Dünyada İslamin Yükselişi | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Dünyada İslamin Yükselişi

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
İSLAM YÜKSELİYOR


Son yirmi yıldır dünya genelinde Müslümanların sayısında istikrarlı bir artış söz konusudur. 1973 yılında yapılan istatistikler dünya çapında Müslüman nüfusun 500 milyon olduğunu gösterirken, bugün bu rakam 1.5 milyara yaklaşmıştır. Her dört kişiden birinin Müslüman olduğu günümüzde, Müslümanların sayısının tarihte ilk defa Hıristiyanların sayısını geçtiği bildirilmektedir.1 Müslüman nüfusun sayısının yakın gelecekte daha da artacağı ve İslam'ın dünyanın en büyük dini haline geleceği tahmin edilmektedir.


Bu istikrarlı yükselişin nedeni, sadece Müslüman ülkelerin nüfuslarının artış hızı değil, aynı zamanda diğer dinlerden ve kültürlerden pek çok insanın İslam'ı seçmesidir. Bu ikinci süreç, özellikle 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi'ne gerçekleştirilen hunhar terör saldırısının ardından daha da hızlandı. Başta Müslümanlar olmak üzere tüm dünyanın şiddetle kınadığı bu saldırı, bir anda insanların -özellikle Amerikan vatandaşlarının- dikkatlerini İslam'a çevirmelerine neden oldu. İslam'ın nasıl bir din olduğu, Kuran'da nelerin anlatıldığı, Müslümanın sorumluklarının neler olduğu ve gerçek bir Müslümanın nasıl yaşaması gerektiği Batıda en çok konuşulan konular haline geldi. Bu ilgi doğal olarak pek çok ülkede İslam'a yönelen insanların sayısında önemli bir artış sağladı. Böylece 11 Eylül saldırılarının ardından pek çok kişi tarafından dile getirilen, "bu saldırının dünya tarihinin akışını değiştirecek bir olay olduğu" şeklindeki öngörü, bir anlamda gerçekleşmeye başladı. Uzun bir süredir dünya çapında yaşanan dini ve manevi değerlere dönüş süreci, bu olayla birlikte hak din olan İslam'a dönüş halini aldı.

Bazen bir gazete kupüründe, bazen bir televizyon haberinde duymaya başladığımız bu yönelişle ilgili gelişmeler ardarda sıralandığında, yaşananların ne kadar olağanüstü olduğu görülecektir. Çoğu zaman sadece gündem maddelerinden herhangi biri gibi sunulan bu gelişmeler, aslında İslam ahlakının dünyaya çok hızlı bir şekilde yayılmaya başladığının çok önemli işaretleridir.

Belirtmek gerekir ki, söz konusu işaretler ya gündemin diğer konuları arasında göz ardı edilmekte ya da pek çok insan tarafından gereği gibi değerlendirilememektedir. Oysa;

Dünyanın önde gelen devlet adamlarının konuşmalarında Kuran ayetlerine yer vermeleri ve her fırsatta Kuran ahlakını övmeleri,


Camileri ziyaret etmeye başlamaları ve bu ziyaretleri sırasında İslam hakkında detaylı bilgilendirilmeyi talep etmeleri,


Dünya tarihinde ilk defa, Papa'nın Hıristiyanları Müslümanlarla birlikte bir günlüğüne oruç tutmaya davet etmesi,


Hıristiyan din adamlarının vaazlarında Kuran'dan ayetler okumaları,


Kuran'ın Batı ülkelerinde haftalar boyunca en çok satılan kitap olması,


Uluslararası yayın yapan televizyonlarda İslam'ı tanıtan özel haberler, röportajlar ve tartışma programları yayınlanması,


Dünyanın önde gelen gazetelerinin İslam'ı anlatan ve Müslümanları konu edinen haberler yayınlaması,


Kütüphanelerde en çok talep edilen kitapların İslam'ı ve İslam tarihini anlatan kitaplar olması kuşkusuz çok önemli gelişmelerdir.


Der Spiegel dergisinde yayınlanan bu harita Müslüman nüfusun yoğun olarak bulunduğu bölgeleri göstermektedir. Koyu yeşil ile işaretli olan bölgelerde nüfusun % 90'dan fazlasını Müslümanlar oluşturmaktadır.

Bu sitede amaçlanan ise, bu gelişmeleri toplu olarak sunmak, yorumlamak ve böylece okuyucuların yaşanan olayların büyüklüğünü gereği gibi değerlendirmelerine vesile olmaktır. Bu çalışma bir yandan iman edenlerin şevkini ve azmini artırmayı amaçlarken, bir yandan da İslam ahlakını tüm insanlara anlatmak için gösterilecek çabanın önemine dikkat çekmektedir. Bilmek gerekir ki, yaşanan tüm bu gelişmeler Kuran'da bildirilen, "İnsanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile." (Nasr Suresi, 2-3) ayetinin tecelli edeceği vaktin çok yakın olduğunu, hatta yaşanmaya başladığını göstermektedir. Allah bu vaadini muhakkak tamamlayacaktır. İman edenlerin yapması gereken ise bu gelişmelerde ellerinden geldiğince pay sahibi olmaya gayret etmektir.


Son 10 yıldır dünya çapında Müslümanların sayısı gittikçe artmakta, İslamiyet hızla yükselmektedir. Günümüzde her dört kişiden biri Müslümandır ve yakın gelecekte bu sayının daha da artacağı tahmin edilmektedir.



(Altta) CNN televizyonunda yayınlanan "Hızla Büyüyen islam Batı Dünyasında Yeni Kişiler Kazanıyor" başlıklı haberde, son yıllarda İslam'a yönelen Hıristiyanların sayısındaki artışa dikkat çekilmektedir.

İslam'ın yükselişi son dönemlerde yabancı basında sık sık yer almaktadır.

Aşağıda yer alan haberde özellikle 11 Eylül'den sonra İslam'a olan ilginin artması konu edilmektedir.

RESİMLERİ İLE BİRLİKTE WEB ADRESİ

http://www.islaminyukselisi.com/islam_yukseliyor.html
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
BATI DÜNYASI ALLAH'A (CC) YÖNELİYOR

Son yıllarda medyada "Allah'a inanıyorum", "her gece dua ederim, "Allah'a şükretmediğim tek bir günüm bile geçmiyor.", "Allah sizi ve ülkemizi korusun", "Allah'a teşekkür ederim" gibi başlıklı haberlere çok sık rastlıyoruz. Ancak bu haberlerde üzerinde dikkatle durulması gereken nokta bu sözleri kimlerin söylediğidir. Bu sözlerin sahipleri dünyada milyonlarca kişinin beğeniyle izlediği sanatçılar, gençlerin şarkılarını ezbere bildiği şarkıcılar, insanların maçlarını takip ettiği sporcular veya dünya politikasına yön veren ülkelerin liderleridir. Toplumun önde gelen kişileri, bu sözleriyle tüm dünyada büyük bir hızla yayılan Allah'a yönelişin en somut örneğini sergilemektedirler. Bu insanlar inançlarını dile getirmekten hiç çekinmeden, her fırsatta Allah'a olan sevgilerini ve bağlılıklarını vurgulamaktadırlar. Sanatçılar, kendileriyle yapılan röportajlarda, albümlerinin kapaklarında, çevirdikleri filmlerde, söyledikleri şarkılarda, ödül törenlerinde; politikacılar günlük hayatlarında, konuşmalarında kısacası her fırsatta Allah'a karşı olan bağlılık duygularını anlatmaktadırlar.



İngiltere Başbakanı
Tony Blair


İngiltere ve Amerika gibi dünyanın en gelişmiş ülkelerinin başında olan liderler de yaptıkları birçok konuşmada Allah'a yönelişin, manevi değerlerin insanlık açısından öneminin üzerinde durmaktadırlar.

Örneğin dindar kimliğiyle tanınan İngiltere Başbakanı Tony Blair, 2001 yılı Ocak ayında düzenlenen bir toplantıda İslam'daki sosyal adalet kavramının kendisini çok etkilediğini söylemiştir. Ve yine Kuran'da yer alan zekatı örnek vererek yardımlaşmanın toplumlarda yaygınlaşmasını umduğunu dile getirmiştir. Tony Blair'in bu sözleri, tüm dünyada Kuran ahlakına yönelişe büyük bir ihtiyaç olduğu ve bu sürece hızla girildiğini göstermektedir.


ABD Eski Başkanı
Bill Clinton


İngiltere'nin yanısıra dünyada en çok söz sahibi olan ülkelerden olan Amerika'da da durum farklı değildir. Amerika'nın eski başkanı Bill Clinton, 1997 senesinde inanç özgürlüğüyle ilgili bir genelge yayınlayarak her kesimden insanın huzur ve güvenlik içinde ibadetlerini yerine getirmesine imkan sağlamıştır. Bunun yanısıra İslam dinine olan hayranlığını defalarca dile getirmiş, tüm dünyada barışın sağlanması için insanları Allah'a dua etmeye davet etmiş, Kuran'dan ayetleri örnek vererek insanları dine yönelmeye teşvik etmiştir. Bill Clinton ayrıca, tarihin en büyük buluşlarından biri olan Genom Projesi'nin açıklanmasının ardından tüm dünyaya hitaben yaptığı konuşmasında, "Allah'ın yaşamı yarattığı dili öğreniyoruz'' diyerek başladığı sözlerini "Allah'ın en kutsal armağanının ne kadar harika, güzel ve karmaşık olduğunu daha yakından anlıyoruz'' diyerek tamamlamıştır.1 Clinton, bu sözleriyle tüm dünyada hızla yayılan Allah'a ve yaratılış gerçeğine dönüşü dile getirmiştir. Yine 19 Ocak 2001 tarihinde Amerikan halkına hitaben yaptığı "Veda Konuşması"nı da şu sözlerle noktalamıştır: "Allah sizi korusun, Allah Amerika'yı korusun."



Yeni başkan olan George W. Bush da, başkanlık seçimleri öncesinde Amerika'da devlet okullarında Yaratılış'ın okutulması gerektiğini vurgulamış, dini ve ahlaki eğitime önem verilmesi gerektiğini dile getirmiştir.


Son olarak Newsweek dergisinin Ocak 2001 sayısındaki bir makalede Meksika'nın yeni başkanı Vicente Fox'un, yaklaşık bir yüzyıldan sonra ülkenin yönetimini ele alan en açık dindar olduğu yazılmıştır. Tüm bunlar artık Batı'nın yeni liderlerinin Allah'a yönelişin önemini kavradıklarını açıkça göstermektedir.


Meksika Başkanı
Vincente Fox


Dünya liderlerinin yanısıra sanat dünyasında da Allah'a dönüşün izleri açıkça görülmektedir. Dünyaca ünlü sinema oyuncularının her biri artık demeçlerinde Allah'a olan inançlarını vurgulamaktadırlar. Örneğin sinema dünyasının önde gelen isimlerinden Oscar ödüllü sinema oyuncusu Denzel Washington, bir röportajında başından geçen bir olay için "bu Allah'ın planı, benim değil", "şu an bulunduğum yere Allah'ın yardımıyla geldim" diyerek Allah'a ve kadere olan inancını ve Allah'a olan güvenini dile getirmiş, ayrıca çocuklarını da Allah inancıyla yetiştirdiğini belirtmiştir.2

Ünlü komedyen Jim Carrey ise bir röportajında sahip olduğu yetenek için Allah'a şükrettiğini açıkça dile getirmiştir.

Bunların yanısıra Arnold Schwarzeneger, Mel Gibson, Sharon Stone, Jean-Claude Van Damme gibi birçok ünlü de yaşadıkları debdebe dolu hayatın geçiciliğini anlayıp, Allah inancına yönelen ünlülerdir.


Dünya üzerinde milyonlarca insanın izlediği filmlerde, son yıllarda sık sık dini temalar işlenmeye başlanmıştır. Yukarıda bu filmlerin bazılarından alınmış kareler ve tanıtımlar görülmektedir.

Sinema oyuncularının Allah'a yönelişlerindeki bu dikkat çekici artışın yanısıra son yıllarda çevrilen Holywood filmlerinde dini temaların işlenmesi de bu açıdan önemlidir. Milyonlarca dolar masraf yapılarak, en son teknoloji kullanılarak çekilen "Armageddon", "End of Days" (Şeytanın Günü), "Resurrection" (Diriliş), "Devil's Advocate" (Şeytanın Avukatı) gibi filmlerde senaryolar Allah inancı, kıyamet günü, melek, şeytan, kader konuları üzerine kurulmuştur.

Sanat dünyasının müzisyen çevresinde son yıllarda yaşanan Allah inancına yönelişin örneklerini görmek mümkündür. Bunu anlamak için her yıl düzenlenen Müzik Ödülleri Törenleri'nden sadece birini takip etmek bile yeterlidir. Grammy, Brits, VH1, MTV Müzik Ödülleri gibi törenlerde ödül alan sanatçıların yüzde doksanı yaptıkları konuşmalarda ilk önce Allah'a teşekkür etmektedirler.

Örneğin ünlü genç şarkıcı Shakira, 2000 senesinde MTV'nin düzenlediği Müzik Ödülleri Töreni'nde ödülünü aldıktan sonra "bana bu hediyeyi verdiği için Allah'a teşekkür ederim" demiş, yine bir başka ünlü şarkıcı olan Lauryn Hill, 1999 senesinde düzenlenen Grammy Ödül Töreni'nde Allah'a olan inancını dile getirmiştir. Bunların yanısıra ünlü şarkıcı Sinéad O'Connor, "Allah bana yardım etti, bana sesimi... verdi" diyerek, sahip olduğu yeteneğin Allah'ın bir nimeti olduğunu belirtmiştir. Dünyanın en ünlü gitaristlerinden biri olan Carlos Santana da bir ödül töreninde sanatçılara hitaben yaptığı konuşmasında müzik kabiliyetinin Allah'ın verdiği bir yetenek olduğunu milyonlarca insana hatırlatmıştır.


Yukarıda amblemleri görülen Avrupa müzik ödülleri törenlerinde, Allah'a olan inancını dile getiren sanatçılar her geçen gün artıyor.
Bir başka dikkat çekici nokta da, hergün televizyonlarda onlarca kere yayınlanan bu şarkıcıların söyledikleri şarkıların sözleridir. Bu sözlerin birçoğunda Allah'a sığınma, Allah'a yalvarma, dua tarzında ifadeler vardır. Bu, çok önemli bir noktadır. Bu şarkıları ezberleyen, sürekli söyleyen her genç aslında Allah'a yalvardığının, Allah'ın ismini andığının farkındadır. Örneğin gençlerin oluşturduğu çok ünlü bir grup olan Boyz II Men, bir şarkılarında sadece Allah'a yalvararak, dua etmektedirler. Bu gençleri seven milyonlarca hayranı da onların Allah'a olan samimi yakınlıklarını kendilerine örnek almaktadır.

Bu şarkıcıların albüm kapakları dikkatlice incelendiğinde Allah'a olan yönelişleri burada da açıkça görülebilir. NSYNC, Backstreet Boys gibi özellikle genç şarkıcılardan oluşan grupların çıkardıkları son albümlerin kapakları çok önemli mesajlar içermektedir. Dünyada milyonlarca genç hayranı olan, her yıl onlarca ödül alan NSYNC grubunun en son çıkardığı "No Strings Attached" adlı albümlerinin kapağında yer alan teşekkür sözleri, özellikle gençlerin Allah'a yönelişinin en büyük delilidir. Bu gençlerden biri olan Chris Kirkpatrick'in Allah'a olan inancını yansıtan sözleri şöyledir:

"Beni koruduğu ve bana verdiği hediyeyle insanlara ulaşma fırsatı verdiği için Allah'a teşekkür ederim. Tüm bunları bana veren Sen'sin ve Sana sonsuz şükürler olsun."
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
BATI’DA BİLİM DÜNYASIDA ALLAH’A YÖNELMİŞTİR

Geçtiğimiz 20. yüzyılda bilimde büyük ilerlemeler kaydedilmiş ve bilimsel açıdan yüzyıllardır sır olan pek çok bilgi açığa çıkmıştır. Ve ilerleyen bilim, açıkça bir gerçeği göstermiştir: Yaratılış Gerçeği. Her bilimsel bulgu evrende var olan canlı ve cansız tüm varlıklardaki kusursuz tasarımı, düzeni ve planı göstermektedir. Bu bulgulara bizzat şahit olan birçok Batılı bilim adamı da tüm evrenin üstün bir aklın ürünü olduğunu görmüş, herşeyin sonsuz kudret sahibi Allah tarafından yaratıldığını anlayarak, Yaratılış Gerçeği'ni kabul etmiştir. Bugün, başta ABD olmak üzere, Batılı ülkelerde inançlı bilim adamları tarafından kurulmuş olan birçok ciddi akademi ve organizasyon mevcuttur. Aynı zamanda bu bilim kuruluşları, bilimsel delillerin evrendeki kusursuz tasarımı ortaya koyduğunu göstermek için çalışmalarını sürdürmektedirler.


Birçok ünlü bilim adamı adeta bir din gibi bağlandıkları Darwinizm'i terkederek, Allah'a yönelmişlerdir. Üniversitedeki kürsülerde, yazdıkları kitaplarda, hazırladıkları çalışmalarda, panellerde hep yaratılış gerçeği üzerinde durmaktadırlar. Günümüzde yaşayan ve bilimsel çalışmaları ile tanınan binlerce inançlı bilim adamından bazıları şöyledir:


Prof. William W. Hay

Dünyanın anatomi ve embriyoloji alanındaki ünlü bilim adamları arasında yer alan Kanada, Toronto Üniversitesi'nden Prof. Keith Moore

Amerika'nın ünlü denizbilimcilerinden Prof. William W. Hay

Oxford Üniversitesi Fizikçilerinden Prof. Robert Matthews

Wellington Victoria Üniversitesi Kimya Prof. Dr. Jonathon D. Sarfati

Dünyanın en ünlü jeologlarından Prof. Alfred Kroner


Prof. Werner Gitt'in evrim teorisini eleştiren pek çok kitabı vardır: "** Anfang war die Information" (Başlangıçta Bilgi Vardı) bu çalışmalardan biridir.


Kanada Manitoba Üniversitesi Anatomi Kürsüsü başkanı, Anatomi profesörü ve Çocuk Sağlığı ve pediyatri Profesörü olan T.V.N. Persaud

Alman Federal Fizik Enstitüsü Direktörü Prof. Werner Gitt

Oregon State Üniversitesi Kimya Profesörü Dr. Donald Chittick

Berkeley Üniversitesi Moleküler ve Hücre Profesörü Jonathan Wells

Amerika Chicago, Kuzeybatı Üniversitesi Jinekoloji Profesörü Joe Leigh Simpson

Tayland Shiang Mai Üniversitesi Anatomi ve Embriyoloji Kürsüsü eski başkanı ve şu anda aynı üniversitede Tıp Fakültesi Dekanı olan Profesör Tagata Tagasone

Princeton Üniversitesi Matematik Profesörü David Berlinsky

Almanya Max-Planck-Gesellschaft Üniversitesi Fizik Profesörü Carl Friedrich von Weizsacker

Günümüzün en tanınmış gök bilimcisi olan Dr. Allan Sandage

Amerikalı biyoloji profesörü Michael Behe, Darwin'in Kara Kutusu isimli kitabında şöyle demektedir: "Bunlar doğanın kanunları tarafından, tesadüfler sonucu veya bir ihtiyaçtan dolayı tasarlanmamıştır; aslında bunlar önceden planlanmıştır. Tasarımı yapan ise, sistemlerin en son halinin nasıl olacağını en iyi şekilde bilmektedir; bu nedenle sistemlerin oluşacağı her adım da planlanmıştır. Yeryüzündeki hayat da en basit örneğinden en kritik parçalarına kadar, bu akıllı dizaynın sonucudur. Akıllı dizaynın sonucu aslında tüm gerçekliğini kendi içinde barındırmaktadır. Biyokimyasal sistemlerin akıllı bir tasarımcının eseri olduğunu anlamak için, yeni bir prensibe dayalı mantık veya bilim de gerekmemektedir. Son kırk yıl içinde biyokimya dalında yapılan çalışmalar zaten bu gerçeği görmeye yeterlidir..." (Michael Behe, Darwin'in Kara Kutusu, s. 196)


Harvard Üniversitesi astronomi ve bilim tarihi Profesörü Owen Gingerich

Chicago Üniversitesi Hukuk Profesörü Philip Johnson

Pennsylvania Lehigh Üniversitesi Biyoloji Profesörü Michael J. Behe

Dünyanın ünlü fizyoloji bilginlerinden Profesör Andro Cinovayivi

Ünlü Amerikalı astrofizikçi, Toronto Üniversitesi Fizik Profesörü Hugh Ross

Amerika Philadelphia Thomas Jefferson Üniversitesi'nden ünlü anatomi profesörü E. Marshall Johnson

Amerika Washington Georgetown Üniversitesi Tıp Fakültesi Tibbi Embriyoloji yardımcı Profesörü Dr. Gerald C. Goeringer

(Detaylı bilgi için bkz. Kuran Bilime Yol Gösterir, Harun Yahya)


BİLİMDE ALLAH'A DÖNÜŞÜN YANKILARI 1998 SENESİNDE DÜNYACA ÜNLÜ NEWSWEEK DERGİSİNE KAPAK KONUSU OLDU

Tüm bu gelişmelerle birlikte bilimadamları arasında Allah'a yöneliş, dünya medyası tarafından da ele alındı. Dünyanın en ünlü haber dergilerinden olan Newsweek dergisi, 1998 senesinin Temmuz ayında kapağına şu başlığı attı: "BİLİM ALLAH'I BULUYOR"

Günümüzün en tanınmış gök bilimcisi olan Dr. Allan Sandage, sonradan dini kabul eden bir bilim adamıdır. 1998 yılında "Bilim Allah'ı Buluyor" kapak konulu Newsweek dergisine verdiği bu röportajda Sandage, dini kabul etmesini şöyle açıklıyordu:

"Beni bu sonuca götüren, dünyanın bilimle anlaşılamayacak kadar karmaşık olmasıydı. Var oluşun sırrını anlayabilmem ancak imanla mümkün."

Aşağıda, aynı derginin içinde yer alan makaleden çarpıcı bölümler okuyabilirsiniz:

1977 Nobel ödüllü Texas Üniversitesi'nden fizikçi Steven Weinberg'ın şu sözü oldukça ünlüdür: "Kainatın sırları kozmoloji bilimiyle anlaşıldıkça, daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor." …Fizikçiler, uzayın, hayatın bir amaç için ve bilinçli olduğu konusunda belli işaretler fark etmişlerdi. Değişmeyen sayılar; yerçekimi kuvvetinin gücü, proton kütlesi ve elektronun elektriksel yükü gibi. Bunlar biraz farklı olsaydı, atomlar birarada durmaz, yıldızlar ışık saçmaz ve hayat görüntüsü olmazdı. "Doğa kanunlarının gördüğümüz kainatı oluşturmak için inanılmaz derecede ince bir ayarla ayarlanmış olması gerektiğini anladığınızda, bu durum, kainatın birden oluşmadığını, onun arkasında yatan birtakım bilinçli hareketlerin var olduğu fikrini doğurur." Bu sözün sahibi 1982'de Anglikan Kilisesi'nde rahip olmadan önce Cambridge Üniversitesi'nde nitelikli bir kariyer yapan John Polkinghorne'dur. Lazer prensiplerini keşfederek 1964 Nobel Fizik ödülünü paylaşan Charles Townes ise şöyle söylemektedir:


Charles Townes
"Pek çok kişi, evrenin kanunlarında bir akıl olduğunu hissetmektedir."


…Russel: "Kuantum mekanikleri bizlere özel bir ilahi müdahalenin olduğunu düşündürtüyor" demektedir. Pek çok bilim adamı mucize beklerken, Yaratıcı müdahalesini fizik kurallarıyla gösterir...

Tahran'daki Sharif Üniversitesinden fizikçi Mehdi Golshani, Kuran'ı okuyor, doğal fenomenin "Allah'ın kainata işaretleri" olduğuna inanıyor ve bunları neredeyse dini bir yükümlülük olarak inceliyor. Kuran insanlardan "gezip dolaşmalarını ve Allah'ın yarattıklarında nasıl tecelli ettiğini" görmelerini ister. Golshani'ye göre araştırma "dini bir konudur. Allah'ın yaratmasındaki pek çok gizemi içinde barındırır." Aynı konu Yahudiliğe de uzanır. Carl Feit bunu şöyle açıklar: "Bu kişiye göre, Allah sevgisinin tek yolu O'nun yaptıklarını anlayabilmektir. Bu da kainattır. Kainatın işleyişini bilmek dindar bir insan için merak konusudur çünkü bu Allah'ın yarattığı bir dünyadır". Kuşkusuz Feit düşüncesinde yalnız değildir. Geçen sene gerçekleştirilen bir çalışmaya göre, Amerikan bilim adamlarının % 40'ı Allah inancına sahiptir. Bu kişiler, Allah'a sadece dünyadaki manevi bir güç olarak değil, dua edecekleri bir Yaratıcı olarak inanmaktadırlar."77



Dünyaca ünlü Newsweek dergisi 22 Nisan 2000 tarihli sayısında tam sayfa yayınlanan dünya haritasında yaratılış gerçeğine olan yönelişi vurgulamış ve Türkiye'ye geniş yer vermiştir.


22 NİSAN 2000 TARİHLİ NEW SCIENTIST DERGİSİ, DÜNYADA YARATILIŞA İNANAN BİLİM ADAMLARININ ARTIŞINA DİKKAT ÇEKTİ

Dünyanın en ünlü bilim dergilerinden biri olan New Scientist'in 22 Nisan 2000'de yayınlanan sayısında toplam 17 sayfa, dünyada büyük bir hızla yayılan yaratılış akımına ayrılmıştır. Özellikle Amerika'da dine yönelişle birlikte eğitimde evrim teorisi yerine yaratılışın okutulması yönünde büyük bir atılım gerçekleşmiştir. Ve nihayet 1999 senesinde Kansas Eğitim Kurulu, okullarda yaratılışın da okutulması gerektiği kararına varmıştı. Bu uzun yıllar süren hukuki mücadelenin bir sonucuydu ve bu kararın alınmasında en büyük etken son yıllarda yaratılışa inanan bilimadamlarının sayısındaki çarpıcı artıştı.

Aynı dergi Amerika'nın yanısıra tüm dünyada bilimde yaratılışa dönüşü tam sayfalık bir dünya haritasıyla tanıtmıştır. İngiltere, Hollanda, Rusya, Kore, Yeni Zelanda, Avustralya, Kanada ve Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede etkin olan yaratılış akımlarına dikkat çekilmiştir. Özellikle Türkiye'de Harun Yahya'nın eserlerine dikkat çekilerek, Harun Yahya için "uluslararası bir kahraman. Kitapları İslami dünyanın her yanına dağıtılıyor" şeklinde bir açıklama yapılmıştır.

77 Newsweek Magazine, Science Finds God, 1998, s. 44

http://www.islaminyukselisi.com/bati04.html


 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
BATILI SANATÇILARIN ALLAH’A YÖNELİŞİ

Batı'nın dünyaca tanınan ünlü sanatçılarından bazılarının, Allah'a olan inançlarıyla ilgili sözlerinden bir kısmı şöyledir:


Jean-Claude Van Damme, sinema oyuncusu

"Jean-Claude Van Damme, Uyuşturucu Bağımlılığını Yenip, Allah'ı Buldu" başlığıyla yayınlanan bir makalede ünlü oyuncunun Allah'a olan inancının hayatına nasıl huzur getirdiği şu sözlerle anlatılıyor;

"Jean-Claude Van Damme, film çevirme baskısının onu uyuşturucu haplarda teselli aramaya ittiğini belirtiyor... Fakat artık sıkıntı veren eski günler geride kalmış ve bunun için Allah'a teşekkür ediyor. "Allah bana yardım etti" diyor. "Allah'a çok uzun zamandır inanıyorum. Ancak birkaç senedir Allah'ı seviyorum. Bazı insanlar bunu duymak istemiyorlar. Çok güçlü ve oldukça iyi bir şekilde geri döndüm. İyi bir insan olmak için elimden gelenin en iyisini yapacağım." Ve Van Damme aksiyon filmlerini seyredenler için bazı haberler veriyor: "dövüş sahnelerinin çoğu etki altında yapıldı." "Tüm aksiyon sahnelerini hastayken yaptım" diyor Van Damme, hap kullandığını kastederek. "Uyku haplarına bağımlı olmuştum". İyileşmesini Allah'ın yardımına ve rehabilitasyon merkezine bağlıyor...35


Jennifer Aniston, sinema oyuncusu

Ünlü Amerikalı oyuncu inancını şu sözleriyle açıklıyor:

"... Allah'a inanıyorum. Bizim güçlü olduğumuzu ve tüm bunları da kendi kendimize yaptığımızı sanmıyorum..."36


Kirk Douglas, sinema oyuncusu

Ünlü aktör Kirk Douglas 6 Ekim 1997 yılında yapılan bir röportajında geçirdiği rahatsızlığın kendisini Allah'a yönelttiğini belirtiyor:

"Geçirdiğim felcin en önemli sonuçlarından biri Allah'a olan inancımı bir kez daha göstermiş olması. Felçten sonra fark ettim ki, konuşabilme mucizesini artık bir lütuf olarak görüyorum..."37


Denzel Washington, sinema oyuncusu

Malcolm X, Kasırga gibi hasılat rekorları kıran filmlerde rol alan ünlü aktör, Allah'a olan samimi duygularını röportajlarında şöyle dile getiriyor:

"... Benim için önemli olan şeyler kafamda çok açık: Allah, aile... Bu sırayla... Bu Allah'ın planı, benim değil... Dünyanın bütün ağırlığını her gece yatağıma taşımak zorunda değilim. Bunun yerine duamı ediyorum ve güzelce uyuyorum..."38

"...Allah'ın elini hayatımda hissettim ve bundan hiç şüphem yok... Eşim oldukça dindar... Tüm duaları biliyor... Çocuklara da duaları öğretti ve şimdi benden daha çok dua biliyorlar!... Geçen akşam bir arkadaşımız bize yemeğe geldi ve hepimiz yemekten önce şükür duası yaptık... Çocuklar İncil'den ezbere bildikleri dört duayı okuduktan sonra..."39

"Soru: Meleklere inanır mısınız?

D.Washington: Evet. Allah'a ve İncil'e inanırım. Ayrıca hepimizin içinde iyi bir yan olduğunu biliyorum. İncil'de çeşitli meleklerden bahsediliyor... Hayatımdaki her olayın Allah tarafından olduğunu düşünüyorum..."

Soru: Hayattaki öncelikleriniz nelerdir?

D.Washington: Allah, aile, iş, futbol."40

"Hayatımdaki her olayın Allah'ın kontrolünde olduğunu düşünüyorum. Ve bu filmi yapmak için elime geçen fırsat da bunlardan biri" diyor dindar aktör.

"Allah'ın izniyle şu an bulunduğum yerdeyim fakat bunun için sıkı bir şekilde çalışmaktan başka bir şey yapmadım."41


Gwyneth Paltrow, sinema oyuncusu

Gwyneth Paltrow, kendisiyle Bounce adlı yeni filmi hakkında yapılan röportaj sırasında Allah'a olan bağlılığını, kadere olan inancıyla dile getirmiştir.

"Ben kadere inanırım ve herşeyin olması gerektiği gibi olduğuna inanırım. Hiçbir şey kaza sonucu olmaz."42


Rene Russo, sinema oyuncusu

Ünlü Amerikalı aktris, Rene Russo, mankenlik yaparken dini araştırmış ve Allah'a olan inancını dile getirmiştir. İşte ünlü sinema oyuncusunun dine yönelişiyle ilgili yazılanlar:

"... Kendini dine adamış bir Hristiyan oldu ve İncil'i incelemeye başladı ve daha sonra bir röportajında şunları söyledi: "Bu bir felsefe değil. Allah benimle birlikte..."43


Sarah Jessica Parker, sinema oyuncusu

Amerika'nın ünlü bir dizisinde başrolde oynayan aktris Sarah Jessica Parker, "Allah'a şükretmediğim tek bir günüm bile geçmiyor."44 diyerek elde ettiği başarıyı Allah'ın bir nimeti olarak gördüğünü belirtmektedir.


Arnold Schwarzenegger, sinema oyuncusu

Tüm zamanların en iyi 100 filmi arasında gösterilen Terminator'ın başrol oyuncusu Arnold Schwarzenegger, bir röportajında şeytanın çağırdığı kötü yolun geçici bir zevk olduğunu vurgulayarak, Allah'a olan inancını şöyle dile getirmiştir:

"Soru: Şeytana inanır mısınız?

Arnold Schwarzenegger: Ben Allah'a inanırım ve bu yüzden ... şeytana da inanırım. ... hepimiz iyiye ve kötüye inansak daha iyiye gideriz. Bu hergün başımıza gelen birşey. Aklınıza kötü düşünceler gelir. İyiyi mi seçmelisiniz yoksa kötüyü mü?

Soru: Şeytan sizi ayartabilir mi?

Arnold Schwarzenegger: Yapacağı hiçbir teklif beni ayartamaz. Yapacağı her teklif geçici bir zevk olacaktır. İyi ve güzel olan şeyler aynı zamanda geri de tepebilir. Bu yüzden kolay yolu seçmemelisiniz. Amacınızı belirleyip hiçbir şeyin sizi yoldan çıkarmasına izin vermemelisiniz."45


Val Kilmer

Batman Forever, Top Gun gibi ünlü filmlerde oynayan ve "Mısır'ın Kralı" filminde Hz. Musa'nın sesini canlandıran oyuncunun, Hz. Musa hakkındaki görüşleri, onun Allah'a olan inancını göstermektedir.

"Hikaye dev mucizeler içeren insani bir hikaye. Çocukluğumdan beri bunu severim. Musa'nın hikayesinde mükemmel bir umut var. Bir adam öldürüyor. Daha kötü ne olabilir? Fakat onun olağanüstü tevazusu, samimiyeti, doğruyu arayışı nedeniyle zamanının en kutsal görevi verilmiş. Mary Baker Eddy'nin deyişiyle "Musa bir ulusu, madde yerine Allah'a inandırarak ve insanların kabiliyetlerinin Allah'ın bir lütfu olduğunu söyleyerek geliştirmiştir. (Science and Health, s.200). Musa'nın hikayesini bu yüzden seviyorum. O olağanüstü güvenilir biri; doğruyu arayışında çok samimi."46

Val Kilmer, kendi yazdığı bir makalede de Allah'a olan inancıyla ilgili şunları anlatmıştır:

"Tevazu Allah'ın bizden daha büyük olduğunu tanımakla oluşur. Allah kainatın tek Yaratıcısı'dır."47


Mel Gibson, sinema oyuncusu

Cesur Yürek, Vatansever gibi gişe rekorları kıran filmlerde rol alan Mel Gibson eski inançsız hayatını "korkunç" olarak nitelendirmektedir. Röportajlarında Allah'a olan inancı sayesinde artık huzurlu bir hayatı olduğunu dile getirmektedir.

"... '20'li yaşlarım çok korkunçtu... İçki, uyuşturucu... Sonra bunları bıraktım. Teşekkürler Allah'ım'...

Mel Gibson Darwin'in evrim teorisine karşı çıkıyor..."48


Sharon Stone, aktris

Ünlü sinema oyuncusu Sharon Stone, inancının kendisine huzur getirdiğini birçok röportajında belirtmektedir. Bunlardan biri şöyledir:

"... 'Allah'a inanıyorum'..." 49


Jim Carrey, sinema oyuncusu

1998 ve 99 yıllarında Altın Globe sinema ödüllerinde drama ve komedi dalında en iyi aktör ödüllerini alan ünlü sinema oyuncusu Jim Carrey, sahip olduğu yeteneğin Allah'ın bir lütfu olduğunu bir röportajında şu sözleriyle dile getirmiştir;

"Ben bu yeteneğe sahip olduğum için Allah'a şükrediyorum..."50


Brad Pitt, sinema oyuncusu

Tibet'te Yedi Yıl, Dövüş Klübü gibi ünlü filmlerde rol alan genç sinema oyuncusu Allah'a olan inancını şu sözleriyle dile getiriyor:

"...Ben daima dine karşı ilgili oldum. Çünkü dini bir ortamda büyüdüm...51


35 http://mrshowbiz.go.com/news/Todays_...3vandamme.html
36 http://www.youmagazine.com/celebrities_index.html
37 http://people.aol.com/people/pprofil.../archive1.html
38 http://dev.celebsites.com/denzelwashington/ (McCalls, Temmuz 2000 röportajı)
39 http://dev.celebsites.com/denzelwashington/ (Weekend Conversation with Denzel Washington, 12 Aralık 1999)
40 http://www.geocities.com/Heartland/B...ashington.html
41 http://us.imdb.com/NewsFeatures/denzelwashington
42 CNBC-e televizyonu
43 http://www.geocities.com/Heartland/B...nee_Russo.html
44 Sabah Gazetesi, Pazar Eki, 14 Ocak 2001
45 www.sinemafanatik.com
46 http://www.planetkilmer.com/movies/p...entinel/3.html
47 http://www.tfccs.com/GV/CSPS/SENT/Sentinel028_00.html
48 http://www.starpulse.comhttp://sooma.net/mel/archives.html&argc=&action=click&nav=Actors>G>Gibs on,_Mel>Interviews
49 http://www.livingdharma.org/Real.Wor...mPractice.html
50 http://www.sinemafanatik.com
51 http://www.starpulse.com/cgi-bin/SPC...235127152&url=
http://www.time.com/time/magazine/1997/dom/971013/box2.html&argc=&action=click&nav=Actors>P>Pitt,_Br ad>Interviews

 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
AMERİKADA DİNE YÖNELİŞ


Son yılarda dünya toplumlarının yaşadığı dini yöneliş bugün artık açıkça görülen bir gerçektir. Yapılan araştırmalar, düzenlenen kamuoyu yoklamaları dinin insanların hayatında çok önemli bir yer tuttuğunu, eskiye kıyasla çok daha fazla insanın dini değerlere önem vermeye başladığını ve maneviyata yöneldiğini göstermektedir. Dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan dini bilinçlenme, dünya tarihinde yeni bir döneme girildiğinin de en önemli işaretlerindendir.

Bilindiği gibi 19. yüzyıl gelecek dönemlerde yaşanacak manevi çöküşün ilk adımlarının atıldığı bir devir olmuştur. Bu devrin en önemli özelliği, o zamana kadar dünyanın geneline hakim olan 'Teist' (yani Allah'ın varlığını kabul eden) inançlara ve dinlere karşı, ateizmin yani Allah'ı inkar düşüncesinin güç kazanmasıdır. Ateizm, elbette eski çağlardan beri var olmuştu. Ancak bu fikrin asıl yükselişi, 18. yüzyıl Avrupası'ndaki bazı din karşıtı düşünürlerin felfeselerinin yayılmasıyla ve siyasi sonuçlar vermesiyle başladı. Diderot, Baron d'Holbach gibi materyalistler, evrenin sonsuzdan beri var olan bir madde yığını olduğunu ve madde dışında bir varlık alemi bulunmadığını öne sürdüler. 19. yüzyılda ateizm daha da yaygınlaştı. Feuerbach, Marx, Engels, Nietzsche, Durkheim, Freud gibi düşünürler, ateist düşünceyi farklı bilim ve felsefe alanlarına uyguladılar.

19. yüzyılın sonlarında, ateistler, kendilerince her şeyi açıkladığını sandıkları bir 'dünya görüşü' oluşturmuşlardı: Evrenin yaratıldığını inkar ediyor, buna karşı "evren sonsuzdan beri vardır, başlangıcı yoktur" diyorlardı. Evrendeki düzen ve dengenin tesadüflerin sonucu olduğunu ileri sürüyor, kainatta hiçbir amaç bulunmadığını iddia ediyorlardı. Canlıların ve insanın nasıl var olduğu sorusunun Darwinizm tarafından açıklandığını sanıyorlardı. Tarih ve sosyolojinin Marx ve Durkheim, psikolojinin ise Freud tarafından ateist temellerde açıklandığını zannediyorlardı. Oysa bu görüşlerin her biri, 20. yüzyıldaki bilimsel, siyasi ve toplumsal gelişmelerle yıkıldı. Astronomiden biyolojiye, psikolojiden toplumsal ahlaka kadar pek çok farklı alandaki bulgu, tespit ve sonuçlar, ateizmin tüm varsayımlarını temelinden çökertti.

Amerikalı yazar Patrick Glynn, 1997'de yayınlanan God: The Evidence, The Reconciliation of Faith and Reason in a Postsecular World (Allah'ın Delilleri, Sekülerizm Sonrası Dünyada Akıl ve İnancın Uzlaşması) isimli kitabında, bu konuda şu yorumu yapar:

Geçen iki on yılın araştırmaları, daha önceki neslin seküler ve ateist düşünürlerinin Allah hakkındaki tüm varsayımlarını ve öngörülerini tersine çevirmiştir. (Söz konusu) Modern düşünürler, bilimin evrenin daha da mekanik ve rastlantısal olduğunu ortaya çıkaracağını sanmışlar; aksine bilim, evrende akıl almaz derecede geniş bir 'büyük tasarım' olduğunu gösteren hiç beklenmedik hassas düzenin boyutlarını keşfetmiştir. Modern psikologlar dinin bir nevroz olarak tanımlanıp terk edileceğini öngörmüşler, aksine dini inançların temel zihin sağlının çok hayati bir parçası olduğu ampirik (bulgusal) olarak ortaya çıkmıştır…

Patrick Glynn'in üzerinde durduğu dönüşümün en net gözlemlenebildiği ülkelerden birisi de kuşkusuz Amerika Birleşik Devletleri'dir.

Amerika'da İnanç


U.S News dergisi 6 Mayıs 2002 tarihli sayısının kapak konusunda 'Amerika'da İnanç'ı ele aldı.
Amerika kurulduğu günde beri dini değerlere önem veren bir toplum yapısına sahip olmuştur. Ancak özellikle son yirmi yılda yaşananlar, uzun yıllardır göz ardı edilen dinin toplum hayatında yeniden güç kazanmaya başladığını göstermektedir. Bu konuda yapılan en son araştırmalardan birisi de U.S. News dergisi ve PBS televizyonu tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen 'Amerika'da İnanç' başlıklı araştırmadır. Bu araştırma daha sonra U.S. News dergisinin kapak konusu olarak da ele alınmış ve dergide konuya yaklaşık 10 sayfalık bir bölüm ayrılmıştır. Araştırma esnasında yalnızca Amerikalıların din değerler hakkındaki görüşleri alınmamış, 'Allah'a yakınlık', 'ibadetlerin yerine getirilmesi', 'dinler arası hoşgörü', 'başka dinler hakkındaki düşünceler' gibi farklı konularda da halkın yaklaşımları belirlenmiştir.

Bu kapsamlı araştırma sonucunda ortaya çıkan tabloyu değerlendiren U.S. News dergisinde yer alan haberde verilen tespit son derece çarpıcıdır: 'Buna göre ABD, dünyanın hem en zengin, hem en güçlü, hem en eğitimli hem de en dindar ülkelerinden birisidir.' Rakamlar incelendiğinde, U.S. News dergisinin bu yorumunun hiç de abartılı bir yorum olmadığı görülmektedir. Bu rakamlar 1960'lardan beri yapılan araştırmalarda elde edilen en yüksek rakamlardır:

* Amerikalıların yaklaşık 2/3'si dinin hayatlarında çok önemli bir yere sahip olduğunu söylemektedir.

* 'Dinin sizin hayatınızdaki önemi nedir?' sorusuna Amerikalıların, %69'u çok önemli derken, %24 oldukça önemli olduğunu belirtmiştir.

* Nüfusun yarısına yakın haftada bir kere ibadetini yerine getirmekte, dini bir törene katılmaktadır.

* Halkın %22'si ise haftada birden fazla kere ibadetini yerine getirmek üzere dini törenlere katılmaktadır.

* Her beş Amerikalıdan dördü hayatında en az bir kere Allah'ın yakınlığını ve gücünü hissettiğini söylerken, toplumun %49'u ise bunu oldukça sık hissettiklerini belirmektedirler.



26 Mart - 4 Nisan 2002 tarihleri arasında yapılan araştırmanın grafikleri US News dergisinde Amerika'da Din, Hayatın Bir Parçası başlığı ile yayınlanmıştır.
a- Din sizin hayatınızda ne kadar önemli? %69- Çok önemli / %24 - Oldukça önemli

b- Düğünler ve cenazeler hariç, ne kadar sıklıkta dini törenlere katılıyorsunuz? %30- Haftada bir kere / %22- Haftada birden fazla %16- Ayda bir veya iki defa

c- Allah'ın hayatınızı kontrol ettiğini ve size yakın olduğunu ne kadar sıklıkta hissediyorsunuz? %49- Oldukça sık / %23- pek çok defa


Bu rakamların 60'lardan bu yana en yüksek veriler olması, Amerikan halkının gün geçtikçe daha çok dindarlaştığını göstermektedir. Nitkeim araştırmayı gerçekleştiren ünlü Gallup şiketinin yöneticilerinden George Jr. Gallup da insanların manevi bir arayış içinde olduğunu ve bu arayışın ancak dini duygularla tatmin edilmesinin mümkün olduğunu söylemekte ve Amerikan toplumunun yaşadığı açlığı şu sözleri ile dile getirmektedir:

"İnsanlar görünen dünyadan görünmeyen dünyaya yönelebilmek için her türlü yolu deniyorlar, manevi değerlere duyulan derin bir arzu var, bu Allah inancına karşı duyulan bir açlık."

Amerika'da dinin yükselişinin bir diğer göstergesi de, Amerika'nın dört bir yanında sayısı gün geçtikçe artan ibadethanelerdir. Ameirka'nın en güneyinden en kuzey noktasına, batısından doğusuna kiliselerin, sinagogların ve camilerin sayısında önemli bir artış görülmektedir. Bunlar arasında en çok dikkat çekeni ise cami sayısının büyük bir hızla çoğalıyor olmasıdır. Bugün Amerika, dünyanın kişi başına en çok cami düşen ülkesi konumundadır. Amerika'da 865 kişiye bir cami düşmektedir. İlerleyen satırlarda da değineceğimiz gibi İslam, Amerika'nın en hızlı büyüyen dinlerinden birisidir ve cami sayısının artışı bu yükselişin işaretlerinden sadece bir tanesidir.

Aynı araştırma ile ortaya çıkan bir diğer önemli tespit de dinler arası hoşgörü ve toleransın Amerika'da son derece yaygın olmasıdır. Nitekim Atlanta Emory Üniversitesi'nden Gary Laderman Amerikan halkının çoğulculuk anlayışındaki gelişmeyi, 'Şu anda yaşadığımız çoğulculuğun geçmişte bir örneği görülmedi' sözleri ile tarif etmektedir.

Amerika'nın dini çoğulculuğunda en çok dikkati çeken yönlerden birisi de, Müslümanların -bu vesile ile- toplum hayatında gittikçe daha fazla yer edinmeleri ve daha çok güçlenmeleridir. Özellikle Başkan Bush'un yönetime gelmesinin ardından, sinagoglar ve kiliseler gibi camiler de devlet adamlarının pek çoğunun ilgi sahasına girmiştir. Beyaz Saray'da ve bazı valiliklerde Ramazan ayı için özel toplantılar düzenlenmesi gittikçe yaygınlaşan bir gelenek haline gelmiştir. Papazlar ve hahamlarla birlikte artık Müslümanlar da yasama ve yürütme organlarının açılış törenlerine katılmakta ve onlarla birlikte dua etmektedirler.

Amerika ve İslam

Bundan otuz kırk sene önce Amerikan halkının büyük çoğunluğu İslam hakkında hemen hiçbir bilgiye sahip değilken, bugün İslam, Amerika'da üzerinde en çok konuşulan, hakkında en çok program hazırlanan, yazı yazılan, rapor düzenlenen, araştırma yapılan din haline gelmiştir. Kuşkusuz bu durumun Amerikan toplumunun İslam'ı öğrenmesinde büyük payı vardır. Bir yandan bu programları, yazıları, araştırmaları, raporları hazırlayanlar İslam hakkında detaylı bilgiye sahip olurken, diğer yandan bu bilginin aktarıldığı kitleler de, belki de hayatlarında ilk defa İslam'la ilgili kapsamlı bilgi edinme fırsatı elde etmektedir. Böylece bilgisizlik veya yanlış bilgilendirme nedeniyle İslam'dan uzak kalmış olan insanlar da dalga dalga İslam'a yönelmektedir.

Yukarıda da değindimiz gibi Amerika, dini değerler üzerine inşa edilmiş bir ülkedir. Amerikalıların ülkelerinden bahsederken önemle vurgu yaptıkları konulardan biri de, her dinden insanın bu topraklarda huzur ve güvenlik içinde birarada yaşayabileceğidir. Bu durum Amerika'ya göç eden Müslümanların dinlerini yaşamak ve anlatmak için rahat bir ortam bulmalarını ve sayılarının gün geçtikçe artmasını sağlamıştır. Buna rağmen yıllar boyunca Müslümanlar sayıca az, ekonomik ve siyasi olarak da zayıf konumda kalmışlardır.

Ancak son on yılda ekonomik, siyasi ve sosyal alanda karşılaşılan zorluklar tek tek ortadan kalkmaya başladı. Pek çok eyalette mevcut camiler dolup taştığı için bir çok yeni cami inşa edildi. İslami eğitim veren yüzlerce okul açıldı ve bu okullar kendilerine gelen talepleri karşılayabilmek için kapasitelerini artırdılar. Pek çok büyük şirket kendi bünyesinde çalışan Müslümanlar için mescidler açtı, çeşitli bankalar İslami kurallara göre faaliyet gösteren bölümler oluşturmaya başladılar, pek çok devlet kurumunda üst düzey mevkilerde Müslümanlar görev almaya başladı.

Aynı şekilde son yıllar Müslümanların Amerikan siyasetinde ilk defa bu derece etkin olduğu bir dönem oldu. Başkan Clinton döneminde Hillary Clinton'ın Beyaz Saray'da bayram kabulü geleneğini başlatması ile ilk defa resmi olarak Müslümanları ağırlayan Amerikan yönetimi, 2001 yılında da Başkan George Bush'un iftar daveti ile ilk defa Müslümanları iftar yemeğinde konuk etti. Başta Amerikan Başkanı ve bakanları olmak üzere devlet yöneticileri konuşmalarında sık sık Kuran'dan ayetler kullanmaya, İslam'ı övmeye, Müslüman organizasyonların liderleri ile birebir bağlantılar kurmaya, camileri ziyaret etmeye başladılar. Amerikan Kongre ve Senatosu'nda bu yıl ilk defa, İncil ve Tevrat'la birlikte Kuran'dan ayetler okundu.

Amerika'nın ünlü dergilerinden The Christianity Today dergisi ise 'Are Christians Ready for Muslims?' (Hıristiyanlar Müslümanlar için Hazır mı?) başlığı ile yayınladığı haberde, İslam'ın Amerika'daki yükselişine şöyle yer vermekteydi:

2015 yılına gelindiğinde İslam'ın Yahudiliği geçerek Amerika'nın ikinci en büyük dini olacağı tahmin ediliyor. Bazı tahminlere göre ise, bu çoktan gerçekleşti bile. Batı'ya göç eden Müslümanlar Batının kültürel ve dini değerlerinde bir takım değişiklilere neden oldular. Detroit'de bir hastane Müslüman hastalarına Kuran dağıtıyor, Denver Ulsulararası Havaalanında Müslümanların ibadet edebilmesi için bir mescid açıldı, Amerikan Senatosu açılış töreni için Müslüman bir din adamı davet etti, ordu Müslüman din adamlarını göreve aldı, Beyaz Saray (tıpkı Noel kartları gibi) Ramazan bayramı için tebrik kartları yollamaya başladı, Washington'daki Suudi Arabistan Büyükelçiliği her ay hapishanelere 100 Kuran hediye ediyor ve mahkumlarla görüşmesi için imamlar gönderiyor. Ira Rifkin'in Religion News Service'de bildirdiği habere göre ise (30 Kasım 1999), Kongrede çalışan Müslümanlar her hafta düzenli olarak ibadetlerini yerine getiriyorlar.

Kuşkusuz bunlar son derece dikkat çekici gelişmelerdi ve pek çok sosyolog ve araştırmacının ilgi odağı haline geldi. Bu konuda tespitte bulunan önemli isimlerden birisi Pluralism Project (Çoğulculuk Projesi) adını verdiği dinler arası diyalog projesi ile tanınan Prof. Dianne Eck idi. (Eck bu projesi ile Clinton hükümeti tarafından özel barış ödülüne layık görüldü.) Eck, A New Religious America (Yeni Bir Dindar Amerika) adlı kitabında İslam'ın hızlı yükselişi ile ilgili tespitlerini şöyle aktarıyordu:

Müslümanlar gün geçtikçe Amerikan toplumu içerisinde daha kalabalık ve görünür hale geliyorlar. Halka hitap edilen konuşmalarda eskiden yalnızca, 'kiliseler ve sinagoglar'dan bahsedilirken, bugün 'kiliseler, sinagoglar ve camiler' deniliyor. Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayı şimdi artık kamuoyunun da dikkatini çekiyor ve Dallas Morning News, Minneapolis Star Tribune gibi gazetelerin sütunlarına taşınıyor. Günün sonunda yenen ve iftar adı ile anılan yemekler ise artık herkes tarafından biliniyor. 1990'ların sonlarından itibaren Kongre'de, Pentagon'da ve Dışişleri Bakanlığında çalışan Müslümanlar tarafından iftar yemekleri organize edilmeye başlandı. 1996 yılında ilk defa, Beyaz Saray Ramazan ayının sonunda kutlanan Ramazan Bayramı için Müslümanları konuk etti. Bu gelenek bugün de devam ediyor. Aynı yıl Amerikan donanması, Norfolk Deniz Üssünde, ilk defa Müslüman bir din adamını göreve aldı. Teğmen Noel'in imamlığında bu üsde her Cuma 50 denizci toplu olarak Cuma namazı kılıyorlar. Tüm bunlar bize Amerika'nın din hayatında yeni bir dönemin başladığını işaret ediyor.

Dianne Eck'in de üzerinde durduğu gibi bu gelişmeler yeni bir çağın başladığının işaretidir. Bu çağ yalnızca Amerika'da değil, tüm dünyada İslam'ın hızla yayıldığı bir çağ olacaktır.

İslam'ın Aydınlık Geleceği

Bu bilgileri alt alta koyduğumuzda ortaya çok çarpıcı bir tablo çıkmaktadır: Amerika'da büyük bir dine yöneliş yaşanmakta ve İslam Amerika'da gittikçe güçlenmekte, hızla yayılmaktadır. Üstelik bu yükseliş sadece Amerika ile sınırlı kalmamakta, din ahlakı dalga dalga tüm dünyaya yayılmaktadır. Bunların her biri olağan üstü gelişmelerdir ve Allah'ın izni ile, çok daha önemli gelişmelerin ilk işaretleri niteliğindedir. Dolayısıyla bu gelişmeler iman edenler için güzel bir müjde, aynı zamanda şevk ve heyecan kaynağıdır.

Allah Kuran'da hak dinin muhakkak galip geleceğini bildirmiştir. Bu ayetlerden birisi şu şekildedir:

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)

Bu nedenle tüm bu gelişmeleri değerlendirirken bunların Allah'ın birer vaadi olduğunu unutmamak gerekir. Yaşanılan gelişmelerin bu bakış açısıyla değerlendirilmesi, konunun öneminin gereği gibi takdir edilmesi açısından da önemlidir. Söz konusu gelişmeler bu bilinçle değerlendirildiğinde, Allah'ın bizi bu önemli gelişmelerin yaşandığı dönemde yaratmış olmasının şükredilmesi gereken bir nimet olduğu da anlaşılır. Çünkü yaşanılan her bir olay çok daha önemli ve büyük gelişmelere aracı olmakta, Müslümanların asırlardır bekledikleri kutlu dönemin yaklaştığını müjdelemektedir. Bu nimet karşısında yapılacak şükür ise hem sözlü olarak hem de fiili olarak gerçekleştirilmelidir. Fiili olarak yapılacak şükür, Kuran ahlakının dünyaya hakim olmasını hızlandırmak için çalışmaktır. Bu da bir yandan bu hakimiyete engel olmaya çalışan din dışı ideolojiler ile fikri olarak mücadele etmeyi, bir yandan da Kuran ahlakını her fırsatta insanlara ulaştırmak için çaba göstermeyi gerektirir.

http://www.islaminyukselisi.com/dine_yonelis.html#3


 

~zuzii~

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
10 Eyl 2006
Mesajlar
398
Puanları
0
yazıların hepsini okuyamadım ama...
önemli olan qerçek müslüman olmaları, kimliklernde yazması nei deiştirir ki...
 
Üst