(((( Cinler )))) | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

(((( Cinler ))))

dilhuba

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
27 Eki 2006
Mesajlar
2,630
Puanları
38
Web sitesi
mustafababuroglu.sitemynet.com
Cinler



Cinler, melekler ve şeytanlar gibi akıl ve duyu
organlarımızla kavrayamadığımız, görünmeyen-bilinmeyen varlıklardandır. Cinler
hakkında, tüm yaratılanların yaratıcısı Yüce Rabbimizin insanlığa ulaştırdığı
mesajların bir arada olduğu Kur'an-ı Kerim de bilmemiz gereken ölçüde bilgi
verilmiştir.

Cinnin yaratılışı şu şekilde ifade olunmaktadır:

"Cinleri öz ateşten yarattı. "(Rahman
Suresi) " Cinleri de daha önce zehirli ateşten
yaratmıştık."(Hicr 27)

Kur'an-ı Kerim'de değişik lâfızlarda 32 yerde cinden bahsedilmektedir.
Bunlardan 22'si cinn, 5'i cânn, 5'i de cinnet olarak geçmektedir;

Cinn :İsra (88), Kehf (50), Zariyat (56),
Rahman (33), Araf (38,179), Neml (17,39), Fussilet (25,29), Ahkaaf (28,29),


Sebe (12,14,41), Cinn (1,5,6), En'** (100,112,128,130)

Cânn : Hicr (27), Rahman (15,39,56,74)


Cinnet : Hûd (119), Secde (13), Saffat
(158) 2kez, Nâs (6)



"De ki: Cinlerden bir
topluluğun dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz,
hârikulâde güzel bir Kur'an dinledik. Doğru yola iletiyor, ona iman ettik.
Kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız. Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok
yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir. Doğrusu bizim beyinsiz olanımız,
Allah hakkında pekaşırı yalanlar uyduruyormuş. Halbuki biz, gerek insanlar
gerekse cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler, sanmıştık. Şu da
gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı
da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı. Onlar da sizin sandığınız gibi,
Allah'ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı. Doğrusu biz, göğü
yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyledoldurulmuş bulduk.
Halbuki, biz onun bazı kısımlarında dinlemek için oturacak yerler
(bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek
isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor. Bilmiyoruz,
yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı
diledi? Gerçekten biz, -kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise bunlardan aşağıda
olmak üzere- türlü türlü yollar tutmuştuk. Şu gerçeği şüphesiz anladık ki,
biz yeryüzünde bulunsak da Allah'ı âciz

bırakamayacağız, başka yere kaçmakla da
elinden kurtulamayacağız. Doğrusu biz, o hidayeti işitince ona iman ettik.
Kim Rabbine iman ederse, artık ne bir eksikliğe uğratılmasından ne de
haksızlık edilmesinden korkar. İçimizde, teslimiyet gösterenler de var, hak
yoldan sapanlar da var. Teslimiyet gösteren kimseler, doğru yolu arayanlardır.
Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır." (Cinn
Suresi 1-15)



"Aldatmak için birbirlerine
cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık.
Bu şeytanlar ahrete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan
hoşnut olması ve kendilerinin isledikleri suçları islemeleri için böyle
yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile
başbaşa bırak."

(En'** Suresi 112-113)



" Allah hepsini toplayacağı
gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınz" der, insanlardan
onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve
bize tayin ettiğin surenin sonuna ulaştık" derler. "Cehennem, Allah'ın
dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınız" der. Doğrusu Rabbin
hakimdir, bilendir. Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir
kısmına böylece musallat ederiz. "Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi
anlatan, bugünle karşılaşmamızdan siziuyaran peygamberler gelmedi mi?" "Kendi
hakkımızda şahidiz" derler. Dunya hayati onları aldattı da inkârcı olduklarına,
kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler." (En'** Suresi 128-130)



"Cinleri öz ateşten yarattı.
O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?"(Rahman
Suresi 15-16)



"Ey cin ve insan
toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa
geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz." (Rahman Suresi
33)



" Sabah gidişi bir aylık
mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da Süleyman'a
(onun emrine) verdik ve onun için erimiş
bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı,
onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabı
tattırırdık. Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş)
leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi!
Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır! Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman,
onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda
yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap
içinde kalmazlardı. " (Sebe Suresi 12-14)"



Bu bilgiler doğrudan ve işaret yoluyla verilmekte.
Hadislerin ışığında açıklanma gerekirse insan benzeri
varlıklardır. Yeryüzünde yaşadıkları gibi göğe de yükselebilirler.
Bizim anladığımız manada ateşsel değil ışınsal
yaratıklar olması muhtemeldir. Işığın
enerjiye dönüştürülmesinde sağlanacak ilerlemelerle birlikte onlarla
ilgili bir sır perdesininde kalkması beklenilmektedir.



Cinlerinde erkeği ve dişileri olduğu gibi onlarda
ürerler ve ölürler. Akıl ve irade sahibidirler. Onlar da insanlar gibi emir ve
yasaklara uymak Allah'a ibadet etmek için yaratılmışlardır. İnsanların
peygamberleri onlarında peygamberleridir. Cennetle de nimetlendirilecekleri
olduğu gibi Cehennemle de azablandırlacak olanları vardır.



Yeryüzündeki çalışmaları devam etmekle beraber,
peygamberimizden sonragökyüzüne çıkıp bilgi edinme girişimleri, koruyucu
melekler ve delici alevlerle engellenmiştir.



Farklı kültürel seviyelerdedir. Hz.Süleyman devrinde
ileri derecede bilimsel ve sanatsal etkinlikleri görülmüştür. Ordu da yer
aldıkları gibi, mühendislik, ustalık ve dalgıçlık görevi yapmışlar, heykeller,
büyük havuzlar ve sabit kazanlar inşa etmişlerdir. Günümüzde laboratuvar
düzeyinde çalışmaları yapılmakta olan, eşyanın
ışınlamasına sahip bilgiyi onlar bundan üçbin yıl önce elde etmişlerdi.
Geçen bu kadar süre içinde teknolojilerinde ilerleme kaydetmedikleri
düşünülemez elbette. Çağımızda görüldüğü söylenen
ufolar, uçan daireler, merihliler'i n onlar olmadığı ne malum. Yeryüzü
medeniyetine katkıda bulunduklarını veya bulunacaklarını, Hz.Süleyman örneği
önümüzde iken söylememek mümkün mü?



Işınsal vücut yapılarından kaynaklanan hızları,
engelleri aşma özellikleri yönündeki üstünlüklerinin yanısıra, mantık ve
muhakeme yönünden insanlardan hayli geridirler. Ancak insanların anarşi
çıkarma, kan dökme gibi bazı olumsuz özellikleri daha belirgindir.

" Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde
bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni
takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı
halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi herhalde
ben bilirim, dedi." (Bakara 30)



Cinler, ne geleceği bilerler ne de kendileri dışında
olan olayları bilebilirler. Gayb bilgisi Allah'a mahsustur.

"De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka
kimse gaybı bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler"
(Neml Suresi 65). Medyum, cinci ve falcıların aracılığıyla onlardan
edinilecek gelecek ve geçmişe ait bilgilerle hayatı yönlendirmeye kalkışmak
onlara ibadettir, ilkelliktir, çağ dışılıktır. Allah Resulü'nün ifadesiyle
Kur'an-a inançsızlıktır, inkara yuvarlanmaktır. Öyle veya onlardan alınacak
bilgiler İslam hukukuna göre geçersizdir. Doğruların içine ekledikleri
yanlışlara güvenilebilinir mi? Hangisi doğru hangisi yanlış bilinebilinir mi?
Bir kere bir ikileme düşüldükten sonra çıkılabilinir mi?



Cinlerin insanları görmelerine bir mani yoksa da vücut
yapılarımızın farklılığı sebebiyle insanların onlarla işitilebilir ve
görülebilir fiziksel bir beraberliğe girmelerinde engeller bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra peygamberler ve seçilmişlerin kendilkeri ile görüştükleri
gerçektir. Doğruluklarına artık neredeyse kuşku duyulmayacak şekilde çoklukla
yaşanan, belki de siz şu satırları okuyanlarında yaşadığı ve yaşanmaya devam
eden olaylar, bir cin maskaralığı olan ruh çağırma
oturumlar ve benzeri müşahedelere dayanan çeşitli TV kanallarının
gizemli adlar altında yayınladıkları istisnai olaylar insanlarla cinler
arasında ilişki kurulabileceğine bir kanıt olarak niye kabul edilmesin ki?




Bu arada unutulmasın ki, onların hep görülmez olmadığını
düşüncesine saplanmayalım. Bazı şeytanlaşmış insanların varlığı
malumlarınızdır. Bu tip insanlardan Allah'a sığınılması Kur'an da
açıklanmaktadır.

"O sinsi vesvesenin şerrinden, O ki insanların
göğüslerine (kötü düşünceler)
fısıldar. Gerek cinlerden,gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin
şerrinden Allah'a sığınırım!" (Nas 4-6)

Bilmediğimiz yöntemlerle zarar verme kapasitesine sahip şeytanlaşmış cinler
vesvese verebilir, kalplerimize şer tohumları ekebilirler. Dinimizde haram
olan büyü türü işleri oyunlarına alet edebilirler. Ancak şu unutulmamalıdır
ki mahiyeti bilinmeyen fısıldamalar dışında hayatımıza müdahale yetkileri
yoktur. İnançlarını yaşayan, Allah'ı zikreden ve kendilerinden Allah'a sığınan
müminler üzerinde cinlerin hiç mi hiç etkileri yoktur.

"Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan
Allah'a sığın! Gerçek şu ki: İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler
üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti, ancak onu
dost edinenlere ve onu Allah'a ortak koşanlaradır. Kur'an okuduğun zaman o
kovulmuş şeytandan Allah'a sığın! " (Nahl 98-100)

Bilinmelidir ki cinlerin muminleri, insanların müminleri gibi bizim
kardeşlerimiz, dünya ve ahiret dostlarımızdır.



Bizler gibi mükellef varlıklar olan cinler kendileri
gibi görünmeyen olan, müşterek düşmanlarımız olan şeytanlar tarafından
saptırılmaya çalışılmaktadır. Görrünmez olmalarından dolayı onları birbiriyle
karıştırmamak lazımdır. Şeytanlar cinlerden farklı olup şerlere odaklanmış
varlıklardır.



Varlıkları peygamberimiz tarafından açıklanan cinler
aleminin hayvanları, mükellef varlıklar olan cinlerle karıştırılarak
cinlerin yılan ve köpek gibi suretlere girdikleri yanılgısına
düşülebilimnmektedir. Allah'a muhatap olma yüceliğine erdirilmiş, Kur'an
insanı olmaya aday varlıklar olan sorumlu cinlerin hayvan suretlerine sokulup
korku salınması maalesef hadislere kadar sokulabilmiştir.



Bir diğer yanıltıcı husus da bazı hadisler de hastalık
etkeni olarak gösterilen ve görünmez olma nitelikleri sebebiyle kendilerine
görünmez varlıklar anlamına cin denilen mikroplar
türünde varlıkların, mükellef varlıklar olan cinleranlamına algılatabilmesidir.
Bu bir hatadır, bu hataya düşmemelidir.

ALINTI : www.kasva.net ten
 
Üst