Erkekleşen Bacılar, Hanımlaşan Abiler.. | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Erkekleşen Bacılar, Hanımlaşan Abiler..

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
9,800
Puanları
113
Kariyer yapayım derken yada kariyer yapıp neredeyse erkek milletinden sayılabilecek hale gelmiş hanımlar hakkında ne dersiniz?
mesela geçen aylarda bir bacı onlarca erkeğe yönelik cinsel tacizin vs cinsel içeriğin defalarca geçtiği kadın ve çocuk istismarını anlatan bir sunum yaptı. Bu sunumu yaparken yüzü kızardı mı bilmem ama sonra ona bunu sorduğumda onu etkilemediğini söyledi. Ben ise eşimin bırakın bu konuyu anlatmasını bu kadar yoğunluklu erkeğin karşına çıkarıp konuşturmam dedim. Bu konuda ne dersiniz? tabi erkekler bu konudan beri değil. Acaba unisexleşiyor muyuz, Allah muhafaza.
 

Yahayy

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Ocak 2014
Mesajlar
4,603
Puanları
63
Konunun direkt özüyle ilgili değil ama bir anekdot olarak.

Yazarların künye kullanış biçimleri bile sünneti anlama, hayata yansıtma biçimlerindeki çarpıklığı gösteriyor.

Arap toplumuna ait argümanları İslâm dininin bir parçası gibi göstermekten vazgeçmedikçe akleden insanlarla anlaşmanız çok zor.



Used Tapatalk
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
9,800
Puanları
113
"erkekleşen kadın" sendromuAradıkları kriterlerden vazgeçen kadınlar evlenmeye hiç niyeti olmayan ya da boşanmış ve tekrar evlenmeye tövbe etmiş erkeklerle çevrili olduğunu fark ediyor. Peki bunun sebebi nedir?
Amerikalı yazar Suzanne Venker, hafta başında Fox News’ta yayınlanan ‘Erkeklere Karşı Savaş’ başlıklı yazısıyla bu sorunun cevabını verdiğini iddia ediyor. Gündemi meşgul eden makalesiyle birlikte Washington Post gibi önemli gazetelerin yazarları şimdiden bu konuya dalmış durumda. Günümüz kadınının 40 yıl önceki kadınlardan çok daha mutsuz, tatminsiz ve yalnız olduğunu belirten Suzanne Venker “Kendi ayakları üstünde duran, güçlü ve sonunda hiçbir şeye ihtiyacı kalmamış kadınlar neden hala mutsuz?” diye soruyor.
Anti-feminist Suzanne Venker öncelikle Pew Araştırma Merkezi’nin 18-34 yaş arası kadın ve erkeklerle yaptığı araştırma sonuçlarını sunuyor. Başarılı bir evlilik yapmanın hayatlarındaki en önemli şey olduğunu belirten eğitimli ve çalışan kadınların oranı 1997 yılına göre, yüzde 28’den 37’ye çıkmasına rağmen aynı yaş grubundan erkeklerle yapılan anketlere göre bunu belirten erkeklerin oranı ise yüzde 35’ten 29’a gerilemiş durumda.
Yazara göre bunun sebebi kadınların artık kadın olmaması.
Erkekler suçlanmaktan bıktı
Kadınların erkeklerden çok daha iyi eğitim görmesi ve toplumdaki iş gücünün büyük bir kısmını elde etmiş olmasının, ‘kadınla erkeğin arasındaki dansı’ bozduğunu söyleyen Venker kadın devriminden bu yana, erkeklerin hiçbir değişim göstermediğini kadınların ise dramatik bir şekilde farklılaştığını söylüyor: “Kadınlar öfkeliler ve sebebini hiç bilmeden sürekli savunma halindeler. Çünkü iş hayatındaki rekabet erkekleri bir düşman olarak sundu. Erkekleri kendi alanlarından kovdular ve oraya yerleştiler. Şimdi erkeklerin gidecek hiçbir yeri yok.”
Kadınlara 40 yıllık feminist hareketin empoze ettiği ‘Kadın iyidir, erkek kötü’ mesajının cinsiyetler arası doğal ilişkiyi yıktığını belirten yazar, kadınların konu aşk ve ilişkiler olunca tüm sorunların sorumluluğunu yine erkeklere yüklemesini iki yüzlü bulduğunu söylüyor. Erkeklerin artık yorulduğunu ve sürekli kendilerinde sorun olduğunu söylenmesinden bıktığını da ekliyor.
Kadın güçlendi seks kolaylaştı
“Feminizm aslında kadına değil erkeğe yaradı. Bağımsız ve güçlü kadın ortaya çıktı çıkalı ilk merhabadan sonra sekse rahatlıkla ulaşabiliyorlar. Kaybeden aslında kadın oldu.” diyen Suzanne Venker erkeklerin birkaç cinsel ilişki sonrası ortadan kaybolan birer serseriye dönüşmesinin sebebi aranıyorsa kadınların aynaya bakmalarını tavsiye ediyor. Yeniden mutlu olmanın tek yolunun kadının kendi tabiatına erkeğin de kendi tabiatına dönmesi olduğunu şiddetle öneren Amerikalı yazar, her şeyden önce erkeğe karşı açılmış savaşın derhal durdurulmasını salık veriyor.
Türk uzmanlar ne diyor?
Psikolog Dr. Seliyha Alten modern çağın Türk kadınlarını daha erkeksi hale getirdiğini kabul ediyor. Psikiyatr Dr. Özlem Gökmoğol da bunu kabul ediyor fakat erkeklerin bir yandan eşlerinin çalışmasını talep edip bir yandan da kadının kadın gibi olması beklentisini de vurguluyor. Kadının kendi kendine yetmesine rağmen evlilik isteğinin yükselmesini ise, cinsiyet rollerindeki değişimin kadında doğurduğu kaygı ve korkuya bağlıyorlar. ‘Kadın iyi, erkek kötü’ yanlış algısının, kadının erkeklerden fiziksel olarak daha güçsüz ve duygusal olmasının, korumasız olan taraf olarak görülmesinden kaynaklandığını belirtiliyorlar. Alten, 30 yaş üstü kadınların mutsuzluğunu ve yalnızlığını iki sebebe bağlıyor: İyi bir ilişkiden önce kariyer ve maddi güç istemeleri ve hedonizm tuzaklarına düşüp ilişkileri çabuk tüketmeleri.
Kaynak: http://Vatan



 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
çözüm hilafet;
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
9,800
Puanları
113
Erkekler kadınlaşıyor mu?


Yaratılış rollerimize uygun yaşıyor muyuz? Fıtratımızı ne kadar koruyoruz?

Her geçen gün bilimsel araştırmalar kadın erkekfarklılıkları ile yeni bir şey ortaya çıkarırken bir yandan da bazı güçler kadın erkek farklılıklarını yok etmek için uğraşıyorlar. Kadınlaşan erkekler ve erkekleşen kadınlar hızla artıyor.
Dikbaşlı, inat,ukala, hep kazanmaya odaklı, dediğim dedik, saldırgan, sert erkeksi kadınlar ve alıngan, kırılgan, korkak, küskün, sorumluluk almaktan korkan, kadınsı erkekler her geçen gün hızla artıyor. Kadınlar iyi ya da kötü bir konuda olsun değişim ve dönüşüme daha yatkındırlar. Erkekler ise daha yavaştırlar değişim konusunda. Bu açıdan kadınların erkekleşmesi ile erkeklerin kadınlaşması aynı hızda gitmiyor. Kadınlar fıtri bozulmada daha ilerideler. Fakat kadınlar düzelmek isterse de toparlanıp tekrar kadın olmaları mümkün. Oysa bozulan, kadınlaşan bir erkeğin tekrar adam olması oldukça zordur.
Günümüzde kız çocukları ve erkek çocukları birbirinden farklı yetişmiyor. Oysa ikisi de yaratılış rollerine uygun yetişirse ancak o zaman doğru davranış sergileyebilirler. Babaların çoğu erkek çocukları ile yeterince ilgilenmiyor. Anneler erkek çocuklarını bebek gibi yetiştiriyorlar. Kız gibi demiyorum çünkü günümüzde kızlar erkeklerden daha fazla sorumluluk almaya hevesliler, erkeleştikleri için. El bebek gül bebek yetişen sorumluluk almadan büyüyen erkek çocuğu evlendiğinde de rahatı bozulmasın, karısı da annesinin yüklendiği gibi sorumlulukları yüklensin istiyor. Bu da ailede ciddi sorunlara yol açıyor.
Kadın ve erkek ilişkilerinde temel denge kadının yumuşaklığı ve erkeğin sertliğidir.
Kadın vücudu yumuşak yaratılmış. Allah iç ve dışı birbiri ile uyumlu yaratmış. Kadın ruhen de şefkat ve teslimiyetle donanımlı yaratılmış. Erkek vücudu sert yaratılmış. Erkek de ruhen güç odaklı yaratılmış. İki tarafta kendinde olmayanı arzular. Bir erkek bir kadında en çok yumuşaklık ister. Bir kadında bir erkekte en çok güç olsun ister. Bu şekilde bir araya geldiklerinde denge sağlanır, iki tarafta ruhen tatmin olur.
İki tarafta kendinde olmayanı kendi bedenine yüklerse yaratılış özelliklerini bozmuş olur ve karşı tarafın gözünde de çekiciliğini kaybeder. Erkek kendi gibi sert bir kadını uzun vadede çekici bulmaz ve onunla mutlu olamaz, kadın da kendi gibi yumuşak bir erkeğe saygı duymaz ve onunla mutlu olamaz.
Olayı tersinden anlamak isteyen bazıların zannettiği gibi kadının yumuşaklığı eziklik değildir; erkeğin sertliği de kabalık değildir. Kadının yumuşaklığı; sıcaklığı, sevecenliği, nezaketi, edası, sedası, davranışlarının kadınca olmasıdır.
Erkeğin sertliği korumacılığında, adaletli ve merhametli olmasındadır. Korumacı ve adaletli olması için erkeğin güç sahibi olması lazım. Erkek için güç öncelikle cesarettir, daha sonrasında işi gelir. Korumak, kazanmak, ailesinin ihtiyaçlarını gidermek erkek için en temel fıtri davranışlardır. Erkeklerin kadın yaratılışına uygun işleri yapmaları, kadınların erkek yaratılışına uygun işleri yapmaları iki tarafı da mutlu etmez.
Gazetede ünlü bir erkeğin boşanma haberi vardı. Erkek: "Yemekleri hep ben yaptım." demiş kadına iyi bir koca olduğunu anlatmak için. Kaç kadın evde bütün yemekleri yapan bir koca ister. Kadınlar, kocalarının mutfakta onlara yardım etmesini isterler; fakat bütün mutfağı ele geçirmesini istemezler. Mutfak kadınındır; ister az kullansın ister çok kullansın, erkek orada misafirliğe gelirse, arada yardım ederse, kadının hoşuna gider; fakat erkek mutfağa yerleşip kalırsa kadın rahatsız olur. Yemek yapmayı sevmeyen bir kadın bile dışarıda yemek yemeğe razıdır; fakat kendi içerde yatıp otururken mutfaktan çıkmayan bir kocaya tahammül edemez. Evde dengeler bozulur.
Erkekleri kadınlaştırarak toplumda düzen sağlanamaz. Düzen sağlamanın çok daha mantıklı ve vicdani yolları var.
Arkadaşım anlattı. Kızı ile oğlu kavga etmişler. Kız ağabeyine vurmuş. Ağabey kıza elini kaldırmamış. Oğlu annesine "Biliyorum vursam çok canı yanacaktı, tam elimi kaldıracaktım Peygambermizin "İçinizdeki güçlüler, zayıfları ezmesin" hadisi aklıma geldi ve vazgeçtim." demiş. Şiddeti önlemek için erkeğin elinden gücünü almak çözüm olamaz, çözüm erkeğe gücünü doğru bir şekilde kullanması öğretmek olmalıdır. Kadına da terbiyeli olmayı öğretmek gerekir tabii ki, gücü kışkırtmasın.
Merhametsiz yetişmiş bazı erkeklerin güç sahibi olunca kadınlara şiddet uygulaması baz alınarak kadınları korumak ve mutlu etmek adına bütün erkeklerin güçlerinin kanun yolu ile alınması kadınları asla mutlu etmeyecektir. Normal olan hiç bir kadın korkak ve mıy mıy bir adamla mutlu olamaz. Çünkü kadın ne kadar "ben güçlüyüm" de desefıtratındaki onu koruyacağına inandığı cesur bir erkeğe bağlanma arzularını bastıramaz.
Yaratılıştan bize verilen özellikler yok edilemez sadece bastırabiliriz ve yokmuş gibi davranabiliriz; fakat fıtrat bizi rahat bırakmaz ortaya çıkmak ister. Sadece mış gibi davranırız. Erkekmiş gibi davranan kadınlar ve kadınmış gibi davranan erkekler hiçbir zaman mutlu olamazlar.
Sema Maraşlı- Haber7
 
Üst