DELİLLERİ İle Tasavvuf -Sufizm (herkes Okusun..)

DJ MESNEVI

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
1,462
Beğeniler
3
Puanları
0
#1
Evet arkadaslar.. son zamanlarda tasavvuf karsıtı pek cok site ve insanlar cıktı hatta müslümanlar bile tasavvuf denildiğinde korkuyor bir adım geri atlıyor.. nedir bu sacmalık nedir bu gidis:mad:......


(BU YAZIYI LÜTFEN OKUYUN BİLGİLENMENİZ VE ÖNYARGILARINIZDAN KURTULMANIZA YARDIMCI OLACAKTIR DELİLLERİYLE TASAVVUF)


A- Tasavvufun Tanımı

Tasavvufu, yine kendi terimleriyle şöyle tarif edebiliriz:

Tasavvuf: Ebedî saadete ulaşmak amacıyla, zâhirîn ve batının tamir; ahlakın tasfiye ve nefsin tezkiye hallerini içine alan, mânevî bir ilimdir.



Tasavvufun genel tanımı ise şudur:

İslam Dini'nin getirdiği hükümlerin, (Şeriat) müslüman şahıs tarafından, zahîrî ve bâtınî yönleriyle birlikte, ruhsatlardan faydalanmaksızın, azimet ve takva üzere tatbik edilmesidir.



Tasavvuf rûhî bir hayat olduğu için hakikatte; bizzat yaşamak, hissetmek ve halleriyle hemhal olmak sûretiyle anlaşılabilir ve anlatılabilir. Tasavvuf kitaplarında rastladığımız farklı anlatımlar ve izah tarzlarının asıl sebebi de budur. İslam Alimleri, kendi rûhî-manevî hayatlarına göre tasavvufu tarif ederken; bazıları bidayet (başlangıç) halleriyle, bazıları nihayet halleriyle, kimi zaman alametleriyle, kimi zaman da asıl ve esaslarına göre tarif etmişlerdir.



Her nekadar farklı izah tarzlarıyla karşılaşsak da ifade edilmek istenen manada birleşmektedirler. Hakikatte tasavvuf; Allah-u Zülcelal'in istediği mümin sıfatlarına bürünmek, ve Allah-u Zülcelal'in azim bir ahlak ile ahlaklandırdığı, Peygamber (s.a.v) Efendimizin ahlaki ile ahlaklanmaya çalışmaktır.



Tasavvuf öyle bir ilimdir ki batıl onun ne ardından gelebilir, ne de önüne geçebilir. O'nun ne önünde, ne de ardında hiç bir eğrilik yoktur. Çünkü tasavvuf, nübüvvet kandilinden alınmış bir nurdur. Nübüvvetin ötesinde ise bizim için alınacak bir nur yoktur.



İhsan Nedir?

Tasavvuf, İslam Dini'nin üzerine inşâ edildiği üç temel mefhumdan biri olan "İhsan"ı kendine gaye edinmiştir. 0 halde "İhsan"ın ne olduğunu anladığımız zaman, tasavvufun özünü ve gayesini de daha iyi anlamış olacağız.



Seyyid Muhammed Gamari (ks) Hazretlerine,

"Tasavvuf vahy-i semavî midir?" diye tasavvufun kaynağı ve özü hakkında bir soru sorduklarında, şöyle cevap vermişlerdir:

"Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e vahy-i semâvî nazil olduğu vakit, tarikat da onunla beraber, esas olarak kurulmuştur. Çünkü tasavvuf, şüphesiz ihsan makamıdır."



Cibril Hadisi

İhsan mefhumunu, bizzat hadis-i şeriflerde görmekte ve açık bir şekilde izah edildiğine şahit olmaktayız. Hz. Ömer (r.a)'in rivayet etmiş olduğu bir hadis-i şerif (Cibril Hadisi) şöyledir:

"Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in yanında bulunduğumuz bir sırada, bir de baktık ki elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah, üzerinde yolculuk yaptığına dair hiçbir alâmet olmayan ve hiçbirimizin tanımadığı bir kimse geldi. Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in yanına (varıp) oturdu.



Dizlerini dizlerine dayayıp ve her iki avucunu iki uyluğu üzerine koyup:

Ya Muhammed! İslam nedir? Bana söylermisin dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v):

- AIlah'tan başka hiç bir ilah ve mabud-u billah olmadığına ve Muhammed (s.a.v)'in O'nun resulü olduğuna şehadet etmen, namazı ikâme etmen, zekâtı vermen, Ramazanda orucu tutman ve yoluna gücün yeterse, Beytullah'a Hacc etmendir" buyurmuştur. 0 (yabancı kimse):

- Doğru söylüyorsun, dedi.

Biz onun bu haline, hem Hz. Peygamber (s.a.v)'e soruyor, hem de O'nu tastik ediyor, diye hayret ettik. Ondan sonra,

- Bir de iman nedir? Bana söylermisin, dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v):

-İman; Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe iman etmendir. Bir de hayır, şer ve kadere iman etmendir, buyurunca yine:

- Doğru söylüyorsun, dedi.

Ve İhsan nedir? Bana söylermisin diye tekrar sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de:

- İhsan, Allah'a sanki görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Zira sen onu görmüyorsan o seni görüyor buyurdu. 0 yine:

- Doğru söylüyorsun. dedi...

Ve bu yabancı kimse gidince Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir müddet durdu: "Ya Ömer! Bilir misin o soran kimdi?" dedi. "Allah ve Resûlüllah bilir" dedim. 0 zaman buyurdular ki: "0, Cebrail idi. Size dininizi Öğretmek için geldi."( Müslim; Kitabül İman)



İşte Hz. Ömer (r.a.)'in rivayet etmiş olduğu bu hadis-i serifte, Peygamber Efendimiz (s.a.v) bize İslam Dininin üç rükun üzerine olduğunu bildirmiştir.

1.İslam: Zâhirî azalara taalluk eden amellerdir. (namaz, oruç, hac, zekât)

2. İman: Allah'a meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kaza ve kadere iman etmek gibi kişinin itikadına taalluk eden amellerdir.

3. İhsan: Bu da murakabe ve müşahede'ye taalluk eden amellerdir. Bu ihsan makamı, manevi huşu ve huzur içerisinde Allah'u Zülcelâl'e ibadet ederek kalbin temizlenmesine işaret etmektedir. Bundan dolayı ihsan makamı olmazsa dinin bir kısmını eksik bırakılmış olur.



Şöyle ki; bu hadis-i şerifte açıkça, kulun bütün ibadet ve kulluk görevlerini yerine getiren yani hayatının her anında, Allah-u Zülcelal'in kendisini gördüğünün, işittiğinin ve bildiğinin şuurunda olması gerektiği beyan edilmektedir. İşte, kişinin bu ihsan halini bozan sebepler; şeytanın vesvesesi, nefsin arzuları ve dış dünyanın etkileridir. 0 halde, bu tesirlerden kurtulmamız gerekmektedir ki ihsanı yaşayabilelim. Bu tesirlerden kurtulma yolu ise bunların sebeplerini, insana nasıl tesir ettiklerini ve bunlara karşı ne gibi tedbirler alınması gerektiğini; kısaca bu marazi durumun teşhis ve tedavisini bilmemiz gerekiyor.



Şüphesiz ki bu konu bir müslüman için en önemli konudur. Zira kulluğun temel mihengi, her yaptığını, her anını Allah rızası için yapabilmektir. İşte bu da tasavvuf ilmini zorunlu hale getirmektedir.



Burada bir meseleye daha açıklık getirmekte fayda var. Denilebilir ki kişinin ihsanı yaşamasına zarar veren tesirleri, ayet hadis ve alimlerin kitaplarından öğrenip teşhis ve tespit edebiliyoruz. Evet bu bir yere kadar doğrudur. Ancak bu marazları tedavi etme usulü ve kurallarını inceleyen ilim ise tasavvuftur.



Zira birer tasavvuf mütehassısı olan Mürşid-i Kamil; hem bu konulardaki zâhirî ilmini, hem tecrübelerini ve hem de bâtınî yolla Allah-u Zülcelal'in verdiği manevî ilmi kullanarak kişiyi tedavi etmektedir.

arkadaslar lütfen okuyun devamı gelecek..

Kaynak: http://www.konyevi.net
 

Mndrs78

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
5 Tem 2006
Mesajlar
556
Beğeniler
1
Puanları
0
Yaş
27
#2
la havle ..... bunlar ne biçim musluman tasavvuf ten korkuyorlar :(
 

DJ MESNEVI

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
1,462
Beğeniler
3
Puanları
0
#3
evet abim ama maalesef.. ve maalesef ki korkuyorlar ve bir adım geri atıyorlar.. insanlarımıza tarikat tasavvuf öcü gibi gösterilmis halbuki osmanlı devrinde tarikatlarda altın devrini yasadı osmanlıyı ayakta tutmaya vesile olan sey bu idi.. simdi ülkemizi bölmek icin tarikat ve tasavvuf karsıtlıgı ortaya cıkarıldı.. sunu unutmayın..




KUR'AN I SÜNNETLER,SÜNNETLERİ MEZHEPLER,MEZHEPLERİ ALİMLER ACIKLAR!!!!!

bu söz benim kisisel görüsüm değil bir genel görüstür.. lütfen yolumuzu izimizi bilelim..
 
Üst