Yalnızlık ve Korkular...

elbiss

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2013
Mesajlar
2,514
Beğeniler
43
Puanları
0
#1
Bu konuyu tamamen İnsanların Yalnızlık ve Korkular üzere düşünceleri doğrultusunda açmayı mantıksal açıdan yazmayı planladım ve yazmaya çalıştım...

Umarım olabilmiştir...

İyi okumalar.
---------------------------------------------------------------------------


İnsan hayatının başlangıç yıllarında bir arada olmayı bir bütün ailede yaşamayı gördü aslında gördükleri yaşantının ilerleyen yıllarda farklılaşacağı küçük bir an yada zaman dilimi diyelim...

Bazı insanlar ailenin sıcaklığının altında büyümeyi bırak bir çok sevgi noksanlıklarınıda yakınen ufak yaşlarında yetim olmayla yada yetim yurdunda kalmayla hissedebiliyor yada en kötüsü ailen varken yokluğu ilgisizliği farkedebiliyorsun....

İşte bu zaman eserleri altında gelişen bir esariyet...Yalnızlık insanın genç yaşlarında kendisine zarar vermeyen ki o genç yaşları o insanın denildiği üzere delikanlılık dönemleridir...

O yüzden o dönemlerde gençler pek yalnızlık hissetmezler...hani denilen tabir ifadesiyle elimi sallasam param olsun fizana bile giderim gerçektende öyle dediklerini yaparlar :) yeter ki parası olsun..

Fakat bazı genç kardeşlerimizin profillerini incelediğimizde(en azından benim gördüklerim algıladıklarımda) onlarda şöyle bir izlenim alabiliyoruz o izledimde şu ...



Gençlik dönemlerinde pek öyle yalnızlık içgüdü yaşam anatomileri yok fakat tek başına tatil yapmaktan keyifsizlik halleri yaşamaktalar yada tewk başınalığın verdiği huzursuzluk ile tatili yarıda kesme yada yapacağı için en kısa sürede yapma gibi bir çok eğilim içerisinde olabiliyorlar...

Bu etkenlerin temel öz sebeplerinden biride ailenin o çocuk üzerinde sevgiyi tam aşılayaması gibi görsemde aslında çocuga olan ilginin ufakken olandan büyüdüğünde azalmış olması yada son tez olarak ise çocuga sunulan aşırı ilginin çocugu yalnız seyahatinde yalnızlık hissine kaptırmış hissiyatıda verebilir...

Fakat bu tarz eksiklikler yada aşırı fazlalıklar içerisinde olan kardeşlerimizin yalnızlıktan hissiyatlı olma yerine tamamen bir sesin eksikliği ve bunun yanında paylaşım eksikliği olarak nihayi tezimin gerçek sonucuna vardığımı düşünmekteyim...

Bu tarz kardeşlerimizin yapısal hareket ve davranış yöntemlerini incelediğimizde bireysel ifade ve yüzeysel hareket şekilleri bir arada bulunduklarının yanındakinden çok daha farklı sanki içlerinde o tekliğin verdiği bir yokluğu onlar kadar bende yüreklerimin derinliklerinde hissettiğimin farkına vardım...

Hele ki o gözlerinin içlerindeki parıldalı göz bebeğinin verdiği ışıltıyı gördüğümde arayışlarını farkettim gözleri o sıcaklığı özlemi o kadar fazla yogun bir şekilde arıyordu ki ben bakarken bile o etkileşimi oldukça yogun duygular içerisinde olabildim...

Tabi genel manasıyla bir insanı denek gibi karşıma alıp elbette incelemiyorum sadece süzüyorum düşünce yapılarını hareketlerinden bakışlarından çözümlemeye çalışıp kendimce arayış tezleri sunup cevaplar bulmaya çalışıyorum dogru yanlış sonrasında ise hayatım için önemli olanları değerlendiriyorum...

İnsanları algılamak oldukça zor hele ki söz konusu kendiniz olunca kendiniz ile ilgili istekleri bir tarafa bırakırsak aslında uzun zamandır geriden gelen sıkıntınızın sizin üzerinde bir etki gençlik dönemlerinizde bırakmasını halen o yıllardaki gibi çok etkili olamasada yinede sıkıntınızla mücadele şartlarınızı zorlamanız oldukça zor işte bu esasiyet altında yalnızlığın ilk kıvılcımları başlar

Misal vermek gerekirse.



sen hastayken sadece senin tanıdığın sana geçmiş olsun der fakat o süreçler belli bir zaman dilimidir...sonrasında ise ailende seninle ilgilenebildiği ana kadar seninledir..maglum dünya hayatı gerekliliklerini ailende yapmak durumundadır fakat koca sen teksindir yani yalnızlığın verdiği o ilk anki duyguları alırsın...

Dersin ki...

Benim hayatımdaki ilk çaresizliğimin ilk yalnızlık esareti...elbette içinde ALLAH inancı olanın yalnız olmadığı bilinmesi gerekir...yani insan hiç yalnız dünyada olmadı diyelim...

Fakat olayları biraz dinsel açıdan geride tutmam gerekirse...

Gerçekte hayatında ne olacaksa o anı tek sen yaşayacaksın...

İnsanın yaşı ilerlemeye başladıkça o gençlik döneminin verdiği güç dengesi biraz azalmaya başlar...ve devamında hayatında gençken ögrendiği o deger yargılarının aslında zamanla kendisine ne kadar fazla vakit ve zaman kaybettirdiğini ögrenir fakat tam o dönemeç sürecinde pat diye hayatında yeşil ışık dogar :)...

Buda evlililiktir...evlilikle uzun zamandır düşünmediği zaman sonra düşündüğü o yalnızlık ve arayış canları bir anda silinip gider yaşam pınarları onlara Öyle si bir oyun oynar ki...

İşte tam bu oyunun adreside onları düşünceden alıkoymak üzeredir...İnsan genelde öyle yapar fazla düşünmek istemez hayatının biraz stresli dönemleri o güzel bebecikle şenlenmeye başlar hayatlarının belli dönemleri çok güzel olur ama insan hayatta hep tek olduğunu unuttuğu için hayatının bazı süreçlerinde yanında aileside olsa yalnızlık kavramını oldukça hisseder...

Zaman ve süreç insan adına ilerlemeye başlayınca ortaya yaşlılık süreci gelir işte bu süreçte insan tüm elini yağını herşeyden çekmeye başlamıştır artık...artık insa için ölümle yaşam arası bir savaş başlamıştır...

İnsan yaşlanasıya kadar şansı yaver gittiyse evlatlarının mutluluklarını görebilmiştir...şanıs yaverden kastım kader evlatlarına ömür verdiyse ...yani şunu demek istiyorum..

Dünya hayatında dünyaya yaşama adına MERHABA diyen her bebek malesef belli dönemlerde yaşamlarını kaybetmekte...Bu yaşamların ölüm sebeplerinin erkenliği kısalığı ALLAH katında bellidir fakat düşünerek bir şey söylemek gerekirse tamamen çocugun geleceği yada ailesinin ALLAH aolan baglılık yapısı yada eksikliği ile iglili olabilir diye düşünebiliriz ama işin esasını dogrusunu ALLAH bilir...

Bu durumu Hz.Musa Peygamberimiz ile HZ .Hızır A.S üzere geçen kıssalara benzetebiliriz...

neyse konuya dönmek gerekirse..




Yaşlılık süreçlerine gelip evlatlarının mutluluğunu gören yaşlı ebebeynler artık yaşamları için belli korkuların ve yalnızlık hissiyatlarının süreçlerini yaşayacak halde olacaktır...

Eğer yaşlı ebebeynler birikim yaptılarsa huzur evinde kalma gibi durumda kalmayacaklar eğer yaşlı ebebeynlerin ayakta durması yok ise yada yataga bagımlı yada yürüyemeyecek vss gibi durumda ise hele ki evlat hayırlı değil ise yaşlılara o zaman huzur evi yolu gözükür...o yüzden denilir ya evlat isterken hayırlı evlat isteyin ve sonrasında sağlıklı olması için dua edin diye işte sebep burdan maglum bilindik esasiyet ama bazen kısmen unutulan durum...

neyse bizim yaşlı ebebeynin durumu saglıklı ve hali vaktide oldukça iyi olsun...fakat yaşlı büyüğümüzde durum giderek farklılaşmakta....yaşlı büyüğümüzde gençlik dönemlerinde korkular olmuştu elbet...

işte bu korkular genel iş kaybı işte kaza kaybı para kaybe kaybı gibi Böyle dünyevilik kaygılar olmuştu...işte buna sevgi kaybı aileyi kaybetme eksikliğinin dogrucağı korkular yer alıyordu...

Aslında insan en büyük kaygıyı YAŞAM korkusu içerisinde yaşamaktaydı neticede ne zaman nasıl öleceği belli değildi...o yüzden de bu korkuları her daim erteliyordu ailesini kaybedince kanadı kırılıyordu yer yer fakat ayakta tutan kendi ailesi vardı ki zamanla gerçek öz ailesini unutu vermiştide....

Çogu insan sevdiklerini ziyarete malesef bayramdan bayrama gidiyor(hepimiz malesef bu kadar vefasız oldu istisnalar hariç)...işte bu süreçlerin ardından yaşlılığı damarında hisseden o güçlü insan artıkgücünden noksan hayatına devam edecekti..

Birde yaşlı olasıya kadar ibadet yapmadıysa yaşlanınca ibadete başladıysa işte süreç onun adına o kadar hızlı geçtiğini hissedecek ki o insanın telaşesi korkusu oldukça fazla büyüyecek...

zaman ve süreç içerisinde yinede gücünün bir kısmını ortak neticeye ulaştıran hayat arkadaşı can yoldaşı sevgilisini kaybedince dünyasının kubbesinin o büyük yıkımını hissedecek ki her insan yaşlılık anına kadar eşiyle birlikte olamıyor misal suriyede ki savaş dram ve entrikaları düşünürsek orada yaşam mücadelesinden öte hayatta kalmanın çarelerinin verdiği ızdıraplar oldukça zor ve kötüdür..

Zamanın hitler zulmunün insanlar üzerindeki verdiği o ızdırap dolu acı hüzün göz yaşı dolu günleri ne kadar hatırlayıp anımsasakta aslında yüreginde o açıgı yaşamayan bilemez diyebiliriz..



Zor insan gerçek manada çözülmesi oldukça zor bir etmen....insanlığın düşüncesini algılamak istediğinde beyincik yapılarının içlerinde kurtçuk misali bir hırs unsuru var ki bu hırsa parmagınla dokun vallahi billa o parmagını saliseler içerisinde parçalar anlayamazsın ne vakit olduğunu....işte zulumlersinz bir hayat yaşayıp yaşlılık hayatına kavuşan o sağlıklı büyükler...

ki dua edelimde o zamana kadar o yaşlı büyükler İNSANLIK ne demek olduğunu anlayabilmiş olsun yada gerçekte bir yaşam kaybetmenin verdiği o KORKUYU hissedebilmiş olsun yoksa yoksa ne anlar bizim niyazi mualladan :)

neyse konuya geçelim..

Yaşlı hayatlarının basamagında olan hayat arkadaşını kaybedince kendinin esas korkusu gerçek korkusu ortaya çıkmış oldugunun farkına varacak aslında gençkende bu ölüm ve ayrılık korkusunu taşıyordu ki aslında hayatının belli döneminde tam bu korkuyu yalnızlıkla bulmaya çalışmışken bir anda yaptıgı evlilik oyunu hayatında bir perde örüvermişti yine kendisini dünya hayatına bağlamıştı....evlilik dünya hayatı için elbette gerekli fakat hayatın oyunları insanlara oynamaya hep devam edecek malesef durum Böyle..

İşte o oyunlarla zihni bulanıklaşınca Ölüm Korkusunu hissedemedi yada hayatında ki o büyük yalnızlık korkusunu....

artık kocaman evde yada küçük tenha evinde tek başınaydı...evlatları ziyaretine bayramdan bayrama gelir evlatlarına telefon açıp gelin dese bir türlü bahane bulup işler filan vss denilip o baba ziyareti sadece bayramda yapılır hale gelirdi yada anne ziyareti kalan kimse artık :)

sonra o yaşlı insan düşünmeyi hatırlar bir anda nerden geldiyse aklına artık...bu zamana kadar düşüncesi aklı sadece paraya çalışmış o kendince zeki ama bir işe yaramayan İnsanlık adına pek katkısı olmayan sadece BEN diyen o insan bir anda BİZ demeyi ögrenin...



OOOO benin güzel dedem yada ninem...geç kalmadın bee yaww...aklın keşke önceden işlevsel olsaydıda bari gelecek yarınlardakine umutlarımız daha etken olabilseydi....şimdi sen yaşlısın yardım etmek istesen elini kıpırdatıp gitsende kim bakar ki sana senin gençliğin mimlenmiş bir kere sonra sana derler bak sen gençken Öyle miydin diye?...

Eeee hayat Böyle bazen çok acımasız yanını gösterir....sonra ne mi oldu işte yapabildiyse ömrünün yaşlılık dönemlerinde kalan ibadetlerini ALLAH nasıl uygun gördüyse o olurmuş...bize laf düşmezmiş...

Sonrasında göçtüğü hayattan hayırlı evlatları olduysa mezarı yapılır defnedilir ardından miras kavgaları başlar vss....zamanında miras dagıtımı yaptıysa hee işte orada biraz kafayı çalıştırmış derim yoksa mirası dagıtmadıysa vay anam vay izle curcunayı artık vuranmı olur küsen mi olur ne olur bilinmez...

Ya insan düşündüğünde bana saçma geliyor kagıt aslında dünyanın her yerinde var ama işlenmiş kagıt olunca çok değerli oluyor :) biliyorum bana kızdığını anımsayabiliyorum...kızmakla haklısınız dünya parasız olmuyor elbette her insan rahat yaşamayı isteyebilir ve bu yüzden para hırsıyla azimlenebilir birşey diyemem ama insanı insandan üstün tutan para değil ki insanın ALLAH a olan takvası...hee dinsel açıdan cevap verme denilirse İNSANIN İNSANLIĞA olan KATKISI diyelim....buda bir özveridir buda ölmeden veren iç dünyaya veren HUZUR MANEVİYATTIR....bu maneviyat değerleride insanlarda gerekli...

tabii kimse demiyor servetinin tümünü harca diye ama BİZ demeyide unutma diyebiliyor insan...

Öldükten sonra hayattan göçüp giden o insanın mezar taşında ismi yazacak ve o insanın ölümden sonra yalnızlık ve korku gibi terimleri en azından dünya hayatı için birdaha hiç olmayacak...ileriki hayatı için bu iki olgu olan yalnızlık ve esas korku oldukça katlamalı devam edecek çünkü bir daha geriye dönüp düzenleme şansı yoktur...artık taktiri ne ise o görülür olur diyelim....

mezarında ismi yazan bir zamanların GÜÇLÜ DEVİ...şimdilerde insanların ayakları altında mezarda hemde o degersiz gördükleri toprakların altında ve birde kendisini yiyip bitirecek olan bedeni kurtçuklara emanet :)

bazen büyüklenmiş İNSAN kendini insanların ayaklarının altında göstermemek için mezarının yan mezar taşlarını oldukça büyük yaptırır yaptır da hayat bitmiş artık olsa ne olacak ki kaç kişi seni kaç yıl hatırlayacak en fazla 3-5 yıl sonra senin zamanında yaptıgın gibi sende zamanla unutulacaksın ...

İşte hayat ve yaşam akışı sonrasında yalnızlık ve korkuların süreçleri BÖYLE....zaman ve süreç hepimiz adına ilerliyor...



Bazen bu süreçlerimizde sınavlar bizlere daha çetin gelebiliyor misal dünyevilik sıkıntılar ugrayınca sersemleyebiliyor insan aslında zor süreçler gerçek manada bir çok degeri bir arada hatırlayabilmen sevgini azaltmaman daha fazla insanlık için çalışabilmen daha fazla ibadet için çabalaman gerekiyor ki zaten ALLAH insana kaldıramayacağı yükü vermiyor olsada yinede sınavlar oldukça zorlu olabiliyor ama şükretmek tevazuda olmak mücadele etmek ibadetleri yapabilmeye çalışmak dini esasiyetleri uygulamaya çalışabilmek yinede güzel diyebiliyor insan...

İnsan aslında hayatı boyunca çok şeye özenebiliyor sıcak bir ailesinin yuvasının olmasına belki güzel ilgi alanına uygun bir işinin olmasına belkide ALLAH ı her daim hatırlatacak degerli bir iş arkadaşlarının ve aile yuvasının olmasın özneebiliyor....bazen bu özentilerini insanın bazılarında bazı insanları görmekle alıkoyabiliyor..

Bazen düşününce benden de daha kötüsü varmış diyorsun ve kendi yaşamını onlara adıyorsun sadece mutlu olmaları daha fazla ALLAH adına başarılı olmalarını isteyebiliyorsun diyebiliyor insan kendi kendine....

İnsa yaşam pınarından geçmek istediğindeve sıra beklerken bir mümine o pınarda denk geldiğinde mümin kardeşinin senin için kendini kenara çekip sana sırasını verdiğini görünce insan ne kadar da utanıp yerin dibine girdiğini anımsadığında aslında diyebiliyorsun ki daha henüz bitmedi yeni başlıyor :)

Zaman ve ışık insanların süreçlerinde işleyecek bu süreçlerin dizlim basamakları ise insandan insana göre farklılık oluşturabilecek fakat durum ve şart ne olursa olsun hayat tam anlamıyla son bulasıya kadar insanların beklentileri yanlızlık hissiyatları ve korkuları hiç bir daim son bulmayacak...

Dua edelim de İNSANLIK kavramını bilen birbirini seven ezmeyen güzel liderler Dünyaya hükmetsin...ki dünya hayatı hiç olmadığı kadar bolluk bereket ve güzellikle şenlik olsun....

Öyle.
 

elbiss

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2013
Mesajlar
2,514
Beğeniler
43
Puanları
0
#2
Her zaman yazdığım yazıyı yazalım....

Konularda veyahut yazılarda herhangi bir metinsel hata gördüğünüzde yada algıladığınızda söylemeniz dahilinde yada belirtmeniz üzere benim yapabileceğim bir durum var ise düzenlemekten mutluluk duyarım...

Eğer olurda sitede konu içerisinde yazılardaki hataları belirtmeniz yada söylemeniz dahilinde ben sitede online değil isem site içerisindeki Admin arkadaşlardan sizi rahatsız eden hangi durum olursa olsun düzenlenmesini isteyebilir yada o bölümün silinmesini Admin arkadaşlardan isteyebilirisiniz...sizlerden sadece tek isteğim değişen bölümün neresinin değişeceğinin mesaj olarak belirtilmesidir ki bunuda birdaki yazılarımda dikkat hassasiyetlerimi uygulamak için sizlerden istemekteyim...

İşte o yüzdendir ki Admin arkadaşlara sitede online olmasam dahi sınırsız değiştirme hakkını vermekteyim...Yeterki gönüller kapler bir olsun ben yazdıklarımdan feragat ederim...

Bu yazımı sadece konularımda hatırlamamanızı özellikle rica ederken başka konularda yazdığım yazılarda da değiştirme ve düzenleme yapabilirsiniz demeyi söylemek isterim yeter ki değişen yerin eski yeri mesajla konu içerisinde belirtilsin...

Öyle.
 

HTML

Üst