• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Bediüzzaman'ın Volkan Yazıları 1-2-3

kadem

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ağu 2006
Mesajlar
1,622
Beğeniler
2
Puanları
0
#1
Volkan, sayı: 70
11 Mart 1909 M. (26 Şubat 1324 R.)

HAKİKAT


Biz kalû belâdan cemiyet-i Muhammedî’de dahiliz. Cihetü'l-vahdet-i ittihadımız tevhittir. Peymân ve yeminimiz imandır. Madem ki muvahhidiz, müttehidiz. Molla Ahmedê Ceziri-i Kürdi Kürtçe olarak buyurmuş ki:

“SİRRÊ WEHDET Jİ EZEL GİRTİYÊ HETA Bİ EBED” (Vahdet sırrı kainatın her tarafını ezelden ebede kadar kuşatmıştır.)

Herbir mü'min i'lâ-yı kelimetullah ile mükelleftir. Bu zamanda en büyük sebebi maddeten terakki etmektir. Zira, ecnebîler fünun ve sanayi silâhıyla bizi istibdad-ı mânevîleri altında eziyorlar. Biz de, fen ve san'at silâhıyla i'lâ-yı kelimetullahın en müthiş düşmanı olan cehil ve fakr ve ihtilâf-ı efkârla cihad edeceğiz. Amma cihad-ı haricîyi şeriat-ı garrânın berahin-i kàtıasının elmas kılınçlarına havale edeceğiz. Zira medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşîler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz; husumete vaktimiz yoktur. Meşrutiyet ki, adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir. On üç asır evvel şeriat-ı garrâ teessüs ettiğinden, ahkâmda Avrupa'ya dilencilik etmek, din-i İslâma büyük bir cinayettir. Ve şimale müteveccihen namaz kılmak gibidir. Kuvvet kanunda olmalı. Yoksa, istibdat tevzi olunmuş olur. İNNALLAHE HÜVEL KAVİYYUL METİN (Şüphesiz ki Allah, mutlak kuvvet ve kudret sahibidir.) Hâkim ve âmir-i vicdanî olmalı. O da mârifet-i tam ve medeniyet-i âm veyahut din-i İslâm namıyla olmalı. Yoksa istibdat daima hükümferma olacaktır. İttifak hüdâdadır, hevâ ve heveste değil.

İnsanlar hür oldular, ama yine abdullahtırlar. Herşey hür oldu; şeriat da hürdür, meşrutiyet de. Mesail-i şeriatı rüşvet vermeyeceğiz. Başkasının kusuru insanın kusuruna senet ve özür olamaz. Yeis, mâni-i herkemâldir. 'Neme lâzım, başkası düşünsün' istibdadın yadigârıdır. Bu cümlelerin mabeynini rapt edecek olan mukaddematı, Türkçe bilmediğim için mütaliînin fikirlerine havale ediyorum.


http://gruplar.antoloji.com/bediuzzaman adresinden alıntıdır.
 

kadem

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ağu 2006
Mesajlar
1,622
Beğeniler
2
Puanları
0
#2
Volkan, sayı: 73
14 Mart 1909 M. (1 Mart 1325 R.)

YAŞASIN ŞERİAT-I GARRA


Ey Meb'usan!

Uzunluğu ile beraber gayet mûciz birtek cümle söyleyeceğim. Dikkat ediniz, zira itnâbında îcaz var. Şöyle ki:

Meşrûtiyet ve kànun-u esâsî denilen adâlet ve meşveret ve kànunda cem’-i kuvvet, bu ünvan ile berâber, asıl Mâlik-i Hakikî ve sâhib-iünvân-ı muhteşem ve müessir ve adâlet-i mahzâyı mutazammın ve nokta-i istinâdımızı temin eden ve meşrûtiyeti bir esâs-ı metîne istinâd ettiren ve ehvam ve şükûk sâhibini varta-i hayretten kurtaran ve istikbal ve âhiretimizi tekeffül eden ve menâfi-i umûmiye olan hukûkullâhı izinsiz tasamıftan sizi tahlis eden ve hayât-ı milliyemizi muhafaza eden ve umum ezhânı manyetizmalandıran ve ecânibe karşı metânetimizi vé kemâlimizi ve mevcûdiyetimizi gösteren ve sizi muâheze-i dünyeviye ve uhreviyeden kurtaran ve maksat ve neticede ittihad-ı umûmiyeyi tesis eden ve o ittihadın rûhu olan efkâr-ı âmmeyi tevlid eden ve çürük mesâvi-i medeniyeti hudûd-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten yasak eden ve bizi Avrupa dilenciliğinden kurtaran ve geri kaldığımız uzun mesâfe-i terakkîde-sırr-ı i’câza binâen-bir zamân-ı kâsirede tayyettiren ve Arap ve Turan ve İran ve Sâmileri tevhid ederek az zamanla bize bir büyük kıymet veren ve şahs-ı mânevî-i hükûmeti Müslüman gösteren ve Kànun-u Esâsînin ruhunu ve On Birinci Maddeyi muhafaza ile sizi hıns-ı yeminden kurtaran ve Avrupa’nın eski zann-ı fasidlerini tekzib eden Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm hâtem-i enbiyâ ve Şeriatın ebedî olduğunu tasdik ettiren ve muharrib-i medeniyet olan dinsizliğe karşı sed çeken ve zulmet-i tebâyün-ü efkâr ve teşettüt-ü ârâyı safha-i nûrânîsi ile ortadan kaldıran ve umum ulemâ ve vâizleri ittihad ve saadet-i millete ve icraat-ı hükûmeti meşrûta-i meşruaya hâdim eden ve adâlet-i mahzâsı merhametli olduğundan anâsır-ı gayr-ı müslimeyi daha ziyâde te’lif ve rapteden ve en cebîn ve âmi adamı en cesur ve en has adam gibi hiss-i hakikî-i terakkî ve fedakârlık ve hubb-u vatanla mütehassis eden ve hadim-i medeniyet olan sefâhet ve isrâfat ve havâyic-i gayr-i zarûriyeden bizi halâs eden ve muhafaza-i âhiretle berâber imârı dünyâ etmekle sa’ye neşat veren ve hayaât-ı medeniyet olan ahlâk-ı hasene ve hissiyât-ı ulviyenin düsturlarını öğreten ve herbirinizi, ey meb’uslar elli bin kişinin takazasını, yâni haklarını sizden dâvâ etmelerini hakkınızda tebrie eden ve sizi icmâ-i ümmete küçük bir misâl-i meşrû gösteren ve hüsn-ü niyete binâen a’mâlinizi ibâdet gibi ettiren ve üç yüz milyon Müsl.ümanın hayât-ı mâneviyesine sû-i kasd ve cinâyetten sizi tahlis eden ol 'Şeriat-ı Garra' ünvâniyle gösterseniz ve hükümlerinize me’haz edinseniz ve düsturlarını tatbik etseniz; acabâ bu kadar fevâidi ile berâber ne gibi şey kaybedeceksiniz? Vesselâm.

Yaşasın Şeriat-ı Garra!


http://gruplar.antoloji.com/bediuzzaman adresinden alıntıdır.
 

kadem

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ağu 2006
Mesajlar
1,622
Beğeniler
2
Puanları
0
#3
Volkan, sayı: 77
18 Mart 1909 M. (5 Mart 1325 R.)

YAŞASIN ŞERİAT-I AHMEDÎ


Şeriat-ı garrâ, kelâm-ı ezelîden geldiğinden, ebede gidecektir. Nefs-i emmarenin istibdad-ı rezilesinden selâmetimiz, İslâmiyete istinad iledir. O hablülmetine temessük iledir. Ve haklı hürriyetten hakkıyla istifade etmek, imandan istimdad iledir. Zira, Sâni-i Âleme hakkıyla abd ve hizmetkâr olanın, halka ubudiyete tenezzül etmemesi gerektir. Herkes kendi âleminde bir kumandan olduğundan, âlem-i asgarında cihad-ı ekber ile mükelleftir. Ve ahlâk-ı Ahmediye (aleyhissalâtü vesselâm) ile tahallûk ve sünnet-i Nebeviyeyi ihyâ ile muvazzaftır.

Ey evliya-i umûr! Tevfik isterseniz, kavânin-i âdetullaha tevfik-i hareket ediniz. Yoksa tevfiksizlik ile cevab-ı red alacaksınız. Zira, mâruf umum enbiyanın memâlik-i İslâmiye ve Osmaniyeden zuhuru, kader-i İlâhînin bir işaret ve remzidir ki; bu memleket insanlarının makine-i tekemmülâtının buharı diyanettir. Ve bu Asya ve Afrika tarlasının ve Rumeli bostanının çiçekleri ziya-yı İslâmiyet ile neşvünema bulacaktır.

Dünya için din feda olunmaz. Gebermiş istibdadı muhafaza için, vaktiyle mesâil-i şeriat rüşvet verilirdi. Dinin meseleleri terk ve feda edilmesinden, zarardan başka ne faydası görüldü? Milletin kalb hastalığı zaaf-ı diyanettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabilir.

Bizim cemaatımizin meşrebi, muhabbete muhabbet ve husumete husumettir. Yani, beyne'l-İslâm muhabbete imdat; ve husumet askerini bozmaktır.

Mesleğimiz ise, ahlâk-ı Ahmediye (aleyhissalâtü vesselâm) ile tahallûk ve sünnet-i Peygamberîyi ihyâ etmektir. Ve rehberimiz şeriat-ı garrâ ve kılıcımız da berahin-i kàtıa ve maksadımız i'lâ-yı kelimetullahtır. Cemaatimize herbir mü'min mânen müntesiptir. Sureten intisap ise, sünnet-i Nebeviyeyi kendi âleminde ihyâya azm-i kat'î iledir. En evvel mürşid-i umumî olan ulema ve meşâyih ve talebeyi, şeriat namına ittihada davet ederiz.


İhtar-ı Mahsus

Gazeteci denilen huteba-i umumî iki kıyas-ı fâsidle milleti bataklığa düşürtmüştür.
Birincisi: Vilâyatı, İstanbul’a kıyas ederek... Halbuki elifbayı okumayan çocuklara felsefe dersi verilse sathî olur.
İkincisi: İstanbul’u Avrupa’ya kıyas etmişler. Halbuki, bir erkek, kadının kametinden istihsan ettiği libası giyinse maskara ve rezil olur.


Hatime

Benim perişan sözlerimin mâbeynlerini rabtedecek olan mukaddemat-ı matviyeyi itnabdan ihtirâzen, hayalimde hıfz ile zikretmedim. Ve bu müşevveş sözlerimi temaşa edenler, misafireten ve tenezzülen ruhlarını bir kürd evi ıtlakına şayan olan cesedime göndersin de, hazinetül-hayalimi teftiş ile matviyâtı çıkarsın. Yani Leyla’mı benim gözleride temaşa etsin.

Yaşasın Şeriat-ı Garra!


http://gruplar.antoloji.com/bediuzzaman adresinden alıntıdır.
 

kral_akrep

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
27 Haz 2006
Mesajlar
150
Beğeniler
0
Puanları
0
#4
allah razı olsun kardeş... aslında risale i nur da ne büyük katkı var insan yaşamı için bunları her gün okumak gerekiyo ama ah bi vakit bulunsa ve insant tam olarak kendini zdayabilse işte bu mümkün değil.... aslında mümkün ama nedense hep kaçınıyoruz. sadece ben değil çoğunluğu... neyse allah razı olsun devamını bekleriz çok hoşumuza gitti bilesin...
 
Üst