Buyrun Beyin Fırtınısaına : KURTLARIN DÖNÜŞÜ ! | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Buyrun Beyin Fırtınısaına : KURTLARIN DÖNÜŞÜ !

Dut_agaci

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
7,219
Puanları
83
Web sitesi
www.Menzil.Net
Kurtların Dönüşü
[HR][/HR] Tarih 16 Mart 2015'i gösteriyor. Türk Hava Yolları kimsenin sebebini anlamadığı ilginç bir girişimde bulunuyor. Bütün haber sitelerinden "Türk Hava Yolları İstanbul-Ahvaz Seferlerini Başlattı" haberi ufak puntolarla kayıp gidiyor.

Bu haber ne THY'nin Niamey ve Burkina Faso'ya, ne de Somali'deki Mogadişu şehirlerine başlattığı seferler kadar sükse yapmıyor. Belki 100 yıl sonra ilk defa hazırlıksız yakalanan değil de yakalayan taraf oluyoruz. Mogadişu seferlerine başladıktan sonra şehit edilen Türk Hava Yolları güvenlik şefi Sadettin Doğan geliyor aklımıza. Gözlerimiz eriyor. Dişlerimiz geriliyor. Yumruklarımız intikama kilitlenirken, yüreklerimiz gayrı ihtiyari o ayeti mırıldanıyor.


“O halde sakın Allah'ın peygamberlerine olan vaadinden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah her şeye galiptir, intikam sahibidir.” (14:47)



Tarih 17 Mart 2015. THY’nin ilk seferinden sonraki ilk gün. İran’ın Fooled Khozestan takımı ile Suudi Arabistan’ın El-Hilal takımları arasında oynanan futbol maçından sonra Araplar milliyetçi bir motivasyon ile rejim karşıtı eylemlere başlıyorlar. Mesaj açık ve net. İran’ın Ahvaz’dan çekilmesi isteniyor. Gösteriler silahlı çatışmaya dönüşüyor. 1 genç aynı gün İran rejim askerleri tarafından şehid ediliyor. Ahvaz’da demokrasi yanlısı milliyetçi Arap gençlere liderlik yapan garip insanlar dolaşıyor ortalıkta. Gösteri başladıktan sonra 4 gün içerisinde tam 7 rejim yanlısı sivil İran ajanı kim vurduya kurban gidiyor. Ve ajanları ortadan kaldıranlar Ahvaz’da dönüşü olmayan bağımsızlık fitilini ateşliyorlar. Ortaya çıkan kargaşayı bir üst akıl yönetiyor. Ve bu gençler Ahvaz Kurtuluş Örgütü altında bir araya gelerek kendi Kuvayı Milliye birliklerini oluşturuyorlar.


Olay bununla da kalmıyor. Pakistan-İran sınırındaki Belucistan bölgesinden İran’ın güney batısındaki Ahvaz bölgesine eğitimli bir grup geliyor. Gruba ilk hafta liderlik eden kişi daha olaylar başlamadan 1 hafta önce Türkiye’ye gelen ve İstanbul Fatih’te Harman Kafe’de özel bir odada Türkiye’den üst düzey yetkililerle 3 saatlik bir toplantı gerçekleştiren Selahaddin. Yani 2010 yılında İran’ın özel bir operasyonla ele geçirip idam ettirdiği Belucistan’daki Cundullah gurubunun lideri olan Abdulmelik Rigi’nin sağ kolu. Toplantıdan bir hafta sonra THY’nin yaptığı ilk seferde kendisi VİP koltuğu ile geri dönüyor. Gezi olaylarında Türkiye’de ortalığı ayağa kaldıran Batı’ya arka planda psikolojik de olsa destek veren İran’a kısas uygulama vakti. Sadece kısas mı? Hayır. Hedef kısas değil aslında. Bir yok edişin tarihini başlatmak. Devam ediyorum.


Selahaddin Ahvaz’daki ekipleri hizaya sokup Belucistan’a geri dönüyor. Ve İran-Pakistan sınırında aynı hafta 5 sınır muhafızını kaçırıp vakit geçirmeden bunlar arasından Cemşid Danayferi isimli sınır muhafızını öldürerek basına duyuruyor. İran Ahvaz’da olanları daha yeni anlamaya başlıyor. Ama iş işten geçiyor. Hareketlenmeler daha yeni başlıyor. Bunlar ısınma turları. İran hala büyük resmi göremiyor. Ülkenin aynı anda hem Doğu’sundaki Pakistan sınırı hem de Güney Batısında 1925 yılından beri işgal altında tuttuğu Ahvaz bölgesi kaynamaya başlıyor. Tam da Yemen’i işgal etmişken, Esed’e sınırsız destek verirken, Bahreyn’de örgütlenmelerin temelini tamamlamışken, Irak’ta hükümeti ele geçirmişken, yani İran sınırların ötesinde Sünni soykırımı üzerinden genişleme politikası yürütürken neler oluyordu?


Aralarında Çin, Mısır, ABD, Suud gibi idam cezası uygulamalarının olduğu ülkeler arasında 2014 yılı itibarı ile bu infazların en yüksek olduğu devletin İran olması gerçeğinin arkasında asılan yüzlerce sünni Kürt de yatmaktaydı. BM Özel Raportörü Ahmet Shaheed gayrı resmi rakamların çok daha çarpıcı olduğunu dile getirirken Kürtlerin asimile olmayı reddettiği için İran tarafından sistemli bir şekilde katledildiğine de dikkat çekiyordu. Türkiye daha önce bu konuda Barzani’den gelen raporu ciddiye alarak girişimlerde bulunsa da İran akıllanmayı reddetmiş, adeta bir güç sarhoşluğu yaşıyordu. Ne katledilen Kürtlerin, ne de diğer mazlumların kanı yerde kalmayacaktı.


Yine 18 Martta İran’ın başkenti Tahran’da İran Voleybol Ligi final maçında ilginç bir olay gerçekleşiyordu. Maç İran Azerbaycan’ı (Güney Azerbaycan) Urmiye Belediye takımı ve Peykan Tahran takımı arasında oynanırken taraftarlar “Yaşasın Özgür Azerbaycan” sloganları atmaya başlıyor, polis taraftarları susturmak için zor kullanıyor ve onlarca taraftarı gözaltına alıyor, olaylar İran Meclisine kadar intikal ediyordu. Bu olaylar tam 1 sene öncesinde 2013 yılı Mart ayında bizlere Tebriz Sehend Stadı’nda Azeri taraftarlar tarafından açılan İngilizce (South Azerbaycan is not İran) yani ‘Güney Azerbaycan İran değil’ yazılı dev pankartı hatırlatıyordu. Nitekim bu olay İran ve Arap medyasında geniş yankı bulurken hafızalarda silinmeyecek şekilde yer ediniyordu.


Erdoğan’ın İran ziyaretinde bütün dünyanın canlı dinlediği o konuşma esnasında Ruhani’yi yerinden hoplatan çözüm süreci ile ilgili konuşması ve çözüm sürecini sekteye uğratmak isteyen sorumluların cezalandırılacağına yönelik şiddetli kararlılığı ve bütün dünyanın da yakında bu kararlılığın sonuçlarını göreceğini açık açık ifade etmesi İran’daki bu hareketliliği açıklamaya yeter miydi ki?


Yine olaylar bütün sıcaklığını korurken İran'da bin 811 Azeri asıllı üniversite öğrencisi Türkçe'nin resmi dil olması talebiyle Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye hitaben açık mektup yayınlıyordu. Ülkenin Doğu ve Batı Azerbaycan, Zencan ve Erdebil eyaletlerinde bulunan Tebriz, Meraga, Urmiye, Zencan, Kelyber ve Mişkinşehr Üniversitelerinde eğitim gören bin 811 öğrencinin imzasını taşıyan mektupta Öğrenciler, Ruhani'ye hitaben "İran'daki azınlıkların haklarının verilmesi ve Türkçe'nin resmi dil olması" talebini bu mektupta açıkça dile getiriyordu. Dışarıdan büyük bir el İran’ı kaşıyordu. Her şey ortadaydı. Gençlerin yoğun olarak aktif olduğu üniversiteler ve sportif alanlarda üst bir akıl dolaşıyor, kafaları karıştırıyor, Belucistan’dan ülkenin güneyine kadar gelen özel bir ekip burada sokakları örgütlüyor, daha sonra zaman kaybetmeden ülkenin doğusunda konuşlanıp asker kaçırıyor, İran ilk defa içeride bu kadar sıcak çatışmalar yaşıyordu. Bu kadar mı? Hayır, hayır. Bu daha başlangıç. Devletinizi tanımak mı istiyorsunuz? Okumaya devam edin o zaman.


Şimdi sizi çok eskilere götüreyim. Daha sonra anlatacaklarımı anlamanız açısında bu detaylar hayati önem taşıyor. Yeni Türkiye’nin temellerini atan Erbakan’ın Başbakan yardımcısı olduğu o günlere gidiyoruz. Yıl 1977. Erbakan Pakistan’a ilk ziyaretini yapıyor. Yaklaşık 1 hafta süren bu ziyarette Erbakan Pakistan hükümetinin devlet başkanı, dış işleri bakanı, savunma bakanı dâhilbirçok üst düzey yetkilisi ile bir araya geliyor. Sadece ilk gün 6 saatlik 3 ayrı toplantı gerçekleştiren Erbakan bununla da yetinmeyip İslam Kalkınma Teşkilatını ziyaret ederek burada üniversite öğrencileri ve akademisyenlere hitaben bir konuşma gerçekleştiriyor.
Bu konuşmada Erbakan’ın kullandığı çok önemli bir kelime var. Erbakan herkesi bu kelime üzerinde düşünmeye davet ediyor. O kelime ne mi? Biraz araştırırsanız kaynakları bulacaksınız. Erbakan o gün “DİRİLİŞ” kelimesini kullanarak İslam Dünyası’nın sosyal, ekonomik, kültürel ve askeri alanda ittifak ederek bir diriliş gerçekleştirmesi gerektiğinin altını vurguluyor, yine aynı yıl içerisinde Türkiye’de ağır sanayi kalkınma hamlelerini başlatıyor, Pakistan’dan Türkiye’ye gelen özel bir ekiple gizli bir teşkilatın ilk kuruluş adımlarını atıyordu. Dönemin Başbakanı Ecevit’in bütün engelleme çabalarına rağmen birçok İslam ülkesi ile bir araya gelen Erbakan bu teşkilatın başına dönemin Pakistanlı âlimlerinden Prof. Hurşit Ahmet Bey’i getiriyordu.


Müslüman bir iktisatçı olan Hurşit Ahmet Bey’i size o kadar çok anlatmak istiyorum ki. Onun görüşleri ile dopdolu olmanızı ve bu birikim ile adım attığınız her yeri aydınlatmanızı şu an tebessüm ederek hayal ediyorum. Hurşit Ahmet Bey sadece bir idealist değil aynı zamanda çok önemli bir iktisatçı fikir adamıydı da. O Müslümanlara “Hayat, farklı bir Müslüman olmak için adeta ruh ve bilinci harekete geçirecek olan İslam temellerini kapsar. Hayat sadece inanç ve dua değil aynı zamanda dünyayı değiştirme görevinde yeni bir rol oynamaktır.” diyerek Erbakan’ın bahsettiği Dirilişin sosyal ve iktisadi karşılığının ehemmiyetini anlatmaya çalışıyor, çok öncesinde 1941 yılında Mevdudi tarafından Lahor’da kurulan Cemaati İslam’ın içinde de aktif rol oynuyordu.
Kurulan bu teşkilatın yıllarca ilişkileri sıcak tutması sayesinde Erbakan göreve geldiği 1996 yılında Pakistan’dan tekrar özel bir ekip getirip burada nükleer silah çalışmalarını başlatıyordu. Ancak dönemin şartları ekibin burada kalmasına müsaade etmiyor, sessizce yapılan 28 Şubat darbesinden sonra bu ekip beraberindeki Türk mühendislerle beraber ortadan kayboluyordu. İşte bu teşkilat ve beraberindeki Türk ekibi tam 5 yılın ardından Erdoğan’ın AK Parti’yi kurarak iktidara gelmesinden sonra Erbakan’dan izin alarak Erdoğan’a biat ediyor, kendileri için hazırlanan gizli bir yerde nükleer silah çalışmalarına devam ediyorlardı.


Suudi Arabistan’ın finanse ettiği Pakistan’ın kendisine ait nükleer silah teknolojisi Pakistan’dan bu vesile ile Türkiye’ye sessizce taşınıyor, bu olayda Erbakan’ın kurduğu teşkilata bağlı Pakistanlıların hükümetin önemli makamlarında görev yapıyor olması büyük rol oynuyordu.
Bu tarihi olaylar zincirini neden mi anlattım? Belucistan bölgesi İran, Afganistan ve Pakistan sınırında yer almakta. Burada Pakistan askerlerinden bağımsız birçok grup mevcut ve bu gruplar Afganistan’da koalisyon askerlerini, İran’da da sınır muhafızlarını hedef alarak gerilla savaşı vermekte. İran kendisine yapılan her saldırıdan Pakistan’ı sorumlu tutsa da bu bölgenin dağlık olması Pakistan’ın burada kontrol sağlamasını imkânsızlaştırmakta ve bu da Pakistan’ın işine gelmekte.


Bütün bu olanlar Pakistan ile İran arasındaki ilişkileri krizler silsilesine çevirirken İran’ın başına bir molotofta tarihi müttefikimiz Pakistan tarafından atılmaktaydı. Erdoğan’ın takribi günlerde Pakistan Başbakanı Nawaz Şerif’i makamında sıcak bir şekilde ağırlaması resmin bütününe bakmak isteyenler için çok şey anlatıyordu aslında. Bu toplantıyı haber bültenlerinin “basına kapalı olarak gerçekleşti” şeklinde duyurması yine gözlerden kaçan çok önemli bir ayrıntıydı.


İran birkaç ay içerisinde Suriye’yi, Irak’ı, Yemen’i, Bahreyn’i ateşe verirken, İran’ın mağrur ancak daha kendi ülkesini bile korumaktan aciz vitrinlik komutanı Kasım Süleymani Batı’nın gayrı meşru çocuklarına manken gibi fotoğraflar servis ederken İran’ın içine düşen bu ateşi nasıl saklamalıydı. Bir şey yokmuş gibi mi davranmalıydı? Yoksa gerçekten bir şey yok muydu? Aynı anda Azerbaycan halkının İran’ın kuzeyi ile ilgili söylemleri, Türkçe ile ilgili talepleri, aynı anda Güney’de milliyetçi Arapların ayaklanmaları, aynı anda ülkenin batısında Belucistan bölgesinde çatışmaların yaşanması…


Bunlara tesadüf demek ahmaklık olmalıydı. Ancak bunları aynı anda harekete geçiren güç kimdi? Suriye’de muhalif grupları Kuzey’e sürmüşken, tam da Kasım Süleymani’nin assolist olarak sahneye çıkıp son vuruşu yapmanın sarhoşluğu ile Suriye’yi kurtardık diyerek şov yapması beklenirken bir anda Ahrar ve Nusra cephelerinin birbirine karşı müşfik yaklaşım sergilemesi, ayrılıkçı grupları lağvetmesi, diğer bütün muhalifleri toplayarak önce Halep’in bir kesimini, sonra İdlib’i özgürleştirmesi ve hızla Şam’a ilerlemesi ne anlama geliyordu? Tarihinde ilk defa Birleşik Arap Emirliklerini temsilen El Maktum’un Azerbaycan’ı ziyaret etmesi, ardından Suud Kralı Selman ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in Suudi Arabistanda bir araya gelmesi neyi tetikliyordu? Aliyev’e eşlik eden o Türk bürokratın ismi neden sır gibi saklandı? Gerçeği itiraf etmek zor olsa da İran’ın korktuğu başına geliyordu. Çünkü sadece Suriye’de değil, Ahvaz bölgesindeki kargaşanın Irak’a sıçrayarak buradan Basra körfezini oradan bu ateşin Necef’e, Kerbela’ya, oradan da Şam’a kadar yayılması artık içten bile değildi. Bu ateş Tahran’a kadar gidecek, İran’ın ciğerleri ateş alınca İslam dünyasına kusturduğu kanın, mezhepler üzerinden katlettiği milyonların hesabı bir nebze de olsa sorulacaktı.


İran’ın mazlumları katlederek güttüğü genişleme politikası ters tepiyordu. Rüzgâr tersine dönmüş, İran farkında olmadan kuzeyden güneye, doğudan batıya kadar katletmek için sabırsızlandığı Sünnilerin kıskacı altına girmişti. Ümmetin ihtiyaç duyduğu tek şey 100 yıl önce kaybettikleri hilafetin kulaklarına fısıldadığı üst-akıldı. Ve İslam sancağını 1071 yılından itibaren şeref ve izzetle dalgalandıran, 1923 yılından sonra kısa bir fetret dönemi geçiren Kurtlar geri dönmüş, yavaş yavaş sürüyü tekrar kontrol altına alıyordu.


Çaldıran zaferinden sonra terk ettiğimiz Tebriz topraklarının kokusu artık kefenlerimize sığmıyor. Bu sefer hazırlanın diye yazdım. Sadece bu milletin ateşi sizi kül etmeye yetecekken merak ediyorum ey İran. Ümmetin bu ateşi karşısında tek karış nefes alacak toprak kalacak mı elinizde? Biz geldik ey İran.

Bu sefer kapıyı çalmadan…

Kaynak : http://haberseyret.com/yazi/241/kurtlarin-donusu
 

Dut_agaci

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
7,219
Puanları
83
Web sitesi
www.Menzil.Net
Yeni bi adam keşfettim internette.

Adı BİSİMİT.

Adam bayağı fantastik şeyler yazıyor, yada ciddi gel-gitler yaşayıp hayal dünyasında yaşıyor.

Yukarıda, en son yazdığı bi konu var.

İhvanlar ne düşünür merak etmekteyim :)
 

Ebu Computer

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Haz 2013
Mesajlar
22,784
Puanları
113
Enteresan bir yazı...

Gezi olaylarında İran'ın takındığı tavırda enteresandı...
 

Dut_agaci

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
7,219
Puanları
83
Web sitesi
www.Menzil.Net
Enteresan bir yazı...

Gezi olaylarında İran'ın takındığı tavırda enteresandı...
Ne dersin Eba !

Biz İran'ın iç ilişkilerini şekillendirecek kadar büyüdük mü ?

Yada adam harbiden hayal dünyalarında mı geziyor ?

Hayır eğer o kadar büyüdüysek niye Gezi gibi bir saçmalığı fark etmedik.

O kadar büyüdüysek niye parelel yapıyı fark etmedik ?

O kadar büyüdüysek niye dedi - koduyla (17-25 Aralık) muhabbetlerinde üç günde yüz trilyon para kaybettik ?
 

Ebu Computer

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Haz 2013
Mesajlar
22,784
Puanları
113
Valla bu bölgede ülkelerin birbirinin altını oyması ancak ve ancak bu bölgedeki ülkelerin hızla Irak Suriye olmasını sağlar.

Batının dizayn ettiği yeni haritada Kuzey Iraktaki kürt bölgesi ile Suriye Türkiye İran'da ki kürt bölgeleri birleştirilip koca bir devlet ortaya çıkarıyorlar.

Bütün hesap kitap bunun üzerine.

Biz kendi dertlerimiz ile uğraşırken İran'ın da sorunları dertleri var.

Batı oradaki kürt halkını da organize etmeye ayaklandırmaya çalışıyor.

İran'da 35 milyona yakın Azeri Türkü var, batı onları da bir şekilde ayaklandırmaya çalışıyor.

Ayrıca sünnilerin yoğun olduğu bölgeler var, batı onları da ayaklandırmaya çalışıyor.

Neticede benim şahsi düşüncem İran ile bir duvarda yan yana duran iki tuğla gibi olmalıyız.

Hristiyan dünyası islam dünyasını parça parça etti.

Ne Şam kaldı ne Halep...

Nede Bağdat gibi diyar...

Uyanık olmak lazım.

Selam ve dua ile...
 

Dut_agaci

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
7,219
Puanları
83
Web sitesi
www.Menzil.Net
Başka bir konuda, başka bir arkadaşın yazdığı geldi aklıma Eba

Allah cc için hatırlıyorsan söyle, İslam'ın derdi için, yada İslam davası için İran şimdi yada tarihde bir savaş yada birliktelik içinde oldu mu ?

Hatırlatırım ki İran ile sınırımız Yavuz Sultan Selim Han'dan kalmadır.

Defaaten söyledim, yine söylerim. Halifelere söven ve bunu açıkça destekleyen bir devlet bize ancak düşman olur.

İran devletinin, Türkiye'ye, Osmanlı'ya hiç dostluk ettiğini görmedim. Bizim hükümetler gaflette kaldılar, orası ayrı.

Neydi, ne olurdu bilemem. Biz dua etmeye devam edeceğiz.
 

Ebu Computer

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Haz 2013
Mesajlar
22,784
Puanları
113
O kadar büyüdüysek niye dedi - koduyla (17-25 Aralık) muhabbetlerinde üç günde yüz trilyon para kaybettik ?
İş yine döndü dolaştı cemaate geldi...

Cemaatteki abiler açıklasın, hırsızlıkları bulalım zırhı arkasında bakanları tutuklatıp kendi adamlarını onların yerine geçirme derdi ile Türkiye'yi nasıl 100 Trilyon zarara soktuklarını.

Allah gözlerini açsın inşallah...

 

Dut_agaci

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
7,219
Puanları
83
Web sitesi
www.Menzil.Net
İş yine döndü dolaştı cemaate geldi...

Cemaatteki abiler açıklasın, hırsızlıkları bulalım zırhı arkasında bakanları tutuklatıp kendi adamlarını onların yerine geçirme derdi ile Türkiye'yi nasıl 100 Trilyon zarara soktuklarını.

Allah gözlerini açsın inşallah...

İnan yerine kendi adamlarını geçirme muhabbetini hiç düşünmemiştim ! Bak burası da farklı bir bakış açısı.

Ancak, hörümetteki ağabeylerim "ekonomimiz güzel" diyorlar da niye bu olaylar olunca para kaybediyoruz.

Düz mantık adamım muhterem.

Ekonomin iyiyse, niye para kayıp ettin

Para kayıp edeceksen, nasıl ekonomin iyi
 

Son.Fedai

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Şub 2007
Mesajlar
6,367
Puanları
63
Yaş
51
Web sitesi
www.elibolyazilim.com
Pakistan’ın kendisine ait nükleer silah teknolojisi Pakistan’dan bu vesile ile Türkiye’ye sessizce taşınıyor
İlginç......

Pakistan’ın 1998 yılında nükleer silah sahibi olmasını sağlayan bilim adamı olarak bilinen Prof. Dr. Han, Türkiye’nin Pakistan ‘dan yardım alarak gizli bir nükleer silah programı yürüttüğü iddialarını kesin bir dille reddetti.
http://www.sozcu.com.tr/2014/gundem/turkiye-atom-bombasi-yapiyor-iddiasina-aciklama-609542/

Anlaşılan Var bir şeyler
 

Son.Fedai

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Şub 2007
Mesajlar
6,367
Puanları
63
Yaş
51
Web sitesi
www.elibolyazilim.com
Yeni bi adam keşfettim internette.

Adı BİSİMİT.

Adam bayağı fantastik şeyler yazıyor, yada ciddi gel-gitler yaşayıp hayal dünyasında yaşıyor.

Şu yazısı da ilginçmiş

Ses Kayıtları Gerçek AMA !

[HR][/HR]Türkiye’de sağcısı da solcusu da, cemaatçisi de, partilisi de tek bir olayı konuşuyor.
Recep Tayyip Erdoğan’ın ses kaydı montaj mı yoksa gerçek mi?
Bir kere şunu söyleyelim, montaj demek sahte demek değildir.

Montaj demek başkasına ait sesin kullanılması demek değildir.
Montaj demek bir ses kaydından bazı bölümleri çıkarmak veya başka ses kaydı ile birleştirmek demektir.

Bu bağlamda Recep Tayyip Erdoğan’ın ses tape’leri Ağrı Dağı kadar gerçektir. Ancak !
Gerçektir dediğimde bazılarının zil takıp oynamak istediğini, bazılarının yuh dediğini, bazılarının hadi canım sen de mi Bisimit? dediğini hisseder gibiyim.
Arka planını anlatırsam, neyin ne olduğunu da anlayacaksınız.
Akparti iktidar olduktan sonra Türkiye’ye yapılan yatırımların 5%’inin bile halktan alınan vergilerle yapılamayacağını düşünen bir tane Allahın kulu oldu mu? ( İngiltere, Amerika, İsrail haricinde )

Ey Türk Milleti, hiç düşündün mü söylesene? Bu ülke petrol satmaz, bu ülke doğalgaz satmaz, bu ülke maden satmaz, bu ülke altın çıkarmaz, bu ülke araba üretmez, bu ülke elektronik telefon v.b bir araç üretmez, bu ülke elmas çıkarmaz, bu ülke’nin turizmden başka hiç bir dış geliri yoktur. Bu ülkenin hatta ithalat-ihracat dengesi bile bozuktur.
Kıymeti üzerinden hesap yapıldığında bu ülkeye giren mal, çıkan maldan çok daha fazladır. Yani ciddi bir cari açık vardır.
Buna rağmen, petrol satan Suudi Arabistandan, doğalgaz satan Rusya ve Azerbaycandan, Silah satan Amerika, İngiltere ve İsrail’den, Araba satan Avrupa ülkelerinden, Elektronik satan Güney Kore, Japonyadan, ucuz iş gücü satan Çin’den daha fazla yatırımı nasıl oluyor da Türkiye yapıyor? Krizler bütün ülkeleri sarsarken Türkiye nasıl oluyor da sarsılmıyor? Yatırımlar durmuyor? Sağlık, Bilim, Eğitim, Askeri alanda gelişmeler yavaşlaması gerekirken aksine hızlanıyor? Sosyal devlet olma yolunda Türkiye neden dünyada en hızlı devlet? Ne satıyor, nerden geliyor bu para?
Bütün bu soruları sormadan size anlatmak istediğimi anlatmam İMKANSIZDI. Bu yüzden bu soruları sordum. Şimdi siz de sorun kendinize.

Gerçekten bütün bunlar nasıl oldu? Tekrar ediyorum halktan alınan vergilerle son 10 yılda bu ülkeye yapılanların 5%’i bile yapılmazdı. Peki nerden buldu bu parayı Türkiye?
Yeter soru sorduk, gelelim cevaba;
11 Eylül sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ve Uluslararası kuruluşlar bir çok arap iş adamını El-Kaide’ye yardım ve yataklık yapmakla suçladı.

Bu iş adamları 2′ye ayrılıyordu. Birinci gurup Amerika ve İngiltere’nin sözünden çıkmayan ve bu tehditlerden korkarak yelkenleri indiren ve bu 2 ülkeye teslim olup haklarındaki bütün suçlamaları düşüren arap şeyhleri, 2. gurup ise suçlamaları kabul etmeyerek davalarla tek tek mücadele edip masumiyetini kanıtlayan samimi arap iş adamları.
İşte bu iş adamlarından bir tanesi de Yasin El Kadı ( adamı bana anlattırmayın araştırın) idi. Daha sonra 2. guruptaki bu iş adamları New York ve Londra borasındaki bütün paralarını çekerek nakit olarak uçaklarla Türkiye’ye taşıdılar.
Bu paraların çoğu kayıt dışı olarak $ halinde depolarda tutuldu. Bu paraların bir kısmı ile son 10 yıldır Türkiye’de yatırımlar yapıldı. Arap iş adamlarının bu paraları Türkiye’ye taşıma sebebi Amerika ve İngiltereye olan nefretlerinin artması ve İslam dünyasında Türkiye dışında ayakta kalan başka ülkenin kalmamış olmasıydı. Son kalenin Türkiye olduğunu onlar da farketmişlerdi.
Samimi olan 2. guruptaki Yasin El Kadı gibi iş adamları kayıt dışı olan bu paraları Erdoğan’a teslim etmişlerdi.

Erdoğan, yakın çevresini kullanarak bu paraları kullanana dek muhafaza etmek zorundaydı. Nitekim Merkez Bankası’nda bile casuslar kol geziyor, Türkiye’deki dolar miktarını öğrenmeye çalışıyorlardı.
Hatırlarsanız Merkez Bankası’ndan bir kaç kişinin işine casusluk suçlaması ile son verilmişti. Bu suçlamalar bu casusların içerdeki para miktarını öğrenerek ABD’ye bildirmesinden müteşekkil idi.
Bu yüzden paralar Merkez Bankasında bile güvende olamazdı. Erdoğan Reza Zerrab’ı kullanarak paranın bir kısmını İran ile olan ticarette eritiyor, bir kısmını Türkiye’deki yatırımlarda nakit olarak kullanıyor, kalan kısmı da yakınları ile beraber muhafaza ediyordu. Bu paralar devletin parası değildi. Devletin kasası açık vermiyor, aksine gelen para giden paradan daha az olduğu için sürekli fazla veriyordu.
Bu fazlalığı kimse sorgulamıyordu. Bu ülkenin geliri bu ülkenin giderini karşılamıyorken, nasıl oluyor da Ülke batmıyordu? Bu soruyu bizden başka bütün ülkeler soruyordu aslında.
Gezi olaylarında dolar 2 TL’yi görmeyecek diyen merkez bankası her gün piyasaya 1 milyar dolar sürüyor, bu da ABD ve İNGİLTERE’yi çıldırtıyordu.
Hangi paraydı bu piyasaya sürülen para? Merkez Bankasında dolar limitinin tükenmiş olması gerekiyordu. Doların en az 5 TL ‘ye fırlamış olması gerekiyordu. Ama olmuyordu işte. Arka planda merkez bankasına birileri kamyonla dolar taşıyor, merkez bankası da bu dolarları piyasaya sürerek ekonomiyi dengede tutmaya çalışıyordu.
Bu paralar dostlar, Yasin El Kadı gibi bir kaç arap iş adamının parasıydı. Ve Yasin El Kadı sırf bu yüzden Türkiye’ye geldiğinde bile bir kaç kere suikaste maruz kaldı. ( Google’dan bakın kazalara ) .
Bütün bu detayları devlet açıklayamaz. Kayıt dışı paralar devleti uluslararası arenada suçlu yapar, arap iş adamlarını da hedef haline getirir.

Bu durumda aslında bu hikayeyi Cemaatte çok iyi biliyor. Ama Başbakan’a hırsız muamelesi yapmak işlerine geliyor. Devletin kasasına gelen para belli, kasadan çıkacak olan para da belli.
Gelen gidenden az ise bu ülkenin batması gerekmiyor mu? Söyleseniz de yukarda saydığım altın, maden, elmas, araba, telefon, petrol, doğalgaz gibi kaynakların yoksa nasıl ayakta duruyorsun? İşte bu paralarla.
Bu para miktarı öyle 1 Milyar dolar filan da değil. Çok daha fazla. Ama cemaat 100 milyar dolar dediğinde herkes OHA diyeceği için 1 milyar dolar gibi inandırıcı bir rakam söylemeyi tercih ediyorlar.

Aslında Erdoğan ve ekibinin sakladığı nakit para bence 100 milyar dolara yakın bir para. Ve bu paralar nakit olarak bir çok yerde sır gib saklanıyor.
Bu paraların miktarını bilen kişi sayısı bir elin parmağı kadar.
Bu durumda bu gerçekleri dillendiremeyen Başbakan’ın yerine halkın bir şeyler yapması lazım. Halkın bunu dillendirmesi lazım. Gerçekleri Başbakan işgal ettiği makam itibarı ile dile getiremez.

Ak Parti de öyle. Ama ben BİSİMİT olarak bunu ilk dile getiren kişi oluyorum. Bu beni kahin yapmıyor. Bu gerçeği bir İngiliz, Bir Alman, Bir Amerikalı, Bir Yahudi bilir ama bir Türk bilemez mi ?
Bizi aşağılayan hain köpeklere cevabını verin. Bu para devletin geliri değil, aksine devlete Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi itibarı ile kattığı ek gelirdir.

Recep Tayyip Erdoğan’ın itibarı bu ülkeye bu parayı getirmiştir. Bu paralar bu güne dek milletin çıkarları için kullanılmıştır ve bundan sonra da bu çıkarlar doğrultusunda kullanılacaktır.
Uyumayın, dirayetli olun. Bu ülkeyi İngiliz, Amerikan, Yahudi uşaklarına yem etmeyin. 100 tane de kaset çıksa bilinki Başbakan bir hırsız değil aksine bu ülkeye dışardan para getirmiş kaybetmeye tahammülümüzün olmayacağı tek liderdir.
Varsa sorunuz sorun, her türlü cevaplarım, ama küfür yok, hakaret yok. Cemaatçiler de sakin olsun.

Bir daha düşünsün. Başbakan canını bu ülkeye feda etmiştir. Suikastlere maruz kalmıştır. 3 kuruş para olsa ne yazar 3 milyar dolar olsa ne yazar.
Başbakanın ne yediği yemek, ne içtiği su değişmez. Ne yattığı yatak ne de yattığı saat sayısı değişmez. Bu adam sabah akşam devlet için sokakta, milletin içinde değil mi zaten? Hani bırakıp Maldivlere gitse ya da Cem uzan gibi Fransa’dan çıkmasa tamam diyeceğim ama Adam milleti için sabahı akşam etmiş.
Mantıklı çıkarımlarda bulunun. Kafanızı çalıştırın. Fethullah Gülen apaçık bir şekilde Amerika’dan okulların kapatılacağı yönünde tehdit almıştır ve bu yüzden bütün gücünü kullanmaktadır.
Ya Türkiye ya Okullar. Gülen okulları tercih etmiştir. Gülen intihar etmiştir.
Son sözüm şudur, şu anda bir kaç tane daha Arap Şeyhi’nin ismini verebilirim. Ama bu onlara zarar verir. Şu an deşifre olmuş tek isim size yeter. Araştırın bu adamı. Yasin EL KADI.


Son Sözüm Başbakan’a : DİK DUR EĞİLME; BU MİLLET SENİNLE

http://haberseyret.com/yazi/154/ses-kayitlari-gercek-ama
 

Dut_agaci

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
7,219
Puanları
83
Web sitesi
www.Menzil.Net
Gerçekten enterasan bilgiler içermekte

Hayır olsun bakam
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Gerçekten enterasan bilgiler içermekte

Hayır olsun bakam
Kısasını söyleyeyim:

Allah Teala, bir neticeyi murad ettiğinde, sebeblerini mutlaka halk eder.

Ehlullah buyurmuştur: İslam aleminin lideri Türkiye idi. Küffarın hakimeyetine girse de ahirde yine İslam aleminin lideri olacaktır.

Bu neticeyi bütün dünya birleşse, bütün mahlukat hücum etse, bütün Türkiye ayaklansa gine değiştiremezler.

Külli şey'in qadir. Amenna.
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
Kısasını söyleyeyim:

Allah Teala, bir neticeyi murad ettiğinde, sebeblerini mutlaka halk eder.

Ehlullah buyurmuştur: İslam aleminin lideri Türkiye idi. Küffarın hakimeyetine girse de ahirde yine İslam aleminin lideri olacaktır.

Bu neticeyi bütün dünya birleşse, bütün mahlukat hücum etse, bütün Türkiye ayaklansa gine değiştiremezler.

Külli şey'in qadir. Amenna.
İNŞALLAH AŞAĞIDAKİ TANIMLA DOĞRU DEĞİLDİR

 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
İş yine döndü dolaştı cemaate geldi...

Cemaatteki abiler açıklasın, hırsızlıkları bulalım zırhı arkasında bakanları tutuklatıp kendi adamlarını onların yerine geçirme derdi ile Türkiye'yi nasıl 100 Trilyon zarara soktuklarını.

Allah gözlerini açsın inşallah...

ALLAH cc BU VATANI ŞAHSİ ÇIKARLARI İÇİN ŞAHSİ RAHATLIKLARI VE MAKAM LARI İÇİN ZARARA SOKANLARI HELAK ETSİN.KİM OLURSA OLSUN.

 

Ebu Computer

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Haz 2013
Mesajlar
22,784
Puanları
113
Sayın @agbi

Yarın Diriliş var.

Tapınakçıları izleyelim inşallah.

 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
 

Aşk Şairi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Nis 2007
Mesajlar
3,286
Puanları
0
Web sitesi
www.haksairi.com
Kısasını söyleyeyim:

Allah Teala, bir neticeyi murad ettiğinde, sebeblerini mutlaka halk eder.

Ehlullah buyurmuştur: İslam aleminin lideri Türkiye idi. Küffarın hakimeyetine girse de ahirde yine İslam aleminin lideri olacaktır.

Bu neticeyi bütün dünya birleşse, bütün mahlukat hücum etse, bütün Türkiye ayaklansa gine değiştiremezler.

Külli şey'in qadir. Amenna.

Türkiye dünya’ya rest çekecek
devran bir gün tersine dönecek
belki duyan bana deli diyecek
sabır bekleyin herkes görecek

şahlanmak için yapılır hazırlık

bir dur denecek; bu ne haksizlik
ümitsiz olma yarınlar aydınlık
sabır bekleyin herkes görecek

duamız bizim en güçlü silahımız

elhamdülillah vardır imanımız
nuru parlayacak elbet bakınız
sabır bekleyin herkes görecek

yılanlar sarmış her bir yanı

düşmanının silahını iyi tanı
politika yamultur; yanıltır adamı
sabır bekleyin herkes görecek

bu oyun sanki poker misali

kartları daha kimse görmedi ki
meydana çıkacak bir gün blöfleri
sabır bekleyin herkes görecek

avrupa çalkalanıyor hollanda başta

yeni kanunlar; ekonomi çok zorda
oysa türkiye doğru yolda
sabır bekleyin herkes görecek

aceleye gelmez her şey zamanında

ne tuzaklar kurmuşlar asırlarca
bir bir bunlar sinsice imhalanmakta
sabır bekleyin herkes görecek

kardeşini destekle esirgeme duanı

gönüllerimiz rızası için bir olmalı
düşmanlık ümitsizlik son bulmalı
sabır bekleyin herkes görecek

rabbimizden ümit kesilmez elbet

son bulur dilerse her tür gaflet
hayırdua etmek çok mu zahmet
sabır bekleyin herkes görecek

inşaallah son gülen biz olacağız

hakkin rızasına toptan koşacağız
en güzel yarınlara varacağız
sabır bekleyin herkes görecek

asksairi 16 eylul 2004

 
Üst