Velilerin Kerameti Haktır

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
51
"Ve le kad kerramna" Ayet-i Kerimesi:

İsra/70. "Ve le kad kerramna beni ademe ve hamelnahüm fil berri vel bahri ve razaknahüm minet tayyibati ve faddalnahüm ala kesırim mimmen halakna tefdıyla"

Meal-i Şerifi:

And olsun ki Biz, ademoğullarını mükerrem kıldık ve onları karada ve denizde (nakil vasıtalarına) yükledik ve onları leziz, temiz şeylerden merzûk ettik ve onları mahlûkatımızdan birçokları üzerine ziyâdesiyle üstün kıldık.

(Bir başka meali: And olsun ki Biz, ademoğlunu mükerrem kıldık. Karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz nimetlerden rızıklandırdık. Yaratmış olduklarımızdan çoğuna onları üstün kıldık.)

Buradaki "kerramna" yani "mükerrem kıldık" lafzına üstünlük, şan ve şeref mealini verenler de vardır.. Ancak kelime, bahsi geçen Ayet-i Kerimede asıl olarak "mükerrem", yani "keremli" "kerem sahibi" ya da "kereme mazhar" olarak zikrediliyor..

İşte, "Kerametin" kelime kökeni olarak bu ayet de geçen "kerremna" kelimesinden geldiğini ve adem oğullarına "kerametler" ihsan ettik manasında da tefsir eden Rasih Alimleri olmuştur.. Dolayısıyla, bu ayetin manalarından birinin "keramate" delil teşkil ettiğini söylemişlerdir..

Şimdi, bu Ayetin bazı Tefsirlerine göz atalım:

Tefsirul Hadis:

Allah'ın Ademoğullarına ikramından biri de gökleri ve yeri onun emrine amade kılmasıdır. Bu Lokman Sûresi'nde şöyle belirtilmektedir:

"Görmediniz mi Allah, göklerde ve yerde bulunan herşeyi size boyun eğdirdi ve size zahir ve batın (dış ve iç, görünen ve görünmeyen, bildiğiniz ve bilmediğiniz) nimetlerini bol bol verdi. Yinede insanlardan kimi var ki ne bilgisi, ne yol göstereni nede aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışır (durur)." (Lokman, 20)

Tefsir burada bitti.

Keramet, Allah'ın nimetlerinden bir nimettir ve onun yerdekiler ve göktekilerin insanoğluna boyun eğmesiyle yakından ilgisi vardır.. Öyle ya, keramet dediğiniz kainat aleminde yaratılmışların olağanüstü bir biçimde keramet sahibinin dileği doğrultusunda hareket ederek zuhur etmesidir, yer değiştirmesidir.. Mesela, öyle keramet sahiplerini gördük ki hayvanlar ile konuşabiliyorlar, onların lisanlarından anlıyorlardı.. Bu hayvanatın bir nevi insana boyun eğmesidir..

Yine, bazı doğa olayları Keramet sahibinin isteğiyle olabilir ya da durabilir.. Mesela güneşin batmaması, mesela yağmurun yağması ya da yağarken kesilmesi, mesela denizin kabarık iken sakinleşmesi gibi.. (Barbaros Hayreddin Paşa, Evliyaullahtan biriydi.. Dünya tarihinin en muazzam zaferlerinden biri olan Preveze Deniz Muharebesi esnasında, kendilerini zor durumda bırakan fırtınalı hava ve çok dalgalı denize Ayet yazdığı kağıtları atarak bir anda fırtınanın dinmesine ve dalgaların sakinleşerek asude olmasına neden olmuştur.. Bu azim zafer de bu olayın akabinde gerçekleşebilmiştir.. Keza, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri, Sultan Ahmed vaazı için fırtınalı ve dalgalı bir havada Boğaz'dan karşıya geçmiş; geçtiği yerler asude olarak selametle kıyıya varmıştır.. O tarihten beridir hava ne kadar fırtınalı, deniz ne kadar dalgalı olsa da Aziz Mahmud Efendinin bu geçtiği yol (Hüdayi Yolu) öylece sukunetli ve sakin kalır; halen bilen denizciler tarafından selametle ulaşmak için kullanılır.. Bunlar meşhur hadiselerdir meşhur olan ve olmayan daha nice böyle olağanüstü haller ve yaşananlar olmuştur ve olmaktadır da..)

Razi, ise Tefsirinde:

Ayetin çeşitli anlamlarını ve tefsir irvayetlerini sıralarken der ki:

"Varlıkların en kıymetlisi, Allah Teâlâ'dır. Durum böyle olunca, bu demektir ki, Allah'a daha fazla yakın olan her varlığın, daha kıymetli ve şerefli olması gerekir. Ancak ne var ki bu âlemdeki varlıkların Allah'a en yakın olanı, kalbinin, marifetullah; lisânının, zikrullah ile müşerref; organların ve uzuvların da Allah'a tâat ile mükerrem ve azîz olması sebebiyle, insandır. ... İnsandaki yüce derece ve kıymetli sıfatların, ancak Allah'ın ihsanı ve in'âmı ile meydana geldiği sabit olmuş olur. İşte bundan dolayı Cenâb-ı Hak, "And olsun ki biz, âdemoğullarınıı üstün bir izzet ve şerefe (kereme) mazhar kılmışızdır" buyurmuştur."

Tefsir burada bitti.

İşte her ne kadar makbul ve tavsiye edilir karşılanmasa da Keramet de bu yüce makamlara ulaşanların sıfatlarından biridir ve Allah Zülcelal Hazretlerinin ikramlarından bir ikramdır..

Büyük Kur'an Tefsiri ise Ayeti Tefsir ederken şöyle bir ifade kullanır:

Bazıları da umumileştirerek şöyle dediler: «İnsanların kamil fertleri, ister Nebi ister Veli olsun, (meleklerden) üstündürler»

Tefsir burada bitti.

İnanırız ki Allah, Meleklerine çok azim ve büyük işler yaptırmakta; onlar bu işleri kendilerine verilen kuvvet ve beceri ile hiç aksatmadan işlemektedirler.. Mesela bazı melekler Dağların müekkilidir.. Onları yüzdürüp dururlar... Allah dilerse, müekkil melekler o dağı bir beldenin üstüne de yıkabilirler.. Bazı melekler rüzgarların ve bulutların müekklidir.. Onlar büyük fırtınalar için seferber olabilirler ve o fırtınalarla nice beldeleri harabeye çevirebilirler.. İla ahir.. Kaldı ki Nebilerin mucizeleri ve Velilerin kerametleri Meleklerin bu azim işlerinden ve Allah'tan aldıkları kudretlerinden küçük ve geri olsun! İnanmak lazımdır..

Tabi bunlar bizim Rasih Alimlerinden naklettiğimiz manayı dolaylı olarak destekleyen ve dolaylı olarak işaret eden Tefisrlerdir.. Başta verdiğimiz mana da cari ve sarihtir..

Sonuç:

Bazı konuları Kur'an'da bulamıyoruz diyenler, kendilerinin göremediklerini ilan ediyorlar.. Yoksa yaş ve kuru her ne var ise Kur'an'da Allah bize bildirmiş bulunuyor.. Gerekli ilim ve ilim ehli olmadan bunların anlaşılabilmesi ise imkansızdır.. Hele de Rasih Alimleri olmadan Kur'an'ın derin manalarına vakıf olmayı beklemek boş bir hayalden başka bir şey değildir.. Allah onları ilimde rüsuh sahibi kılmıştır ve onlara keskin bir basiret ile ince bir anlama yeteneği ihsan etmiştir..
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
51
Keramet Haktır, Peygamber Efendimizin mübarek Ashabından nice defalar zuhur etmiştir. Mesela, İmam Azam'ın Fıkh-ı Ekberinde "Velilerin Kerameti Haktır" diye yazar. Ashab-ı Güzin'den keramet nakilleridir:

Abdullah ibnu Mes'ud radıyallahu anhu buyurur ki :

Hakikaten biz ashab, yemeklerin tesbihini işitirdik; o yemek yenildiği halde. [1]

Useyd bin Hudayr, Abbad bin Bişr radıyallahu ahuma, bir gecede peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sohbetinde devam etmişlerdir. Gecenin son kısımlarında saadet huzurlarından evlerine doğru dönmüşler; gece zifir karanlık olduğundan önlerini görmekten aciz kalmışlar; ellerindeki asayla yürürken ikisinden birisinin asası birden parlamış, onun ışığıyla her ikisi ayrılıncaya kadar yolda devam etmişler. Birbirinden ayrılınca öbürünün de asası, kendi evine varıncaya kadar aydınlık vermiştir. [2]

Cabir radıyallahu anhu buyurur ki:

Uhud vak'asında babam, gecenin son kısmında beni çağırarak: "Oğulcağızım, kendimi Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabından şehid olacak zevatların ilklerinden görüyorum. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in Zatı müstesna kendimden sonra senden daha aziz bir şey bırakmadım. Üzerimde bazı borçlar vardır; mutlaka onu erken zamanda öde. Kız kardeşlerine hüsn-ü muamelede bulunarak kendileri için en hayırlı şeyleri toparla." dedi. Ve nitekim biz sabahladık. İlk şehidlerin içerisinde bulundu babam. [3]

Âişe radıyallahu Teâlâ anha buyurur ki: "Necaşi vefat ettiği zaman, kendi aralarımızda diyorduk ki artık Necaşi'nin nuru, kabri üzerinde daimi görülecektir. [4]

Abdurrezzak'ın tahric ettiği üzere, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in azadlısı Sefine, Rum diyarında esir olmuş sonra kaçmıştır. Askere ulaşması için çalıştığı bir anda, ne baksın önünde bir aslan.. Aslana hitaben: “Ey aslan! Sen beni tanımıyor musun? Ben Allah'ın Resulü’nün azadlısı Sefine'yim. Şöyle şöyle başıma geldi.” demiş; bunun üzerine aslan, pençelerini yere koyup kuyruğunu sallayarak mırıldanmıştır. Yürüdüğü zaman aslan da yürüyor, durduğu zaman aslan da duruyor. Ve nihayet bu suretle İslam birliklerine ulaşmıştır.. [5]

Ömer radıyallahu anhu, başlarında Sariye radıyallahu anhu'yu komutan tayin ettiği bir askeri birliği Nihavend tarafına göndermişti. Bir anda hutbe okunması anında, istikametinin nuruyla askerlerine bakıp keşfetmiştir. tehlikede görünce, yüksek sesle: "Ey Sariye dağa doğru! Ey Sariye dağa doğru!" diye emir veriyor. Sariye, askerleriyle birlikte o sesi işitiyorlar. O hutbede ashab ve tabiinin büyükleri oturuyordu. Hatta Hazreti Ali radıyallahu anhu ile Hazreti Osman arasında oturan bir zat: "Emir-ul-Mü’minin hutbesini bırakıp Sariye'ye sesleniyor." deyince Ali radıyallahu anhu elini omzuna vurarak: "Sus!.. Emir-ul-Mü'minin, altından kalkamayacağı bir işe girmez." demiştir. (yani kendisi de o manzarayı görüyordu demektir) El-Hasıl bunun üzerine sariye radıyallahu anhu dağa doğru çıkmış. Ve nitekim zaferyab (galip) oldular. [6]

Darimi'nin de tahric ettiği üzere, H.63'te yani Yezid'in fitnesi zamanında Şam askerleri Medine ahalisine zulmettiklerinden, tabiinin büyüklerinden Saîd bin Müseyyeb radıyallahu anhu, Mescid-i Nebevi'ye sığınmıştı. Dışarı çıkamadığı için vakitleri bilmezdi. Namaz vakti geldiği zaman Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in Kabr-i şerifinden sesler işitir ve o seslere göre vakitlerini ayarlardı. [7]

Bunca hadisten sonra anlaşıldı ki Keramet Peygamberin mucizesinin devamıdır.. Ümmetin inkâr edemeyeceği sahih kitaplardan aktarmaya çalıştık... İslam alimleri ciltlerce taharet hakkında eser yazdılar, devlet hakkında eser azdır diyenlere iki cümle ithaf olunur. Taharet adabından istinka, istibra, istinca vazifelerini ayrıntılı yerine getirmeyenin tahareti yoktur, tahareti olmayanın abdesti yoktur, abdesti olmayanın namazı yoktur, namazı olmayanın ise ....

Bu hadislere uydurma diyemeyeceğimiz gibi kerameti inkâr edip, vesileyi dama atıp, büyüklerle birlikte olmayı, onlara sevgi beslemeyi sanki o zatların kara kaşlarına kara gözlerine imiş gibi değerlendirip, kendinden gayrı herkesi gayrı samimi, Allah'ın dinini yıkmaya çalışan insanlarmış gibi gösteren zihniyetin kafasındaki dine ihtiyacımız yoktur. Müslümanlar bir yanlış üzerinde ittifak etmezler. Her bir Müslümanın yekdiğerinin şerefine mütecaviz sözünün altında mutlaka şeytanın hilesi ve gayreti vardır.

[1] Buhari h.n:3579, Mesabih-is-Sünne h.n. 4652
[2] Buhari h.n:3805, Mirkat-ul-Mefatih h.n: 5944, Feth-ul-Bari: c.7 s.125 El Musannef c.11 s.280, El-Müsned c.3 s.137, Şerh-us-Sünne c.14 s.187
[3] Buhari h.n: 1351, Mesabih h.n: 4652
[4] Ebu Dâvud h.n: 2523, Esiret-un-Nebeviyye li İbni-il-kesir c.2 s.27
[5] El-Musannef c.11 s.281h.n: 2544, Mesabih h.n. 4656, El-Müstedrek c.3 s.606
[6] Mirkat-ul-Mefatih c.10 s.295 h.n: 5954
[7] Mirkat-ul-Menatif c.10 s.291,292 h.n: 5951

(antioxidan'dan alınmıştır)
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
51
Kur'anı Kerim'de bahsi edilen Kerametler vardır. Bu bahislerde kendisinden olağanüstülük zuhur edenler "Peygamber" değillerdir. Veli ve Salih kimselerdir.

Mesela, Belkıs'ın tahtını çok kısa sürede getiren Zat... (Hazreti Süleyman’ın veziri Asaf, iki aylık mesafedeki Belkıs’ın tahtını, göz açıp kapayıncaya kadar getirdi. Hazreti Süleyman, "Bu Rabbimin bir lütfudur" dedi. Neml, 40) Mesela, Meryem validemize indirilen sofralar... (Hazreti Zekeriya, Hazreti Meryem’in yanında yazın kış, kışın ise yaz meyveleri görürdü. Ali İmran, 37) Mesela, Ashab-ı Kehf'in 309 sene uyuyup yeniden uyanmaları... Mesela, Musa As'a yoldaşlık eden Zatın yanında ölü balığın canlanması, aynı Zatın kimi hadiseleri önceden bilip ona göre davranması...

Vs.. Vs...
 

müttaki

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2006
Mesajlar
2,771
Puanları
48
Velilerin Kerameti Haktır..

keramet kelimesi.. kerem(ikram) kökünden gelir ikram etmek manasındadır..
yani Velilerin kerameti hakdır sözü Velilerin ikram ettikleri HAK'dır..

bir yönü ilede Hz.Ali'(k.a.v.)yi andığımızda KEREM ALLAHU VECHE deriz..
bu söz velayetin Hz.Alinin ikramı olduğunuda ifade eder..
 

Red Baron

Aktifleşmemiş
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2007
Mesajlar
189
Puanları
0
Abdullah ibnu Mes'ud radıyallahu anhu buyurur ki :

Hakikaten biz ashab, yemeklerin tesbihini işitirdik; o yemek yenildiği halde. [1]


[1] Buhari h.n:3579, Mesabih-is-Sünne h.n. 4652
تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالْأَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ ۚ وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ وَلَٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ ۗ إِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا

Tusebbihu lehu-ssemâvâtu-sseb’u vel-ardu vemen fîhin(ne)(c) ve-in min şey-in illâ yusebbihu bihamdihi velâkin lâ tefkahûne tesbîhahum(k) innehu kâne halîmen ġafûrâ(n)

İSRA 44:
Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır.

Kurana yani Allaha mı inanalım yoksa Buhariye mi?


"Ve le kad kerramna" Ayet-i Kerimesi:

İsra/70. "Ve le kad kerramna beni ademe ve hamelnahüm fil berri vel bahri ve razaknahüm minet tayyibati ve faddalnahüm ala kesırim mimmen halakna tefdıyla"

Meal-i Şerifi:

And olsun ki Biz, ademoğullarını mükerrem kıldık ve onları karada ve denizde (nakil vasıtalarına) yükledik ve onları leziz, temiz şeylerden merzûk ettik ve onları mahlûkatımızdan birçokları üzerine ziyâdesiyle üstün kıldık.
Ayet gayet açık.İnsanoğlu pek çok varlıktan üstün kılınmıştır.Bundan velilerin kerametine delil çıkmaz.

Ata biniyorsun kuzuyu kesip yiyorsun.Bu Allahın inasanoğluna ikramıdır.Üstün kılmasıdır.Ayetin anlattığı budur.

 

mucahid_tr

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2009
Mesajlar
32
Puanları
0
Yaş
54
selamun aleykum kardeşler



Red baron anlaşılan hadisleri kabul etmiyosunuz ayetler sizin için geçerli


ÖYLEYSE AYETLE SİZE CEVAP VERELİM


Hz. Süleyman (Aleyhisselâm) yanındaki insan ve cinlerden oluşan topluluğa:

“Aylarca uzaktaki Belkıs’ın sarayındaki tahtını bana kim getirir?”(Neml/38)

diye istediğinde İfrit (Cin): “Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm.

Ve gerçekten bunu yapmaya hem gücüm hem de güvenim var.” dedi.”(Neml/39).

Yanında ... KİTAPTAN İLİM BULUNAN BİR ZAT.... ise “Ben onu sana, gözünü kırpmadan önce getiririm.” dedi. Derken onu yanında durur görünce “Bu Rabbimin bir lutfudur.” dedi. (40)

Üç aylık mesafede sarayın içindeki tahtı göz açıp kapayana kadar duvarlardan geçirip getirmeye Allah (Celle Celalühü) gücü yeter hiçbir insan bunu yapamaz.

Süleyman (aleyhi’s-selâm’) bunu Allah’tan değil cin ve insanlardan istiyor. Allah (Celle Celalühü) buna kızmıyor birde Kur’ân’a yazıyor.


Süleyman (aleyhi’s-selâm’)’ın yanındaki cin diyor ki;


Cin’e bu gücü veren Allah (Celle Celalühü) bir Allah dostuna neden vermesin.

Vermeyeceğine dair elinizde bir delil var mı? Yok ama vereceğine dair bizim elimizde çok deliller var.



........................SORUM ŞU size



Yanında ... KİTAPTAN İLİM BULUNAN BİR ZAT....bu ilim sizce ne


...........3 AYLIK MESAFEDEKİ BİR SARAYDAKİ TAHTIN YERİNİ BİLMESİ , göz açıp kapayana kadar getirmesi ne oluyor sizce




İnsan sîmâsından kâinat çehresine kadar her nokta, her kelime, her satır; “Elbette bunda basîret ve firâseti olanlar için ibretler vardır.” (Hicr sûresi, 15/75 )



Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuru­yor; “Benim ümmetimin içinde muhaddes ve mükellemler vardır. Ömer bin Hattab bunlardan biridir.” [1][1]

Buhârî, Fezâil, 16



Resülullah buyuruyor ki:

عن ابى سعيد الخدرى رضى الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "اتقوا فراسة المؤمن فانه ينظر بنور الله

“Mü’minin firâsetinden sakı­nın. O Allah’ın nuru ile ba­kar.” [2][1]

Tirmizî, Tefsir, 16, no: 3127, 5/298; Buhârî, et-Târîhu’l-kebîr, no: 1529, 7/354.





HZ ÖMER HUTBE OKURKEN BİR ANDA HUTBEYİ KESİP 3 AYLIK MESAFEDE

SAVAŞAN ORDUNUN ARKASINI ÇEVİREN DÜŞMANI GÖRÜP


O KOMUTANA SESLENMESİ NE OLUYO SİZCE



Hz Osmanın Camiye gelirken bir sokaktan geçme esnasında gözü harama ilişen bir sahabeyi

üslubunca ikaz etmesi o sahabenin baktığı zaman orda olmadan bundan haber vermesi



NE OLUYO SİZCE




KONUYU ANLAMAK İÇİN ŞUNLARI BİZE AÇIKLARMISINIZ




LEDÜNNÎ İLMİ:Allahü teâlânın vergisi, ihsânı olan mânevî ilim. (Bkz. İlm)
Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:


Orada kendi indimizden bir rahmet (vahy ve nübüvvet veya uzun ömür) verdiğimiz ve ona ledünnî ilmi öğrettiğimiz kullarımızdan birini (Hızır'ı) buldular. (Kehf sûresi: 65)


Ledünnî ilim yetmiş iki derecedir. İlk derecesinden olan, bir ağaca bakınca yapraklarının sayısını, bir denize bakmakla damlalarının adedini, bir çöle bakınca kumlarının sayısını bilir. (Seyyid Abdülhakîm)


Hızır aleyhisselâm, Allahü teâlânın izni ile kerâmet ehli olup Hak teâlânın bildirmesiyle Ledünnî ilmine muttalî (vâkıf) idi. (Sa'lebî, İmâm-ı Rabbânî) Matematik fizik kimyâ bu esrârı çözmüyor Ledünnî ilminde üstâd bir Süleymân isterim
(Süleymân bin Ahmed)



EHL-İ KEŞF:

His ve akılla anlaşılamayan şeylerin, kalbine doğduğu velî zâtlar. (Bkz. Keşf)
Müctehidlerin (dinde söz sâhibi âlimlerin) ve onların mezheblerinde bulunanların da hatâlı işlerine sevap verilir.

Ehl-i keşfin hatâsı kendileri için affedilir ise de, mukallidleri, onları taklid edenler, mâzûr değildir, affedilmezler. (Abdülhakîm-i Arvâsî


FİRÂSET:....Allahü teâlânın, mü'minlere ihsân ettiği

işlerin iç yüzüne vâkıf olma kuvveti.
Mü'minin firâsetinden korkunuz. Zîrâ o, Allahü teâlânın nûru ile bakar. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî, Taberânî)



BASÎRET:....İşlerin iç yüzünü görebilme; kalb gözü.

Gözü âmâ (görmeyen) kimse kör değildir. Asıl âmâ basîreti kör olan kişidir. (Hadîs-i şerîf-Deylemî)


Allahü teâlâ mü'minlere basîretler ve nûrlar lütûf eylemiştir. Onlar bu sâyede işlerin iç yüzünü anlarlar. Resûlullah efendimizin "Mü'min Allah'ın nûru ile nazar eder" hadîs-i şerîfi bu mânâda anlaşılmalıdır. (İmâm-ı Kuşeyrî



İLHAM ......Allah tarafından kalbe gelen mâna.(İlhamın

ekserisi vasıtasız olarak kalbe gelir. İlhamın en cüz'îsi ve basiti hayvanat ilhamıdır. Sonra avâm-ı nâsın ilhamatıdır. Sonra melâikenin ilhamatıdır, sonra evliya ilhamatıdır, sonra melâike-i izam ilhamatıdır...


İLHÂM:

1. Peygamberlerin kalblerine uyanık ikenmelek görünmeden ilâhî vahyin bırakılması.
İlhâmpeygamberlerin aleyhimüsselâm ve sâlih (iyi) müslümanların kalblerine gelir.


Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin mübârek kalbine gelen ilhâmher müslüman için seneddir. Herkesin bunlara uyması lâzımdır. (Abdülganî Nablüsî)


2. Sâlihleriniyi kimselerin kalbine gelen İslâmiyet'e uygun mânâlar.
Melekten gelen ilhâmİslâmiyet'e uygundur. Şeytandan gelen vesvese İslâmiyet'ten ayrılmaya sebeb olur. (Hadîs-i şerîf-Berîka)


İslâmiyet'in hükümleri ilhâm ile anlaşılmaz. Evliyânın ilhâmıbaşkalarına huccetsened olamaz.

EvetEhlullahın (velîlerin) ilhâmları doğruluğuİslâmiyet bilgilerine uygun olmalarından anlaşılır. Fakat Ehlullahyâni velî olmak içinİslâmiyet bi lgilerini öğrenmek ve bunlara uymak şarttır.

"Takvâ sâhiblerine (haramdan kaçınanlara) Allahü teâlâ ilim ihsân eder" meâlindeki âyet-i kerîme bu husûsu bildirmektedir.








Ebû Hureyre’den naklen: Resûlullahın Allah’tan rivâ­yet ettiği kutsi bir hadiste yüce Allah şöyle buyurur:

عن ابى هريرة رضى الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "وما يزال عبدى يتقرب الىّ بالنوافل حتى احبه فاذا احببته كنت سمعه الذى يسمع به، وبصره الذى يبصر به، ويده التى يبطش بها، وجله التى يمشى بها"

“Kulum bana, üzerine farz kıldığım ibadetlerle yaklaş­tığı gibi hiçbir şeyle yaklaşamaz. Kulum bana nafile ibadet­lerle yaklaştıkça da

onu severim, kulumu sevince duyduğu kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli ve yürüdüğü ayağı olurum. Böylece benimle duyar, benimle görür, be­nimle tutar ve benimle yürür.” [3]




İbn Teymiyye, bu hadis, Allah dostları hakkında rivâ­yet edilen en gerçek hadislerden biridir. Yüce Resûl bu hadislerinde Allah dostlarına düşmanlık yapmanın Allah’a savaş açmak anlamına geldiğini beyan ediyor.


İbn Kayyim, Kitabu’r-Ruh 305’te: Aynı sayfada yüce Allah bu kudsi hadiste kendisine yaklaşan kuluna olan sevgisinin faydalı olacağını belirtmiştir. Allah (Celle Celalühü) kulu sevince kulağına, gözüne, eline ve ayağına yaklaşır.

Artık gözü Allah ile görür, kulağı Allah ile duyar, onunla tutar onunla yürür diye devam eden hadis.[4]

Kalbi, eşyaların gerçeklerinin belirdiği saf ayna gibi olur. Firâsetinde oldukça az yanılır, çünkü, kul Allah ile varlığa bakınca onu olduğu gibi görür. Allah ile işitince onu olduğu gibi işitir ancak bu gayb bilgisinden sayılmaz.

Nur kalpte çoğalınca derhal kalpten uzuvlara ve göze ge­çer. Nur ölçüsünde görme gözüyle hakikatleri ol­duğu gibi keşfeder.




İbn Teymiyye şunları anlatır:

Esvedül-Ansî, peygamberlik iddiasında bulunduğu za­man Ebû Müslim’i çağırtmış ve ona “benim pey­gamberli­ğimi tasdik ediyor musun?” diye sormuş.

“Ha­yır tasdik etmiyo­rum” diye cevaplamış. Bunun üze­rine Esved “Peki Muhammed’in Allah (Celle Celalühü)’ın Rasulü olduğunu kabul ediyor musun?” Elbette kabul ediyorum cevabını alan

Esved gazaba gelmiş, bir ateş yakıl­masını ve Müslimin ateşin içine atılarak yakılmasını emretmiş adamla­rına. Bu emri yerine getiren adamları,

Müslimi ateşin içinde namaz kılarken gördüler, hiçbir şey olmuyor­muş gibi

Ebû Müslim, Allah (Celle Celalühü) Rasulunun vefa­tından sonra Medine’ye gelmişti. Hz. Ömer (Radıyallahu Anh) onu kendisiyle Hz. Ebû Bekir ara­sına oturt­muştu.

Hz. Ebû Bekir (ö.13/634) (Radıyallahu Anh) hazır bulu­nanlara

“Allah (Celle Celalühü)’a hamd olsun ömrüm sona ermeden Allah (Celle Celalühü)’ın Rasulu Muhammedin ümmetinde İbrahim Halilullah gibi ateşe atılıp da kurtulan birini görmeyi bana nasip etti.”[5]

Ebû Hureyre (Radıyallahu Anh) anlatıyor: Rasulüllah Alâ bin Hadramı Bahreyne gönderdiği zaman bende onun­laydım, ilginç üç kerâmetini gördüm.

1- Deniz kenarına gelince besmele çekip yürüyün dedi ve yürüdük, su develerin ayaklarının alt kısmını bile ıslatmadı.
2- Çölden geçerken suyumuz bitti. Durumu bildir­dik. İki rek’at namaz kıldı sonra duâ etti, birdenbire yağ­mur yağdı.
3- Vefat edince mezarı kayboldu.[6]

Ölü ya da diri herhangi birine seslenip yardıma çağı­ran kimse, yardım istenilen kişinin Allah’tan ayrı, tek ba­şına zarar ve fayda vermeye güç yetirebildiğine inanı­yorsa, Allah’a şirk koşmuş demektir.

Ancak, Allah insanla­rın birbirine yardım etmesine izin vermiş, ihtiyacı için yar­dım isteyen kişiye icabet edip yardım etmeyi emretmiştir.
Sıkıntıda olanın sıkıntısının giderilmesi, muhtaç ve zorda olana yardım edilmesi gerektiği ile alakalı birçok hadisi şerif varit olmuştur.




BUNLARA TEK TEK CEVAB VEREBİLİRMİSİNİZ











[3] Buhârî, Rikak 38: İbn Mace Fiten 16.

[4] Buhârî, Rikâk 38: İbn Mâce Fiten 16.

[5] İbn Teymiyye, El-Furkan Beyne Evliyâi’r-Rahmâni ve Evliyâi’ş-Şeytâni, el-Mektebu’l İslâmî, 4.Baskı, Beyrût, 1397. Trc. Allah (c.c.)’ın velileri ile şeytanın velileri arasındaki fark / Pınar Yayınları. 162, -2003

[6] Ebû Nuyam Heysemî 9/376 Delalil Sayfa 208- Buhârî tarihi Bidaye 6/155
 

Red Baron

Aktifleşmemiş
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2007
Mesajlar
189
Puanları
0
"Ve le kad kerramna" Ayet-i Kerimesi:

İsra/70. "Ve le kad kerramna beni ademe ve hamelnahüm fil berri vel bahri ve razaknahüm minet tayyibati ve faddalnahüm ala kesırim mimmen halakna tefdıyla"

Meal-i Şerifi:

And olsun ki Biz, ademoğullarını mükerrem kıldık ve onları karada ve denizde (nakil vasıtalarına) yükledik ve onları leziz, temiz şeylerden merzûk ettik ve onları mahlûkatımızdan birçokları üzerine ziyâdesiyle üstün kıldık.
Ayet ademoğlunu pek çok varlıktan üstün kılındığını söylüyor,kerametle mucize ile ne alakası var?
Evet mucizeyi inkar eden kafir olur.Ama keramet nerden çıktı?
Keramet için başka deliliniz varsa ona bakalım.
Keramet ve mucize ayet ile sabit olduğundan inkar eden kafir olur...

Selametle...
 

mucahid_tr

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2009
Mesajlar
32
Puanları
0
Yaş
54
selamun aleykum kardeşler

REDBARONya anlamamazlıktan geliyon yada anlamıyon

HTML:
Evet mucizeyi inkar eden kafir olur.Ama keramet nerden çıktı?
HTML:
[SIZE=4]Keramet için başka deliliniz varsa ona bakalım.[/SIZE]
[SIZE=4][/SIZE]

Yanında ... KİTAPTAN İLİM BULUNAN BİR ZAT.... ise “Ben onu sana, gözünü kırpmadan önce getiririm.” dedi.

Üç aylık mesafede sarayın içindeki tahtı göz açıp kapayana kadar duvarlardan geçirip getirmesi

MUCİZE DEYİL

MUCİZELER PEYGAMBERLERE MAHSUZ

BURDA İNSAN YAPIYO BUNU BU KERAMET

BU AYET YETERLİ OLMADI DA


Bİ DE BAŞKA DELİL İSTİYON

HADİSE ZATEN İNANMIYON AYETLER DE YETERLİ DEYİLMİ SENİN İÇİN

ALLAH cc ayette katımızdan ilim veririz insanda keramet gösterir diyo




BU AYETTE ALLAHIN KATINDAN İLİM VERECEĞİNİ SÖYLEDİĞİ HALDE

ŞİMDİ BU ZAMANDA BİRİ KERAMETİ İNKAR EDERSE


BU AYETİ İNKAR ETMİŞ OLURMU

OLURSA DURUMU NE OLUR
 

Okyanus

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
11 Şub 2008
Mesajlar
1,317
Puanları
0
Velilerin kerameti haktır veya değildir.Ne kadar çok konu açılıyor bu konuda iş propagandaya dönüyor;şuna inanıyorum ki hiç bir veli böyle reklamının yapılmasını talep etmez,istemez.Bence velileri rahat bırakın kendinize bakın.
 

Red Baron

Aktifleşmemiş
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2007
Mesajlar
189
Puanları
0
selamun aleykum kardeşler

REDBARONya anlamamazlıktan geliyon yada anlamıyon

HTML:
Evet mucizeyi inkar eden kafir olur.Ama keramet nerden çıktı?
HTML:
[SIZE=4]Keramet için başka deliliniz varsa ona bakalım.[/SIZE]
[SIZE=4][/SIZE]

Yanında ... KİTAPTAN İLİM BULUNAN BİR ZAT.... ise “Ben onu sana, gözünü kırpmadan önce getiririm.” dedi.

Üç aylık mesafede sarayın içindeki tahtı göz açıp kapayana kadar duvarlardan geçirip getirmesi

MUCİZE DEYİL

MUCİZELER PEYGAMBERLERE MAHSUZ

BURDA İNSAN YAPIYO BUNU BU KERAMET

BU AYET YETERLİ OLMADI DA


Bİ DE BAŞKA DELİL İSTİYON

HADİSE ZATEN İNANMIYON AYETLER DE YETERLİ DEYİLMİ SENİN İÇİN

ALLAH cc ayette katımızdan ilim veririz insanda keramet gösterir diyo




BU AYETTE ALLAHIN KATINDAN İLİM VERECEĞİNİ SÖYLEDİĞİ HALDE

ŞİMDİ BU ZAMANDA BİRİ KERAMETİ İNKAR EDERSE


BU AYETİ İNKAR ETMİŞ OLURMU

OLURSA DURUMU NE OLUR
Belkısın tahtını getiren zat bunu ilimle yapıyor ve sen buna o zat peygamber olmadığı için keramet diyorsun.O işi yapan peygamber olsaydı mucize diyecektin.
O halde sen mucizelerin bilimle bilgi ile yapıldığını savunuyorsun.Bu ise mucize tanımına uymaz.Çünkü mucizler Allah katındadır ve olağan üstü şeylerdir.Bilgi ile yapılamazlar.
Eğer mucizler de bilgi ile yapılıyor diyorsan Hz.Musanın asasını yılana bir bilgi ile mi dönüştürdü?

Eğer kerametler de mucizler gibi bilim üstü olaylardır diyorsan o zaman Kurandan peygamber olmayan bazı kimselere bilim üstü, mucize cinsinden olağan üstü olayları yapabilme yani keramet verildiğine dair delil getir.
 

Son.Fedai

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Şub 2007
Mesajlar
6,367
Puanları
63
Yaş
51
Web sitesi
www.elibolyazilim.com
Eğer kerametler de mucizler gibi bilim üstü olaylardır diyorsan o zaman Kurandan peygamber olmayan bazı kimselere bilim üstü, mucize cinsinden olağan üstü olayları yapabilme yani keramet verildiğine dair delil getir.
1- Hazret-i Süleyman’ın veziri Asaf, iki aylık mesafedeki Belkıs’ın tahtını, göz açıp kapayıncaya kadar getirdi. (Neml 40)

2- Hazret-i Meryem’e her zaman taze meyve ve yiyecek verilirdi. (Al-i İmran 37)

3- Musa aleyhisselamla giden gencin sepetindeki pişmiş ölü balık canlandı. (Kehf61)

4- Ashab-ı kehf yüzlerce yıl uyudu (kehf 9- 16)
 

Son.Fedai

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Şub 2007
Mesajlar
6,367
Puanları
63
Yaş
51
Web sitesi
www.elibolyazilim.com
İlaveler:


Olağan üstü haller

İRHASAT:

Peygamber olacak kimselerde, peygamberlik gelmeden önce görülen ve peygamberliğin temellerini kuvvetlendiren olağanüstü haller

MUCİZE:

Bir peygamberin nübüvvetini doğrulamak için Allahu Teâlâ'nın onun elinde göstermiş olduğu tabiat üstü hallerdir

KERAMET:

Peygamberlik iddiasında bulunmayan, fakat dinin bütün hükümleriyle amel eden salih kimselerden zuhur eden harikalardır

MEUNET:

Amelleri ve ahlâkı güzel olan bazı mümin salih kullarda, bir iddiaya dayanmaksızın zuhur eden olağanüstü hallerdir

İHANET (HIZLAN):

Küfrü ve isyanı açık olan kimsenin elinden, kendi isteğinin aksine zuhur eden harikadır

İSTİDRAC:

Küfrü ve isyanı açık olan kimselerin elinden, kendi arzularına uygun olarak zuhur eden harikalardır
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
51
Bilgiler güzel. Haktır.

Ve lakin bu mumsema reklamlarını anlayamadım. Yoksa benin tarayıcımda mı bir sorun var? Yani pop-up reklam falan mı alıyorum farkında olmadan?
 

cypermethrin

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
12 May 2007
Mesajlar
264
Puanları
0
Yaş
35
Velinin kerametine dair söylentilerin hiç birine inanmıyorum. ayrıca o mumsema bendede çıkıyo.
 

AşK_€r

arabeskçi
İhvan Üyesi
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
3,711
Puanları
0
Yaş
40
şeyhül ekber muhyiddin arabiden keramet istemiş bazı dervişler.

arabi hazretleri tamam gösterelim demiş.kalkmış iki adım yürümüş.

herkes hala keramet bekliyor.tamammı demiş muhyiddin arabi.hani görmedik daha, nerde keramet demişler.muhyiddin arabide yürüdümya demiş.bundan güzel kerametmi olur.demiş.
 

dostluk

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Haz 2007
Mesajlar
5,663
Puanları
83
Yaş
46
AşK_€r;634424' Alıntı:
şeyhül ekber muhyiddin arabiden keramet istemiş bazı dervişler.

arabi hazretleri tamam gösterelim demiş.kalkmış iki adım yürümüş.

herkes hala keramet bekliyor.tamammı demiş muhyiddin arabi.hani görmedik daha, nerde keramet demişler.muhyiddin arabide yürüdümya demiş.bundan güzel kerametmi olur.demiş.
İMAMI RABBANİ DİYE BİLİYORUM..

KAYNAĞINI VEREBİLİRSENİz
 

AşK_€r

arabeskçi
İhvan Üyesi
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
3,711
Puanları
0
Yaş
40
İMAMI RABBANİ DİYE BİLİYORUM..

KAYNAĞINI VEREBİLİRSENİz
vallah kim olursa olsun.anlatmak istediğimiz çıkarılması gereken derstir.
olayı yaşayanın adı ister muhyiddin arabi,ister imamı rabbani,ister cüneydil bağdadi olsun.isim cisim önemli değil bize.:flw

hele kaynak hiç önemli değil:)
zaten başımıza ne geldiyse kaynaktan geldi:O
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
3 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
Ruh hayatımda

Üftade Hz lerin bir kişiyi Hacca göndermesi

Talebesi

Aziz Mahmut Hüdai Hz lerinin abdest suyunu ruhu ile ısıtması

Büyük etki bırakmıştır.

Bundan 4,5 sene önce Seminer için eşimle ULUDAĞ a çıkıyordum eşim üftade Hz lerinin camisini görünce Bir namaz kılalım ziyaret edlim dedi " bende dönüşte uğrarız " dedim iyi bildiğim yolda yolu şaşırdım BİR BAKTIM ÜFTADE HZ LERİNİN CAMİSİNİN ÖNÜNE ÇIKTIM Buda benim için bir kerametidir.

ÜFTADE HZ lerin türbesi ve Camisinini bilenler bilir ANA yoldan sapma ile olur ama levha vardır.
 
Üst