Bu Doktor Başka (Yaşanmış Olay) | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Bu Doktor Başka (Yaşanmış Olay)

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
53
Bir sofinin hatıraları Adem TOPAL

İş yerine acil bir telefon gelmişti. Şefim "Hemen eve git!" dedi. Eve varınca bir de ne göreyim! Çocuklar evdeki sobanın içine şişleri sokup kızdırmışlar, Nihat da oyun esnasında elindeki kızgın şişi Bahaddin'in gözüne batırmış. Hemen hastaneye koştum.

Göz doktoru Cengiz Bey telaşla, "Biz buna bir şey yapamayız, Sen bunu derhal Diyarbakır'a götür, diğer gözünü kurtarsınlar!" deyip gözünü bantladı.

Hemen bir araba ile Diyarbakır'a yola çıktım. Fakat çocuğun feryadı hiç durmuyordu. Geç vakitte Diyarbakır'a ulaştık. Doktorların mesaisi bittiği için bir otelde yatıp sabah tekrar hastaneye gitmeyi düşündüm. Lakin hiçbir otel bizi kabul etmedi, çünkü çocuğun ağlaması hiç durmuyordu. "Müşteriler rahatsız olur" deyip almadılar bizi!

Çocuğun ağlaması içimi parçalıyordu ama elden gelen bir şey yok! Dr. Ahmet Beyin evine gitmekten başka çarem kalmadığını düşündüm. Eve yaklaştığımızda yanımdakine:

"Sen burada çocukla kal, ben bi bakayım durum müsait mi? Müsait değilse geri döneriz. Kimseyi rahatsız etmeyelim." dedim.

Gittim ve kapıya tıkladım. Kapıyı Ahmet Bey açtı, usulca: "Buyur İdris! Hayırdır?" dedi.

Ben de ona "Diyarbakır'a gelmişken bi ziyaret edeyim seni, diye düşündüm." dedim.

Dr. Ahmet Bey bana: "Seyda (Muhammed Raşid k.s.a ) evimde misafir, istirahat ediyor." dedi.

Ben "Tamam, rahatsız etmeyeyim kendisini" deyip ayrılacakken, Seyda Hz.leri seslendi:

"Ahmet, o İdris'in sesi değil mi? Gelsin hele!" dedi.

Emin olun sessiz konuşuyorduk, nasıl duydu bilmiyorum! Biz emir üzerine yukarı çıktık, dedi:

"Hayırdır İdris bu saatte niye gelmişsin?"

Dedim "Kurban, çocuğu Diyarbakır'a sevk ettiler."

"Hayırdır ne olmuş?"

"Kurban, gözüne ağabeyi şiş batırmış." dedim. Dedi

"İdris hele çocuk nerededir? Getir de bakayım ben."

O anda içime bir ferahlık geldi. Dışarı çıkıp çocuğu kucağıma aldım, Seyda'ya getirdim. "Ver bakayım!" diyerek, bağdaş kurarak oturduğu yerden çocuğu kucağına aldı. Gözündeki bantı açtı. Gülümseyerek:

"Bunda bir şey yok be İdris! Siz Siirtliler ne kadar korkaksınız!" dedi. Döndü Ahmet Bey'e:

"Hele o göze sürülen merhemden var mı sende Ahmet?" dedi. Gelen teramisin isimli merhemi çocuğun gözüne sürdü. Çocuğun sesi birdenbire kesildi. "Şöyle yatır!" dedi. Kanepeye yatırdım. Seydamız:

"Bu akşam siz de burada kalın! Bak çocuk uyudu." dedi tebessümle. Saatler geçiyor, çocuk mışıl mışıl uyuyordu.

Doğrusu çok merak ediyordum. "Yoksa çocuk öldü de onun için mi sesi çıkmıyor?" diyordum. Bir ara nefesini dinledim, baktım uyuyor. Herkes uyudu, ben uyuyamadım. Birkaç saat sonra çocuğu banyoya götürdüm. Güya çocuğun çiş yapıp yapmadığına bakacaktım. Yavaşça uyandırdım. Usulca:

"Bahaddin oğlum nasılsın?" dedim. O da uykulu uykulu:

"İyiyim baba." dedi.

"Şimdi ben senin gözünü açacağım, ne görüyorsan söyle."

"Tamam baba" dedi.

Ben de bandajı kaldırdım, parmağımla iki yaptım. Baktı, "İki baba" dedi... Derin bir "ohh" çektim.

Sabah olunca kahvaltı yaparken aklıma geldi. Hastahaneye gitmezsem cezalı duruma düşecektim. Durumu izah edince, 'gidebilirsin' emri ile hastahaneye gittim. Evrakı doktora verince bir telaş bir koşuşturma başladı. Çocuğu hemen benim elimden kaptılar, ben de hiç bir şey diyemedim o anda. Derhal "Ameliyathaneyi hazırlayın!" diye emir verildi. Çok geçmeden doktor tekrar görüldü. Bana doğru hışımla geliyor, bir yandan da ağzına geleni sayıyordu..

"Bu çocuğun gözü benim gözümden daha sağlam yahu! Utanmıyor musunuz, kaytarmak için ufacık çocuğu kullanıyorsunuz!" diye, bana bir güzel çıkıştı. Bir teramisin de o yazdı.

Siirt'e döndükten kısa süre sonra Dr. Cengiz Bey'e gittim. Giderken de tekrar badajı çocuğun gözüne taktım. Doktor bey çocuğun gözündeki bantı açtı. Kekelemeye başladı, bayılacak gibi oldu ve oradaki bir sandalyeye oturdu.

"Bu çocuk, o çocuk değil ya da tıp dışında bir şey kullanmışsınız. Allah rızası için söyle, vallahi bu doktor işi değil!" deyip yalvarmaya başladı. Baktım niyeti iyidir, ona bütün olayı anlattım.

"Tamam şimdi oldu." dedi.

"Hacı, beni de o Zata götürür müsün?" dedi.

"Hay hay" dedim. Baktım, önlüğünü filan çıkardı, yola düşecek. Dedim:

"Şimdi mi?"

"Evet" dedi, "Hadi gidelim."

Sabah olması için zor ikna ettim. Sabah ezanı okundu. Namazımı yeni kılmıştım. Baktım kapı güm güm vuruluyor. Gelmiş. İçimden "Neyse" dedim, "Hayırlısıyla çıkalım artık" Hemen yola çıktık. Doktor çok hoş bir sofi oldu. Daha sonra, çok istediği halde bir türlü yapılmayan tayini de çıktı. Çünkü dua almıştı.


(http://www.menzil.net den alınmışdır kaynak belirtmeden yayınlanamaz.)
 
Üst