Darende Velileri | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Darende Velileri

Meryem

Komplike
İhvan Üyesi
Katılım
6 Tem 2006
Mesajlar
15,309
Puanları
113
Yaş
34
Malatya'nın şirin ilçesi Darende; zengin tarihî mirası ve kültürel birikiminin yanında¸ yetiştirdiği çok büyük manevî değerleriyle Anadolu'nun irfana açılan pencerelerinden biri. Bu manevî şahsiyetler asırlardır bu beldeye huzur¸ bereket ve feyiz saçmışlardır.


Medineli Şeyh / Seyyid Abdurrahman Gazi

Seyyid Abdurrahman Gazi Hazretleri tabiînden olup¸ Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in sahabesi ile görüşen bahtiyar zatlardan biridir. Medine asıllı olması sebebiyle "Medişeyh" olarak bilinir. Medine-i Münevvere' den¸ Anadolu'nun İslâmlaşması için¸ İslâm ordularının Anadolu'ya yaptıkları seferlere katıldığı ve burada şehit düştüğü bilinmektedir. Türbesi ve külliyesi Malatya-Darende karayolu üzerinde Darende'ye 9 km. uzaklıktaki Medişeyh Köyündedir.


Seyyid Hasan Gazi

Anadolu topraklarında¸ Darende'de kendi adıyla anılan bir tepenin başında bir şehid/seyyid mezarı vardır. Bu mübarek kabir; Battal Gazi'nin amcası ve kayınpederi olan "Seyyid Hasan Gazi" Hazretlerinindir. Darende'nin Zengibar Kalesinin güneydoğusunda "Hasan Gazi" Tepesinde şehit düştüğü yerde medfundur. Hicrî 150-200 yılları arasında Abbasi hükümdarı Emir Ömer zamanında ordu kumandanı olarak görevlendirildiği nakledilmektedir.

Yine Sivas Vilayet Salnâmesinde; "Gazzât-ı Kiramdan Hasan Gazi" cümlesiyle başlayan ibarede kabrinin Darende'de olduğu belirtilmektedir. Bundan birkaç yıl önce¸ yarı harabe kerPİç bir yapı içerisinde iki kemerli¸ üstü toprak örtülü bakıma muhtaç bir bina içerisinde iken¸ kabri şerifi¸ hayata geçirilen büyük bir projeyle bu gün için binlerce kişinin ziyaret ettiği bir yer haline getirilmiştir. Kabir taşında "Fahr'il-Ulema Eş-Şehid Hasan Gazi" ayak taşında ise "Tarih Sene 830 Rahmetullahi Aleyh" yazılıdır.

Hasan Gazi hakkında kaynaklarda çok açık ve sarih bilgi bulunmamakla birlikte Battal Gazi efsanelerinin ve menkıbelerinin içinde zaman zaman geçmektedir.


Es-Seyyid İbrahim Taceddin-i Velî

Taceddin-i Velî Hazretleri¸ Hicrî.650/Miladî. 1252'de Darende'de vefat etmiştir. Türbesi Şeyh Ali Efendi ile birlikte kendilerine ait olan Zengibar Kalesi dibinde ahfadlarından Osman Hulusi Efendi (k.s.)'in bahçesindedir. Ahfadları arasında oldukça yetişkin zatlar görülmüş olan Taceddin-i Velî Hazretleri 13. yüzyılın ortalarında Diyarbakır Kadılığı'nda bulunduğu ve orada bir cami ile bir kütüphane yaptırmış olduğu bilinmektedir. Gerçekten de vakıf kayıtları arasında Diyarbakır'daki Taceddin Mescidi Vakfı adına kayıtlar bulunmaktadır.

Oğlu Şeyh Ali'nin vakfiyesi¸ torunları tarafından günümüze kadar ulaştırılmış olup halen gayesine uygun bir şekilde hizmetlerine devam etmektedir.


Es-Seyyid Abdurrahman-ı Erzincanî

Abdurrahman-ı Erzincanî¸ Yıldırım Bâyezid devri meşayıhlarındandır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in temiz neslinden bir halkadır¸ seyyiddir.

Timur'un Anadolu'yu istila etmesi ile Amasya¸ Tokat¸ Kastamonu ve Çankırı civarlarına gelir. Halvetiyye tarikatının önemli halkalarından biri olup Şeyh Safiyyüddin Erdebilî'nin halifelerindendir. Şeyh Hamid-i Velî (Somuncu Baba)'nin Şeyh Abdurrahman-ı Erzincanî'nin kızı Necmiye Sultan ile evlendiği rivayet edilmektedir. Ayrıca Somuncu Baba ile Seyyid Abdurrahman-ı Erzincanî arasında¸ mürşidleri itibariyle manevî bir bağ da bulunduğu bilinmektedir. Zira birinin mürşidi Safiyyüddin Erdebilî diğerininki ise Alaaddin Ali Erdebilî'dir. Her ikisinin de aynı dönemlerde Darende'de bulunduğu kesindir¸ arşiv belgeleri bunu göstermektedir. Hayatının son dönemlerinde Darende'nin Balaban Kasabasında ikamet etmiş ve burada yaklaşık 1432 (H.835) tarihinde vefat etmiştir.

Abdurrahman Erzincanî'nin kerametleri hakkında bazı rivayetler kaydedildiği gibi onun yüksek seviyede ikna gücü olan bilgili bir âlim olduğu¸ güneydoğuda manevî bir mihverin merkezi olarak önemli hizmetler yapmış olduğu gibi bu hizmetlerini Bizans' içlerine kadar ulaştırdığı dikkati çekmektedir. Nitekim kaynaklarda onun Bizans Devleti'nin izni ile İstanbul'a geldiği ve Ayasofya'da Hıristiyan ruhanileri ile tevhid hakkında yaptığı bir münazara sonrasında 40 kadar Hıristiyan ruhanisinin Müslüman olduğu. İstanbul fetholduğu zaman da bu ruhbanlardan altısının halen hayatta bulunduğu bildirilmektedir. Tabii ki bu durum Fatih'in İstanbul'u fethinden önce İslâm düşüncesinin kalpleri fethetmiş olduğunu da göstermektedir.

İstanbul'un fethinden önce ilk manevî adım o devirde bu şekilde atılmıştır. Değerli gönül dostu Abdurrahman-ı Erzincanî Hazretleri kendi dönemine mührünü basmış¸ ilmi ve irfanıyla tesiri vefatından sonra da günümüze kadar devam etmiştir.


Şeyh Hamid-i Velî / Somuncu Baba

Asıl adı Hamid Hamidüddin'dir. Somuncu Baba olarak da bilinen Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri¸ Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid Han zamanında yaşamıştır.

Anadolu'yu manevî fetih için gelen Horasan erenlerinden Es-Seyyid Şemseddin Musa Kayseri'nin oğludur. Soyu Peygamber Efendimiz (s.a.s.)'e ulaşır¸ 24. kuşaktan torunudur¸ Seyyiddir. Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri ilk tahsilini babası Şemseddin Musa Kayseri'den almıştır. Bilge kişiliği olan Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri¸ ilim alanındaki çalışmalarını Şam¸ Tebriz ve Erdebil'de sürdürmüştür. Alaaddin Erdebilî'den ve Bayezid-i Bistamî'nin ruhaniyetinden manevî terbiye almıştır.

Dinî ve dünyevî ilimlerle ilgili icazet alarak¸ irşad vazifesi için Anadolu'ya dönmüş Bursa'ya yerleşmiştir. Bursa'da çilehanesinin yanında yaptırdığı ekmek fırınında somun pişirip çarşı pazar dolaşarak "Somunlar Müminler" nidasıyla insanlara ekmek dağıtmıştır. Bu sebeple Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri¸ Somuncu Baba olarak da tanınmıştır. Zamanın Padişahı Yıldırım Beyazıd Han Niğbolu zaferini kazanınca Allah'a şükür nişanesi olarak Bursa Ulu Camiini yaptırmıştır.

Ulu Cami'nin açılış hutbesini Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri okumuş¸ hutbede Fatiha Suresini yedi farklı şekilde yorumlamıştır. Bu olağanüstü hutbeyi dinleyen cemaat Şeyh Hamid-i Velî Hazretlerine büyük bir teveccüh ve tazim göstermiştir. Manevî kişiliği ve bilgelik yönü ortaya çıkan Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri şöhretten korktuğu için Bursa'dan ayrılarak önce hacca gitmiş sonra Darende'ye gelmiştir.

1412 tarihinde Darende'de ebedî âleme göç etmiştir. Kabr-i şerifleri¸ kendi zamanında halvethane olarak kullanılan¸ misk ü anber kokulu¸ şimdiki Şeyh Hamid-i Velî Camii içerisindedir.


Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi 1914-1990 yılları arasında Darende'de yaşamış bir gönül sultanıdır. Soy bakımından 12. batından Somuncu Baba'ya oradan da Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimize ulaşan nesebiyle 36. kuşaktan Peygamberimizin soyundandır. Babası Es-Seyyid Şeyhzâde Hatip Hasan Efendi¸ annesi Seyyid İbrahim Taceddin-i Velî soyundan Fatıma Hanım'dır. Her iki yönden de Peygamber Efendimizin soyundandır. 1945-1987 yılları arasında 42 sene bilfiil Somuncu Baba Camii'nde görev yapmıştır.

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi aynı zamanda mutasavvıf ve şairdir. Divan şiirinin 20. yüzyıldaki örnek temsilcisi bu zâtın gazel¸ ilahî¸ kaside¸ rubaiyyat ve müstezat türünden meydana gelen¸ Divân-ı Hulûsi-î Darendevî adlı eseri ile yakınlarından başlamak üzere ahbaplarına yazdığı¸ nazım ve nesir şeklinde mektupların toplandığı Mektûbat-ı Hulûsi-î Darendevî ve Hutbeler adlı eserleri vardır.

Hayatı boyunca kendini insanlığa hizmete vakfetmiş¸ gerçek mânâda tasavvufun insanlığa hizmet olduğunu örnek ahlâkıyla sergilemiştir. "Allah güzeldir¸ güzel olanı yapar." prensibi ile güzel olan her şeyi insanların hizmetine sunmuştur. Yapılan hizmetleri Allah için yapan ve topluma örnek olan yüce şahsiyetlerden biridir.

Geçmişten geleceğe hizmet etme aşkı ve heyecanı ömrünün son günlerine kadar devam etmiştir. Tarihin derinliklerinde yaşayan¸ değişik yol ve metotlarla tüm insanlığa hizmet eden büyük mutasavvıflar gibi Osman Hulûsi Efendi de kendi asrında insanlığa hizmet etmenin neşvesini¸ neşesini insanlık âlemine göstermiş¸ bir insan ömrünün nasıl dolu dolu yaşanacağını¸ güzel ve örnek ahlâkı ile ortaya koymuştur.


Yusuf Halıcı - SomuncuBaba Dergisi
 
Üst