Altını çizdiğiniz satırlar

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
40
İnsan ve insanlık olarak, dünyanın ve tarihin geldiği en aşağılık noktaya hepimiz birlikte tanık oluyoruz. Bu nokta, keyfî, gerekçesiz, haksız işgallerin, istilaların gerçekleştirildiği noktadır. Bugün dünya, sınırsız, ideolojik ve siyasal iğrençliğe tanık oluyor. Anlamlara, içeriklere, farklı hayat tarzlarına yönelik saldırılar, İslâm dünyasında büyük huzursuzluklara ve karamsarlıklara neden oluyor. Pek çok İslâm toplumunda zorla Batılılaşma serüveninin neden olduğu karışıklıklar, çatışmalar, çözülmeler, sorunlar yaşandığını görüyoruz. Kendimizi, düşünce ve kültürümüzü, Batılı perspektiflere göre tanımlamamız için sürekli baskı altında tutuluyoruz.
Atasoy Müftüoğlu
 

GÜL-İ RANA

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
1 Şub 2008
Mesajlar
1,224
Puanları
0
Ben senin yarana bakıp nasıl acıdığını anlarım, sen benim neye kırıldığımı farkedemezsin
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,970
Puanları
0
“Ne mutlu o çirkine ki güzeller güzeline râm olur. Vay o gül yüzlüye ki, kış gibi soğuk bir kimseye dost olmuştur.” M.C.R.

 

alı

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
12 Eki 2006
Mesajlar
1,784
Puanları
0
"Yalnız başına mutlu olmak, ızdırap verici bir mutluluktur. Yarımdır, çünkü yalnız olmak yarım olmaktır. Ben ilk ve son kez yalnızlık ıstırabını hissettim. "Kimsesizlik" cenneti gözüme çöl gösteriyordu..."
Ali ŞERİATİ
(HUBUT KEVİR)
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
40
Ancak birbirimizden nefret etmeye yetecek kadar dindarız; birbirimizi sevmeye yetecek kadar değil"
J. Swift
 

Sepia

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
25 Ağu 2007
Mesajlar
2,091
Puanları
83
Her şeye gücünün yettiğini, olmazları oldurduğunu iddia eden insanoğluna haddini bildiriyor. Kar, kendinde ilahi bir güç vehmetmeye başlayanlara ‘acz’ini hatırlatıyor. Ve insan, bir kere daha ‘insan’ olduğunun, ‘eksik’ olduğunun; aslında hiçbir şeye gücünün yetmediğinin farkına varıyor.

/Ali Çolak
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
40
Bugün aynı zamanda bir mezhepçilik travmasının da yaşandığı bir gerçektir. Bu hiçbir şekilde meşrulaştırılamaz. Mezhep travmalarının, çatışmalarının, gerilimlerinin, karşıtlıklarının hangi mezhep adına yapılıyor olursa olsun mazur ve makul görülebilir bir yanı asla ve kat’a yoktur. Şu ya da bu mezhebi insanlar seçebilirler ama kendi mezheplerini mutlaklaştıramazlar, dokunulmaz kılamazlar, ebedileştiremezler. Çünkü kendi yorumlarını mutlaklaştıranlar diğer yorumları tekfir, tahkir ve tezyif etmiş olurlar. Bu da ümmet bütünlüğüne zarar verir.
Atasoy Müftüoğlu
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
40
Ümmet bugün paramparçadır, ama bu parçaları yargılamak ve bu parçalarla savaşmak yerine, bu parçaları ortaya çıkaran tarihsel nedenleri anlamak gibi bir sorumluluğumuz olmalı. Eğer bu parçaları ortaya çıkaran tarihsel, kültürel nedenleri anlayabilirsek bunların çözümlenmesi konusunda yeni bir girişimde bulunabiliriz. Onun için biz kendimizi herhangi bir parçaya nispet etmek yerine, İslam ümmetine nispet etmek gibi sorumlulukla karşı karşıyayız. Kimse bizi herhangi bir parçaya nispet etmeye cesaret edememelidir. Öyle bir tavır ortaya koymalıyız ve bütünlüğü temsil etmeliyiz. Yani Sünni, Şii, selefi vs. gibi parçalara iltifat etmeksizin bütüne ilişkin “neler yapmalıyız”ı ortaya koymalıyız.
Atasoy Müftüoğlu
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
40
Şunu unutmamak gerekiyor ki modern tarih bütünüyle ırkçılıkla malul bir tarihtir ve ırkçılıkla malul olduğu halde, Avrupa merkezci bir tarih olduğu halde çok kültürlülük, evrenselcilik, aydınlanma değerleri gibi kavramlar aracılığıyla modern uygarlığın ırkçı tarafı sürekli olarak göz ardı edilebilmiştir. Yani modern tarihte hiçbir zaman İslam dünyası toplumları bu ırkçı değerlendirmelerin dışında tutulmamıştır. Şunu hatırlamak gerekiyor ve bunun çok konuşulması, çok tartışılm...ası gerekiyor: Kolonyalistler İslam dünyası toplumlarını sömürgeleştirmeden önce onların zihin dünyalarını sömürgeleştirdiler. Sömürgeleştirilen zihnin içerik üretmesini, isyan üretmesini, özgünlük üretmesini, bağımsızlık üretmesini ve bağımsız bir çerçeve üretmesini engellediler. Onun içindir ki bu zihinlerimizin sömürgeleştirildiği tarihten beri, biz İslami modelin özgürleştirilmesi noktasında hiçbir girişimde bulunmadık. Modern tarihte zihinsel sömürgeleştirilmeye, kültürel sömürgeleştirilmeye politik sömürgeleştirilmeye karşı yalnızca İran’da devrim oldu. Yani İslam Devrimi modern tarihte, son 500 yılda cereyan eden tek farklı ve özgün şey. Devrimin bugün hangi noktada bulunduğunu tartışmak daha ayrı bir tartışmanın konusu olabilir, fakat bunu söylemek çok önemlidir. Devrim modern tarih açısından çok önemli olduğu için Müslümanlar bugün devrimin önemini konuşmak yerine, tartışmayı mezhepçi karşıtlıklar bağlamına indirgemek suretiyle, o devrimci duyarlılığa gölge düşürmüşlerdir.
Atasoy Müftüoğlu
 

MÜTEŞEKKÜR

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
6,938
Puanları
0
Kısacık ve ufak bir menfaat dünyasında yapılan kavgalar ve kırgınlıklar, aynen bir kemiği paylaşamayan köpeklere benzer.O kemiği kapmak için birbirlerini nasıl da ısırdıklarını her halde biliyorsunuzdur.Ona göre, kişi dünya menfaatı için arkadaşlık veya dostluk etmesin.Onu can-ı gönülden sevsin.Aksi takdirde o köpeklerden farkları olmayacaklardır.
 

MÜTEŞEKKÜR

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
6,938
Puanları
0
Âyinesi iştir kişinin lafına bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde...
 

Sepia

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
25 Ağu 2007
Mesajlar
2,091
Puanları
83
“Bir dertli kul idim derman arayan…” diye söze başladı Beyazid-i Bestami:” “Kalbime bir süvari gibi indim. Bütün ellerimle Hakk’ın kapısını çaldım., belâ eliyle çalmadıkça kapı açılmadı. Bütün dillerle izin istedim, hüzün diliyle istemedikçe izin verilmedi. Bütün ayaklarla O’na giden yolda yürüdüm. Yokluk ayağıyla yürüyemedikçe dergâhına varamadım…
Denildi ki, “Ey Bayezid! Nefsinden boş ol. Hiç ol da gel.” Yıllarca gayret ettim. Ve bir gün sükût edince baktım ve gördüm ki derdim, dermanım imiş…
Şimdi sen başlangıç istiyorsan kalp süvarisi, beden piyadesi ol da yola çık!”

/Kalp Süvarileri kitabından
 

Sepia

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
25 Ağu 2007
Mesajlar
2,091
Puanları
83
‘’Felsefe, zan ve şüpheden ibârettir. Halbuki insan için en dehşetli şey, şüphedir.

Ruh âlimi, yâni şüphe yolundan kurtulup hakîkat yolundan yürüyenler ise, ister ümmî, ister ilmî olsunlar, bin sene evvel ne söylemişlerse bugün de onu ve gene binlerce sene sonra da hep, aynı sâbit formülleri müdâfaa edeceklerdir.

Çünkü sözleri, değişmeyen hakîkatin ifâdesidir. Güneş, bu kadar asırlardan beri seyrini değiştiriyor mu? Değişen, zannî ve vehmî olan şeylerdir. Feylesof bence bir san’atkârdır; tabiatı taklîd eden ressam gibi o da hakîkati tasvîre yeltenen adamdır.

Binâenaleyh sözlerinin kıymeti, ne olsa, canla mânâlanmamıştır. O, tıpkı modelini hurdebinî teferruâtına kadar taklîd eden ressama benzer.’’(70.s.)

‘’Cüz’î olan akıl, küllü idrâk edemez, mâzûrdur. Şu kadar var ki, akılla her şeyi yapmak, bilmek mümkün olduğunu zanneden insan, sen ve senin gibiler mâzûr değilsiniz. İşte Pascal da bunun için akla hitâb ederek: ’Tais – toi raison imbecile’ ,
yâni ‘sus ahmak akıl, sen kendi dâirenin dışında neler olduğunu bilmekten âcizsin’ demek istiyor.’’(75.s.)

‘’Hayatta îman kadar büyük kuvvet ve mesned yoktur dostum. Bu yarım akılla kaldıkça her şeye rağmen câhilsin; zîrâ maddî bilgiler mânevî cehâleti gideremez.’’(92.s.)

(Sâmiha AYVERDİ’nin Fikir ve Gönül Dünyâsından Seçmeler)
 

MÜTEŞEKKÜR

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
6,938
Puanları
0
Eski düşmandan dost, ayı derisinden post olmaz...
Sözünün eri değilsen eğer edebin kadar ederin vardır...

Başkasını kınayan ve hep kusur söyleyen adamın dostu olmaz.
 

MÜTEŞEKKÜR

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
6,938
Puanları
0
Ey düşüncesiz, tedbirsiz ve akılsız olan nefis, sen tek yoksulluğun yükünü çek, ama kendini gamla öldürme!..
 

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,916
Puanları
0
din, ilim, felsefe, mantık, metafizik ve sanat..hepsi insan ve tekamülü namına hareket ediyorlar ve "terbiye" sualine cevap getirmek istiyorlar. hepsi. -terbiye nereden geliyor, nereye gidiyor, terbiye nedir?- ezeli sualine cevap vermeye çalışıyorlar. her mensup, bu guruplardan her biri, başlı başına ahenkli bir bütün arzedememiş, tam aksine din kendi içinde, felsefe kendi içinde..parçalara bölünmüş. neticede bu sualin cevabını bir derece daha güçleştiriyorlar; çünkü tezada, tenafüre(ürkmek, birbirinden kaçmak) vasıl(ulaşmak) oluyorlar. "sıhhatli, her ihtimali dikkate alan, çok yönlü, kesin ve haddini bilmeyi ihmal etmeyen bir muhakeme sistemi" ile, ezeli muammayı halletmek, beşeri ukdeyi çözmek mümkün olabilir.(h.yıldırım)
 

Sepia

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
25 Ağu 2007
Mesajlar
2,091
Puanları
83
Birinin hayatına, birinin üzüntüsüne, birinin mutluluğuna, birinin ruhuna, birinin eline, yüzüne, sırtına, omuzuna, yüreğine, bazen söz, bazen göz, çoğu zaman kalbinizle minicik de olsa, tüm samimiyetinizle dokunun…

/Farid Farjad
 

MÜTEŞEKKÜR

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
6,938
Puanları
0
Salihlerin tembelliği ve korkaklığı zalimlerin zulümlerini artırır. (Hz.Mevlana)
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,970
Puanları
0
Hayatında şayet başkalarına dalkavukluk yapmadan bir gün geçirirsen, onurlancağın bir günü yaşamış olacaksın.
Oysa, zaten müminlerin bütün günleri onurlu geçmelidir.
 
Üst