AKP (ADALET VE KALKINMA PARTİSİ) DOSYASI - 06-10-2018

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,153
Beğeniler
114
Puanları
63
#1
Daha önce açtığımız ve yaklaşık 100.000 görüntülemesi ve 500 civarı mesajı olan "AKP Dosyası..." konumuzun yerinde yeller esiyor.

Kim neden kaldırdı bilmiyorum. Neden kaldırıldı @Enes bey?

kraldan çok kralcı olmaya gerek yok...

ilk mesajımız ile akp dosyasını açıyoruz...


Ozan Arif - Ak mı Kara mı

 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,153
Beğeniler
114
Puanları
63
#3
AKP’nin kuruluşunda; ABD, Bahçeli, Tuğrul Türkeş, fetulah gülen ve masonların etkisi



bu çiftlik evindeki şok edici havadislerden bir tanesi de mekanda tuğrul türkeşin yer alması değil, tuğrul türkeş'in amerikan konsolosluğu aracıyla teşrif etmesidir. işte bu çitlik evinin sahibi ise merhum avukat münci incidir.
 
Son düzenleme:

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,153
Beğeniler
114
Puanları
63
#5
Erol Mütercimler - Ak Parti Bir Proje Partisidir

07:51 dakika

Dilipak bugün başka bir şey diyor..




Şikâyetname!

05 Ekim 2018 Cuma



Bu benim için zor bir yazı oldu. Kaç kez sildim, yeniden yazdım, yumuşattım. Dudaklarımı ısırdım, elim titredi, utandım. Öfkelendim. Sonunda kuşa çevirdim. Buyurun sonuç bu:

Eba Müslim Horasani’nin o malum sözlerini tekrar hatırlatmak isterim: Onlar dostlarını uzaklaştırıp, düşmanlarını dost edindiler. Düşmanları dost olmadı, ama dostlarını geri kazanamadılar ve yıkılmaları mukadder oldu!

Beni ya da benim gibi düşünenleri dışlayıp, Rothchild’leri McKinsey’gilleri dost edinenler, bir gün bazı gerçeklerin farkına vardıklarında çok geç olabilir.

Hiç kimse la yüs’el değildir. Peygamberler dışında kimse masum da değildir. İstişare ayeti savaş şartlarında nazil oldu. Hem de Resulullah’ın ilk görüşü dışında bir görüş üzere karar verildiği halde. Kur’an-ı Kerim yapılan işi doğruladı.

Sahi ne oldu bize!. Siyasete soyunan kardeşler (Allah onları ve beni affetsin) siyasetin en temel “edeb”i olan, “düşman”a karşı “celadet” ve “cesaret”, “mazlum” ve “dost”lara, sıradan insanlara karşı “hilm” ve “tevazu” elbisesini giyinmeliler. Ne demişti Edeb-Alî, Osman Gazi’ye: “Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana. Güceniklik bize; gönül almak sana. Suçlamak bize; katlanmak sana. Acizlik bize, yanılgı bize; hüsnüzan sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana. Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.” “Milli” ve “Yerli” olmak için önce bu “alîedeb” şart.

Bu ahlakla ahlaklanmayanların oralarda işi ne o zaman!

Kuraldır: “Basın mensupları, kanaat önderleri, sivil sözcülerin genişletilmiş eleştiri hakkı, siyasilerin ve bürokratların artırılmış tahammül yükümlülükleri vardır.”

Ben darbe dönemlerinde darbecilere karşı bu sözlerle kendimi ve toplumu savundum. Kadere bakar mısınız, bugün bu sözleri kime söylemek durumunda kalıyorum. Birileri bazı gerçekleri unutmuş olabilir mi? Beni bilen bilir, birilerine olan, bırakın eleştirimi, düşmanlığım bile beni onlar için inşallah adaletsizliğe sevketmez! Kızsam da doğru söz ve işlerini desteklerim. Hele hele öyle, kişiler üzerinden kurum ve topluluklara karşı adaletsizlikten Allah’a sığınırım. Ben yaklaşık 50 yıldır, Hakk’ın ve halkın, atanmamış ve seçilmemiş sözcüsüyüm, onların gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olmaya çalışıyorum. Biri benim ismimin üzerini çizmek istiyorsa, çizsin, umurumda değil, hiç olmadı, olmayacak da. Ben bu işe destek verirken ne siyasi bir talebim oldu, ne memuriyet istedim ve de menfaat kapısı olarak kullandım bu kapıyı.

Bazı AK Partili belediyelerde, bazı bakanlıklarda, kamu kuruluşlarında birilerinin adamı olmadığı, olanlara göz yummadığı için baskıya uğrayan, tehdit edilen, taciz edilen bir sürü eleman var. İftira ediyorlar. Tecrit uyguluyorlar. Hiçbir iş verilmeden bankamatik memura dönüştürülen personeller var. Kimi bakanla, kimi başkanla tanış diye kendini konumlandırıyor. Kiminin arkasında milletvekilleri var. Sırtını dayadıkları biri var işte. Birini orada istemiyorlarsa, ya da kendi cemaatlerinden birini getireceklerse, tıpkı FETÖ’cüler gibi sürekli soruşturma açarak caydırmaya, yıldırmaya çalışıyorlar. Sorumlusu olmadığı işlerden dolayı suçlanıyorlar, zimmet çıkartılıyor.Yargıya da gidemiyorlar. Niye, partiye zarar verirmiş.. Sendika da çaresiz, onlar da sorun çıkartmak istemiyor. Avukat kendi partisine karşı dava açmak istemiyor. CHP’li avukat mı tutsunlar. Bu tür haksızlıklara uğrayanlar artık MHP’li sendikalara gidiyorlar.

Mesai dışında TÜGVA’da çalışanı da var, annesi AK Parti Kadın Kollarında çalışanı da bunlardan. Ben de her şeye rağmen mücadele, sabır diyorum. “Urvetül Hasene / Güzel bir örnek” olmak zorundayız. Ankara’da bir yerlere haber veriyoruz, bir ilerleme olmuyor. Merkezdekiler de hayali, gerçek dışı suçlamalarla işi savsaklıyorlar.

Bunlar oluyor da, insanlar davasından vazgeçiyor mu? Bazıları dökülse de, genelde hayır. Üzülüyorlar ama hep bir umutla bekliyorlar. Sabırla direniyorlar. Bu gençler artık daha fazla kurda kuşa yem edilmese.

Bakın FETÖ hakkında bana bilgi getiren ve benim savcılıklara, Ankara’ya ulaştırdığım kaç kişi sudan bahanelerle görevlerinden uzaklaştırıldı, haklarında davalar açıldı. Hâlâ davası devam edenler var. Ama bunlardan hiç biri mahkûm olmadı.

Değil mi ki, sonunda Allah’ın dediği olacak, ne gam!. O bizi sabredenlerden, şükredenlerden ve direnenlerden bulacak. Herkes yaptıklarının hesabını verecek elbette bir gün! Kimse rızkından az ya da çok yiyemez. Ecelinden sonra ve önce de ölmez. Bu insanlar için olduğu gibi örgütler için de böyle.

Bizimkisi de dert mi, ben durumu daha beter olan Ankara’da CERN’de doktorasını yapmış atom fiziği uzmanı tanıyorum. Sorarsanız DDK Başkanında dosyası var.

Bizim Akit TV’de Tıbbı Nebevi programı yapan Dr. Muammer Yıldız bir-iki olay anlattı, utancımdan yerin dibine girdim. Bu birileri var ya, o birileri, “ısırıcı melikler”in torunları, Belam’ın, Şeddat’ın, Karun’un mirasçıları bunlar. Bunların itibar görüp, başkalarını ezip geçtikleri mekânlardan “rahmet melekleri” uzaklaşır ve “azab melekleri” gelir.

Reis be, biliyorum “yalnız” adamsınız, kalabalıklar içinde yapayalnız. Sizin güvendiklerinizden bazıları güveninizi kötüye kullandı ve sizin adınızı kullanarak çirkin işler yaptılar. Sizin için dua ediyorum ki, Allah sizi bunların şerrinden emin eylesin.. Bunların bazıları tam da, “Vay o namaz kılanların haline” diye başlayan ayetin muhatabı olan bir ahlak zafiyeti içinde. Bazıları tarikat iltisaklı görüntüde. Rivayet olunur ki; Karun, Hz. Musa ve Hz. Harun’dan sonra Tevrat’ı en iyi bilen kişi idi.

Biliyor musunuz, hani 28 Şubat’ta evim haczedilmişti ya, şu Güven Erkayadavasında. AİHM “dostane çözüm” için çağrı yapmıştı. Allah razı olsun, siz Davutoğlu’nu arayıp, “çözün bu işi” demiştiniz. Emine hanım da evimize gelip destek vermişti. Sonra ne oldu biliyor musunuz, Davutoğlu bizi AB işlerinden sorumlu bir daire başkanına yönlendirdi. (O zat yakın zamana kadar Güney Afrika’da büyükelçi idi.) Sembolik bir tazminatla davanın sonlandırılması konusunda bir belge imzalamamızı istedi. Avukatım Salih Döğücü ile “olmaz” dedik. O iş öyle kaldı. AİHM’den aldığımız kararla yargılamanın yenilenmesi yoluna gittik, Yargıtay, tashihi karar derken 2017 sonunda evimi geri alabildim. Yargılama gideri ve manevi tazminat için Adalet Bakanlığı da sembolik bir tazminat ödedi. 16 yıl sonra davam sonuçlanabildi. Bana verilen tazminatın, bu hatalı kararın sorumlularından tahsili için “rücu” talep ettik, ama o da gerçekleşmedi. Size tekrar tekrar bu konuyu iletmek istemedim, ama işler böyle oluyor..

Benim yaşadıklarım çok sıradan şeyler. Güler geçerim. Şimdi dert edindiğim için, ya da şikâyet babında değil, benim kendi ailemde yaşadıklarımdan sadece basit birkaç küçük örnek, misal olsun diye yazıyorum. Başka insanların dertlerini dinleyince aslında bunları yazıyor olmam bile bana ağır geliyor.

Anlatılacak daha o kadar çok şey var ki! Bunları geçtim, benim için dert değil. Ben bu yola çıkarken bunların hepsini göze alıp çıktım. Sadece siz bilin istedim. Başkalarının yaşadıkları benim yaşadıklarımla kıyas bile edilemez.

Size ulaşamayan her seviyeden ve her yerden, her kesimden birçok insan beni hep size ulaşmak için bir “kapı” olarak gördü. Böyle bir “kapı” yoktu aslında. Bunu onlara söyledim. Yardımcı olabildiğim kadar olmaya çalıştım. Kimi zaman, doğrudan idareden birilerini aradım, kimi zaman Hasan Doğan, kimi zaman Yalçın Topçu, kimi zaman DDK üzerinden size mesajlar ulaştırmaya çalıştım.. Herkes çok yakın iletişim içinde olduğumuzu sansa da bir yıldır konuşmak için hiç fırsat olmadı. Oysa anlatmam gereken birçok olay vardı.

Derdim şu: Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün bir topluma yöneltilmiş bir tehdittir. Benim katlanmak zorunda olduğum güçlükler bir başkası için baht kaynağı olsun, emsal ve örnek teşkil etsin diye bunları yazıyorum. AK Parti, içindeki AKP’lilerin sırtına yüklediği bu kamburdan kurtulmadan rahata kavuşmayacak. Bu etrafınızdaki menfaatperest, laf dinlemez siyaset ve bürokrasi bezirgânlarından yakanızı kurtarmazsanız, Allah’ın yardımı bize ulaşmaz. “İçimizdeki beyinsizler” yüzün bir helak gerçekleşebilir. “Allah o zaman işlerimizi sarp dağlara sardırır”.

Talut – Calud’u hatırlayın. İçimizden çoğu o “içme” denilen “zehirli su”dan kana kana içtiler. Şimdi tevbe zamanıdır. Şimdi Davud’un sapanını ele alma zamanı. Geç kalmadan.

Şikâyet değil, ama siyasette olması gerekenler üzerine yarın da yazmaya devam edeceğim. Daha yazacak çok şey var zira.

Selam ve dua ile.



Şikâyetname!
 

t@mam

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
26 May 2018
Mesajlar
208
Beğeniler
18
Puanları
18
#7
6666 rakamının hikayesi nedir? nursilerin rabbsisinin kulu?
 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,153
Beğeniler
114
Puanları
63
#8
AKP'Lİ Abdurrahman Dilipak MCKİNSEY İçin HÜKÜMETE FENA ÇAKTI! "KEMAL DERVİŞ'TEN FARKI NE?"


 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,153
Beğeniler
114
Puanları
63
#9
FUAT GEÇEN: AKP'DE rüşvet ve yolsuzluk, "rüşvet" ve "yolsuzluk" olarak görülmüyor.

"YOLSUZLUKLARA KARŞI ÇIKTIĞIM İÇİN AKP'DEN İHRAÇ EDİLDİM"


 
Son düzenleme:

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,153
Beğeniler
114
Puanları
63
#10
Kerim devlet yolunda

08 Ekim 2018 Pazartesi

Abdurrahman Dilipak



Erdoğan seçimlere giderken, “işin ehline verilmesi gerektiği” konusunda önemli bir uyarıda bulundu. İnşallah buna dikkat edilir. Ama bunun ilk işareti, mevcut siyasi ve bürokratik görevlendirmeler konusunda olmalı.

Bugünlerde Siyasetnamelere, Pendname / Öğüt kitaplarına bakıyorum da, genel olarak aldığım notların bir özetini sunmak istedim. Mevcut devletlülere ve bu göreve talip olanlara saygı ile arzolunur:

“Haram yiyen memur, şeytanın ajanıdır. Adalet, mülkün temelidir. Adaletin terazisi doğru tartmıyorsa, o memlekette kimsenin işi düzgün gitmez. Zulm ile abad olunmaz.

Zulüm mülkü zevâle götürür; nankörlük nimeti yok eder.

Ceberut muktedir çevresindekileri sindirir, etrafına fasıkları toplar, erdemli insanları kendinden uzaklaştırır. Adaletin ölçüsü, zayıfın muktedire sesini duyurup, adalet yoluyla hakkını zamanında alıp almadığı ile ilgilidir. Âlime danışmayan, halkla konuşmayan Emir’de hayır yoktur. Onun içindir ki, istişare ve şura farz kılınmıştır. İşi ehline ve liyakat sahibine vermeyen, halkın hakkını gasbeden gasıb gibidir. Bu gasb kul haklarının en zararlı olanıdır.

Adil hükümdar zalim ve müstekbirlere karşı kibirli, mazlumlar ve kendi halinde insanlara karşı ise tevazu içinde merhametli olandır. Zalimler karşısında tevazu zillettir.

Her işin başı Allah korkusudur. Adil bir emir, Allah’a vereceğe hesaba göre hareket eder. Onun için halka hizmet Hakk’a hizmettir düsturu ile hareket etmeli, halka hesap verebilmeli ve kendi vicdanında da yaptığı işten bir rahatsızlık duymamalıdır. Denmiştir ki: “Hayrun nas, men yenfaunnas.” İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır. Helale-harama dikkat etmeyen, paraya, kadına, mala mülke, makama, şöhrete zaafı ve ihtirası olanlardan uzak durun. Onlar şeytanın yol arkadaşlarıdır. Cimri ve müsriflerden, fısk ve fahşa içinde olanlardan ve kibirlilerden uzak durun, onları kendinize danışman yapmayın, halka amir olarak atamayın.

Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig’de ve dönemin âlim ve zahidleri, iyi insanı tarif ederken, onun ekmeli mahlûkat, eşrefi mahlûkat, özü-sözü bir, başkalarının elinden, dilinden ve yaptıklarından emin olduğu kişi olarak tarif eder. Emir olacak kişi bütün kötü vasıflardan arınmış ve iyi huylarla bezenmiş biri olmalıdır.. Amir ve memur Allah’a sıkı sıkıya bağlı, takva sahibi bir mümin olmalıdır.. Âlim, hekim ve hakimdir, adaletten ve doğruluktan yana, adaletsizlik ve haksızlıklara karşı mücadele eden cesur ve erdemli insan. O hırsızlık yapmaz, zinaya yaklaşmaz, yalan söylemez, içki içmez, dedikodu etmez, fasıklardan uzak durur, cömerttir. Canlılara karşı merhametli ve şefkatlidir.

Müfsitlerden ve müsriflerden uzak durmak gerek, münafıklardan da. Söz verdiklerinde sözlerinde durmayanlardan da. Egoist, benlik duygusu yüksek insanlar şeytani bir zaafla maluldürler. Muhteris ve muhtekirlerden uzak durun. Bunlar Allah’la o kişi, o kişinin yönettiği ülke halkının arasına perde oluşturur. Zalimleri kendilerine baş intihab edenler, ya da amirlerin zalimleri memur tayin ettiği memleketlerde bunlar Allah’ın gazabından kurtulamazlar. Başlarındaki beyinsizlerin işledikleri yüzünden o halk da zarar görür.

Zalim, fasık, zani, müfsid ve münafık insanların eline verilen yetki ve servet, yılanın ağzındaki zehir gibidir. Karga besleyenlerin gözlerini sakınması gerekir. Kılavuzu karga olanın akıbeti hayrolmayacağı gibi zalimlere yetki ve imkân tanındığında, gün gelir, onları yakacak ateş, onlara bu yetki ve serveti verenleri de yakar. Onun için “zalimlere yardım etmeyin, sonra ateş size de dokunur” denmiştir.

Bir hırsız bir bağdan bir bostan çalarmış. Rüşvet alan biri bir bostan karşılığı bir bağı satarmış. Böyle bir hakim ya da bürokrat, siyasetçi, herhangi bir amir ya da memur insanların devlete olan güvenini sarsar. Eğer bunlardan hesap sorulmaz ve bunların arsızlıkları aleni bir hal alırsa, toplum ya siner ya da onlar gibi davranır. Her iki halde de devlet erkânı ile birlikte toplum da fesada uğrar. Eğer ehliyet ve liyakatin yerini torpil alacak olursa yine aynı sonuç mukadder olur.

Kendilerine mühür emanet edilecek kişiler, evinizin anahtarını kendilerine emanet edeceğiniz kişiler olmalı. Yetkisiz ve yetkisini kullanamayan devlet adamı acizdir, yetkisini halka karşı, Hakk’a rağmen kullanan devlet adamı zalimdir. Acziyet ve zalimlik, siyasette ifrat ve tefrittir. Bu anlamda devlet erkânının ve toplumun havf ile reca arasında bir yerde durması gerekir. Herkese yaptıklarının hesabının sorulacağı bir gün olduğunun unutulmaması gerekir. İyi bir emir Hakk’ın ve halkın güvenini kaybetmesi hainde Allah’ın gazabından korkmalıdır. İyi bir yurttaş ise Hakk’ın ve halkın hukukunu koruyan devletin gazabından korkması gerekir. Elbette onun koruyucu kanatlarından da güven duyması gerekir.

“Aşk” ve “öfke” aklı zail eder ve maraz getirir. İhtirasla istediğiniz her şey imtihanınız olur.

Gücünüze ve servetinize aldanmayın. Gün gelir, bütün servetler yağmalanır tükenir ve kılıçlar kırılır. Ne zenginler gördü bu dünya, ne ceberut krallar, hepsinin saltanatı ve serveti hak ile yeksan odu. Bir sivrisinek bile onu bitirir. Sultanlar sarayları ile övünmeye başladıklarında onlar hatırlasınlar ki, onlar sadece deniz kenarında kumdan evcikler yapan çocuklara benzerler. Onlar kendilerine bu aklı verenlerden uzak durmalıdırlar. Siz Allah’ın adaletinin ve kılıcının yeryüzündeki temsilcisi olun. Onun rızasının tecellisinin vesilesi olun. Adil hükümdarın evinin penceresi yere yakın, kapısı halka açık olur. Elbisesi sadedir. Mütebessim bir çehreye sahiptir. “Cam ev”de oturur.

Şeytan insanoğluna hayallerini süslü ve güzel gösterdi ve insanoğlu hep halinden şikâyet etti. Şükretmedi. O çok sabırsız, doymak bilmeyen ihtiraslarının peşinde koşan, hesap gününü unutan, zalim, kan dökücü biri oldu. İktidar tartışması başlayınca Peygamberimizin cenazesi ortada kaldı da topluca cenaze namazı bile kılınmadı. Tek tek ve küçük gruplar halinde kılındı. Hz. Ali, Hz. Aişe ile anlaşamıyordu. Fatih’in kardeşi Cem Sultan kaçıp Vatikan’a sığınmıştı. Saray hatunlarının devletin başına ne işler açtığını tarih okuyan herkes bilir. Niye; yine de ders almaz insanlar.

Batıda aynı kilisenin öncülüğünde Amerika ve Afrika’yı işgale gidenler, daha sonra köle, toprak ve serveti kendi aralarında paylaşamayınca yüzyıl savaşları yaşandı. Kardeşler düşman oldu. Şarap şişede durduğu gibi durmaz. Haram servet cüzdanda durduğu gibi durmaz.

Haramlar kronolojisinde ilk sırada “üstünlük” iddiası var. Irkçılık, kabilecilik, “bizden”cilik, ne derseniz deyin, şeytanın en keskin hilesi orada gizli. Mezhepçilik, tarikatçılık, Müslümancılık hepsi bunun bir parçasıdır, aileciliğe gelince o da mikro faşizmdir. İşi ehline vereceğiz, ehliyet ve liyakat imandan önce gelecek, haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalime karşı olacağız. Zalim babamız da olsa, mazlum düşmanımız da olsa. İkinci haram, Fahşa / Fuhuş / haddi aşmak, alenen haram işler yapıp, yaptığını savunmak. Ve 3. merhale. Katl! Aman dikkat, aman dikkat, aman dikkat! Selam ve dua.

Not: Suudi muhalif gazeteci, Suud Konsolosluğunda şehid edildi. İnşallah yapanın yanına kâr kalmaz. Dışişleri, savcılık ve polis harekete geçmeli. Suçlular yakalanmalı. Uluslararası Ceza Mahkemesine ve İnterpol’e suç duyurusunda bulunulmalı ve muhakkik istenmeli. Katiller yakalanıp cezalandırılmalı, konsolosluk geçici olarak kapatılmalı. Ceset bulunduğunda inşallah topluca cenaze namazına katılalım ve ona şehitlikte bir mezarlık yeri tahsis edelim ve bu cinayeti mezar taşına nakşedelim!


Kerim devlet yolunda
 

iftayfun

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eki 2018
Mesajlar
37
Beğeniler
5
Puanları
8
#11
Yerini almış hemen kaldırılması pek bir şeyi değiştirmemiş :D
 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,153
Beğeniler
114
Puanları
63
#12


Nurettin Veren: Beril Dedeoğlu'nun dokunulmaz olması bilinçli bir anlaşma varmış gibi hissettiriyor. Onun konumundakiler müebbet hapisle yargılanıyor... (kişisel notumuz: cumhurbaşkanınca politika kurullarından birinde görev verilen beril dedeoğlu ile ilgili adam haklı)


RS FM'de yayınlanan Yavuz Oğhan'dan Bidebunudinle programına konuk olan Nurettin veren birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu.

"AK Parti ile FETÖ el altından el mi sıkışıyor?" diyen Veren, "Bu ülke Cumhurbaşkanının çiftliği değil" ifadesini de kullandı. Veren, gazetesi Akit'te bugünkü yazısının sansürlendiğini ve yarısının yayımlandığını da açıkladı.

Akit yazarı Nurettin Veren, yapılan bazı üst düzey atamalar nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a olan güvenin sarsıldığını ileri sürdü. Gazetedeki köşesinde iktidarı eleştiren Veren, 'FETÖ iltisaklı atamalar, halkın Erdoğan'a olan güvenini sarsıyor' başlıklı yazısında, "Bu tip yanlışlar halkımızın Erdoğan'ın Başkanlık sistemine olan güvenini, gittikçe sarsmaktadır" ifadelerini kullandı.

FETÖ'nün terör örgütü olarak tanımlanmadığı dönemde yapının içinde yer alan ancak daha sonra yollarını ayıran Veren, RS FM'de yayınlanan Yavuz Oğhan'dan Bidebunudinle programına konuk oldu.

“MİLLETİMİZ CUMHURBAŞKANI'NA LÜZUMUNDAN FAZLA UMUT BAĞLADI”

"Milletimiz üst üste sayın Cumhurbaşkanı'na çok gönül bağladı. Lüzumundan fazla umut bağladı. Başkanlık sistemine geçilmesi ısrarına halk bu teklife canı yürekten evet dedi. Vatandaşımızın bu sevgiyle vermeyeceği bir şey kalmadı"diyerek sözlerine başlayan Veren, "AK Parti'nin başkanlık sisteminin beklentilere cevap vereceğini bekliyoruz ama tam tersiyle karşı karşıyayız. Atamalarda nerdeyse özellikle fetö iltisaklı olanlar tercih ediliyor" dedi.


“AK PARTİ İLE FETÖ MASA ALTINDAN EL Mİ SIKIŞIYOR”

"Bu davranışların AK Parti'yi yıprattığını, adeta ana direklerini sarstığını söylüyorum" diyen Veren, şu çarpıcı ifadeleri de kullandı:

"Hatta 'AK Parti ile FETÖ masa altından el mi sıkışıyor?' diyenler var. Ben de bunu söylüyorum, yazdım. Çünkü dost acı söyler. Bu ülke Cumhurbaşkanı'nın çiftliği değil. Biz direkten döndük. 15 Temmuz'u yaşadık. Ülkemiz az kalsın batacaktı. Bizim ikinci defa hata yapma lüksümüz yok."

“GÜLEN'LE İLİŞKİSİ 20 YILDIR DEVAM EDEN BİRİNİN 17-25 ARALIK'TAN SONRA TEMİZ OLDUĞUNU SÖYLEYEMEYİZ”

AKP’nin 17 — 25 Aralık'tan sonra FETÖ'yle ilişiğin kesilmesinin bir milat olarak değerlendirmesine de değinen Veren, "17-25 bana göre çizgiyle çizilmiş bir milat değil. Gülen'le ilişkisi 20 yıldır devam eden birinin 17-25'ten sonra tertemiz olduğunu söyleyemeyiz" dedi.

“BERİL DEDEOĞLU'NUN KONUMUNDA OLANLAR MÜEBBETLE YARGILANIYOR”

Cumhurbaşkanlığı tarafından bugün açıklanan Politika Kurulu listesinde yer alan Prof. Beril Dedeoğlu'na ilişkin "Beril Dedeoğlu'nun dokunulmaz olması bilinçli bir anlaşma varmış gibi hissettiriyor" ifadesini kullanan Veren, "Onun konumundakiler müebbet hapisle yargılanıyor" diye konuştu.

“AKİT GAZETESİ YAZIMI SANSÜRLEDİ”

Veren, gazetesi Akit'te yazısının sansürlendiğini ve yarısının yayımlandığını da belirterek, "Yazım da sansürlendi. Yarısını yayınlamadılar. Hükümetin sıkıntıya gireceğini muhalefetin eline koz geçeceğini düşündüler" dedi.

Akit yazarı Nurettin Veren: "Bu ülke Cumhurbaşkanının çiftliği değil"





 
Son düzenleme:

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,153
Beğeniler
114
Puanları
63
#13
'Reyiz' sözünün arkasında..

Murat İDE
muratide@gmail.com

14 Ekim 2018


Dedi ki:
-Bir gün zengin olduğumu duyarsanız, bilin ki haram yemişimdir..
Sözünün arkasında durdu.. Hayatında hiçbir değişiklik yok..
Bilmem neli ejder meyvesi içilen, 1100 odalı bir sarayda, sıradan bir vatandaş gibi yaşıyor..
Ancak 500 milyon dolarlık hediye verebilen bir sosyal sınıfta, emeklinin imkanlarıyla yaşıyor..
**
Dedi ki;
-Demokrasi amaç değil, araçtır..
Sözünün arkasında durdu.. Şimdi o aracı tek başına kullanıyor..
Meclis'ten yargıya, emniyetten orduya, sendikalardan STK'lara, partilerden medyaya kadar, kimsenin yorulmasına izin vermiyor..
Hiç birimiz yorulmayalım diye, her şeyi 'Tek Adam' olarak düşünüyor, taşınıyor, karar veriyor, uyguluyor..
**
İki lafın biri dedi ki;
-Cennet anaların ayakları altındadır.. Onların ayaklarının altını öpün.. Cennet kokar..
Sözünde durdu.. Derdini anlatmaya çalışan çiftçiye, "Ananı da al git" dedi..
Herkes yanlış anladı.. Oysa o "Cennete git" anlamında söylemişti.. Hâlâ sözünde yani..
**
Dedi ki;
-Biz kimsesizlerin kimsesiyiz.. Mazlumların sesi olacağız..
Sözünde durdu..
Gitti, o mazlumların belini büken, emeğini sömüren, geleceğine çöken Büyük Ortadoğu Projesi'ne "AJAN" olarak sızdı.. Büyük risk alıp, BOP Eşbaşkanı oldu..
Her ne kadar eşbaşkanı olduğu proje, Türkiye de dahil her yerde, tüm planlarını çatır çatır hayata geçiriyorsa da, olsun, içeride mazlumların sesi olan bir 'AJAN'ımız olduğu için içimiz rahat..
**
Ajan demişken, dedi ki;
-Bu Deniz Yücel denen gazeteci, bir gazeteci değil, bir AJAN, bir terörist.. Ben görevde olduğum sürece bırakılmayacak..
Sözünde durdu.. Ajan-terörist Deniz Yücel bırakılmadı..
Dünyanın en geri kalmış, en fakir, en çileli ülkesi Almanya'ya sürgüne gönderildi..
**
Dedi ki;
-Ajan papaz, bu garip burada olduğu sürece çıkamayacak..
Bakmayın siz ajan papazın dün Amerika'da Trump reyize sarılarak poz verdiğine..
O fotağraftaki aslında papaz Brunson değil..
Bir daha Bakanlık beklemesin diye, Burhan Kuzu'ya yüz ameliyatı yaptırıp, onu gönderdiler..
Yoksa bizim papaz hala burada ve içerde..
Üstelik yerine gönderilen de, Türkiye adına ABD'de casusluk yapacak..
**
Daha onlarca madde vardı sırada.. Ama bazı sesler duyar oldum;
-Ne kadar saçma bir yazı.. Hiç tutar yanı yok..
Niye?
16 yıllık tecrübeye ve her defasında kafayı taşa çakmamıza rağmen, 24 Haziran seçimlerinde yine başımıza gelirse, çooook zengin olacağımıza inanıp oy verdiniz de, şurada bana iki taklayı mı çok görüyorsunuz?
Reyiz gerçekten haklı.. Ortalık sizin gibi ajan-provokatörlerden geçilmiyor ha..
***
Kızım o soruyu sormasın diye..
Şöyle bir yoklayın son 16 yılımızı..
Sıcak paranın bolluğundan faydalanıp, borç parayla sefa sürmeyi maharet saymazsanız, bugün elimizde ne var?
Stratejik açıdan, ekonomik açıdan, sosyolojik açıdan..
Hakikaten, elimizde ne var?
Strateji desen, öyle bir duvara tosladık ki, Suriye'den Irak'a, İran'dan Yunanistan'a, Rusya'dan Amerika'ya, küçük ya da büyük, tüm aktörler, "Ne istedilerse aldılar, almaya devam ediyorlar.."
Ekonomi desen, ben ne anlatırsam anlatayım, önümüzdeki ay başından sonra gerçeği dibine kadar yaşayarak anlayacağız..
Son olarak, Türkiye Kömür İşletmeleri'nin arazilerini satıp, medyasına da "21 milyar tasarruf edeceğiz" diye pazarlayan algı operasyonuna bakmayın siz.. Elde avuçta kalmadı..
Sosyoloji desen.. Sokakta bir evladımız rahatsız edilse dünyayı ayağa kaldıran bir milletten, çocuklarımızın taciz edildiği tarikat yurtlarını hala matah bir şey zanneden bir millete dönüştük.. Daha ne olsun..
Ege'deki adalara bak, altımızdan vatan toprağı, elimizden Cumhuriyet gidiyor, kusura bakmayın, biz salınan trenle ilgiliyiz..
**
Niye girdim bu konuya?
İki gün önce, sosyal medyadaki bir paylaşımımın altına bir yorum yapıldı..
Diyordu ki "milliyetçi"(!) vatandaş;
-Murat bey, siz de hep yanlış yerde duruyorsunuz.. Kalsaydınız o televizyonun başında, bugün ne imkanlarınız vardı..
Yorum aynen böyle..
"Belki de haklısınız" dedim.. Çünkü gelenlerin hayat standardındaki değişikliği görüyorum..:)
Ama mesele Türk Milliyetçiliği ve fıtrat.. Susamazsın.. Ülken yenilip bitirilirken, yan gelip yatamazsın..
Ve o fıtrat, kızının "Baba, ülke bu noktaya gelirken sen hiçbir şey yapmamışsın" demesinden ve başı öne eğmekten çok korkuyor..
Bütün mesele bu..
Siz şahitsiniz.. Kızım şahit.. Allah şahit..
Başımın dik kalması, ıskaladığım bütün imkanların üstünde..



Kaynak Yeniçağ: 'Reyiz' sözünün arkasında.. - Murat İDE



'Reyiz' sözünün arkasında.. - Murat İDE
 

t@mam

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
26 May 2018
Mesajlar
208
Beğeniler
18
Puanları
18
#16
Ha.....tirsin yalancı; ''Ne istedilerse verdik''


Devlet Personel başkanlığını, içişlerini, emniyeti, yargıyı fetö ye veripde halen orada nasıl oturabiliyorsun?
Ben halen anlamadım. Anlayan biri varsa lütfen mantıklı bir açıklama yapıversin.

Ben iyi biliyorum ki, eski Tayyip sempatizanı aleni olan bir yakinimin işe yerleştirilmesi aşamasında sorun çıkardılar.
Yani fetöcü/fetoş sempetizanı/ nurcu muridi olmayanı katiyyen işe almıyorlar. Ha Tayyip in akrabasıdır, şusudur busudur, bakan yakinidir v.s. Onları işe alırlar orası ayrı mesele.. Ona pürüz çıkaramazlar çünkü yakın hısımdır.

Varsa aksini kanıtlayacak buyursun kanıtlasın..

Hatta Mehmet Şevket Eygi bile bunu defaatla belirtti yazılarında. İnanmayan arşivlerden taratsın okusun.
Bunlar diyor; '' Kendilerinden olmayan anlı secde gören Müslümanları bile düşman bilirler'' minvalinde yazı yazmıştır.

Hadi bana inanmazsınız. Bari buna inanırsınız belki..

Evet bir dönem kamuya girebilmek için nurcu fetöcü olmak gerekirdi. Halende fetö yakınlarının bakan makan yapıldığı bir ülkede sanırım Amerikan ftiyatrosundan başka bir şey izlemiyor olsak gerek.

Nedim Şener in güncel yazısıda bu yönde bir başka delildir;
HSK’dan Nedim Şener’e rezalet yanıt: "Zekeriya Öz FETÖ'cü değil, FETÖ ile irtibatı da yok"

Hukuki olarak şu an Zekeriya Övey gelse Türkiye' ye tutuklayamazlar. Çünkü elinde kapı gibi soruştutma ''Olur' u verilmediği kararı var.. :ROFLMAO::devilish:




******************************

6666 tane ayet nerede sappık nurcu?
 
Son düzenleme:

ilke

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
6 Kas 2017
Mesajlar
419
Beğeniler
54
Puanları
28
#17
Baştan beri söylüyoruz ! Güyâ "peşindeyiz, kılavuzumuzdur" dedikleri adam "Şeytanın ve Siyasetin şerrinden Allaha sığınırım!" dediği halde, bu "nurcular" eskiden beri politikanın göbeğinde dans etmekten hiç bir Cumhuriyet devrinde geri durmamışlardır ! Başta MASONLARI desteklemek gibi çok büyük aymazlıkları olduğu gibi son olarak bir versiyonları olan FETÖ de 15 Temmuz 2015 de ülkemizde darbe yapmaya kalkışmış ve 300 ! e yakın insanımızın kanlarına girilmiştir! Bunların bu ülkeye verdiği zararı helhalde bir firavun veremezdi!
 
Son düzenleme:

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,826
Beğeniler
1,025
Puanları
113
#18
Bu kötü düşünen hali, bir de iyi düşünse neyi vereceklerdi acaba? Daha ne verilebilirdi gerçekten, bunu ciddi soruyorum.

Gülen kendi penceresinden, ortada hiçbir şey yokken de bu adam bizi kıskanırdı, bize düşmandı mesajı vermek istiyor sadece. Yoksa ne istedilerde vermedik sözünü nereye koyalım?

Hususen, Erdoğan'ın Gülen'e, Gülen'in de Erdoğan'a hiçbir zaman iyi bakmadığı malumdur.

Trump gavuru ile Putin gavuru, ikimizde gavuruz deyip can kardeşi değiller, ikisi de kibir abidesi, birbirlerine düşmanlar.

Ama iki tarafın da işine geldiği noktada beraber hareket ederler, ne zaman ki aralarında ihtilaf olur, o zaman daha güçlü olan, güçsüz olanı ezmek ister.

Hasılı kelam, Erdoğan hiçbir zaman iyi bakmadı diye düşünüyorum Gülen'e. Ama ne istediler de vermedik sözü başka bir hakikate temas etmekte. Saniyen, Feto aşığı pek çok AKP'lil vardı ve videoda açıkca görünmekte. Tabi bunların bir kısmı, menfaatlerini nerede görürlerse, onu övecek tiplerdir. Feto'cu değildi onlar demek, onları temize çıkarmaz, aksine karakterleri noktasında akıllarda soru işareti bırakır.

Bilmem arif muallim, bu sözlerden nice hakikatler devşirecek mi...
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,826
Beğeniler
1,025
Puanları
113
#19
Baştan beri söylüyoruz ! Güyâ "peşindeyiz, kılavuzumuzdur" dedikleri adam "Şeytanın ve Siyasetin şerrinden Allaha sığınırım!" dediği halde, bu "nurcular" eskiden beri politikanın göbeğinde dans etmekten hiç bir Cumhuriyet devrinde geri durmamışlardır ! Başta MASONLARI desteklemek gibi çok büyük aymazlıkları olduğu gibi son olarak bir versiyonları olan FETÖ de 15 Temmuz 2015 de ülkemizde darbe yapmaya kalkışmış ve 300 ! e yakın insanımızın kanlarına girilmiştir! Bunların bu ülkeye verdiği zararı helhalde bir firavun veremezdi!
İşin nurcu kısmı ayrı bir tehlike olarak devam etmekte ise de, pek bir varlıkları olmadığından, şu anda gün yüzüne çıkan bir şey yoktur. Nurculuk bugün konuşuluyor ise, yine -artık mecburen- dışladıkları Feto sayesindedir. Üniversiteler bunlarla dolu halen. Nurcu profesörlerin, nurculardan başka kimseyi kadroya almayın dediklerini bilmeyen yoktur.

Tüm nurcular böyledir demeyiz ama genelinde bir enaniyet hastalığı komik bir şekilde görülmektedir. Enaniyetin de üzerinizdeki meziyetler ve kabiliyetler ile hakkı verilmiyorsa, komik duruyor üzerinizde. İstisnalar vardır elbet.
 

ilke

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
6 Kas 2017
Mesajlar
419
Beğeniler
54
Puanları
28
#20
İstisnaları elbetteki tenzih ederiz...Ama bunlar içlerinde ekalli kalil (azın da azı) bir sayıdadır ! En meşhurundan, tahsillisinden, en sıradanına ve cahiline kadar kadar bunlar o şekilde ZOMBİLEŞTİRİLMİŞLERDİR ki, son FETÖ örneğinde görüldüğü gibi vatan hainliğine bile soyunmaları onları zerre kadara menfi yönde etkilememiştir ! Biz bundan dolayı amellerini Firavunların amelleri ile kıyasladık!
 
Son düzenleme:

HTML

Üst