eyvah abime aşık olmuşum!!! | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

eyvah abime aşık olmuşum!!!

mdumlupınar

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ağu 2007
Mesajlar
1,630
Puanları
0
Yaş
32
SEVGİLİ KARDEŞLERİM BU YAZIYI SIKILMADAN SONUNA KADAR OKUMANIZI RİCA EDİYORUM, ,İNŞALLAH ALACAĞINIZ DERSLER VARDIR.......




ANNEM...

ANNECİĞİM...

3 yıl kadar önceydi, 16 yaşındaydım, hatırlıyor musun?
Bir gazetede yayımlanan Bir Annenin Feryadı başlıklı bir yazıyı kaç kere okutturmuş ve gözyaşları arasında o acılı anneye dualar etmiş, onun için üzülmüş ve kimsenin böyle bir duruma düşmemesi için dilekler dilemiştik...

Özellikle bizim aile ve kendimiz için dualar etmiştik...

Dizinin dibine oturur, başımı gül kokulu göğsüne yaslar; bal akıtan dilinden nasihatler dinlerdim. Yüreğinin atışında ve her anlatışında bizler vardık. Verdiğin o öğütler, yolumu aydınlatır, ufkumu açar, kendime olan güvenimi artırır, hayata bakışımı şekillendirirdi.

Beynim dinç, ruhum diri, yüreğim huzura kavuşmuş olarak ayrılırdım yanından... Ve biz aile olarak asla parçalanmayacağız derdim kendi kendime...
Arkadaş seçimine dikkat et; Sibel le ilişkilerini sınırlı ve mesafeli tut derdin... Dinlerdim ve tutardım da nasihatlerini...

Ama ne oldu da bu hale geldik, hala anlayabilmiş ve sırrını çözebilmiş değilim anne... Gelsem, kapını çalsam; hem evinden hem de yüreğinden içeri alacaksın, biliyorum;
Ama buna yüzüm yok.... Utanç yığınıyım anne... Hep 16 yaşındaki bebeğin olarak kalsaydım da, sana bu acı ve utancı tattırmasaydım...

İki yıl Atheneum da okudum; benimle gurur duyuyordunuz. Yüzümüzü güldürecek, topluma hizmet eden bir insan olacaksın yavrum diye, benden herkese övgüyle bahsediyordunuz... İkinci yıl sınıfta kaldım, üzerinde durup, nedenlerini araştırmadınız; sorup/soruşturmadınız...

O yıl ben, Sibel in internet alışkanlığının kurbanı oldum. Sanal ortamda yazışmalar hoşuma gitmişti ve uzun zaman biriyle haberleşmiştim. Dersleri askıya almış, gece-gündüz bilgisayar başında arkadaşımla yazışıyorduk... Benim bu halimden bile övgüyle bahsediyor, Aferin benim yavruma! Gece-gündüz ders çalışıyor" diyordunuz...

Uzun zaman intenette yazıştığım, hatta kim olduğunu bilmeden, yüzünü görmeden aşık olduğum gençle tanışmak üzere randevulaştık. Korkuyor, çekiniyordum; ama daha fazla dayanamadım ve randevu sözü verdim...

Okan la bir kütüphanede buluşacak ve ben elimde, bir roman okuyor olarak onu karşılayacaktım... Okan, tarif ettiği giyimiyle sözleştiğimiz saatte karşımda duruyordu...
Ama bu olamazdı anne!!! Çünkü karşımda ağabeyim Erhan duruyordu... Aylarca yazıştığım, şiirler gönderdiğim, sevda şarkıları bestelediğim ve hatta sevdiğimi haykırdığım kişi kardeşim Erhan mış... Göz göze geldik, bakışlarımız mum gibi birbirimizi eritiverdi. Bir utanç yığınıydık.. Kanımın donduğunu, dünyanın durduğunu hissettim bir an... Gözlerinde yanan ışığın söndüğünü, alev alev fışkıran bir ocağa döndüğünü gördüm. Onurluydu, namusluydu ve o bir erkekti... Dövmedi, sövmedi; beni utancımla baş başa bıraktı ve çekip gitti...

Onunla dövüşür, kapışır, kırgın ve küs gezerdik ya anne; şimdi onu ne çok özlüyorum bir bilsen!.. Gömlek ve pantolonlarını ütülemeyi, odasına çay-kahve götürmeyi, yatağını düzeltmeyi bile özledim anne... O gidince dünyanın yükü omuzuma bindi sanki... Ağabeyimin evi neden terk ettiğini hep merak ederdin ya anne, işte gizlenen bu sır ve utançtandı...

Ağabeyimi görmedim ondan sonra; ama, onu görenlerden haberini aldım. İyiymiş, sağlıklı ve çalışıyormuş. Evlenmiş ve bir de kızı olmuş... İsmini de bu 'yaşamıyasıca kızının adını koymuş... Elif diyorlarmış yeğenime... Ağabeyimin beni affettiğinin bir işareti mi bu anne?

Onun evden gidişinin ve ailenin büyük bir acıyla karşılaşmasının müsebbibi olarak her şeyi askıya almış, okulu boşlamış ve sigaraya başlamıştım.

Anne, yine hani bir dergide; genç kızlar "Fuhuş Tuzağı na düşmemeleri hususunda uyarılıyordu ya hatırlıyor musun? İnsanoğlu ne çok unutkan oluyor...

Okula artık laf olsun diye takılıyor ve yaşadığım o olayın etkisinden bir türlü kurtulamıyor, değişik yollar deniyor, bir çıkış arıyordum... O günlerdec Okul önünde, sarı saçları, yeşil gözleri, pahalı giysileri ve son model arabası olan bir genç sürekli beni izlemeye başladı. Her türlü konuşma ve arkadaşlık tekliflerini reddettim; diretti, inat etti ve beni sonunda pes ettirdi. Beraberce çıkmaya başlamıştık. Beni her gün güllerle; bazen de pahalı hediyelerle karşılıyordu...

Önceleri sadece elimi tutuyor, öpmeye bile yanaşmıyordu. Her hali, her tavrı beni kendine bağlamış ve sırılsıklam aşık olmuştum. Onunda beni sevdiğinden ve dürüst olduğundan emindim. Çünkü benden istifade etmeye asla yanaşmıyordu. Her şeyi evliliğe saklamalıyız, seni tertemiz olarak ak duvağınla kabul etmek istiyorum diyordu...
Romantizmin doruğunda bir aşk yaşıyorduk. Ayaklarım yer değmiyordu. Annem, canım anneciğim! Senin öğütlerini ve başıma nelerin geleceğinin hesabını çoktan unutmuştum.

Bir gün Serhan ın oldum; nasıl oldu hala anlamış değilim. Şu an müptelası olduğum uyuşturucuyu, ilk o gün içirmiş olabilir mi diye zaman zaman düşünüyorum.. Ama ne fayda!
Zordayım, dardayım, dipsiz karanlık kuyulardayım anne!... Feryadımı duyduğunu ve her gün gözyaşları içerisinde yolumu beklediğini biliyorum...
Anne! Ağabeyimin evi terk edişine alışamamışken, benim de ortalardan kayboluşum sizi fena halde yıktı biliyorum. Benimle ilgili gerçekleri öğrendiğinizde kahrolacağınızı bildiğimden gitmek zorundaydım anne... Her şeyi anında sana anlatsam bu hallerin hiçbiri başıma gelmeyecekti; ama bunun için artık çok geç...

Serhan, kendisiyle olduğum o utanç anını video olarak görüntülemiş. Bu rezil kaseti size gösterme tehdit ve şantajıyla beni sizden kopardı. "Birbirimizi seviyorsak, ailemi evliliğe razı ederim, böyle bir çirkefliğe neden gerek duydun" diye sorduğumda verilen cevap benim bitişimin başlangıcıydı....

"Ne evliliği be! Bundan böyle benim malımsın ve istediğim şekilde hareket etmek zorundasın! Aksi halde başına gelebilecekleri sen hesapla!.."
Parasız kaldığını söyleyerek başka erkeklere pazarlandım, uyuşturucu bulamama korkusuyla her denilene boyun eğdim. İnsanlığımdan, kadınlığımdan zerre kalmadı anne. İçimde yanan koca bir ateş her gün beni yakıp bitiriyor. Ateşten sıcak olan o kucağını özledim, gül kokunu, yüreğinin atışını, şefkatli bakışını özledim anne!..

Bir gün bu hayata elveda diyeceğim, belki de senden önce göçeceğim.. Saçlarım ve gözlerim artık gece siyahı değil!.. Sarı ve yeşil oldular anne.. Burnum da düzeltildi...
Öldüğümde teşhis için seni çağırırlarsa tanımakta zorlanır ve belki de, "bu benim nazlı kızım Elif im değil" der çeker gidersin.. Beni yadellere bırakma anne, beni de al yanına; beni de götür gideceğin yere....

Beni, sol göğsümün, tam yüreğimin üstüne yaptırdığım ve ANNEM yazdırdığım dövmeden tanı anne!..
Ben bunu sana olan sevgimin bir nişanesi olarak kazdırdım ve beni ölünce rahat tanıyasın diye yazdırdım anne!...

Serhan ı polise şikayet ettim, üç gün sonra çıkıp geldi ve daha da azıttı, korkuyorum anne!.. Bu şebekeyi durduracak tek güç; aileler ve özgüvenle donatılmış gençlerdir...

Anne, bu mektubu sana mı yazdım, yoksa benden sonra bu tuzağa düşmesini istemediğim genç kızlara mı bilemiyorum...

Ben söylenen sözlerden, edilen nasihatlerden ders alsaydım bu hale gelmezdim elbette, benim yazdıklarımdan da gençlik ibret almayacak ve bu fuhuş şebekesi, bu uyuşturucu ve organ mafyası kirli çarklarını işletip duracaklardır.

Nice masum gencin canı yanacak, onuru, namusu incinecektir. Ama ben son bir kez bana düşen insanlık görevimi yapayım ve sana sesimi ulaştırayım istedim... Sen beni mutlaka duyacak ve affedeceksin biliyorum ama, Müslüman-Türk kızları bu çığlığıma kulak verecek mi bilmiyorum ANNE...

Seni seven kızın Elif...
 

HENGAMe

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
1,386
Puanları
0
Yaş
38
Ibretli ve olağan şeyler..
O yaştaki gençler bu sözleri okumazki..
Okusa bilde illa kendine güzel bir pay çıkartmasını becerir..
Anne babalar iman temelini sağlam atmalı ki bina her sallantıya karşı dayanıklı olmalı...
Allah yardımcımız olsun bazen çocuklarımı okula bile göndermek istemiyorum böyle şeyler okuyup izleyince..
En iyisi köye taşınıp orda hayatı idame ettirmek..
 

_Berceste_

bir tutam delilik...
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2010
Mesajlar
6,798
Puanları
0
ALLAH muhafaza,olabilecekmek en kötü olay
Rabbim nefsimizin ve nefislerin serrinden korusun.
 

sabır hafızım

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
8 Ara 2007
Mesajlar
398
Puanları
0
Elhamdülillahillezi afana minmebtelake bihi fazzalena ala kesirin mimmen halega tefzila...
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0
kaçış kurtuluş demek olsa hep birlikte kaçılır :)

bilinçlendirmek gerekiyor çocukları, vicdanî bir yeti vermeli ki gözetim altında olmadığı durumlarda bile kendi kendini yönetebilsin.

kurtlar sofrası mı deniyor bu duruma bilemiyorum ama kurtların sofrasında hayatta kalabilecek güçte yetiştirmeli.

sakınmak, çöpü resmen batırıyor bazen çok görüyorum ailelerde.
 

mdumlupınar

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ağu 2007
Mesajlar
1,630
Puanları
0
Yaş
32
Rabbim muhafaza insaAllah...
 

yanmaztava

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
8 Eki 2010
Mesajlar
5
Puanları
0
yaşadığı olay ne olursa olsun ailesin den özellik le annesin den gizlemeyen paylaşan çocuklar yetiştirmeye özen göstermeliyiz
 

ebkem

Baş Yücelik
İhvan Üyesi
Katılım
4 Ara 2011
Mesajlar
3,128
Puanları
83
Ne acı gerçek olmamasını umuyorum. Nette bilmediğin isimlerle yazışmak muhabbet etmek yani özelden ne kerih bir işmiş daha net anlaşılıyor. Allah kadına da erkeğe de ağırık vakar nasip etsin.

"O yıl ben, Sibel in internet alışkanlığının kurbanı oldum. Sanal ortamda yazışmalar hoşuma gitmişti ve uzun zaman biriyle haberleşmiştim. Dersleri askıya almış, gece-gündüz bilgisayar başında arkadaşımla yazışıyorduk... Benim bu halimden bile övgüyle bahsediyor, Aferin benim yavruma! Gece-gündüz ders çalışıyor" diyordunuz...


Uzun zaman intenette yazıştığım, hatta kim olduğunu bilmeden, yüzünü görmeden aşık olduğum gençle tanışmak üzere randevulaştık. Korkuyor, çekiniyordum; ama daha fazla dayanamadım ve randevu sözü verdim..."

Burada her şey internette başladı yani tanımadığı etmediği insanlarla yazışmaktan.İnsan nasıl aşık olabilir görmediği etmediği insana o da ayrı mesele. Ne dandik işler ya, akıl mantık sağduyu diye kavramları sadece lugatte mi biliyoruz biz.

Hiç de samimi olunmuyor, mevzu tamamen nefsi tatmin, kullan o an gönlünü hoş et, nedir biliyor musunuz normalde belki sokakta görse gözüne bakmaktan sakınır ama burada haram değil ya konuş ha babam konuş sanki burada tanımadığı etmediği mahremi oluyor, haramlık kalkıyor ortadan.Ne rezillik, ne düşüklük..ftir olurum forumlarda potansiyel koca ve "karı" nazarıyla bakanlara..Esra Erol'a çıkın anacım.

Ahh Rabbim ahh nefislerimize yem etme bizi.
 
Üst