Yeni Diyanet İşleri Başkanı | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Yeni Diyanet İşleri Başkanı

Hikem

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
31 Ağu 2009
Mesajlar
6,073
Puanları
0
Yeni Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr Mehmet Görmez kimdir?

1959 yılında Gaziantep’te doğdu. İlk öğrenimini Nizip’te, orta öğrenimini Gaziantep İmam-Hatip Lisesinde tamamladı. 1983’te Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde yüksek öğrenime başladı. Bir yandan yüksek öğrenimini sürdürürken, diğer yandan önce Kırıkkale’de Kur’an kursu öğreticiliği, ardından Ankara’nın değişik semtlerinde imam-hatiplik ve vaizlik görevlerinde bulundu.

1987’de yüksek öğrenimini tamamlayıp Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalında yüksek lisans yapmaya başladı. 1988’de bir yıl süreyle Kahire Üniversitesinde inceleme ve araştırmalarda bulundu. 1990’da “Musa Carullah Bigiyef, Hayatı, Fikirleri ve eserleri” adlı tezi ile yüksek lisansını tamamladı ve doktora çalışmasına başladı. 1994’te “Sünnet ve Hadisin Anlaşılması ve Yorumlanmasında Metodoloji Sorunu” adlı teziyle doktorasını bitirdi. Ayrıca doktora çalışması, 1996’da Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Birincilik Ödülü aldı.

1995-1997 yıllarında Ahmet Yesevi Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde dersler verdi. Diğer taraftan Anadolu Üniversitesi İlahiyat ön lisans programının hazırlanmasında görev aldı. 1997-1998 yıllarında inceleme ve araştırmalar yapmak üzere İngiltere’de bulundu. 1998’de yardımcı doçent, 1999’da doçent, 2006 yılında da profesör oldu. 2001–2003 yıllarında Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesinde dersler verdi.

13.08.2003’te Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı görevine atandı. Yayınlanmış bir çok eseri bulunan Prof. Dr. Mehmet Görmez evli ve üç çocuk babası olup Arapça ve İngilizce bilmektedir.


Yeni Başkana başarılar dilerken, şunuda söylemeden geçemeyeceğim: Musa Carullah üzerine Y. Lisans tezi bulunan başkanın ,eğer hala bu zata hayranlığı devam ediyorsa, yeni başkanın oldukça reformcu görüşlere sahip olduğunu söyleyebiliriz.
 
K

Kaçak

Misafir
Şahsı maneviyesi yakinim olur ...
Ayağınızı denk alın, çıkartırım fetvayı ona göre :)
 

Hikem

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
31 Ağu 2009
Mesajlar
6,073
Puanları
0
'


12/11/2010, 09:38​


Mustafa Özcan
Havada yakıt ikmali!​



Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu erbabına pek de gizli ve hafi olmayan bir biçimde görevine veda etti. Bu makamda uzunca sayılabilecek bir vakit doldurdu. Kesinlikle görevden alınmadığını ve kendi isteğiyle çekildiğini açıkladı. Hatta bu kasım değil geçen kasımda(2009) ayrılmayı planlamış lakin Bakan Faruk Çelik’in 'kal' ricasını dikkate alarak kararını ertelemiş ve bir sene fazladan görev yapmış.​

Bardakoğlu gelmiş geçmiş bütün diyanet işleri başkanlarından daha farklı bir profil çizdi. Kuruma yapısal olarak çağ atlattı! Sadettin Evrin gibi bir iki; o da kurum dışı istisnayı saymayacak olursak gerçekten de Bardakoğlu istisna ve çok farklı birisi. Diğer Diyanet İşleri Başkanları Osmanlı da dahil olmak üzere tarihi geleneğe ve vetireye bağlı kalırken ilk kez Bardakoğlu bunun dışına çıkan bir görüntü verdi. Hadisleri ayıklama projesini o devreye soktu. Lakin başladıkları hızla tamamlayamadılar. Farklı konjonktürlerde de olsa esasında Tayyar Altıkulaç ile Bardakoğlu bazı alanlarda mukayese edilebilirler.​

Bardakoğlu dönemi, diyanetteki köklü değişimi ve kuşak farkını da ortaya koyuyor. 28 Şubat sürecinden sonra Türkiye’deki kuşaklar ve İslami anlayış değiştiği gibi bunun en fazla hissedildiği mekanlardan birisi de Diyanet İşleri Başkanlığı oldu.​

Mustafi Başkan Cumhuriyetin mefkuresi ve kurumlarıyla barışık ve uyumlu bir anlayışı temsil ediyor. İstifasının akabinde yapmış olduğu değerlendirmede buna dair çarpıcı işaretler yer aldı: “Dini akıl ve sağduyu üstüne tesis ettik. Çağdaş dünyayı okuyan bir din anlayışını demokrasiyle, cumhuriyetle barışık bir din anlayışını iki asırdan beri yerleştirmenin çabası içinde olduk. Dış dünyaya açıldık.” Bu gibi ifadeler aslında lehte ve aleyhte olmak üzere birçok zaviyeden değerlendirilebilir.
*
Konuşmanın parametreleri buram buram modernizm kokuyor; “Bizim isteğimiz Diyanet İşleri'nin herkesi kucaklaması. İslam'ı üçüncü beşinci asırda yaşanmış şekliyle anlama yanlışlığıdır. Bilgiye dayalı din çağrısını hep yeniledik. Dindarlığın belirli davranışlarla sınırlı olmadığını ısrarla ifade ettik. İslam dünyasının ahlak eksenli bir dindarlığa sahip olması gerektiğini savunduk. Belli şekillerde yoğunlaşan ama geri kalan kısımlarda sere serpe yaşanan dünya görüşü dinin rahmetinden hiç ayrı düşünülmemesi gerekiyor. Herkesin inancına saygı duyduk, birbirimizden korku duymanın zamanı değil.”​

Bu bıçak sırtı konuşmalar her yana çekilebilir. Elbette İslami anlayışı üçüncü veya beşinci asırdaki skolastik anlayışa hapsedilemez veya onunla sınırlandırılamaz. Lakin tamamen o anlayışı terk etmek ve üzerinden atlamak da çözüm değil. Aksine sorunun mühim bir kaynağı ve parçası. Zira, bunda referans sistemini iptal var. Burada gerçekten de bu tamimlerle ne kastediliyor? Diyanet’e dini konularda görüş sormanın laikliğe aykırı olduğunu söyleyen Başkan Bardakoğlu öbür taraftan kadın erkek tokalaşması konusunda sere serpe fetvalar verebiliyor! Dini değerleri teyiden fetva vermek laiklikle bağdaşmıyor, onu zedeliyor ama dini arzileştiren ve sekülerleştiren fetvaların bir mahzuru bulunmuyor!
*
Bardakoğlu kendisi ayrıldığını söylese de basının yorumu farklı. Onlara göre mevzuat açısından göreve devam edebilecek durumdaydı. Yani yaş haddi veya zaman tahdidi gibi sorunları bulunmuyordu. Dolayısıyla ayrılması biraz da hükümetle sürtüşmesiyle alakalı olmalı. Hükümetle fikri bir ihtilaftan ziyade Bardakoğlu kurumsal istiklaliyetini korumak istiyordu. Siyasi olarak yandaş görünmek istemiyordu. Bu da zamanla hükümetle aralarında mesafe oluşmasına yol açmış olabilir.​

Ahmet Necdet Sezer’e de; onun insiyatifiyle atanması dolayısıyla bir vefa borcu olabilir. Lakin sergilediği ve temsil ettiği dini anlayış noktasında hükümetten çok da farklı olduğu söylenemez. Bunu nereden çıkardığımız sorulacak olursa; halef selef olan Mehmet Görmez ile Bardakoğlu’nun ‘aynı kafadan’ oldukları ve aynı kaynaktan su içtikleri söylenebilir. Aralarında fikri hatta şahsi bir uyumsuzluk olduğuna dair hiçbir emare ve karine yok. Hal böyle iken hükümet jet hızıyla kararnamesini hazırlamıştır. Bundan dolayı da, Bardakoğlu’nun istifası ile yeni atama havada yakıt ikmaline benzedi. Başka adaylar gündeme gelmeden ve belki de Mehmet Görmez’in yıpranmasına fırsat vermeden anında görev değişikliği yapıldı. Böylece, Bardakoğlu gitse de fikri ve ekol devamlılığı garanti altına alınmış oldu. Dolayısıyla, Bardakoğlu’nun makamından, gönül huzuruyla ayrıldığı söylenebilir.​

Onun ardından endişelenenler de endişelerinin yersiz olduğunu er geç fark edeceklerdir. Evet, Diyanet’in de aidiyetsizlik ve kayıtsızlık ve kimliksizlik çağına girdiğinin en önemli göstergelerinden birisi Bardakoğlu’nun kimliklerde din hanesinin kaldırılmasını talep edebilmesiydi.​

Yunanistan’da Kilise’nin ne pahasına olursa olsun engellemeye çalıştığı düzenlemeyi Türkiye’de savunan kurumun Diyanet olması şaşırtıcı gelmiyor mu?​

Bu bağlamda, şöyle konuşuyor; ''Mütevazi olmaya gerek yok, gerçekten kadın hakları konusunda, din anlayışı konusunda, bilgi ve ahlak konusunda, toplumu bütünüyle kucaklama, din, mezhep, meşrep ayrımı yapmadan bir insanı bağrına basma konusunda topluma önemli bir zihniyet değişikliği yaşattık. Bizim 72 milyondan vazgeçebileceğimiz, feda edebileceğimiz bir tek kişi bile yok. İnancı, mezhebi, meşrebi, kılık kıyafeti, bölgesi, etnik kökeni, örfü, adeti, geleneği ne olursa olsun hepsi bizim insanımızdır, biz hepsinin Diyanet İşleri Başkanlığıyız.''​

Yunus Emre gibi söylemek istemiş ama bu sözler Yunus’un sözleri değil elbet. Anlaşılan o ki, sabık Başkan Bardakoğlu yeni içtihatlarıyla dini sınırlara ve ayrımlara son vermiş. Sanki dini kuralları yeniden kendisi vazediyor. Vahdet-i vücut anlayışını savunan İbni Arabi bile şeriat yani hukuk dairesindeki farklar arasındaki farkın kaldırılmasına şiddetle karşı çıkıyor. Zira birleştirmek bizim işimiz değil. Yeni Başkan Mehmet Görmez’in tek farkı, hükümetle daha uyumlu olacağı beklentisidir. İnşaallah dinle ve diyanetle de barışık olur ve bu sahada da uyum gösterir.​
 
Üst