*Yusuf'un gözleri!!! | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

*Yusuf'un gözleri!!!

B

.BeYzA.

Misafir
YUSUFUN GÖZLERİ
Şimdi bana vahadır Yusuf’un gölzeri. Sonra sonsuzluğumdur; gene Yusuf’un gözleri. Hem sığındığım hem kaçtığım; hem gülüp hem ağladığımdır Yusuf’un gözleri. Kalbimdeki acı, Yüreğimdeki sancı, mahşerde davacı; Yusuf’un gözleri…

Bana sanki kurşun, Yusuf’un gözleri.

içimde bir kuyu, Yusuf’un gözleri. Kuyudan kurtuluş, Yusuf’un gözleri…

Hapsolduğum zından, Yusuf’un gözleri…. Özgürlüğüm benim, Yusuf’un gözleri…

İçimdeki Korku, Yusuf’un gözleri…Korkudan emin olduğum, Yusuf’un gözleri… Kaybolduğum umman, Yusuf’un gözleri… Tutunduğum davam, Yusuf’un gözleri…

Sustuğumda nara’m, Yusuf’un gözleri…. Haykırdığım Sessizlik Yusuf’un gözleri…Bakınca gördüğüm, duyunca baktığım, görünce kandığım; Yusuf’un gözleri…

Koklanmamış bir gül, kurumayan diken, açmamış gonca; Yusuf’un gözleri…

İstenince verilen, sevince istenen Yusuf’un gözleri…

Yakub’un ağladığı, Züleyha’nın yandığı; Yusuf’un gözleri…

İçimdeki sevda Yusuf’un gözleri… İmanımda dava Yusuf’un gözleri… İffetin Sembolü Yusuf’un gözleri… Güzellerin güzeli, Yusuf’un gözleri…Hakka adanan Yusuf’un gözleri; kendini adayan, gene Yusuf’un gözleri.

Herkesin Görmediği, görüp de bilmediği Yusuf’un gözleri;

“Aşık”a ayân, Yusuf’un gözleri…



alıntı)
 

ArZu

GülenAy
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Puanları
0
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
Gözlerini Gözlerime Tak



Keklik yakalamış

Kartal pençesince

Gözlerini gözlerime tak

Hep orada yaşa

Oraya bak

Çoban ateşini

Oraya yak.



Nişanlı ziyaretinden

Dönercesine kalk



Sevgi mi istiyorsun

Bebeklerce kucak-kucak



Düşüncem hep sevgi olacak

Hayatta anlamını bulacak



Bir yürek ki…

Dokunsan ezilecek

Büyük rüya bitecek
 
B

.BeYzA.

Misafir
Bir Kırık Ezgi

sevinmem sevince benzemiyor

ne de üzülmem üzüntüye

gözden geçirilmiş sözler söylüyorum

ömrüme ilişkin

belki birazcık avutur beni diye

ağlamayasın için susuyorum

benden almayasın kara haberi

ağlama ki sakinleşirsin diye korkuyorum

fırtına hebercisi gözlerinde

yarasalar uçuşuyor yine

gözyaşların bir kurşun ta şurama saplanır

sen ağlama İbrahim Erciyes gazaplanır

..............






m. islamoğlu
 
B

.BeYzA.

Misafir
Çile ve Umut / Mustafa İslamoğlu

kader yükünün göçünde
derviş sabrıdır içimde
çok gece erir saçımda
sıksam bahtım renkli akar

çağır gelsin bengisuyu
yıkasın hû ile hûyu
açın gökteki kuyuyu
dua yüklü eller çıkar

bir uslanmaz mor denizim
suya vurdum ayak izim
ötelerde yakup gözüm
yusuf bana çile kokar

av kışında süreğimin
dibi gökte direğimin
gizeminde yüreğimin
özlem muştu şimşek çakar
 
B

.BeYzA.

Misafir
Yâ-sin / Mustafa İslamoğlu

ey insan
ey yüz akı gönül aydınlığı
kabul olmuş sadaka kadar güzel
bir duygu sarıyor seni anan yüreğimi
bastığın toprakla yıkadığın gözüme
şimdi güneş bile siyah görünüyor
ey yüz akı gönül aydınlığı

ben kendime ağlarken Uhud'da ağlar mıymış
Hira'yı mahzun gördüm soramadım sevgili
hasretinin dışında başka derdi var mıymış?

ey insan
içimde büyüttüğüm tüm çiçekleri
sana adıyorum
ıtırları, yaseminleri, menekşeleri
lâle bana kalsın
kapına çiçeklerin karalısını sunmaktan
utanıyorum

dua çıkmayan göğe sevdalar çıkar mıymış?
bülbülünü kaybetmiş bu evrensel bahçede
dikenler bile bir hoş, gayri gül kokar mıymış?

ey insan
göklerin öğrencisi, yerlerin öğretmeni ey
sen öğrettin taşa konuşmayı
ağaca selam vermeyi
aya yarılmayı, toprağa dürülmeyi
göklere kurulmayı, durmayı zamanı
yılana ve deveye sevmeyi
ölmeyi, öldürmeyi
yaşamayı sen öğrettin insana

o bengisu gözünden fışkıran pınar mıymış?
baharların kaynağı ve yolunu gözleyen
bir ben sevda şehidi, bir de şu çınar mıymış?

ey insan
ey tebessümünden cennetler yaratılan
gül bahar geliyor, ağla gök seviniyor
gözyaşını karanfil diye göğüslerine takan melekler
kapında divan durup ağlamanı bekliyor
hüzün kuruluyor ekmekten önce sofrana
bunun için bir bir uçuyor sevdiklerin
bu yüzden öksüz, bu yüzden yetim kalıyor
efendisi yetimlerin.

niçin döndü bu rüzgar yol vermez dağlar mıymış?
yine Ferhat kesildin bu ne canhıraş gönlüm
bağrını deldin diye dağlar da ağlar mıymış?

ey insan
sen olmasaydın
insanlar ölmeyi öğrenmeden öleceklerdi
yaşamanın özgül ağırlığını
keşfetmeden yaşayacaklardı
hayat fahişe erkeklerin elinde
bir yosma gibi hırpalanacak
hangi mevsime el atsak
elimizde yapış yapış bir şeyler kalacaktı

acımı tartamayan aşkımı tartar mıymış?
gönlüme yol vermeyen şu zifiri perdeyi
o cennet elleriyle lûtfedip yırtar mıymış?

ey insan
sen olmasaydın
Yusufçuk kuşunun ne dediğini
yılanların niçin toprak yediğini bilmeyecektim
herşey çift yaratılırken niçin birşey tek?
bilmeyecektim bir gövdede mücevhere dönüşen taşı
hem yol, hem yolcu, hem hedef olanın
içinde kopan amansız savaşı
olmasaydın sen

çekilen dizde derman gözümdeki fer miymiş?
kendimi bir kum diye atıversem çölüne
ona vurgun bulutlar üstümde gezer miymiş?

ey insan
senin sırrın
gözyaşının terkibinde saklıymış
bu gerçeği bir denizin dudağından öğrendim
gecenin bir vaktinde bir sevgili ağlarken
bir dişi varlığını varlığına adarken
bir erkeğin ellerinde
ölüm havlu atarken
haklıymış

söyle gönlüm bu sevda mahşere kalır mıymış?
alışılmış sözcükler yükleyip kanadına
ona doğru uçursam katına alır mıymış?

ey insan
ey güneş hamilesi
bir kere doğarmışsın
bin kez doğururmuşsun
parmakların sevdanın kesilmeyen çeşmesi
onun için ağlıyor yeni doğan bebekler
doğur, doğur ki dünya kaybetti gözlerini
doğur ey İsrafil'in nefesi
ey güneş hamilesi

sen olmazsan gemide bu tufan diner miymiş?
gemilerin de yandı sil aklından dönüşü
vakt indi yüreğim gidenler döner miymiş?

ey
ey ins
ey insan
hıncını hıncıma kat
sancını sancıma kat
pamuktan ellerini geçir yürek halkama
ister ayağın katına çek
istersen yerlere at.
 
B

.BeYzA.

Misafir
"Rüyalarla seçilmiş olmak ne güzeldi… Nur ile Gül ile yaşamak ne güzeldi… helalinden yaşamak haramından kaçınmak ne güzeldi… ne güzeldi çok boyutlu dert bir değil hakkını helal et demek… ne güzeldi… lakin dünya bana dar geldi sen Yusuf güzelliğinde devam et !... Nur üzre Gül kal! Demek… ne güzeldi…"
 
B

.BeYzA.

Misafir
Nuveyba / Mustafa İslamoğlu

Öfkemin hançerine su ver sen
kalkalım bir seher vakti Nuveyba
işgal edilmiş topraklarımız üstüne
güneş doğmadan önce

her taşın dibine bir yıldız gömmüşler
şu denizden hala kırbaç sesi gelir
atlıları en son ne zaman görmüştün Nuveyba
ne zaman öpmüştün ayağını Selahaddin'in

kol kırılır yen içinde kalır
ya baş koparsa Nuveyba
bu gövde bir düşerse yere ya
kan tutar dağları, atom santrallerini
yeryüzünü ve umutları sel alır

geriye andın, aşkın ve adın kaldı
andını çocuklar içti Nuveyba
aşkın yüreklere düştü
adın cellatların kirli elinde
Filistin askısına dönüştü

kan akacak bu topraklarda kan
kendileri benimkini
demirden atları seninkini içecek
bir can düşecek toprağa
Sabra
bin can kalkacak.

Ramallah'ta tarlalara çocuk ektik Nuveyba
taşlarıyla ebabiller dönüştü tomurcuğa
güz ekinidir bilirsin verirse Mevlâ
yüreklerin buz kestiği bir mevsimin ardından
her bir çiçek kesebilir çocuğa

sihirbazın çırağını hatırlarsın Nuveyba
o hendekte hâlâ tüter annelerin şarkısı
o gün bu gün hâlâ utanır güneş
adın ateş, andın ateş, aşkın ateş.
 
B

.BeYzA.

Misafir
Hümeyrâ / Mustafa İslamoğlu

Hümeyrâ
kına yakmasaydı annen
saçını yolarak taramasaydı
dağı kızdıran sen değilsin, biliyorum
şimdi kül olan saçların
dağınık kalsaydı

Koş Hümeyrâ koş
suyu seyret şöyle uzaktan
son bir kez daha bak şöyle uzaktan
minnacık ellerini aç, gerdir bileklerini
serçe kuş yüreğini bir an sıkıca tut
sonra, savur göğe kocaman dileklerini

Ölürken gözlerini görmemeliydim Hümeyrâ
yalvaran, suçlayan vuran
ben her saniye öldüm
sense ateşin koynunda, yaşıyorsun hâlâ
şu iki azap meleği gibi duran
gözlerini çek üstümden

Yaşayacaktın, hayatı görecektin
görecektin denizi görecektin gemiyi
binecektin hüzne el sallayacaktın
soluk soluğa
savuşturmağa gelen seni

Başkalarının işlediği günahın
cezasını çekiyorsun Hümeyrâ
madem sefihlerle aynı gemiyi paylaşıyorsun
dur, deli çocuk, çırpınma boşuna
yere geçiyorsun
yalvarışın o yüzden çarpıp geri dönüyor
göğün duvarına
o yüzden gelmiyor
melekler yanına
 
B

.BeYzA.

Misafir
"Sen bu meçhulün faili olabilirsin sadece!

İçli türkülerden geçerken yollar

Hala diriyken tablada kül

İçimde bir gül gözlerinden ölür!

Gitmek dilerim turna kanı mürekkebimde donduğu vakit!

Kırmak isterim hatrını harın!…

İşte,

Derunumda kuyular sıralarken mütercim

Bir Yusuf dilerim, değilken Züleyha!

Aklımın bir ucundan geçerken kalbimin müstakil bahçelerine

Sen bu meçhulün faili olabilirsin sadece!

-bana kal de!-"
 
B

.BeYzA.

Misafir
"Sen bu seslenişin kalbi olabilirsin sadece!

Ellerimde bir demet okyanus vardı oysa!

Münferit güller getirdim sana pusat gölgelerinden!

Ölümü hatmettim kanarken gülbank!

Gördüm tuzlanmış yarada kanı

Ebabiller bekliyordu sırtım namluyla boğuşurken!

Gücenmiş yağmurlar getirdim sana çöl diyarından!

Telef olmuş yanlarım ağrıyor şimdi!

Kaç kalmak bana yeter ki?!

Beter kalsan da bu viranede

Sen bu vedanın şahidi olabilirsin sadece!

-bana kal de!-"
 
M

Murat Sâki

Misafir
Yusufum ben bilirsin
Hani ismini yazdıran aşka
Korkusuzca doğranan parmaklar
Ve acûze bakışlar anlamaz sırrımı
Beni sadece Allah’a sor Züleyha
O verir sana güzelliğin esrârını
 

AdigeBatur

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
19 Eyl 2006
Mesajlar
1,678
Puanları
0
Yaş
41
Web sitesi
www.blogcu.com
Züleyha'nın Yusuf'u

Züleyha'nın Yusuf'u

Züleyha’nın gözlerinde Yusuf’un sureti var
Her şafak ağaran saçlarında
Tel tel Yusuf’un aydınlığı

Endamıyla çıkınca avlulara
Sarayda bir güzellik dolaşır
Yusuf ise Züleyha’nın damarlarında

Ay doğmaya utanır, bir bahar akşamında
Ve çöllerin şaşkınlığı sorunca nedenini
Der ki: Yusuf bu gece Mısır sokaklarında

Züleyha’nın elleri Mısır’ın ihtişamı
İpekten urganlarla bağlanmış bilekleri
Züleyha’nın ipleri Yusuf’un ellerinde

Züleyha’nın kalbine siyah bir nokta düşer
Ateşle sınanır Yusuf, denizler ortasında
Suçlayan nedamette; masum, zindanda pişer

Züleyha, merhametin limanına sığınır
Kölesi, cezasını çeker masumiyetin
Yusuf suçların en güzelidir, Züleyha tövbelerin

Ey Züleyha kalbine Yusuf’u nakşeyleyen
Bize “istememeyi isteyebilmeyi” öğret
Ve bize de nasip et Yusuf’a verdiğinden.

AdigeBatur


.
 
B

.BeYzA.

Misafir
Ağıt ve Raks / Mustafa İslamoğlu

Ben oyumu felakete veriyorum seyda
sana dönük yanımda çengiler mat oluyor
saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada
bana alevden kostümlerle dans etmek düşüyor
ve seyda ben oyumu felakete veriyorum

Yolum uzadıkça kabaran direncimi
her düştüğüm yeri öperek bileyliyorum
kolay gele demek de nerden çıktı seydam
gürbüz doğumlarda bir nice ananın harcandığını
imbatla gelenin kabayelle gittiğini biliyorum

senin aldanmak dediğin bana merhem oluyor
gördüm kışı zorlu geçmeyen yılın baharını da
saksıya dikme gülleri ilk güneşle soluyor
işte bu kısrak yokuşta çatladı demen için seyda
dünyanın tüm düzlüklerine kin besliyorum.

Geç bi yol, nazlı güleryüzlü şiirler yazamam ben
esenlik şölenleri bitti vakt-i cerağanda
vakt-i kahırda hüzün fasılları demidir bu dem
gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta
ama ne Raks'ı ne Ağıt'ı ben Endülüs'ü evetliyorum

Artık bol kahkahalı çok şükürleri bıraktım
esenlik bildirilerini harcıalem mutlulukları
denizi uslu gösteren kartpostalları yaktım
fakat seydam bir avuç külü yakamadığım için
ben oyumu felakete veriyorum.
 

GönülDostu

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
4 Ocak 2007
Mesajlar
5
Puanları
0
Yaş
34
Arkadaşım yazılarının hepsi cok güzel teşekkür ederim. Ama yazılarında neden hep Yusuf'u konu aldığını merak ettim yanıtlarsan sevinirim. Selametle kal!
 
B

.BeYzA.

Misafir
yusuf konulu mesajlarımı sildim kardeş, buyrun mustafa islamoğlu şiirleri yazdım yerine...

selametle!!
 
Üst