Davos, mazlumların çığlığı oldu

Meryem

Komplike
İhvan Üyesi
Katılım
6 Tem 2006
Mesajlar
15,309
Puanları
113
Yaş
32
Devlet Bakanı Faruk Çelik, BM İnsan Hakları Konseyi tarafından hazırlanan ve Gazze'deki insan hakları ihlallerini konu edinen ''Goldstone Raporu''nun, ''Gazze savaşı sırasında İsrail'in birden fazla uluslararası hukuk kuralını aleni çiğnediğini ve insafsızca insan hakları ihlali yaptığını ortaya koyduğunu'' belirtti.



Filistin Platformu'nca raporun kamuoyuna tanıtımı amacıyla İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde düzenlenen panelin açılışında konuşan Çelik, İsrail'in 27 Aralık 2008 ve 18 Ocak 2009 tarihleri arasında Gazze'ye yönelik saldırılarında yaşanan insanlık dramının daha dün gibi tüm insanlığın hafızasında tazeliğini koruduğunu söyledi.

Gazze'de yaşanan katliam dünyada protestolara yol açarken, BM'nin de harekete geçmesinin sevindirici bir gelişme olduğunu ifade eden Çelik, BM İnsan Hakları Konseyi'nin saldırılar devam ederken 12 Ocak 2009'da özel oturum düzenleyerek, İsrail'in sivillere yönelik işlediği her türlü insan hakları ihlallerini kınadığını ve can kayıplarının esef verici olduğunu vurguladığını anımsattı. Çelik, toplantıda, Gazze Şeridi'nde sınırların kapatılması, yakıt, gıda, tıbbi malzeme dağıtımının engellenmesi durumunun Filistinli sivillerin topluca cezalandırılması anlamına geldiği, insanlık ve çevre açısından bir felakete yol açtığı belirtilerek, İsrail'in eylemlerinin ağır bir dille eleştirildiği ve İsrail'in adeta savaş suçu işlediğinin vurgulandığını anlattı.

''Bu bir ilktir ve kanaatimizce çok da önem taşımaktadır'' diyen Çelik, süreç içinde 4 kişiden oluşan komisyonun çalışmalarına başladığını ve hazırladığı raporda, İsrail ile Filistinliler arasında mukayese edilmez bir güç farkı olduğunu ve bu yüzden İsrail'in insanlığa karşı suç işlemiş olabileceği sonucuna varıldığını söyledi.

Bu sonucun gelecek için çok önemli değişimlerin olabileceğinin de ilk işareti olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

''Komisyonun hazırladığı raporda, 36 olay ön plana çıkarılmaktadır, Gazze'de adeta taş üzerinde taş kalmadığı diyebileceğimiz; meclis binasının bombalanmasından un fabrikasının yerle bir edilmesine. 200'e yakın sanayi tesisi, tarım arazisi, çeşmeler, tabii ihtiyaçların karşılandığı alanlar bombalanmıştır. Raporu hazırlayanlar, saldırıların hiçbirinde askeri açıdan meşru kılınabilecek hususların gerçekleşmediğini vurgulamaktadır.

Ayrıca genel olarak İsrail'in işgallerini ve bugüne kadar devam eden Gazze Şeridi kuşatmasını da araştıran ve gevşetilmesini isteyen rapor, uluslararası hukuk kurallarının net bir biçimde ihlal edildiğinin altını çizmektedir. Ablukanın sürmesi, tahrip edilen ekonomik altyapının yeniden kurulmasını güçleştirmektedir. Rapor dikkatlice incelendiğinde, çok net verilere de ulaşmak mümkün. Rapora göre, Gazze savaşı sırasında İsrail birden fazla uluslararası hukuk kuralını aleni çiğnemiş ve insafsızca insan hakları ihlali yapmıştır. İsrail güçlerinin Gazze savaşı sırasında savaş suçu ve çoğu hallerde insanlığa karşı işlenmiş eylemlerde bulunduğu açıkça tespit edilmiştir. Kısaca saldırı Filistinli sivil halkın katledilmesi, acı çekmesi ve varolan hayati nitelikte altyapının tahribini hedef almıştır. İsrail de izlediği kabul edilemez politikalar nedeniyle uluslararası kamuoyundaki meşruiyetini ve desteğini süratle yitirmektedir. Umut ediyorum ki İsrail makamları da yavaş yavaş kendi meşruiyetlerinin erimekte olduğunun farkına varıp, daha adil ve kalıcı çözüm bulma yönünde uzlaşmacı bir tavır içerisine girer.''


-''BU BARBARLIĞI YAPTIĞINIZ FİLİSTİNLİLER İNSANDIR''-

Devlet Bakanı Çelik, "Filistin düşmanlığıyla yanıp tutuşan İsrail'in bazı yöneticileri ve bazı İsraillilere de seslenmek istediğini" belirterek, şöyle konuştu:

''Bu barbarlığı yaptığınız Filistinliler insandır ve bunların insan olduğu konusunda farklı bir yorum mu yapıyorsunuz? Bunlar da insan... Size hiç yapılmasını istemediğiniz veya tarihin çeşitli sayfalarında size yapılmış diye ortaya konan zulümlere karşı dünyanın ayağa kalkması konusunda her türlü girişimde bulunurken, aynı zulmü bugün sizler yaparken karşınızdakilerin de bir beyin ve gönül taşıdığını ve insan olduğunu neden unutursunuz?

Savaşla hiçbir şekilde barışın ve sevginin yeşermesi mümkün değildir. Yaşanan 62 yılda uygulamalarınız ortadadır ve bunların sonucunda yalnız Filistin'de değil, bütün Orta Doğu ve dünya coğrafyasında kin ve nefret tohumlarını ektiğinizi umarım ki raporda da görmeye başlamışsınızdır.

Rapor sonunda umuyorum ki, yüzeysel bir bakış değil, rapor bir halk tabiriyle gaz alma raporu olarak kalmayacak, rapordaki önemli hususlar, deliller uluslararası platforma taşınacak ve hükümet olarak yapılması gerekenleri yapacağız. Raporun ortaya koyduğu bilgi ve belgelerin uluslararası mahkemelerde sonuca ulaşmasında el birliği ve gönül birliği yapılması gerekir.''


-''BUNLARI YAPMAK KARDEŞLİK GÖREVİMİZDİR''-

Çelik, Türkiye'nin bölgeye yaptığı yardımlara ilişkin bilgi de vererek, ''Bunları yapmak kardeşlik görevimizdir'' dedi.

Yardımların geçici olduğunu ama aslolanın Filistin'in devlet olarak ayakta durması ve kendi kendine yeter hale gelmesi olduğunu kaydeden Çelik, "Filistin meselesinin saatlerin, günlerin, ayların yetmeyeceği tüm insanlığın ortak konusu olduğunu" söyledi.
''Çünkü kütüphaneler dolusu kitap Filistin'de yaşanan acıları anlatmada eksik, cümleler yetersiz ve kelimeler de kifayetsiz kalır. Filistin on yıllardır vicdanların pas tuttuğu, sözün bittiği, insanlığın battığı bir coğrafyanın adı olmuştur. İnsanlık onurunun gömülü olduğu anıt mezarın adıdır Filistin'' diyen Çelik, ''Ölüm kusan namlulardan korunmak için babasının gövdesini siper ettiği çocuğun bakışlarındaki korku, bombalanan sahillerde cıvıldaşan goncaların çığlıkları, gıcırdayan tankların karşısına dikilen anaların ihtişamının her şeyi anlattığını'' belirtti.

''Ağızlarını her açtıklarında evrensel değerlerden ve insan haklarından bahsedenlerin, Filistin'de yaşananlar karşısında duyarsız olmaya, kör ve sağır kalmaya devam ettiğini, yansız raporlarda dile getirilen hususları eleştiri bombardımanına tuttuğunu'' ifade eden Çelik, ''BM'nin okulunu dahi bombalamaktan çekinmeyen bir zihniyet karşısında BM Evrensel Beyannamesi ne anlam ifade etmektedir'' diye sordu.

Çelik, akan kanlar ve gözyaşı karşısında kaleme alınan evrensel metinlerin vicdanları rahatlatmak için referans kaynağı olmaktan öteye geçemediğini belirterek, şöyle konuştu:

''Bir damla petrol için tüm dünyayı ayağa kaldıranların, kan deryası için kıllarını kıpırdatmadıklarını acı bir şekilde görmekteyiz. Onların gözünde bir damla petrol, bir damla kan, gözyaşından ve hatta bir çocuğun hayatından ve umutlarından daha değerlidir. Bütün bunlara rağmen yaşananlara duyarlı vicdanların, oradaki çocuklara yardıma koşan gönüllülerin, Filistin için çarpan cesur yüreklerin bizleri rahatlatmakta ve İsrail'i telaşlandırmaktadır. İsrail hedefine ulaşamamıştır. Filistin'i, Türkiye ve dünyanın gündeminden düşürememiştir. Filistin'i yalnızlaştıramamıştır. İnşa ettiği utanç duvarına rağmen, Filistin'i açık hava hapishanesine dönüştürmesine rağmen Gazze'de giriştiği katliama rağmen bunu başaramamıştır. Filistin'de evleri yıkan dozerlerin gücü gönüllerdeki Filistin duyarlılığını yıkmayı başaramamıştır. Filistin'de ölen her insan, insanlığın bir gün gaflet uykusundan uyanacağı umuduyla ebedi uykuya yatmaktadır. Başbakanımızın Davos'taki çıkışı sadece tarihe bir not değil, aynı zamanda mazlumların çığlığı, gözyaşlarını kalplerine akıtan vicdanların haykırışı olmuştur. İsrail'in yaptıkları karşısında bu suça ortak olmak istemeyenler, dünyanın dört bir yanında seslerini daha gür yükseltmeye başlamışlardır. Gözleri dönen İsrail'in şahinleri, bir çakı bıçağı dahi bulunmayan gemiyi bombalama tehdidinde bulunmuştur. Bu nasıl gaflettir, bu nasıl bir insanlıktır? Tüm bunlar yüzünden bölgede yeni nesiller bu nefrete şahitlik ederek büyümektedir.''
Devlet Bakanı Çelik, Türkiye'nin Filistin halkının haklı davasında yanlarında yer almaya devam edeceğini belirtti.


YirmiDört
 
Üst