiddetle yasaklamıştır:
“Fâizi yemeyiniz!” (Âl-i imran: 130)
Fâiz kesinlikle haram olduğu için, haram bir fiili işlemek Allah-u Teâlâ’nın cezasını mucip olur, fâiz yemek de cezayı gerektirir. Fâiz yiyenler dünyada ve ahirette bu suçun ağır cezasını çekerler.
Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
“Fâiz yiyenler: ‘Fâiz ticaret gibidir.’ dedikleri için kıyamet günü kabirlerinden şeytan çarpmış gibi ihtiyaçlar içinde kalkacaklardır.
Oysa, Allah alış-verişi helâl, fâizi haram kılmıştır.” (Bakara: 275)
Allah-u Teâlâ fâizi ve fâizin girdiği bütün kazanç yollarını kesin olarak haram kıldığı halde; fâiz ile alış-veriş yapıp insanların kanlarını emenler, menfaatleri doğrultusunda fâiz alıp-vermekten çekinmeyenler, Âyet-i kerime’de belirtildiği üzere kıyamet günü kabirlerinden delirmiş gibi perişanlık içinde kalkarlar. Kör gibi, el yordamıyla hareket eden kimse gibi sağa sola yıkıla yıkıla çaresiz olarak dolaşırlar. En çirkin ve en kötü bir görünümle mahşer yerinde teşhir edilirler. Bu hâl onların ayrıca özelliği olacaktır.
Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Miraç gecesinde fâizcileri Âyet-i kerime’nin tasvir ettiği şekilde görmüştür.
“Bundan böyle kime Rabb’inden bir öğüt gelir ve fâizcilikten vazgeçerse, geçmiş günahları kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah’a âittir.
Kim de tekrar fâize dönerse onlar cehennemliktirler. Orada ebedi olarak kalacaklardır.” (Bakara: 275)Allah-u Teâlâ’nın haram kıldığı bir hükmü helâl gören kimse kâfir olur.
“Allah fâizle kazanılanı eksiltir, bereketini tamamen giderir. Sadakası verilen malları ise artırır. Allah küfran-ı nimette bulunan günahkâr hiç kimseyi sevmez.” (Bakara: 276)
Fâizi helâl kılarak, fâiz yiyerek isyana devam etmek suretiyle küfrü gittikçe büyüyen, artan ve katmerleşen hiç kimseyi sevmez, aksine nefret eder.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde mümin kullarına hitap ederek fâiz almayı ve kat kat fâiz yemeyi kesin olarak yasaklamakta ve şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak fâizi yemeyiniz, Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.” (Âl-i imran: 130)
Fâizin kat kat artırılması, bir borca geçmişi eklene eklene fâizin ana para kadar veya daha çok miktarı bulması demektir. Sonuç olarak fâizin azı da çoğu da haramdır.
Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmaktadır:
“Fâiz yetmiş çeşit günaha sebeptir. Bunların en hafifi, kişinin anası ile zinâ etmesi gibidir.” (İbn-i Mâce: 2274)
 

forumdayim

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eyl 2009
Mesajlar
1,156
Puanları
48
Faiz denilen en çirkin ve iğrenç haram hakkında, hiçbir devirde hiçbir ehl-i sünnet alimi bırakın kendisine gölgesine bile cevaz vermemiş ve bu vebâli ve günâhı çok ağır seyyieden her zaman müsülümanlar şeytandan kaçar gibi Allaha sığınmışlardır. İşte Fazin ne kadar şiddetli bir haram olduğuna dair ayetler ve hadisler :

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun! Eğer imanınızda gerçek iseniz, fâizden arta kalanı bırakın almayın.” (Bakara: 278)
Allah-u Teâlâ müminlerin iman etmiş olabilmeleri için fâizi terk etmelerini şart koşuyor ve imanı fâizi bırakmaya bağlıyor. Allah’tan korkup da arta kalan fâizden vazgeçmedikleri takdirde imanla alâkaları kalmıyor. Onlar her ne kadar mümin olduklarını iddiâ etseler de mümin değildirler. Allah-u Teâlâ’nın beyanı, şüphe bırakmayacak şekilde açıktır ve katidir.
“Yok eğer fâizi terketmezseniz, bunun Allah’a ve peygamberine açılmış bir savaş olduğunu bilin.” (Bakara: 279)
Hazret-i Allah ve Resulullah Aleyhisselâm’a harp ilân etmek Hazret-i Allah ve Resulullah Aleyhisselâm’a en büyük isyan ve tuğyandır. Hazret-i Allah ve Resulullah Aleyhisselâm’a harp ilân edip isyan ve tuğyanda bulunanlara müslüman denir mi?
Kâfirlere her zaman savaş açmak zaruri ve gerekli olmadığı halde, bu tür sapık inançtaki insanlarla mücadele etmek kayıtsız şartsız vacip kılınmıştır.
“Eğer fâiz almaktan tevbe ederseniz, ana paranız yine sizindir. Böylece ne kimseye haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” (Bakara: 279)
Fakat tevbe etmezseniz, dinden çıkmanızdan dolayı ilâhî harbe muhatap olmakla kendinize yazık etmiş olursunuz. Hükmü yalnızca fâizi ilgilendiriyor gibi görünen bu Âyet-i kerime’ler, muhtevası ve delâleti bakımından bir çok yasaklara âit hükümleri de içine almaktadır.
Fâizciler hakkında buyurulan hem lafzî hem de mânevî bu şiddetli tehditler, hemen hemen hiçbir tahrim âyetinde yer almış değildir.
Hazret-i Allah’a ve Resul’üne harp ilân etmiş olan bu gibi kimseler en şiddetli bir dil ile lânetlenmişlerdir.
Hakk Celle ve Alâ Hazretleri Âyet-i kerime’lerinde fâizi şiddetle yasaklamıştır:
“Fâizi yemeyiniz!” (Âl-i imran: 130)
Fâiz kesinlikle haram olduğu için, haram bir fiili işlemek Allah-u Teâlâ’nın cezasını mucip olur, fâiz yemek de cezayı gerektirir. Fâiz yiyenler dünyada ve ahirette bu suçun ağır cezasını çekerler.
Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
“Fâiz yiyenler: ‘Fâiz ticaret gibidir.’ dedikleri için kıyamet günü kabirlerinden şeytan çarpmış gibi ihtiyaçlar içinde kalkacaklardır.
Oysa, Allah alış-verişi helâl, fâizi haram kılmıştır.” (Bakara: 275)
Allah-u Teâlâ fâizi ve fâizin girdiği bütün kazanç yollarını kesin olarak haram kıldığı halde; fâiz ile alış-veriş yapıp insanların kanlarını emenler, menfaatleri doğrultusunda fâiz alıp-vermekten çekinmeyenler, Âyet-i kerime’de belirtildiği üzere kıyamet günü kabirlerinden delirmiş gibi perişanlık içinde kalkarlar. Kör gibi, el yordamıyla hareket eden kimse gibi sağa sola yıkıla yıkıla çaresiz olarak dolaşırlar. En çirkin ve en kötü bir görünümle mahşer yerinde teşhir edilirler. Bu hâl onların ayrıca özelliği olacaktır.
Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Miraç gecesinde fâizcileri Âyet-i kerime’nin tasvir ettiği şekilde görmüştür.
“Bundan böyle kime Rabb’inden bir öğüt gelir ve fâizcilikten vazgeçerse, geçmiş günahları kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah’a âittir.
Kim de tekrar fâize dönerse onlar cehennemliktirler. Orada ebedi olarak kalacaklardır.” (Bakara: 275)Allah-u Teâlâ’nın haram kıldığı bir hükmü helâl gören kimse kâfir olur.
“Allah fâizle kazanılanı eksiltir, bereketini tamamen giderir. Sadakası verilen malları ise artırır. Allah küfran-ı nimette bulunan günahkâr hiç kimseyi sevmez.” (Bakara: 276)
Fâizi helâl kılarak, fâiz yiyerek isyana devam etmek suretiyle küfrü gittikçe büyüyen, artan ve katmerleşen hiç kimseyi sevmez, aksine nefret eder.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde mümin kullarına hitap ederek fâiz almayı ve kat kat fâiz yemeyi kesin olarak yasaklamakta ve şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak fâizi yemeyiniz, Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.” (Âl-i imran: 130)
Fâizin kat kat artırılması, bir borca geçmişi eklene eklene fâizin ana para kadar veya daha çok miktarı bulması demektir. Sonuç olarak fâizin azı da çoğu da haramdır.
Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmaktadır:
“Fâiz yetmiş çeşit günaha sebeptir. Bunların en hafifi, kişinin anası ile zinâ etmesi gibidir.” (İbn-i Mâce: 2274)

kardesim biz bunlari reddetmiyorz bilakis cok dogrudur... ancak bildiginiz gibi cinsi münasebet, nikah ile caiz nikahsiz zina olur... durum bu olunca neyin faiz neyin olmadigi nerde bu fazlalik faiz, nerde olmadigi hususu cok önemlidir...

müslümana faiz haramdir uzak durun demek kolayciliktir... sanki faizin haram olmadigini söyleyen var hasa... onun icin belki sizin bir sabit fikriniz olabilir, ancak bizim müslümana önerimiz, ehli sünnet alimlerinin fetvalarini dikkatle okumasi sonrada kalbinin hangi yönde kanaati belirtirse ona uymasidir...
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
83
kardesim, bankadan kredi almak mutlaka mecburiyet oldugundandir... bu durumda hic süpheye düseden alip kullanabilirsiniz...
faiz, sadece müslümanlar arasinda haramdir... banka bir müessesedir, oranin dini olmaz... ancak oraya yatirilan mevduata tesekkül edilen faiz, alinir ancak cogu müslümanlardan alinan paradan verilmis olacagindan kisinin yeme icme gibi ihtiyaclarina kullanilmamalidir... yabanci ülkede olanlar,alip istedikleri gibi harcaya bilirler... bu konunun hülasasi budur...

Faiz hakkındaki hükümleri redetmiyorsun da; yukarıda faiz hakkında verilmiş hüküm size ait bir hüküm değil mi ! Bunalr ne oluyor ? Bu hükümler hangi ehl-i sünnet alimi, hang kitabında zikretmiş ? Bankaların dini yok diye hayatımızı onlardan aldığımız ve onlara verdiğimiz faizlerle mi sürdüreceğiz ? Fazin yem-içme gibi ihtiyaçlarda kullanılmaması onu helâl sınıfına mı sokuyor ? Yabncı ülkelerde yaşayanlar, oralarda neden ve hangi sebepten dolayı bulunuyorlar acaba hepsi zaruretten dolayı mı ordalar ? Sen ne dediğinin farkında mısın ? Sen bu ifadlerinle din dairesinden çoktan çıkmış bir durumdasın ! Bence iman ve evli isen nikâh tazelemen gerekir. Vesselâm. :rtfm:

faiz haram deyip
faiz istemeyen tüm üyelerden
borç vermelerini istirham ederim...
ana parayı da ne zaman öderim Allah bilir.
Faize Alalh-u Tealâ "haram" hükmü vermiştir. Ve faizi ayaklarının altına alan ilk kişi de Rasulllah (s.a.v.) Efendimizdir. Siz bu sözlerinizle demek ki, "faize haram" falan demiyorsunuz !' Ve faiz istemyenlerden de değilsiniz ! Öyle mi ? Böyle inandığına göre sanırım İblis size istediğiniz kadar borç verebilir... Hemn ona başvur ! :eek:hmy:

Dostum senin galiba başına Ramazan orucu vurmuş...
][/B]
Oruç hiç bir müslümanın başına vuran bir ibadet değildir! Bu tabir daha çok oruç tutmayan ateisdtlerin bir tabiridir. Çünkü, oruç insanın başıan vurmaz bilâkis müslümanlara çok insani ve ulvi güzellikler kazandırarak melekiyet özellikleri kazandırır. Bu sebeple "oruç başına vurmuş!" tabiri günâhtan hali değildir. Müslümanlarınböyle sokak tabirlerini kullanmaması gerekiyor. Bizden hatırlatması... :(
 

serdengeçtı

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
14 Eki 2006
Mesajlar
1,777
Puanları
0
kardesim biz bunlari reddetmiyorz bilakis cok dogrudur... ancak bildiginiz gibi cinsi münasebet, nikah ile caiz nikahsiz zina olur... durum bu olunca neyin faiz neyin olmadigi nerde bu fazlalik faiz, nerde olmadigi hususu cok önemlidir...
zina dört şahit huzurunda yapıldığı vakit te zina dır, kuytu bir köşe de yapıldığı vakitte zina dır..:)
 

forumdayim

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eyl 2009
Mesajlar
1,156
Puanları
48
zina dört şahit huzurunda yapıldığı vakit te zina dır, kuytu bir köşe de yapıldığı vakitte zina dır..:)
eger o zina ise , gizli veya asikar olmasinin sadece dünyada cezai hükmü degisir... ya görenlerin zanni ise oysa onlar nikahli ise durum daha vahim dir, sahit olanlar icin...
onun icin dini konularda mesela faiz konusunda mutlaka genis olarak arastirilmali sinirlar cizilmeli... ancak bilindigi gibi mezhepler arasindaki ufak tefek görüs ayriliklarinida göz ardi edilmemeli ve kisinin dinden ciktigina ve nikahinin düstügüne hüküm verilmemeli, bu vebale muciptir... herkes mezhebi cercevesinde inanma özgürlügüne sahiptir...
 
Üst