Yalnız Zaman Değil Sende Değiştin | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Yalnız Zaman Değil Sende Değiştin

kedi

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2007
Mesajlar
1,581
Puanları
0
Yaş
31
“Zamana yükleme bütün suçları Yalnız zaman değil sen de değiştin...”

Nasıl da geçiyor zaman
acımasızlığın böylesi. Gelse de harçlık verse dediğimiz günler
yerine şimdi bizim yolumuzu bekliyor çocuklar gelse de harçlık verse diye.

Ne çabuk geride kaldı her şey. Evimizin önü vişne ağacı
dalları çatıyı saran
çıkınca görülemeyecek kadar sık. Arkası kayısı ağacı
dalına salıncak yapacak kadar büyük…

Leblebi tozu
ilham gazoz
Arap sakızı
telden araba
gıcır köstek misketler
yukarıdaki inşaatın hafriyat alanı
patlak top
Kemalettin Tuğcu
Ömer Seyfettin…

Nasıl geçiyor zaman. İlk takım elbisem
ilk vurgunluğum jöleli saçlarım
çıkan sakalım
kaybolan gamzem
fütursuz kahkaham
yarim
yaranım; takside boğulmuş hüzün borçlarım…

Ne zaman büyüyoruz biz; 15’inde mi
25’inde mi
yoksa 35 mi?

Ne zaman büyüyoruz?

Kahkahalar tebessüme
tebessümler hüzne dönünce mi? Senin gördükçe mutlu olduklarından
seni görünce mutlu olanlara
ilk aldığın o bilmem kaç model arabanın heyecanını
yeni aldığın sıfır kilometre arabadan alamayınca mı?...

Ne zaman büyüyoruz?

Telefon defterlerindeki isimlere bakıp “Bu kimdi ya…” dedikçe mi?

Kaybettiklerimizin ismini ajandadan içimiz yanarak sildikçe mi..?

Ne zaman büyüyoruz elini öptüklerimizin sayısı azalıp
elimizi öpenlerin sayısı arttıkça mı?..

Ne zaman?

Yani
bağıra
bağıra dinlediğimiz müziklerin sesini kısmaya başladıkça mı?

Hareketli araçların yerini ıslak gözlerle dinlemeye başladığımız türküler alınca mı ?

Odamızın duvarında ki artistlerin yerine
kendi büyüklerimizin resmini astıkça mı?

Müstakil evlerimiz apartmanlara
kuyudan çekilen sular çeşmeden akmaya başladıkça; kuru bağlamanın sesini geniş orkestralar aldıkça
bakıyoruz bir şeyler değil çok şeyler değişmeye başlamış
bizler yaş almaya başladıkça…

Nasıl oluyor da dünyanın dört bir yanında
dili
dini rengi her şeyi birbirinden farklı olan bu yorgun kalabalık
nasıl oluyor da bu kadar birbirine benziyor?..

Kainatın ilk baharının
sonbaharının birbirine benzemesi gibi… Her yerde ilkbaharında fırıl fırıl dönen cam gibi gözler donuklaşıp
boşluklara daldıkça; bir sonbahar rengi alıyor ağaran şakakları… Hırsla atılan adımlar yerini dingin adımlara bırakıyor akşam oldukça… Yoğun müzikli yerler kendini sessiz sahillere
balıkçı koylarına atıyor sırta atılmış ince bir hırkayla… Değişiyor değişmez sandığımız her şey… Kahverengiye dönüşüyor kıyafetler 35 i aşınca…

Nasıl yazılıyor bu yazılanlar?

Hiç farkına varmadan tükenmesin diye tükenmez…

Kalemle yazılan şiirler
yazılar kendini kağıt hışırtısından
daktilonun tuşlarının gürültüsüne; oradan klavyenin sessiz tıkırtılarına bıraktı yerini. Kıvrım kıvrım kordonlu telefonlar da telsiz telefonlara bırakınca kendini
cepten görüşelim devri başladı.

Bize sitem edercesine yağmaz oldu karlar eskisi gibi. Yağmurlar çiseler ve geçer oldu umarsız. Oyun sahaları inşaat oldu
çocuk oyunları amatör güzelliğinden profesyonel çoklukta çocukları doyumsuzluk potasında eritip gitti…

Sabahlar uzak
geceler zindan oldu…

Sevdalar uzak kaçamaklar yakın oldu…

Komşular uzak diziler yakın oldu…

Diriler uzak ölüler yakın oldu…

Ne güzel diyor asi şair:

Zamana yükleme bütün suçları


Yalnız zaman değil sen de değiştin…

Bedirhan Gökçe
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
83
Çok güzeldi kardeş. Yüreğine ve ellerine sağlık :good:Hep değiştik, hep değiştik !
Onlar (sahabilker-öncekiler) bizi görselerdi, müsklüman demezlerdi. :(
Biz onları görseydik "delirmiş bunlar!" derdik.
 
Üst