Bunları Biliyor muydunuz...

Enes

Paylaşımcı ÜYe
İhvan Üyesi
Katılım
6 Haz 2006
Mesajlar
13,689
Beğeniler
722
Puanları
113
Yaş
34
#1
Bunları Biliyormuydunuz...

1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını
Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada
yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki
iletişim şartlarında IX Charles'ın bu kararı fazla
yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski
adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler
düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları
olarak nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptallarin
günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz
hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet
ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar
sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca,
Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası
görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı


Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?

Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini
çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk
kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca
zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu
tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle
tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak
beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek
sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük
parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar
ağaç sıkıntısi nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı.
Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden
ve kemikten yapılırdı.

Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?

Bu şarki "Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl
kaynagi Amerika'lı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adi
" Good Morning to All" yanı "Hepinize günaydın"dır.
Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır.
Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da
Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari
amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu
vardır

Mezara niçin çiçek konulur?

ilk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da
öldügünde mezarının çiçekten taçlarla kaplandığı saptanmıştır.
Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek
konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı
iyi ruhları çekme, kötü ruhları kovma amacıylaydı.
Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu
kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle
mezarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler,
kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde
siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden
sakınmakiçindir.

İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?

Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa
insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü
çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha
hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp
zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma
düğmesi 3 rakamının yanındadır. insanlar saati kurmak
istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ
elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.

Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?

Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç
şahı almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla
görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım
eder. ileri geri, çapraz her yöne gidebilir.
Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin
Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir.
Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya
başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

Bir hafta niçin 7 gündür?

Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak
kullanıyorlardı. ilk çağlarda bilinen beş gezegen
ile güneş ve ayın sayısının 7 oluşu bu sayıyı gizemli
ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat
oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik
notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti.
Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta
sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük
hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine
hafta 7 gün olarak kaldı.

Niçin otellerin kapıları döner kapıdır?

Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.
Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır.
Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla
girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi
nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır.
Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri
binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır.
Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın
da içeri girmesini engeller.

Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?

Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da
önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur.
Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabin
içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların
herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç
oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan
hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün
birleştiği noktada tekrar donar. iki buz parçası kaynak
yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha
erime olmaz.

Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın
az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin
açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti
daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.
Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş
lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk
ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama,
sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır.
Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli
bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında
çekmez.

Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?

Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydogu Asya'da
yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri
çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır.
Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye
nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının
ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir.
Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini
yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak
için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir.
Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar
yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde
yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır.
Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak
için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için
daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır.
Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara
ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz
kapaklı, demek daha doğrudur.

insan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?

Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla
karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer.
Diger canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın
ana mekanizmalarıdır.işte bu nedenle ilk insanlardan
gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler
harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki
dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.

Akıl ile zeka arasında fark nedir?

Akil yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme,
bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme
yeteneğidir. insan olgunlaştıkça aklı gelişir.
Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama,
yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak
12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra
sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında
aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir
besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır.
Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir.
Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza
yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farklıklar
gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ
denilen testle ölçülebilir.

Dolunay insan davranışlarını etkiler mi?

insanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır.
Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir
inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır.
Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu
görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki
okyanusların gel-git denilen suların alçalması ve
yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır.
Vücudumuzdaki suyun oranı , okyanuslardaki su miktarıyla
kıyaslanamaz. Yani Ay'in çekim gücü insanı etkileseydi
yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi.
Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken
değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in
gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

Niçin gözyaşı dökeriz?

Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlerle
ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam
tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize
sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır.
Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk
inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu
görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal
yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein
içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.

Üç yaşından daha önce olanları niçin hatırlamıyoruz?

Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın
beynimizde ani veya öykü şeklinde organize olduğunu ileri
sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma
yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar.
Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından
küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza
yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün
olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.
Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında
kaydetmeye başlıyor.

Develerin hörgüçlerinde ne var?

Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında
bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir.
Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yag bulunur.
Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini
sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de
yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun
mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk
alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler.
Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su
etkilenmez.

Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?

Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok
zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu
şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli
olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde
dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada
durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta,
tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. ilerlemesi
sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem
yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik
biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur.
Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel
biçimdedir.

Kuşlar nasıl konuşabiliyor?

Her insan ağzıyla konuşur ama konuabilmeyi sağlayan asıl
organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve
dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz.
Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil,
mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler
ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan
farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinin dibinde,
karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında
ses taklit yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer
kuşların seslerini taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.

Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da
bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık
olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı
moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri
ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş
böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan
guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal
madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık
vermeye yetmediği için böceğin ışık bölgesine yakın
solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle
beslemesi gerekmektedir.

Kediler balık ve sütü niçin severler?

Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında
kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de
tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Ev kedisinin
balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan
düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da
Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri
avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar
kedileri fare avcıları olduğu için evcillestirmişlerdir.
Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu
Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında
balık avlayarak yaşamaktadır. Patileriyle balıkları
sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler.
Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle
beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı
bakıcılarının yarattiğı beslenme alışkanlığından
kaynaklanmaktadır.

Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?

Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü
değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi,
onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır.
Kuşların büyük çoğunlugu da aynı saatlerde ağaçlarda
koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem
kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama seslerinin en güçlü
çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların
sabah gün doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle
ayarlanmıştır.

Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların
ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar.
Sinekler ısıya karşı çok hassastır. Güneş bulutun
arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden
etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur.
Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya
gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez.
Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine
sinekli günler başlar.

Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir?

Kalemin tarihi yazınınkınden de eskidir. ilk insanlar
sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır.
Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu.
Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk
modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir.
Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir.
Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır.
Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı
ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda
kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır.
Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki
yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla
aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı
kaliteli kılmasıdır.

Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken
doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan
tendoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak
ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu
sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir
sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç
uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler.
Omurilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların
kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri
hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin,
yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla
gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi
konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.

Yapıştırcılar nasıl yapıştırıyor?

Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında
kimyasal bir reaksiyondan başka birşey değildir.
Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik
malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında
benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan
gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır.
Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri
ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması
gerekmektedir.

Matematikte niçin (-2) ile (-2) nin çarpımı (+4) tür?

Haftanın beş günü işe otobüs ile gidip geldiğinizi
varsayalım. Her sefer bir milyonluk bir biletle
yapılıyor. On milyon tutarında on tane bilet aldınız.
Hergün gidiş geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor.
Bunun eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz bu işi
beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x(+5)= -10
olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın
Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve tatil. Bu kez
yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz. iki günlük 4 bileti
kullanmıyorsunuz. Bu hareket, yapmanız gerekene göre
negatif yani ters yönde bir harekettir. Hergün bilet
almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz.
iki kere negatif hareketi "-2" bilet üzerinde yapinca
o hafta elinizde (-2)x(-2) =(+4) bilet kalıyor.

Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği
pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu
ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark
pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. Ses
sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım
yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne,
pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo,
teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?

Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termost