Atataürk Ve İbadet Sözcüğünü Yanyana Gören Chp'liler Sergi Basıp Eserleri Talan Ettiler | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Atataürk Ve İbadet Sözcüğünü Yanyana Gören Chp'liler Sergi Basıp Eserleri Talan Ettiler

TakVa

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
13 Nis 2007
Mesajlar
2,868
Puanları
0
Atataürk Ve İbadet Sözcüğünü Yanyana Gören Chp'liler Sergi Basıp Ortalığı Talan Ettiler

CHP’li olduğu iddia ve tahmin edilen bir grubun cumartesi günü Beşiktaş’ta gerçekleştirdiği “sanatsal saldırı”dan haberdar mısınız?

EFENDİM sıkı durun, 2010 etkinleri çerçevesinde BİMERAS kültür vakfı tarafından semt meydanında düzenlenecek olan sergide daha eserler oraya yerleştirilirken, Hollandalı heykel ve tasarım sanatçısı Rosan Bosch’un yapıtı vandallar tarafından oracıkta imha edilmiş.

Ellerinde balyoz olmadığı için objeyi tümden parçalayamamışlar ama “Free Zone İstanbul” diye adlandırılan gösterim sahasına bir mezar taşı olarak bırakmışlar.

Hemen hatırlatayım ki bu “free zone” deyimin tam Türkçe karşılığı “özgür alan”dır!

Eyvah ki eyvah ve de şaka mı ediyorsunuz?

Özgürlük nire, kültür nire, sanat nire, hoşgörü nire ve tabii altı ok ilkesi nire?

VAKIA doğru, İl Başkanı “muhalif bir grubun böyle bir eylem yapması onların CHP’li olduğu anlamına gelmez” diye tevil ediyor.

Fakat aynı kişilerin olaydan hemen önce başka bir gösteri için orada bulundukları ve de kendilerini parti üyesi olarak tanıttıkları göz önüne alınırsa, eh yorumu size bırakıyorum.
Her neyse, zaten barbarların kimin militanı olduğu ancak tali derecede önem taşıyor.

Esas meseleyi “Atatürkçülük” (!) adına nerelere varıldığının tragedyası oluşturuyor.

ÖYLE, zira Bosch’un eserine yönelik hücum o malûm “Atatürkçülük”, o malûm “ulusalcılık”, o malûm “kuvvacılık” ve o malûm “Kemalizm” adına gerçekleştirildi.

Saldırganlar totemi, tabuyu, fetişi kutsayan bir dokunulmazlıktan cesaret aldılar.

Çünkü olayın özeti de şöyle şekilleniyor:

Havaalanlarındaki işaret levhalarının grafiğinden esinlenen Felemenk sanatçı aynen oralardaki gibi “İbadet” sözcüğünü yazdıktan sonra, tabelânın sarı zeminine bir İsevî haç, bir İslami hilâl, bir Davudî yıldız ve bir de Atatürk portresi çizmiş.

Eh, semavi din simgelerinin dünyevi bir ideoloji simgesiyle özdeşleştirilmesindeki çağrışımı, eleştiriyi, iğnelemeyi anlayan tabii ki anlar!

İşte zaten de bunu bal gibi anladıkları içindir ki aynı saldırganlar “özgür alan”ı sanatın, fikrin ve kültürün esaret alanına dönüştürmekte hiç tereddüde düşmediler.

Mukaddes “ibadet”lerini kaza namazıyla geciktirecek kadar bile sabredemediler.

Ne diyeyim, Allah akıl fikir ihsan eylesin desem acaba bir faydası olur mu?

FAKAT, yeter! Evet efendiler, artık gerçekten yeter!

Köhneliğinizi, ilkelliğinizi, hantallığınızı, durağanlığınızı ve statüko zaptiyeliğinizi gizlemek için isminin, heykelinin, büstünün arkasına saklandığınız i-n-s-a-n bir Mustafa Kemal Atatürk’ü bir “ibadet” totemine dönüştürdüğünüz artık yetti! Kabak tadı verdi.

Beşiktaş’taki barbarlığınız ise bardağı taşıran son damla oldu

Sizler, Muhammed’in karikatürünü çizdi, Meryem’in bakireliğini ti’ye aldı, Musa’nın on emrini gırgıra vurdu diye kıyamet kopartan dini mürtecilerden bile daha çok mürtecisiniz.

Onların hiç olmazsa evrensel kabul gördüğü varsayılan semavi bir kutsalı var!

Dolayısıyla, sizler ağzınızla kuş tutsanız da; kendinizi değil “beyaz” değil “bembeyaz Türk” diye tanımlasanız da; sırtınıza “aydınlanmacı” değil “ışıldatıcı” yaftasını yapıştırsanız da, sizler o “aydınlanma”nın; yani bizzat Büyük Kemal’in rasyonel mantık ve eleştirel düşünce ilkelerinden bir nebze nasiplenmemiş karanlık yobazlarsınız.

Efendiler, o sanat eserini derhal Beşiktaş’taki “Özgür Alan İstanbul”a iade edin ve hadi artık başka kapıya, kutsal “ibadet”inizi kendinize mahsus totem mabetlerinde yapın!

hadi uluengin
 

TakVa

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
13 Nis 2007
Mesajlar
2,868
Puanları
0
Kemalistler sergi bastı

İstanbul’un ortasında Beşiktaş Meydanı’nda biri Uluslararası Adalet Divanı’nın yeni binasını tasarlayan, iki uluslararası üne sahip tasarımcının İstanbul günlük hayatı için yaptıkları işlerin sergilendiği Free Zone İstanbul adlı bir sergi saldırıya uğradı.

Yok, saldırganlar iki durak öteden gelen Tophaneli gençler değildi bu kez...


Sergiyi düzenleyen Bimeras Kültür Vakfı’nın açıklaması göre 15 kişilik saldırgan grup kendilerini CHP’li gençler olarak tanıtmıştı.

Bunu inkâr eden CHP İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek CHP’li gençlerin telefon dinlemelerle ilgili başka bir protesto için o saatlerde meydanda olduğunu söylüyor. Tabii geçerken omuzları çarpmış olabilir...

Bunca patırtının sebebi yazının ortasında gördüğünüz Atatürklü tabela. İbadet yeri tabelasına üç büyük dinin sembolleriyle konulan Atatürk silueti.

Taraf’a gelen Hollandalı sanatçı Rosan Bosch’un anlattığına göre fotoğraflarda görünen öfkeli gençler itiş kakışla kökünden sökülen tabelayı önce tahrip etmeye çalışıyor, bakıyorlar ki demirden, bu kez üzerindeki etiketi kopartıp, rejim için “etkisiz” hale getiriyorlar.:O

Serginin Kadıköy ve Üsküdar meydanlarındaki ayaklarında kuvveden fiile geçmiş bu mahalle baskısı nedeniyle Atatürklü tabela yok.

Tabii bu, Binnaz Toprak ve ihtisasını Gülen cemaati üzerine yapmış sosyolog Nedim Şener’in de yer aldığı ekibinin, Anadolu hakkındaki bütün bilgilerimizi yeniden gözden geçirmemize neden olan antropolojik keşfi, Sivas’ta Cuma namazı saatlerinde dükkânların kapanması, trafiğin sıkışması kadar insanı endişelendiren bir mahalle baskısı biçimi değil.

Alt tarafı iki tabela sökülmüş. Mala gelsin de, cana gelmesin, o mühim. Zaten İstanbul’un ortasında sergi basıp sanat eseri parçalayan Kemalistlere o bakmıyor.

(Pardon yine Mahalle Baskısı araştırma sonuçlarının Yüce Manitu tarafından gönderildiğini unutup araştırmanın bütün memleketi açıklama kudretinden sual ederek linç ve tahammülsüzlük günahı işledim. Hâlbuki ibret almamız içindi di mi bu menkibe-sosyolojisi.)

Tophane olayını Sivas’a, Menemen’e, kimse tutmasa Holokost’a bağlayacak Bedri Baykam da olay sırasında Bratislava’da “sanatta özgürlük” konuşulan bir toplantıda olduğu için laik bir Süperman olarak imada yetişemedi.:O


Günler sonra Radikal sorunca alt metninde Melih Gökçek’in “Tükürürüm böyle sanatın içine” sesi duyulan şöyle laflar etti: Herkesin kendince bir kutsalı var. İstanbul’daki olaylara baktığımızda Türkiye’nin yaşadığı gerilim ortamında sanatçılara da düşen kaçınılmaz hassasiyet dengeleri olduğunu söyleyebiliriz.

Hadi ondan Sivas Katliamı’nı yapanların bile muhtemelen savunmalarında arkasına saklandıkları bu “tabii bazı hassiyetler var” açıklamasından başka bir şey beklemiyorduk da. Ya, özgürlük, tutarlılık açılımları yapan merkez medya.

Günlerdir medya da (Taraf ve Zaman hariç) “Bana Kemalist gençler İstanbul’un ortasında modern sanat sergisi basıp sanat eseri parçaladı dedirtemezsiniz” havasında.

Tophaneden günlerce canlı yayın yapan televizyonlar “Yok hayır öyle bir şey olmadı, kim diyor, aa çok kötü, keşke bunlar olmasa” tadında.:O

Taraf’ın ve Zaman’ın haberi takip etmesi sonucu dün Hürriyet ve Radikal de habere yer verdiler.

Birinci sayfasından olayı “Atatürklü levhayı söktüler” gibi bir inşaat kazısı başlığıyla haberi gören Hürriyet, saldırıyı ise şöyle tarif etmiş “Çalışma bir grup genç tarafından söküldü.” Sonra başka bir yere dikilmek üzere...:O

Haberin içerdeki başlığında ise asıl kızılacak şeye işaret edilmiş: “Kızdıran sergi.” Saldırı hadisesi de 28 sayfa sonra “Bir obje bazı gençlerin tepkisi çekti”ye yumuşamış. Allah bu gençlerin tepkisini çekmekten düşmanı mı bile korusun o halde.

Radikal’in haberi tabii daha doğru düzgün. Ama onların serginin diyalog amacını “‘Diyaloga’ tahammül yok” başlığında neden tırnak içine aldıklarını anlamak zor. Sözde diyalog iddiası gibi bir şey. Niyet okumayalım tabii. “Fiziksel temas olmadı” ara başlığında yine cana geleceğine mala gelsin tesellisi var.

Tamam, ben de unuttum. Ne oldu yani eseri parçaladılarsa yani birine mi saldırmış bu gençler yani. Yarın Kurtuluş Savaşı’na da “Yunanlı askerlere linç der bunlar.”

1-2-3, tıp. Atatürkçü zombiler olarak bizi yetiştiren öğretmenlerimize selam gönderiyorum buradan. Humeyni’yi hiç sevmiyorum. Varlığım Atatürk’ün varlığına kurban olsun...

Ülke hakkında daha fazla bilgi almak için lütfen parçalanan esere bakınız.


yıldıray oğur

 

TakVa

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
13 Nis 2007
Mesajlar
2,868
Puanları
0
İbadet Bölgesi’ne CHP saldırısı

Yanılmıyorsam 1994 yılıydı... Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, heykeltıraş Mehmet Aksoy tarafından yapılan “Periler Ülkesinde” isimli heykeli “müstehcen” bulduğu için parçalatınca, hakkında “linç kampanyası” başlatılmıştı...

Gökçek de, bu saldırılar üzerine; “Bu mu sanat?” deyip, eklemişti: “Tükürürüm böyle sanatın içine!.. Ahlâksızlığın adını sanat koymuşlar.” Saldırılar daha da yoğunlaşmıştı...

CHP’NİN TOPHANE TAVRI

Biliyorsunuz, “referandum sonrası”nda Tophane’de bir “sergi” açılmıştı... Ancak, davetliler “sergi salonu”ndan dışarı taşmışlar, üstelik “alkol duvarı”nı aşıp, sokaktan geçen kadınlara “sözlü taciz”de bulunmaya başlamışlardı...

Tacizler “hakaret” boyutuna ulaşınca; mahalle halkı ile “sarhoş davetliler” arasında “arbede” yaşanmıştı...

İşte bu olayın medyada yer alması üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 23 Eylül 2010 tarihinde şu yorumu yapmıştı:

“Tophane’deki olay... Sanata karşı saldırı... Niçin sanata karşı saldırıya geçeriz? Beğenmediğimiz türkü olabilir, şarkı olabilir, resim olabilir ama onu yapan, onu besteleyen, onu yazan sanatçıya hep saygı duymamız gerekir.”

Oysa, ortada “sanatçıya saldırı” diye bir olay yoktu... Saldırı, “haddini aşan sarhoşlara”ydı!..

Her neyse... Aynı olay üzerine, CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a yazılı önergeyle şu soruyu soruyordu:

“Beyoğlu’nun mahalle baskısına maruz kaldığını düşünüyor musunuz?”

CHP’li Haluk Koç ise şunları söylüyordu:

“Bu gelişmelerin referandumdan sonraya gelmesi son derece dikkat çekici... Yaşananlardan endişe duyuyoruz. Hükümetin destekleyici tavırlardan uzak durmasını, kolluk kuvvetlerinin de önlem almasını bekliyoruz.”

Özetle, CHP’liler diyordu ki;

“Tophane’deki olay, yüzde 58’in mahalle baskısıdır!”

CHP’lilere göre; “Yüzde 58 Evet”ten sonra, “sanat”a da, “sanatçı”ya da “baskı”lar yoğunlaştı... “Tahammülsüzlük” zirveye çıktı!.. Mı acaba?..

İBADET BÖLGESİ’NDE ATATÜRK!

Hollandalı tasarımcı Rosan Bosch ve ekibi, 16 Ekim Cumartesi günü Beşiktaş Meydanı’nda bir “sergi” açmış!..

Free Zone İstanbul”, yani “özgür alan” adlı sergide; “3 dinin sembolleri”nin, yani “Haç... 6 Köşeli Yıldız ve Hilal”in yanı sıra, “Atatürk”ün resminin yer aldığı bir “levha” hazırlayıp, üzerine de “İbadet Bölgesi” yazmışlar!..

ATATÜRK İÇİN YAZILANLAR

Sizin anlayacağınız; Atatürk’ü de “din” gibi göstermişler!..
Aslında, çok yanlış da değil!..

Çünkü bu ülkede, bir zamanlar, Atatürk o kadar yüceltildi ki; hâşâ bir “peygamber” ve hattâ “ilâh” olarak görüldü, gösterildi... Hakkında “mevlit”ler yazıldı, Çankaya “Kâbe” gibi gösterildi!..

Meselâ, şair Edip Ayel... Daha sağlığında iken Atatürk’ü önce “peygamber”, sonra “tanrıya eş” ve en sonunda da, hâşâ “Allah” ilân eden oydu...

İlhami Bekir’den:

“İlk adam, mavi gözlerle baktı toprağa,
Toprağın haritasını çizdi bayrağa;
Allah değil, o yazdı alın yazımızı.”

CHP’Lİ GENÇLERİN SALDIRISI

Rosan Bosch ve ekibi de “Atatürk’ün ilâhlaştırıldığını” biliyor olmalı ki; tasarımında, Atatürk’ü de “ibadet bölgesi” içinde göstermiş!..

Vayy sen misin böyle gösteren?!?

“CHP’li Beşiktaş Belediyesi’ne ait bir otobüs”ten inen “50 kadar CHP’li genç”, anında saldırıya geçmişler.

“Atatürk imgesini bu çerçevede kullanamazsınız!.. Buraya koyamazsınız” diye bağırıp, başlamışlar vurup-kırmaya!..
Gerisini, Rosan Bosch’tan dinleyelim:

“Amacım, kavramları tartışmaya açmaktı... Açıklamak istedik, ama dinlemediler... Çok öfkelilerdi... Asistanıma saldırıp, ittiler!.. Bu kadar öfkelenmeleri çok garip... Bu hassasiyet, radikal dincilerin hassasiyetinden bile fazla!”

BUNLAR MI SANAT DOSTU?

Tamam, “serginin muhtevası” elbette tartışılır... Ama, bu “saldırı” neyin nesi?..

İşin garibi, bu saldırı “sanat ve sanatçının dostu” olduklarını iddia eden CHP’den geliyor!.. Bu saldırı, Tophane’deki olayı “Yüzde 58’in mahalle baskısı” olarak gören CHP’den geliyor!..

Bu saldırı, “toplumun kutuplaştırıldığını” iddia eden CHP’den geliyor!..

Demek oluyor ki;
Bütün mesele, “nasır” meselesi!..
Nasıra basılınca, ne “sanat” geliyor akla, ne de “sanatçı!”
“İslâm’a ve Müslümana küfredersen” mes’ele yok!.. Ama Atatürk’e dokunursan, al başına belâyı!..

Nerede kaldı sanat aşkı,
Nerede kaldı sanatçı dostluğu!..
Dün “Nazım Hikmet’in yüzüne tükürten” zihniyet, bugün de Rosan Bosch ve ekibine saldırıyor!..

Üstelik, orası Tophane de değil!..
Orası “çağdaş”ların yaşadığı Beşiktaş!

ŞİMŞEK NİYE SAHİPLENMEDİ?

Olayın, bir garip tarafı da şu:
Kendisi de “eski bir sanatçı” olan CHP İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek, olaydan sonra demiş ki; “Muhtelif bir grubun böyle bir eylem yapmış olması, onların CHP üyesi olduğunu göstermez!.. Gençlik kollarımız, protesto gösterisi yaptıktan sonra dağılmıştır!.. Orada kalan grubun ne yaptığını bilemeyiz!”

El insaf!..
O gençler oraya “CHP’li Beşiktaş Belediyesi’nin otobüsü” ile getirilip, “saldırı”dan sonra yine “aynı otobüs”le götürülmedi mi?..

Bu gençler “CHP’den” gelmediyse, “uzaydan” mı geldiler oraya?.. Uzaydan gelip, “UFO”larıyla mı döndüler “galaksi”lerine?..

Bu gençler eğer “CHP’li değiller” ise, sormak lâzım Bay Berhan Şimşek’e;
“Siz hangi galakside yaşıyorsunuz?”

Bir çift söz de “medya”ya:
Tophane’deki olayı anında “Yüzde 58 Evet” diyenlerin, dolayısıyla AK Parti’nin üzerine yıkmaya çalışan medya, “Beşiktaş’taki saldırı”yı gerçekleştiren “CHP’liler” için ne dedi biliyor musunuz;

“Bir grup genç!.. Bazı gençler!”
Bu gençler, “CHP’li” değil de, maazallah “dindar” olsaydı var ya; o zaman görürdünüz “manşet”leri!..
Ne “sanata düşmanlık”ları kalırdı, ne de “gericilik” ve “yobazlık”ları!..

Ama, “saldırganlar CHP’li” olunca, bir anda, “Bir grup genç” oluverdi!..
O da, ufacık bir haber!..
Ve sadece, bir-iki yazı!..

O da “yasak savma” kabilinden!..
Bu zihniyete “yuh” olsun!..
Bunun adı “gazetecilik” değil, düpedüz “orostopolluk”tur; bu, resmen “medya puştluğu”dur!..

“CHP neden düşüşte” ve “medya niye yükselemiyor” diye merak eden varsa, “CHP saldırısı”na ve “saldırının veriliş biçimi”ne bir baksın!..
“Erime”lerin sebebi;
Bu “çifte standart”tır!..

hasan karakaya
 
Üst