• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Efendiler Efendisi’ne iltica

kadem

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ağu 2006
Mesajlar
1,622
Beğeniler
2
Puanları
0
#1
Efendiler Efendisi’ne iltica

Butun ciceklerin icinde bir cicek (gul), butun taslarin icinde bir tas (yakut), butun insanlar icinde bir insan (peygamber) o. Sairin dedigi gibi,

Muhammedun beserun lâ ke’l-beser / Bel huve yâkâtun beyne’l-hacer
Mânâ: Muhammed elbette beserdir, ama siradan bir beser gibi degildir. Belki taslar arasinda yakut ne ise, insanlar arasinda Muhammed de odur.

Sevginin damitilmis, suzulmus, rafine muhatabi olarak sevilen (masuk), estetik sevgi imbiginden gecirilip Muslumanlarin kalbine suzulen ask (Muhammed).

Neler soylenmedi onun hakkinda, neler yazilmadi. Yazmakla bitirilemedi ve bitirilemeyecektir de. Butun soz ustalari kalemleri ellerine aldilar, adina na’t dediler onu anlattilar; tazarru dediler, ona iltica ettiler. Siyer dediler hayatini soylediler, semail dediler vasiflarini sayip doktuler. Hilye yazdilar yakinliklarini ifade icin, mi’raciye dizdiler sanini tebcil icin. Adina gul dediler ve besteler yaptilar gul terennumunde, ilahiler soylediler gul deminde. Na’tî diye mahlas kullandilar, divanlar doldurdular; adini anarak basladilar mesnevilere bir bakisina mazhar olmak icin. Aherli kagitlara dokuldu bin bir harf duz ve egik, Rasul’u yazmak icin yaristi gubari ile sIkeste ta’lik. Hamdullah’tan Hâmid’e harf basina Muhammed diye yazdi divitler; Levnî’den Osman’a tel tel renk verdi maviler ve civitler. Onun icindir ki ne yana baksa Rasul’den bir iz gorur gozler, ne yone donse Rasul’u ozler, geceler ve gunduzler. Esya ve varlik Rasul icin vardir ve Rasul, elbette esya ve varlik kadardir. Bir milyon adi varsa askin, bir eksigiyle hep Rasul’un gul yanagindan alir ilhamini. Kagit, kalem ve kitap... Soz, kelam ve hitap... Kimiler gul deyip omur boyu gulerler; kimiler gul deyince gul ugruna olurler.

Muhammed, benim Efendim.
Efendim’i anlatmayan dil ne soyler ki efsaneden baska!.. Muhammed harflerinden Muhammed soylemeyen kelimeler gercegi olmayan isimlerden ote nedir ki?!.. Gulun kokusunu tasiyan bilgi canda isIk; ama bir gul destesi goturmeyen kervan bedene kuru yuktur.

Gulunce yuzunde guller acan guzeller, yuzyillarca butun guzelliklerini bir tek guzellikten damitarak yasadiklarinin farkindaydilar; yazik ki teknoloji caginda bunu kaybettiler. Oysa beseriyet butun zaman ve mekan boyunca onu bilememenin ve onu sevememenin istirabiyla kivrandi ve buyuk hakikat su ki basini nereye vursa o Efendiler Efendisi’ne siginmaktan baska kurtulus bulamayacak, Efendim’i ornek almadikca ete kemige burunmus feryadindan kurtulamayacak. Eller nakis nakis, desen desen Muhammed’i dokudukca, kagitlar renk renk, deste deste Muhammed’i okudukca ancak kurtulacak beseriyet. Onun gul damlasi terinin itirlarinda bulbuller yasar ask ile, ve ask ile yanaginin rengine pervaneler duser. Cunku kimin eline degerse bir gul, elleri gul kokar onun.

“Eger Elci’nin vasiflarinin serhini devamli, durmadan soylesem, yuzlerce kiyamet gecer de o yine bitmez.” der Mevlana. Lisan ve kalem onu hakkiyla anlatamaz, bunu herkes bilir. Bu yuzden biz haddimizi elbette bilecek ve Zekâî Mustafa Dede’den ariyet bir beyit ile ona iltica edecegiz:

Garîk-i bahr-i isyânem sefâat yâ Rasûlallah
Esîr-i nefs-i nâdânem sefâat yâ Rasûlallah

Elbette hasretini terennumdur kasdimiz Efendimizin, cur’etimiz ise icimizin yanisindan. Varliga o iken sebep, hayalinden ya fikrinden, hic olmazsa adinin zikrinden nasil duralim ayri.
*********************************************************************************
Insanligin ovuncu hakkinda

Ahnes b. Sureyk Bedir’de Ebu Cehl’e rastladiginda sorar:

-Ey Ebe’l-Hakem! Burada senden ve benden baska sozumuzu duyacak kimse yok. Soyle bakalim Muhammed dogru bir kimse midir, yoksa yalan mi soyluyor?

-Andolsun ki Muhammed dogru bir kimsedir ve asla yalan soylememistir.
* * *
Bir baska seferinde Ebu Cehil bizzat Efendiler Efendisi’nin yuzune karsi soyle diyecektir:

-Ya Muhammed! Biz senin bir yalanci oldugunu soylemiyoruz; ancak getirdigin seylerin yalan oldugunu soyluyoruz.
* * *
Ebu Sufyan Kudus’e gittigi zaman Roma hukumdari Hirakl kendisini cagirtip Hz. Muhammed’in vasiflarini sorar. Cevabin bir cumlesi soyledir:

-Asla yalan soyledigi gorulmemistir.
* * *
Nadir b. El-Haris arkadaslarina cikisiyordu:

-Muhammed aranizda buyuyen bir yetimdi. O en cok memnun oldugunuz, sozunde sadik, emanete riayet eden bir kimse idi. Neticede sakaklarindaki saclarina ak dustugunde size Islamiyet’i getirdi. Bu sefer her faziletini inkar ederek ona sihirbaz bile dediniz. Hayir, and olsun o bir sihirbaz asla degildir.

20.04.2006 - Prof.Dr. Iskender PALA
 
Üst