EylÜl İŞte.....nam-i DİĞer HÜzÜn Ayi...

akifturker

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
10 Eki 2006
Mesajlar
20
Puanları
0
Yaş
36
Eylül... Fersude sonbaharların giriş kapısı... İlk yaz rüzgârından alınmış bir hızla savrulan düşüncelerin,hayallerin ve avare zamanların yorgunluğu, kırgınlığı, pejmürdeliği içinde yeniden derlenip toparlanması gereken hayatın rengi... Ve yeniden başlamanın yorgun ritmini hatırlatan yağmurlar... Bölük pörçük hatıralar, kırık dökük sevinçler... Şiir kılığında gelen acı...

Eylül işte; nâm–ı diğer, hüzün...

Eylül... Her şair için ayrı bir Leyla; kurşunî gelinlikler giyinip de gelen... Dilemmaların çıldırtıcı sükunu bir yanda; ve bir yanda sislerin ve buğuların ardından sökün edip yürümüş sancıların ilhamı... Katar katar uzaklaşan kuşların kanatlarına yüklenen son arzular kadar umutsuz ve beklenesi...

Eylül işte; nâm–ı diğer, pişmanlık...

Bilmiyorum, siz bu yazıyı okurken yağmur yağıyor olacak mı?.. Belki yapraklar savruluyordur şimdi bulunduğunuz şehirde; belki sular kararıyordur yavaş yavaş... Altın kızılı bir gurubun soyunmuş dalında çifte kumruları seyrediyorsunuz belki de... Bir sanatoryum bahçesinde gezinen uzun saçlı, zayıf ve genç iki kaderdaştır belki ikindiler ve yağmurlar... Belki sizin kentin huzurludur akşamları, belki de alaca düşmüş gecenin bir yüzünde siyah tırnaklarını ruhunuza geçirmeye çalışan ifritler dolaşır...

Eylül işte; nâm–ı diğer melal...

Tenha yollar, aşınmış günler, hayata dar gelen arzular ve kanadı kırık kuşlar... Tabiatın birden uyanıp gerçeği gören yüzü... Kıymeti bilinmeyen lezzetin çamurlara bulaşmış sarı bir acılık tarafından istilasına karşı şaşkınlık... Acıların beyhude, sevinçlerin zavallı, mutlulukların fanî olduğunu anlamanın dehşeti...

Eylül işte; nâm–ı diğer, ölümün rengi...

Eylül... Yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği... Uçuk benizli koşuşturmacalar, yeniden kurulan defter–kitap pazarı... Eski okul çantasına kalem yerine ancak gözyaşını koyarak okula giden minik adımlar... Yoksul mahallelerde gitgide çamurlanacak karanlık sokaklar... Camlara mıhlanıp 70 yıllık muhteşem bir sükût ile yolları seyreden kırçıl hatıralar... Ciğer paresini okula eksik kitapla gönderen annenin yüreğindeki çizik... Para etse canını da verir ama...

Eylül işte; nâm–ı diğer, acının mührü...

İskender PALA
 

zerefşan

sustum...
İhvan Üyesi
Katılım
6 Haz 2006
Mesajlar
1,224
Puanları
0
eylül işte kavuşmanın ve ayrılığın ayı....
 

DJ MESNEVI

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
1,462
Puanları
0
of durun ayrılık demeyin beh icim kalkıyo:(
 

merkam

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
15 Eki 2006
Mesajlar
372
Puanları
0
EylÜl Bİr YapraĞin ÖlÜm . Bİr Dalin KuruyuŞ Sebebİ...eylÜl Nami DeĞer AŞk EylÜl Nami DeĞer YaŞ EylÜl Var OluŞ... Allah Razi Olsun KardeŞ...
 

:)zeynep(:

Hakve
İhvan Üyesi
Katılım
9 Ağu 2006
Mesajlar
5,094
Puanları
0
Eylül İşte





Eylül...


Fersude sonbaharların giriş kapısı...


İlk yaz rüzgârından alınmış bir hızla savrulan düşüncelerin,


hoyrat hayallerin ve avare zamanların yorgunluğu, kırgınlığı,


pejmürdeliği içinde yeniden derlenip toparlanması gereken hayatın rengi...


Ve yeniden başlamanın yorgun ritmini hatırlatan yağmurlar...


Bölük pörçük hatıralar, kırık dökük sevinçler...


Şiir kılığında gelen acı...




Eylül işte; nâm-ı diğer, hüzün...




Eylül...


Her şair için ayrı bir Leyla; kurşunî gelinlikler giyinip de gelen...


Dilemmaların çıldırtıcı sükunu bir yanda;


ve bir yanda sislerin ve buğuların ardından sökün edip yürümüş sancıların ilhamı...


Katar katar uzaklaşan kuşların kanatlarına yüklenen son arzular kadar umutsuz ve beklenesi...




Eylül işte; nâm-ı diğer, pişmanlık...




Bilmiyorum, siz bu yazıyı okurken yağmur yağıyor olacak mı?..


Belki yapraklar savruluyordur şimdi bulunduğunuz şehirde;


belki sular kararıyordur yavaş yavaş...


Altın kızılı bir gurubun soyunmuş dalında çifte kumruları seyrediyorsunuz belki de...


Bir sanatoryum bahçesinde gezinen uzun saçlı,


zayıf ve genç iki kaderdaştır belki ikindiler ve yağmurlar...


Belki sizin kentin huzurludur akşamları,


belki de alaca düşmüş gecenin bir yüzünde siyah tırnaklarını


ruhunuza geçirmeye çalışan ifritler dolaşır...




Eylül işte; nâm-ı diğer melal...




Tenha yollar, aşınmış günler, hayata dar gelen arzular ve kanadı kırık kuşlar...


Tabiatın birden uyanıp gerçeği gören yüzü...


Kıymeti bilinmeyen lezzetin çamurlara bulaşmış


sarı bir acılık tarafından istilasına karşı şaşkınlık...


Acıların beyhude, sevinçlerin zavallı,


mutlulukların fanî olduğunu anlamanın dehşeti...




Eylül işte; nâm-ı diğer, ölümün rengi...




Eylül...


Yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği...


Uçuk benizli koşuşturmacalar, yeniden kurulan defter-kitap pazarı...


Eski okul çantasına kalem yerine ancak gözyaşını koyarak okula giden minik adımlar... Yoksul mahallelerde gitgide çamurlanacak karanlık sokaklar...


Camlara mıhlanıp 70 yıllık muhteşem bir sükût ile yolları seyreden kırçıl hatıralar...


Ciğer paresini okula eksik kitapla gönderen annenin yüreğindeki çizik...


Para etse canını da verir ama...




Eylül işte; nâm-ı diğer, acının mührü...

 

~∂üяя-ι ¢αη

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ağu 2009
Mesajlar
5,846
Puanları
0
Eylül işte; nâm–ı diğer, acının mührü… {İskender Pala}




Eylül… Fersude sonbaharların giriş kapısı… İlk yaz rüzgârından alınmış bir hızla savrulan düşüncelerin, hoyrat hayallerin ve avare zamanların yorgunluğu, kırgınlığı, pejmürdeliği içinde yeniden derlenip toparlanması gereken hayatın rengi… Ve yeniden başlamanın yorgun ritmini hatırlatan yağmurlar… Bölük pörçük hatıralar, kırık dökük sevinçler… Şiir kılığında gelen acı…

Eylül işte; nâm–ı diğer, hüzün…

Eylül… Her şair için ayrı bir Leyla; kurşunî gelinlikler giyinip de gelen… Dilemmaların çıldırtıcı sükunu bir yanda; ve bir yanda sislerin ve buğuların ardından sökün edip yürümüş sancıların ilhamı… Katar katar uzaklaşan kuşların kanatlarına yüklenen son arzular kadar umutsuz ve beklenesi…

Eylül işte; nâm–ı diğer, pişmanlık…

Bilmiyorum, siz bu yazıyı okurken yağmur yağıyor olacak mı?.. Belki yapraklar savruluyordur şimdi bulunduğunuz şehirde; belki sular kararıyordur yavaş yavaş… Altın kızılı bir gurubun soyunmuş dalında çifte kumruları seyrediyorsunuz belki de… Bir sanatoryum bahçesinde gezinen uzun saçlı, zayıf ve genç iki kaderdaştır belki ikindiler ve yağmurlar… Belki sizin kentin huzurludur akşamları, belki de alaca düşmüş gecenin bir yüzünde siyah tırnaklarını ruhunuza geçirmeye çalışan ifritler dolaşır…

Eylül işte; nâm–ı diğer melal…

Tenha yollar, aşınmış günler, hayata dar gelen arzular ve kanadı kırık kuşlar… Tabiatın birden uyanıp gerçeği gören yüzü… Kıymeti bilinmeyen lezzetin çamurlara bulaşmış sarı bir acılık tarafından istilasına karşı şaşkınlık… Acıların beyhude, sevinçlerin zavallı, mutlulukların fanî olduğunu anlamanın dehşeti…

Eylül işte; nâm–ı diğer, ölümün rengi…

Eylül… Yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği… Uçuk benizli koşuşturmacalar, yeniden kurulan defter–kitap pazarı… Eski okul çantasına kalem yerine ancak gözyaşını koyarak okula giden minik adımlar… Yoksul mahallelerde gitgide çamurlanacak karanlık sokaklar… Camlara mıhlanıp 70 yıllık muhteşem bir sükût ile yolları seyreden kırçıl hatıralar… Ciğer paresini okula eksik kitapla gönderen annenin yüreğindeki çizik… Para etse canını da verir ama…

Eylül işte; nâm–ı diğer, acının mührü…

İskender PALA
 

umeyme

...'SessizLik'...
İhvan Üyesi
Katılım
31 Eki 2007
Mesajlar
1,833
Puanları
0
EyLüL işte; Nâm-ı diğer, Hüzün...

Eylül... Fersude sonbaharların giriş kapısı... İlk yaz rüzgârından alınmış bir hızla savrulan düşüncelerin, hoyrat hayallerin ve avare zamanların yorgunluğu, kırgınlığı, pejmürdeliği içinde yeniden derlenip toparlanması gereken hayatın rengi... Ve yeniden başlamanın yorgun ritmini hatırlatan yağmurlar... Bölük pörçük hatıralar, kırık dökük sevinçler... Şiir kılığında gelen acı...

Eylül işte; nâm–ı diğer, hüzün...

Eylül... Her şair için ayrı bir Leyla; kurşunî gelinlikler giyinip de gelen... Dilemmaların çıldırtıcı sükunu bir yanda; ve bir yanda sislerin ve buğuların ardından sökün edip yürümüş sancıların ilhamı... Katar katar uzaklaşan kuşların kanatlarına yüklenen son arzular kadar umutsuz ve beklenesi...

Eylül işte; nâm–ı diğer, pişmanlık...

Bilmiyorum, siz bu yazıyı okurken yağmur yağıyor olacak mı?.. Belki yapraklar savruluyordur şimdi bulunduğunuz şehirde; belki sular kararıyordur yavaş yavaş... Altın kızılı bir gurubun soyunmuş dalında çifte kumruları seyrediyorsunuz belki de... Bir sanatoryum bahçesinde gezinen uzun saçlı, zayıf ve genç iki kaderdaştır belki ikindiler ve yağmurlar... Belki sizin kentin huzurludur akşamları, belki de alaca düşmüş gecenin bir yüzünde siyah tırnaklarını ruhunuza geçirmeye çalışan ifritler dolaşır...

Eylül işte; nâm–ı diğer melal...

Tenha yollar, aşınmış günler, hayata dar gelen arzular ve kanadı kırık kuşlar... Tabiatın birden uyanıp gerçeği gören yüzü... Kıymeti bilinmeyen lezzetin çamurlara bulaşmış sarı bir acılık tarafından istilasına karşı şaşkınlık... Acıların beyhude, sevinçlerin zavallı, mutlulukların fanî olduğunu anlamanın dehşeti...

Eylül işte; nâm–ı diğer, ölümün rengi...

Eylül... Yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği... Uçuk benizli koşuşturmacalar, yeniden kurulan defter–kitap pazarı... Eski okul çantasına kalem yerine ancak gözyaşını koyarak okula giden minik adımlar... Yoksul mahallelerde gitgide çamurlanacak karanlık sokaklar... Camlara mıhlanıp 70 yıllık muhteşem bir sükût ile yolları seyreden kırçıl hatıralar... Ciğer paresini okula eksik kitapla gönderen annenin yüreğindeki çizik... Para etse canını da verir ama...

Eylül işte; nâm–ı diğer, acının mührü...



İskender PALA

 

Ahver

Âsî İşgâl Kuvvetleri
İhvan Üyesi
Katılım
24 Tem 2007
Mesajlar
2,871
Puanları
0
Hoşgeldi Eylül.

Hüzne Eylül ile "hoşgeldin" der zaman,seninle veda eder...:)

Sonbaharın sonudur seni getiren zaman.Ama gitsin de istemezsin Eylül hayatından.

Her mevsimin içinde bir Eylül saklıdır zaten her zaman.

***
Teşekkürler mâsum kız.
 

vakt-i seher

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
189
Puanları
0
iskender palanın kalemi çok güzel hangi konuda yazsa gzl oluyor...
okumuştum tekrar vesile oldunz saolasınız...:)
Eylül işte; nâm–ı diğer, acının mührü...
 

polatini

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ağu 2007
Mesajlar
3,538
Puanları
0
konu eylül konu hüzün
başlık eylül başlık hüzün

ne hüznü severim
ne eylülü
ama nedense hep benimle olurlar.
eylül ve ben
sarı yapraklar sokaklarda
yüzüme vuran o yaz sonu serinliği
offff
sevmiyorum işte sevmiyorum....
 
Üst