• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

ZemahŞerÎ

DADAS

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
18 Kas 2006
Mesajlar
1,651
Beğeniler
76
Puanları
0
#2
Mutezileye bağlı sapık fikirli birisidir. Uzak durmak lazım.
 

düşünür

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
5,795
Beğeniler
680
Puanları
0
#3
...........................................................
Kendisinin sürekli ilimle iştigal etmesi evlenmeme nedenleri arasındadır. Bu yüzden pek çok eser yazmıştır. Dahası onun hayatında en göze çarpan özelliği itikat alanında Mu’tezile, fıkıh sahasında ise Hanefi düsturlarını metot edinmesidir. Her ne kadar kimi ehlisünnet âlimlerince bir dizi eleştiriye muhatap kalsa da Fahrettin Razı, Ebussuud Efendi, Muhammed Hamdi Yazır gibi nice ehlisünnet âlimlerince de övgüye mahzar olmuştur.
Velhasıl, o özgür ortamda yetişmiş, Harezmî’n Zemahşerî üstadı olmanın ötesinde 1144 tarihinde Cürcaniyye’de vefat eden tefsir, kelam, mantık, lügat belagat, fıkıh ilimlerinde kalemi güçlü ve aynı zamanda ardından elliye yakın eser bırakmış bilge şahsiyettir. :gl :gl :gl
 

kilicarslan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Mar 2013
Mesajlar
4,052
Beğeniler
40
Puanları
0
#4
Mutezileye bağlı sapık fikirli birisidir. Uzak durmak lazım.
tanimadigimiz sahsiyetler hakkinda, hele belli bir hizibe ait oldugu icin toptanci bir bakis acisiyla bu kadar kolay hüküm vermek dogru olmasa gerek .
Mutezile ekolünden cikmis her alimini ayni görmek dogru olmamali demekten kendimi alamiyorum.
 

sağlıkçı

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
14 May 2008
Mesajlar
2,994
Beğeniler
93
Puanları
0
#5
ZEMAHŞERİ: Zimahşeri de denir. Allame Ebül-Kasım Mahmud Carullah bin Ömer, tefsir, fıkıh ve lügat âlimi idi. Mutezile mezhebinde idi. Ölürken tevbe ettiği söylenmektedir. 1074 de Harezmde Zemahşer kasabasında doğup, 1144 de Cürcaniyyede vefat etti. Belagat ilminde çok yüksek idi. Esas-ül-belaga kitabı iki cilttir. Mısır’da basılmıştır.Mukaddeme-tül edep lügat kitabı, 1705 de Bursada Muradiyye medresesi müderrisi tarafından türkceye tercüme edilmiş, İstanbul'da basılmıştır. Keşşaf tefsiri Kur'an-ı kerimin belagatini göstermekte bir şaheserdir. Hanefi mezhebine göre ibadet ederdi. Kuduri muhtasarını şerh etti. İmam-ı a’zam Ebu Hanifenin menakıbını yazdı. Ayasofya camii hakkında da bir risalesi vardır. Bir ayağı kırık, takma idi. Mekke-i mükerremede beş yıl kaldı. Bunun için Carullah denir.
 

Ahter

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eki 2009
Mesajlar
5,252
Beğeniler
185
Puanları
0
#6
Mutezileye bağlı sapık fikirli birisidir. Uzak durmak lazım.

Ehli sünnet akidesini öğrenmiş birinin neden Zemahşeriden uzak durması gerektiğini söylermisiniz??! Bir çok ehli sünnet alimi Zemahşeriden uzak duramamış!!! Şimdi ne olacak!!!!???

Kulaktan dolma bi,lgilerle birilerinin dolmuşuna binenler tabir caizse atıp duruyorlar??

Baklaım bazı ünlü islam alimler bu konuda ne demiş:

Onun en önemli eseri say
ılan “El Keşşaf” isimli tefsir kitabı, İslâmi

bilimler için temel kaynaklardan birisidir. Ünlü çağdaş tefsircilerimizden Ömer

Nasuhi Bilmen (1884-1971), Zemahşerî ve eseri hakkında öyle diyor:

“Zemahşerî tefsir sahasında büyük bir inkılâp vücuda getirmiş , lâyemut bir şöhret

kazanmıştır. Evvelce müfessirlerin hemen kısm-ı azamı yalnız rivayet tarîkını

takip ediyor. Âyetlerin ma’nâlar
ını temhide, mebânisini teyide, hükümlerini

tenbihe çalııyorlardı. Dirayet tarikına ikinci derecede ehemmiyet veriyor, veya

bu ciheti bilkülliyle ihmal ediyorlardı. Zemaheri ise tefsirinde baka gayeler de

ta’kib etmiş, Kur’ân’ın bir mucize-i belâgat olduunu isbâta çalımıştır. …iş te

bu hususlardan dolayıdırki, Zemahşeerî’nin tefsiri, kendi zamanına kadar misli

yazılmamış, yeni bir tarzda vücuda getirilmiş, Ebü’s Suud merhumunun da

dedii vechile: bu tefsir çehri-i icazın incilâsı için parlak bir ayine olmuşptur.29

Ünlü müfessir ve filozof Fahruddin Razi (1149-1209) de aynı kanaati paylaşaarak,

28 Nuri Yüce, a.g.e, s.121.

29 Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi, s.466-467.





Kur’anı Kerim’deki nükte ve sanatları en iyi anlayan kişinin Zemahşeri olduğunu

vurguluyor. Bu sebeple onun eseri, tefsir te’lifinde bir inkılâp sayılacak

üstünlükte idi. Bir misal olarak Zemahşeri, Cenâb-ı Allâh’ın: Arşüzerinde hâzır

ve müşâhid olmadığı hususunda Kur’an-ı Kerim’deki nükteyi idrâk ederek u

fikri ileri sürüyordu: “Çünkü Allah orada câlis ve müşâhid olsaydı etrâfında

bulunan melekler onun ilâhi varlıını yakından göreceklerdi. O halde, Allah’a

imanları, onu görmeden iman etmenin yüceliinde olmayacaktı. Çünkü gözle

görülebilen bir varlıa iman övülmeye layık bir iman deildir. Güneşin parlak

olduğunu söyleyen bir kimseyi övmee sebep yoktur. Meleklerin Allâh’a

imanları, onu görmeden iman etmenin derin hikmetiyle yücedir”30

 

Zemaşeheri’nin tefsirinin üstünlüüne dair Fahreddin Râzi yukarıdaki

ince izah ve derin nükte üzerine; “Allah Tealâ Keşşaf sahibine rahmet etsin, tek

bu nükte bile kendisine fakrü şeeref için kafi gelirdi”31 demiştir.



30 Ömer Nasuhi Bilmen, Tefsir Tarihi, DB Yayınları 39, Ank. 1955, s.150.

31 Ömer Nasuhi Bilmen, a.g.e., s.151.
 

DADAS

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
18 Kas 2006
Mesajlar
1,651
Beğeniler
76
Puanları
0
#7
Boş boş konuşmayın yaw, kulak dolma bilgilerle değil, belgelerle konuşurum ben elhamdulillah.

Zaten bi elle tutulur Keşşaf tefsiri var diye hemen adamın zararlı fikirlerini görmez oldunuz bi anda...
 

dedekorkut1

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
30 Ağu 2007
Mesajlar
607
Beğeniler
10
Puanları
18
#8
ZEMAHŞERÎ
ZEMAHŞERİ ALPEREN GÜRBÜZER
ZEMAHŞERÎ
ALPEREN GÜRBÜZER

Zemahşer Harezm’e bağlı bir ilim kasabası. Zaten kendisi Hicri 467- Miladi 1075 yılında bu kasabada doğmuştur. Harezm’e değer katan en önemli hususiyet her türlü fikrin serbestçe söylenilebilir olan bir mekâna ev sahipliği yapmasıdır. Öyle ki; o dönemlerde camilerde bile fikri tartışmalar doruk noktaya ulaşmıştı. Zira Harezm halkı kimi âlimlerin kendi aralarında yapılan özgürce tartışmalardan rahatsızlık duymayıp, bilakis memnuniyetle izlemeleri birçok kimseleri hayrete düşürmüştür. Sanıldığının aksine özgür düşünce günümüze has bir olgu olmayıp, o devirlerden intikal eden kutlu bir mirastır. İşte böyle bir özgür ortamda Harezm halkı Zemahşerî gibi bir âlim çıkarmasını bilecektir. Demek ki; özgür düşüncenin olduğu yerlerde nice beyin fırtınaların çıkması gayet tabii bir durumdur.
Zemahşer kasabasına nispetle veya orda doğması münasebetiyle ona Zemahşerî denilmiştir. Onun belki de en şanslı yanı meşhur Selçuklu veziri Nizamül Mülk döneminde yaşamış olmasıdır. Çünkü o devirler İslam âleminin ilim yönünden zirve yaptığı yıllardır. Malum ilk ilmi hamlenin müesseseleşmesi Nişabur’da Beyhekiyye medresesiyle başlamış, derken sırasıyla Beyhekiyye, Saidiyye, Nizamiye, Bağdat, Nisabur, İsfahan, Basra, Musul, Herat, Belh, Amid (Diyarbakır) medreseleri takip etmiştir. İyi ki medreseler var olmuş. Zira medreseler sevgi ve ışık ocakları olması hasebiyle nice insanlar buralarda nakış nakış işlenip insanlığa rehber olmuşlardır.
Anlaşılan Zemahşerî altın çağ diyebileceğimiz dönemde adından söz ettirmiş bir bilge dehamız. Belli ki; ilk ilim mayası aileden gelmiş. Nitekim ilk eğitimini baba yanında alıp Kur’an’ı hıfzetmiş bile. Bu arada Zemahşerî küçük yaşta talihsiz bir olay yaşayacaktır. Şöyle ki; kimilerince damdan düşme, kimilerince soğuktan donmuşluk, ya da hayvandan düşüp bacağının kesildiği rivayet edilir. Hatta buna sebep ana etken unsurun kendisinin bir kuşun ayağına ip bağlamasıyla birlikte sürükleyip ayağının telef olduğunu gören annesinin bedduasını almasıdır. Bu rivayet doğru yanlış bilinmez ama netice itibariyle ayağı kangren olma kuşkusuyla kesilir de. O artık hayatını uzun örtüsü altında tahta bacaklı olarak devam ettirecektir. Zira babasının onun oturarak iş yapmaya yönelik terzilik teklif ettiğinde, o bu teklifi kabul etmeyip ilmi tercih eder. Böylece babasına sakatlığının ilim öğrenmeye engel teşkil etmeyeceğinin mesajını verir. 21 yaşına geldiğinde ilim uğruna Buhara’ya gitmiş ancak babası nedeni bilinmeyen bir olaydan ötürü mahpusa düşmüş ve bir süre sonra mahpustayken vefat etmiştir. Buna rağmen babasının yokluğunda ilim yolunda dur durak demeden koşuşturmaya devam etmiştir. Hakeza ilim uğruna devrin birçok ehil âlimlerden ders almayı da ihmal etmeyecektir. Hatta ilim için doğup büyüdüğü topraklardan başka Buhara, Horasan ve Bağdat gibi ilim merkezlerine gitmiş ve oralarda ilmine derinlik katmıştır. İyi ki ilmi derinlik kazanmış, çünkü Nizamiye Medresesinin oluşumunda büyük rol oynamıştır. Buralarda piştikten sonra ver elini Mekke’ye diyerekten ışığın doğduğu kaynağa yol almıştır. Derken Mekke sayesinde Arap Yarımadasını yakından tanıma fırsatı bulup ufkunu daha da genişletmesini bilecektir. İşte bir süre buralarda bulunmasından dolayı kendisine Allame Carullah’da (Allah’ın komşusu) denmiştir. Dahası o, bu süre zarfında Arapçaya öyle vakıf olur ki; bir gün Ebû Kubeys dağından Araplara; “Atalarınızın dilinizi benden öğrenin” diye seslenip kendine olan öz güvenini ortaya koyacaktır. Kelimenin tam anlamıyla o bir dil üstadıdır.
Artık o, uzun bir yolculuğun ardından içini sıla hasreti çektiğinden kendi kendine dönüş kararı alır. İlginçtir dönüşte Bağdat’a uğramayı da ihmal etmez, hatta burada derste okutur, en nihayet 66 yaşına geldiğinde Urgençe yerleşir. Vaktaki ömrünün geriye kalanını burada tamamlayacaktır.
Kendisinin sürekli ilimle iştigal etmesi evlenmeme nedenleri arasındadır. Bu yüzden pek çok eser yazmıştır. Dahası onun hayatında en göze çarpan özelliği itikat alanında Mu’tezile, fıkıh sahasında ise Hanefi düsturlarını metot edinmesidir. Her ne kadar kimi ehlisünnet âlimlerince bir dizi eleştiriye muhatap kalsa da Fahrettin Razı, Ebussuud Efendi, Muhammed Hamdi Yazır gibi nice ehlisünnet âlimlerince de övgüye mahzar olmuştur.
Velhasıl o; özgür ortamda yetişmiş, Harezmî’n Zemahşerî üstadı olmanın ötesinde 1144 tarihinde Cürcaniyye’de vefat eden tefsir, kelam, mantık, lügat belagat, fıkıh ilimlerinde kalemi güçlü ve aynı zamanda ardından elliye yakın eser bırakmış bir bilge şahsiyettir.
http://www.bayburtpostasi.com.tr/zemahser-makale,5671.html
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,971
Beğeniler
353
Puanları
0
#9
Bay @dedekorkut1


Müsadenizle size MUTEZİLE Mezhebinin sapık ve çok bozuk bir mezheb olduğunu hatırlatmak istiyorum ! Onca güzel yazılar astıktan sonra peşinden böyle absürd bir yazıyı foruma asmanız bir çuval inciri berbat etmenize sebep olmuştur!
"Va esefa - Va esefa" diyoruz!
 
Üst