Dünyaya yansıyan ışık | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Dünyaya yansıyan ışık

bulut_bey79

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
28 Eki 2006
Mesajlar
12,118
Puanları
0
Web sitesi
3422unitedstates.spaces.live.com
Ele geçmez bir güzel karşısında insan, “yüce” duygusuyla tanışır… Böylesi bir güzelin huzurunda olmanın, yazı kışı, gecesi gündüzü olmaz. O, her keresinde kendini bir başka türlü ziyarete sunacağı için, gözlerin ve duaların hep üstünde olmasını talep eder.
Hem ona yalnızca gözle bakmak da kâfi gelmez. Tüm anlama ve duygu yetilerinin ona nüfuz edecek kuvvette ve muhabbetle harekete geçirilmesi gerekir.
Çünkü o, kimi zaman hercai, kimi zaman bir aşk abidesi ve hem merhametli hem yürekleri aydınlatan bir “IŞIK” olur..
Bazen de “Benim de ışığım olur musun?” diye koşar adımlarla aşkına kavuşmak isteyen, yaşlı gözlerin ve yorgun bedenin sahibi bir Haydarpaşa yolcusu oluverir.
Ele geçmez bir güzelin karşısında; huzuruna çıkmayı ve huzurlu olmayı arzu eden deli bir yürek olur…
Ve genellikle de peşinden koştuğu aşkının, namsız ve nişansız mekânından dünyaya yansıttığı o ışığı, gönlüne de yansıtmasını isteyen yaralı bir Leylâ…
***
Bazen olur.
Garip bir turuncuya bürünür hicranlı gönüller. Hele İstanbul’da yaşıyorsan, bu turuncu renk zamanla kızıla boyanabilir. Bazen de şeker kıvamında olur ki, o zaman tadına doyum olmaz bu aziz şehrin…
Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi görünür bu tarçın kokulu rüya. Ama aslında uyanık olanlar bilir; ancak bir akşamüstüdür ömrü bu cümbüşün. Her ne yapılıyorsa bırakılmalı ve tadı çıkarılmalıdır.
Belki de bu tat, bulunduğu iskeleden ve en güzel Üsküdar’dan kalkan bir vapurda çıkıp sunar kendini göze.
Her saat başı Üsküdar’dan alır yüreği yaralı Leyla’ları ve Haliç’in kuytu köşelerine taşır.
Belki de İstanbul’un en gerçek hikâyeleri saklıdır o kuytu köşelerde…
Hayal-i âleme dalar ve gidersiniz; size çığlıklarıyla eşlik eden yüzlerce martının farkında olmadan.
Ve kalabalık İstanbul’un hayat suyu olan Haliç’te geriye beyaz köpükler bırakarak süzülürsünüz.
Uğradığınız iskeleleri düşünürsünüz; Eminönü, Kasımpaşa, Fener, Balat, Sütlüce ve nihayet Eyüp Sultan.
İstanbul’u tanıyanlar, bu güzergâhın hele bir vapuru nasıl kıymetlendireceğini bilirler.
Üsküdar’dan kalkan bu vapur, maneviyat diyarına götürür yolcularını…
Peki kimdi bu yolcular?
Kimdi yüreği aşkla ve ışıkla dolanlar?
Söylüyorum.
Tepeleri ağaç kümeleri ile taçlanmış, yamaçları parselle bölünmüş, eteklerinde hece taşlarının sıralandığı kabristanda yatanların ve daima civarında yaşamaktan şeref duydukları Eyüp Sultan hazretlerinin ve Eshabının ziyaretçileri...
Belki de,
“Benim de Işığım olur musun?” diyerek tepelerden Haliç’e, oradan dünyaya yansıyan “IŞIK”ın yüreklerini de aydınlatmasını isteyen ehl-i sünnet âşıkları…
Ve özlemle bir dahaki seferi iple çeken Haydarpaşa yolcuları…
Kimbilir?

Abdurrahman KARAL
Diyanet haber sitesi yazarı
Üsküdar Barbaros Camii İmam-Hatibi
kaynak dinimizislam mail grubu
 
Üst