• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

UNUTKANLIK SEBEBLERİ ELEŞTİRİSİ-(Harama Bakmak ve Zihin Kirliliği Eleştirisi)

Yüksel1453

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
2 Ocak 2012
Mesajlar
3
Beğeniler
0
Puanları
0
#1
UNUTKANLIK SEBEBLERİ ELEŞTİRİSİ-(Harama Bakmak ve Zihin Kirliliği Eleştirisi)

UNUTKANLIK SEBEBLERİ ELEŞTİRİSİ
Hepimizin hayatında inançlar önemli bir yer tutar. Sahip olduğumuz bu inançlar sayesinde hayatımızı şekillendirir ve ona yön veririz. Eğer bir konuda yanlış bir inanç geliştirmişsek bu durum bize her alanda sorun çıkaracaktır zira beyin üzerinde yapılan araştırmalara göre beynimiz öğrendiği bilgiler çerçevesinde şekillenmektedir. Mesala doktorlar bir hastanın tedavi aşamasında mutlaka iyileşeceğine inanması gerektiğini belirtiyorlar. Bir sporcu yada sınava hazırlanan bir öğrenci başarmak istiyorsa inanması bu süreçte çok önemlidir. Ayrıca bir çok hastanın tedavisinde Plasebo adı verilen ve hastalıkla hiçbir ilgisi bulunmadığı halde hastaya verilen ilaçlar, hastanın bu ilaçlara inanması sayesinde tedavide olumlu sonuçlar vermektedir.
Kültürümüzde de yer aldığı şekilde “Bir kişiye kırk defa deli dersen deli olur” ifadesi inançların hayatımızdaki etkilerini dile getiren en veciz ifadelerden birisidir. Eğer kişi yaptığı bir davranışın hafızasına iyi geleceğini düşünüyor ve buna inanıyorsa bu durum mutlaka onun hafızasını güçlendirir. Aksine aynı şekilde yaptığı bir davranışın hafızasına zararı dokunacağını düşünüyor ve buna inanıyorsa unutkanlık yaşaması muhtemeldir.
Özellikle bir çok dini kitapta unutkanlık konusuna çok fazla dikkat çekilmekte ve nerdeyse tüm dini emirler bu çerçevede değerlendirilerek insanlar adete bir unutkanlık çemberine alınmaktadır. Makale sürecinde unutkanlık konusu üzerinde en fazla durulan “Harama Bakma” ve “Zihin Kirliliği” kavramları üzerinde durulacak ve bu kavramlar hem ilmi hem de dini boyutlarıyla irdelenecektir.
Hafıza için zararlı ve unutkanlığın nedenleri arasında gösterilen Risale-i Nur ve Ölümsüzlük İksiri kitaplarında geçen hususları kısaca belirtmek gerekirse bunlardan en önemlisi olarak Harama bakma gelmektedir. Özellikle İmam Şafiden gelen bir Rivayete göre Harama nazar nisyan(unutkanlık) vermektedir. Şimdi rivayeti şu şekilde sorgulayabiliriz;
1-Bu konuyla alakalı Kuran ve Hadislerde geçen bir İfade var mıdır? Araştırdığım kadarıyla ne Kuran-ı Kerimde nede hadislerde Hafıza ile Harama bakma arasında ilişki kurulmamış. Kuran-ı Kerimde ve Hadis-i Şeriflerde geçen ifadeler;
(Ey Resulüm, müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramlardan korusunlar! İmanı olan kadınlara da söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar!)[Nur30]
(Erkeğin kadına, kadının da erkeğe [şehvetle] bakması haramdır.) [Taberani]
(Harama bakmak, şeytanın zehirli okudur. Allahü Teâlâ’dan korkup yabancı kadına bakmayana, zevkli bir iman nasip olur.) [Ramuz]

(Yabancı kadına şehvetle bakanın gözleri ateşle doldurulup, Cehenneme atılır, onunla toka edenin kolları ensesinden bağlanıp, Cehenneme sokulur, lüzumsuz ve şehvetle konuşan, her kelimesi için, bin yıl Cehennemde kalır.) [R.Nasıhin]
(Kişinin başına demirden bir şişin batırılması, nikah düşen bir kadına dokunmasından daha hafif kalır.) [Taberani, Beyheki]
(Yabancı kadınla kucaklaşan, şeytanla beraber zincire vurulup ateşe atılır.) [Şira]
(Ey gençler, namusunuzu koruyun, zina etmeyin! İyi bilin ki, namusunu koruyana Cennet vardır.) [Hakim]
(Bir yabancı kadın görüp de, Allahtan korkarak, başını ondan çevirene, Allahü Teâlâ, ibadetlerin tadını duyurur.) [Ebu Davud, İ. Ahmet, Hakim]
Görüldüğü gibi ne ayetlerde ne hadislerde hafıza ve harama bakmak ilişkilendirilmemiştir. Önümüzde bu kadar sahih hadis kadar sahih olmayan hadislerde bile böyle bir ilişki kurulmamıştır. Bilindiği gibi Vahyin gelmeye başladığı andan beri müminler onu ezberleyerek hatırlarında tutmuşlardır, hatta Hz. Osman dönemine kadar yazılı bir nüsha haline getirilmemişti. Kısaca müminler için hafıza çok önemli bir unsurdu ayrıca İmam Şafiye kadar gelen dönemde bile ki bu dönemde İmam-ı Azam Ebu Hanife de vardır böyle bir ilişki kurmamışlardır. Bir diğer önemli soru ise İmam Şafi bu sözü gerçekten söylemiş midir? İmam Şafi gibi büyük bir kametin bu sözü söylediğine açıkçası ihtimal vermiyorum böyle bir durumu hatırına bile getirmeyen insan bu sözü hangi verilere dayanarak söyleyecektir. Mesela yaptığı araştırmada on kişinin harama baktığını tespit edip bunların unutkan olduklarını mı belirlemiştir.
Ayrıca imam şafinin hocası ilim ilahi bir nurdur onu haramlarla kirletme demektedir. Yani haramların hafızaya etkisini dile getirmektedir. Bilindiği gibi en büyük haram Allaha şirk koşmaktır. Bu gün bu günahı işleyen batı toplumları dünyanın ilim ve fende en gelişmiş toplumlarıdır. (İmam Şafii Hazretleri, hocası Vekî' bin Cerrâh'a hâfızasının zaafından şikayette bulununca, o büyük zat, İmam Şafii'yi en küçük günahlardan bile uzak durmaya çağırmış ve ona şöyle demiştir: "İlim, ilâhî bir nurdur; Cenâb-ı Allah, devamlı günahlara dalan kimseye nurunu lutfetmez.") Evet bu sözün doğru olduğunu kabul edecek olursak bugünkü batı toplumlarının, İslam aleyhine çalışanların ilimden mahrum olmaları gerekir.
Bu arada şunu da belirtmeliyim ki bir Kudsi hadiste Cenab-ı Allah “İlmi isteyene Zenginliği istediğime veririm” buyurmaktadır. Eğer harama bakınca ilimden mahrum kalacak olsak Allah ilmi isteyene değil, günaha girmeyene yada harama bakmayana veririm derdi.
Bediüzzaman hazretleri harama bakmanın unutkanlığa sebep olmasını açıklarken bunun haftada en az iki defa gusle mecbur ettiğini ve aşırı suistimalata sebep olduğunu belirterek vücut için gerekli maddelerin aşırı kullanılması sonucu unutkanlık verdiğini beyan etmektedir. Normalde İslami ölçülere göre meninin on beş günde bir çıkması gerektiğini söylemektedir. Burda evli yada bekar ayrımı yapılmamaktadır.
Araştırdığım bütün kadın ve aile ilmihallerinde cinsel ilişki sıklığının haftada iki kez olması gerektiği belirtilmektedir. Ayrıca bu açıklama konunun harama bakmak değil kişinin şehevi hisleriyle ilgili olduğunu gösterir söz konusu açıklamaya göre evli bir insanda haftada iki defa dan fazla cinsel ilişkiye girmişse yada bir genç suistimalat yapmışsa oda unutkanlık hastalığına yakalanmış demektir. Merak ettiğim konu bu durum hangi bilimsel veriye bağlı kalınarak tespit edilmiştir. Mesela on evli çift yada on genç örneklem olarak seçilmişte onların yaptıkları suistimalat çerçevesin demi bu kanıya varılmıştır. Bir diğer nokta ise eğer sorun suistimalat çerçevesinde kaybedilen maddeler ise bu maddeler vücuda alındığında unutkanlık kaybolacak mıdır.
Bediüzzaman’ın yaptığı bu açıklamalar bazı evli çiftlerinde kafasını karıştırmış olacak ki sorularla risaleinur adlı sitede şöyle bir soru sorulmasına sebep olmuştur;
Soru: Bilindiği üzere harama bakmak nisyan verir. Bediüzzaman SAİD NURSİ hazretleri bunu nefsin heyecana gelmesi ve haftada bir kaç kez gusule sebebiyet vermesinden kaynaklanan vücuttaki israfattan dolayı unutkanlığın meydana gelmesi, diye açıklıyor. Allah ondan razı olsun. Peki evli insanlar için nasıl oluyor bu, bazen haftada belki 3,4 kez gusul abdesti almak icap ediyor. Onun için de israfattan kaynaklı unutkanlık söz konusu olabilir diyebilir miyiz acaba?
Cevap: Harama nazarın nisyan vermesi, işlenen haramı hatırlamamak için zihni tersine işletmeye çalışmakla alakalı olarak, bir çeşit beyin dondurmayı hatırlatır. Yoksa evli olanın zihni unutmaya mecbur edeceği fiili yok ki, nisyan da versin.
Verilen cevap aynen bu şekilde yani insanın beyni haramı unutmak için tersten çalışıyormuş bu nu duyduğumda gerçekten şaşırdım ve unutkanlık sebepleri arasında beynin tersten çalışma diye bi şey var mı diye araştırdım sadece ters çaba diye bir kavram buldum ve bu durum ile alakası yok zira burda beynin dondurulması işlevinden bahsedilirken ters çaba beynin olumsuz durumlarla ilgilenmesi olarak açıklanmaktadır. Ayrıca beyin donması diye yaptığım araştırmada sadece beyin hücrelerini dondurmayı başaran bilim adamının ismi geçmekte böyle bir hastalık yada durumdan bahsedilmemekte.
“Yani bu biyolojik tespit evlilere değil, haram nazarlaradır, İsraf, haramla bağlantılıdır, helâlle değil”. Denilmektedir. İsraf ile haram bağlantısına girdiğimizde ise mesela ekmek yiyoruz helal ekmek ama gereksiz kullanıp çöpe attığımızda haram oluyor. İsraf zaten haramdır ama haramla bağlantılıdır diyemeyiz olsa olsa helalin suiistimali diyebiliriz.
Ayrıca psikoloji kitaplarına bakıldığında unutma konusunda Freud’un yaptığı bir çalışma var bastırma olarak açıklanmakta yani kişinin istemediği bir durumu hatırına getirmeyerek unutması işlevidir. O zaman karşımıza şöyle bir durum çıkmakta unutmanın harama bakmakla değil bastırma duygusuyla ilişkisi var bu arada şu nu merak ediyorum güzel bir kadın gören kişi bunu neden unutmak istesin.
Bir diğer bilimsel tespiti de şu şekilde açıklanmakta bu tespiti de sadece bu önermenin kanıtlanması amacıyla bu sitelerde bulmaktayım ve yukardaki sorunun cevabının altında yer almakta bu cevapta da evli ve bekar ayrımı yapılmamakta ve araştırmanın nerde ve kim tarafından yapıldığı konusunda bilgi verilmemekte ve bu araştırma hiçbir bilimsel sitede yer almamaktadır
“Harama bakmakla hislerimiz galeyana geldiğinde ve gusül gerektirecek eyleme giriştiğimizde parasempatik sinir sistemimiz aşırı bir şekilde uyarılır. Bunun neticesinde aşırı bir şekilde seks hormonları ve serotonin, dopamin ve asetilkolin adı verilen nörotransmitterler üretilir. Bu şekilde aşırı hormon üretimi ise beyin ve böbreküstü salgı bezlerinin dopamine-norepinephrine-epinephrine dönüşümünü yapabilmesi için aşırı bir şekilde çalışmasına sebep olur. Bu durum ise beynimizi ve vücut fonksiyonlarımızı aşırı sempatik hale getirir ki bu durum beyne zarar verir ve unutkanlığa sebep olur. Kısacası harama bakmakla tahrik olma neticesinde vücut kimyasında müthiş bir değişim olur ve başta unutkanlık olmak üzere bir çok rahatsızlığa kapı açılmış olur. Diğer rahatzılıkların başlıcaları ise şöyledir:
Konsantre olmakta zorluk çekme, Düşünce bulanıklığı, Görmede zayıflık, Sürekli baş ve bel ağrısı, Sindirim ve boşaltım sisteminde zayıflama”
Bu bilimsel olarak nitelendirilen çalışmayı da internette araştırdım ne yazık ki para sempatik sistemin aşırı kullanımı sonucu oluşan etkiler stres başlığı altında verilmekte ve aynen yukardaki ifadelerle verilmekte kişinin stres sonucu hayati tehlike yaşaması ve stresin yol açacağı zararlar anlatılmaktadır.
İşin ilginç yanı para sempatik ve unutkanlık, hafıza başlığında arama yaparken ortaya çıkan sonuçlarda bütün sitelerde başlığın stres olarak verilirken nurforum gibi dini sitelerde “Harama nazar nisyan verir” başlığı altında verilmesi. (Bir diğer nokta herhalde eksik bırakılmış kişi gusül gerektirecek eylemi eşine karşı yaptığında da aynı tepkimeler olmuyor mu, yoksu o durumda da beyin tersten çalışıp yada dondurmama işlemi yaparak bu tepkileri önlüyor mu)
Burda dikkatimi çeken bir diğer nokta ise harama bakmakla “vücut kimyasında olan müthiş değişme ve sinir sisteminin aşırı uyarılması” ifadeleri; sanki olay öyle bir şekilde anlatılıyor ki insan ölümden dönüyor veya feci bir olay karşısında insanın ruh hali resmedilmeye çalışılıyor. Kendi görüşünü kanıtlamak için insanın gözü ancak bu kadar dönmüş olabilir. Çevremizde hangimizin bir arkadaşı yada dostu yabancı bir kadına bakmamıştır? Şimdi onlara bir sorsak vücut kimyanızda bu kadar büyük tepkimeler oldu mu diye yada kendimize soralım, ( kişi harama baktığında bu kadar yüksek derecede tepkimeler yaşıyorsa herhalde zina ettiğinde vücudu çökmüş olacak ve hayati fonksiyonlarını yitirecek) bence bu araştırmayı okuyan biri eşiyle yatağa girmekten korkacaktır.(Araştırdığım sitelerden birinde bu araştırma Amerika’da yapılmıştır ibaresine rastladım, şahsen İngilizce orijinali nasıl merak ediyorum yada var mı)
Bu konuda yapılan bir diğer araştırmada Muhammed Bozdağ tarafından kaleme alınmış oda açıklamalarını aynen şu şekilde beyan etmekte; Cinsel objelere odaklanan, onlarla ilgili imajları zihninde tekrar eden “insanın zihnindeki mesaj akışı üst loblardan çekilerek cinselliğin yönetildiği alt kısımlarda -hipotalamus- gerçekleşmeye başlar. Beyin çalışmakta, ama beynin düşünce mekanizması durmaktadır.”(Muhammed Bozdağ, Unutkanlık ve Göz İlişkisi, Yeni Asya, 15.1.1994), Muhammed Bozdağ ayrıca bilimsel bir araştırmada eklemekte aynen şu şekilde; ABD California Üniversitesi’nde erkek fareler üzerinde yapılan deneyler aşırı cinsel istimalin farelerin beyinlerindeki gri hücreleri azalttığını ve beyinlerini küçülttüğünü ispatlamıştır.(Sabah, 24.10.1997)
Tıbbi bir tespiti kanıtlamak için sayın Bozdağ kendi makalesini vermiş (Yeni Asya, 15.1.1994),, ayrıca o makalede hafıza ilişkisi de yok merak ettiğim nokta Muhammed Bozdağ doktor mu, bu tespiti nasıl yaptı, bildiğim kadarıyla ODTÜ kamu yönetimi mezunu ve TBMM de uzman olarak çalışıyor ,cinsel istimalin beyinde gri hücreleri azalttığı farelerdeki cinsel istimalle anlatılıyor merak ettiğim nokta farelerde haram bilinci var mı, yani fareler baktıkları şeyin haram yada helal olduğunu biliyor mu mesela fareye gösterilen şey eşimi yoksa namahrem bir farenin cinselliğimi yada yapılan deneyde farenin zina yapıp yapmadığı da söz konusu mu.
Her şeyin aşırısı zararlı olduğu gibi cinselliğinde aşırısı elbette ki zararlıdır ve yukardaki deney sadece bunu kanıtlar yoksa harama bakmakla bir ilişkisinin olduğunu düşünmüyorum.
Yukarda harama bakmanın yol açtığı sorunlar sürekli tevil edilmekte, herhangi yaşanmış ve gözlemlenmiş bir sonuç getirilmemektedir. Ancak burda kişisel bir durumu paylaşmak istiyorum özellikle orta okulda ve lisede ismini vermek istemediğim bazı arkadaşlarımın durumlarını anlatmak gerekirse; orta okulda bir arkadaşım bize çıplak kadın resimleri gösterirken hoca tarafından yakalanmıştı, ve bu arkadaşım sürekli kadınlara bakardı ve bize belden aşağı fıkralar anlatırdı. Bu arkadaşım sürekli sınıf birincisiydi ve istiklal marşının ve gençliğe hitabenin tamamını ezbere biliyordu, şu an dada face’ten profiline baktım ve laiklik, referanduma hayır gibi başlıklar altında beğenilerini gördüm Hacettepe bilgisayar mühendisliği mezunu ve samsung da çalışıyor. Lisede ise bizzat tanıdığım iki arkadaşım izledikleri porno filmleri bize anlatırlardı biri gayet başarılı özellikle kimya alanında diğeri ise sınıf birincimizdi sınıf birincimiz olan kişi daha sonra okul birincisi oldu. Bir diğer arkadaşım ise(üniversiteye hazırlanırken tanıştığım) kızlarla çok yakın ilişki içerisindeydi ve bizzat bi arkadaştan porno film istediğini gördüm oda şu anda ODTÜ inşaat mühendisliği mezunu ve bir şirkette 6000TL maaş aldığını öğrendim. Hatta üniversitede bırakın harama bakmayı zina yaptığını aleni olarak anlatan arkadaşlarım vardı bunlardan biri İstanbul hukukta diğerleri ise İstanbul maliye ve sosyal bilgiler öğretmenliğinde okuyorlardı ve bu arkadaşların Müstehcen yayın izlediklerine de şahit oldum geçenlerde arkadaşımdan haber aldım o arkadaşlardan biri savcı olmuş, diğeri başbakanlıkta müfettiş olarak çalışıyor.
Ayrıca bu sıraladığım arkadaşların hiçbirinde (hepsiyle de en az 3 yıl beraber bulundum) hafıza şikayeti, düşüncede bulanıklık, görmede zayıflık, sürekli baş ve bel ağrısı, sindirim ve boşaltım sisteminde zayıflama gibi rahatsızlık durumlarından şikayet ettiklerini duymadım.
Bazı bilim adamlarının kadın ve pornografiye dair itirafları da gerçekten dikkat çekici ve düşündürücü;
Dünyaca ünlü bilim adamı Stephen Hawking hakkında yayınlanan bir haberde “ünlü fizikçi Stephen Hawking, kadınların aklını çok meşgul ettiğini itiraf etti; Kuantum fiziğindeki görüşleriyle evrenin anlaşılmasına yeni boyutlar kazandıran Hawking, New Scientist dergisine verdiği röportajda, birçok erkek gibi günün büyük bir kısmında kadınları düşündüğünü söyledi.(Hürriyet Planet-05.01.2012)”
Türkiye’nin önde gelen deprem bilimcilerinden İTÜ öğretim üyesi jeolog Prof. Dr. Celâl Şengör’ün, Cumhuriyet Bilim Teknoloji Dergisi’nde kaleme aldığı “Porno siteleri ve sayısız faydaları ” başlıklı yazısı tartışma yarattı. Şengör, porno sitelerinin insanlar için son derece faydalı olduğunu, kendisinin de öğrencilik yıllarından itibaren pornoyu sevdiğini söyleyerek, “Bu eğitimi alamayanların ne haltlar ettiklerini her gün gazetelerde okuyoruz” dedi.
Prof. Dr. Celâl Şengör’ün bu makalesi bir çok tartışmaya zemin hazırlamış ve Op. Dr. Akif Poroy (Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Tıbbi Seksolog), Doç. Dr. Özkan Pektaş (Özel İstanbul Vatan Hastanesi Psikiyatri bölümü) pornografinin tedavi amaçlı kullanabileceğini söylemişlerdir.
Burda önemli gördüğüm bir noktaya temas etmek istiyorum madem “Harama Bakmak” bu kadar önemli ve ciddi bir sorun hatta unutkanlığın ana sebebi olarak görülmekte, bugüne kadar insanlığa ve bilime katkı sağlayan bilim adamları niçin bu konuya eğilmemişler mesala; 8 kez Dünya Hafıza Şampiyonu olan Dominic O'Brien, Yaptığı 1093 adet buluşla patent alarak dünyanın en büyük mucidi olarak bilinen Thomas Edison yada Teorik Fizikçi ve ölümünden sonra beyni incelenmiş bir bilim adamı olan ve beyninin normal bir insanın beyninden hiçbir farkı olmadığı anlaşılan Albert Einstein inceleme sonrası açılan mektupta aynen şu ifadeleri kullanmakta “Kendimin diğer insanlardan daha zeki olduğumu düşünmüyorum. Onlardan tek farkım hayal gücümü daha etkin kullanıyorum.” Demiştir. Bu arada Einstein’ın kadınlarla ilişkiside oldukça renkli bir seyir izlemekte;
Einstein ve kadınlar. Dâhinin kadınlar üzerindeki manyetik etkisi tartışılmazdı. Bunun en açık kanıtı, iki evliliği sırasında yaşadıkları ilişkilerdi.
Mileva kendisinden hamile kaldıktan sonra onunla evlenmiş; ancak, kuzini Elsa'yla evlenebilmek için de ondan boşanmıştı. İkinci evliliği Elsa'nın ölümüne kadar sürmüş olsa da, bu arada aşk maceraları yaşamaktan geri kalmadı. Birlikte olduğu kadınların kimlikleri ve ilişkilerin yoğunluğu tarihçilerce tartışıla dursun, Roger Highfield ve Paul Carter adlı yazarlar önemli kanıtlara ulaştılar. Onlara göre; sekreteri Betty Neumann, Avusturyalı güzel sarışın Margarette Lebach ve iki zengin kadın Elsa Mendel ile Estella Katzenellenbogen, beraber olduğu kadınlar arasında.
Şunu da belirtmeden geçmeyeceğim harama bakmak elbette günahtır ancak bu günahı hiçbir alakası olmayan hafıza konusu ile ilişkilendirmek gençlerin ve evli çiftlerin kafasını karıştırmak sanırım doğru olmasa gerek özellikle bilimsel araştırmaları çarpıtmak ve kendi yargısını ispatlamak amacıyla cımbızla araştırma seçmek ve genel doğru şeklinde insanlara sunmak; madem bilimsel bir araştırma yapıyorsun unutkanlığa çare bulmaksa niyetin kendi görüşünün aksine olan araştırmalara da sitende yada makalende yer vermelisin amaç doğruyu bulmaksa eğer…
Mesela son zamanlarda yapılan bilimsel bir araştırma var; uyku bölünmesinin unutkanlığa neden olduğuna dair bir araştırma, bu araştırmayı Hürriyet, sabah, radikal gibi gazetelerde bulmanız mümkündür ancak, nurforum, sorularlarisaleinur vb. sitelerde yada dini eksenli gazetelerde bulmanız imkansızdır.(çünkü araştırma kesintisiz uykuyu savunmaktadır. Halbuki İslami hayatta teheccüt namazı gibi gece uykusunun bölünmesi gibi ibadetler yer almaktadır.) sadece haber7 sitesinde bu habere yer verildiğini gördüm.(Hürriyet 27.07.2009)
“Kesintisiz uykunun hafıza açısından çok önemli olduğu öne sürüldü. ABD Stanford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, bölünen uykunun bilinen nesneleri tanımayı zorlaştırdığı bulundu.
ABD’nin California eyaletinde bulunan Stanford Üniversitesi’nde fareler üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, bölünen uyku bilinen nesneleri tanımayı zorlaştırıyor.
Bazı farelerin uyuma süresini ve kalitesini bozmadan uykuları rahatsız edildi. Aralıksız uyuyan fareler, tanıdığı objeyi daha rahat hatırlayabildiler. Uykuları bozulmuş olan farelerse iki objeye de aynı ilgi gösterdiler.
ABD'de yapılan bir araştırmaya göre ideal uyku 22.00 ile 06.00 arasında ve kesintisiz olanı. Sık sık uyananlar hafıza sorunu yaşıyor, erken yaşlanıyor.”
Kısaca bilimsel araştırmalardan yoksun tamamiyle rivayetlere dayanan bir önermeyi kanıtlamak için sürekli tevile kalkışan bir zihniyeti anlamak zor olmasa gerek.
Bir diğer nokta ise bizim için bağlayıcı olan Kuran ve Sahih hadislerdir. Peki bizim bu kaynaklarımızda bu noktaya temas edilmiş mi, onu geçtim sahih olmayan hadislerde bile böyle bir ifade yok, onu da geçtim bizim mezhep kurucumuz İmam Azam hazretleri bile böyle bir ilişki kurmamış, peki bu ilişkiyi kim kurmuş, İmam Şafi hazretleri imam şafinin doğumu hicri 150 ölüm 204 Allah ondan razı olsun, ancak İmam Malikin dediği gibi Allah ve Resulü dışındaki herkesin sözü tartışılabilir kabul yada ret edilebilir. Peki İmam Şafi bu bilgiyi nasıl elde etmiş, peygamberimizden sonra vahiy kesildiğine göre, herhalde rüya yoluyla elde etti desek, bu durum sadece kendisini bağlar zira İslami ölçülere göre Rüya temel bilgi kaynağı değildir. Hocasının sözünü yukarda verdim zaten buna istinaden söyledi desek bu da mantıksız sonuçlar doğurur.
İşin dini boyutundan sonra diğer bir nokta ise ilmi boyutu nerdeyse bu konuyla alakalı tüm bilimsel araştırmalar var zaten, yukarda yer alıyor ve ne kadar tutarsız ve bu konuyla ilgisiz olduğunu sanırım belirtmeme gerek yok. Muhammed Bozdağ 23.11.2011 tarihli yazısında “İddia edebilirim ki son elli yılda insanlığın genel olarak önceki yıllara göre hafıza gücünün zayıflaması ve insanlığın gelişen ilme rağmen giderek daha geri zekalı olması -ki bu bilimsel bir tespittir aynı zamanda- bu çıplaklığın yaygınlaşması ve cinselliğin ön plana çıkmasıyla da ilişkili bir durumdur.” Demektedir .İnsanlığın gittikçe daha geri zekalı olduğu ifade ediliyor ve bunun sebebi açık saçıklık olarak ifade ediliyor size ricam Suudi Arabistan, İran ve Afganistan’da kadın giyimini incelemeniz(normalde Suudi Arabistan’da kadınların sadece gözlerinin açılmasına izin veriliyor ancak yapılan son yasal düzenlemeyle kadınların gözlerinin tahrik unsuru olduğu düşünülerek kadınların tek gözünün kapatılmasına karar verilmiştir), onu da geçtim bugün porno sektöründe lider Amerika’dır, ondan sonra Japonya ve sırasıyla Fransa ve Hollanda’dır, Hollanda’da cinselliğin ne boyutta olduğunu sanırım belirtmeme gerek yok. Lütfen bu ülkeleri birbiriyle kıyaslayın ,ilme ve insanlığa yaptıkları katkıları bir liste haline getirin, sonrada sonucu bana mail atın. (yaptığım araştırmalarda bırakın insanlığın geri zekalı olması aksine insanlık gittikçe zekileşiyor adlı araştırmalar var- Türkiye’de yapılan araştırmalarda da insanımızın gittikçe daha zeki olduğu yapılan testler sonucu ifade edilmektedir.)
Şunu da belirtmek istiyorum benim şahsi kanaatim bu inancın Müslümanların aleyhinde olduğu şeklinde zira bu durumu kim bilir size soruyorum, sizin benim gibi dini kitaplar okuyanlar. Ehli dünyaya karşı bir sıfır yenik başlıyoruz. Onların böyle bir derdi yok dersine çalışır gayret eder başarır. Ama biz dersimize çalışırken düşünürüz acaba şu kadına baktım unutuyor muyum, gözüm şuraya kaydı unutuyor muyum. Cinselliğini yeni keşfediyorsun, zaten günah diye üzülüyorsun, buna diyecek bi şey yok ama şu unutkanlıkta neyin nesi. Onu da geçtim yeni bi şey çıktı "zihin kirliliği" yani mezar taşlarına bakarsan, araba plakalarını okursan, reklam panolarına bakarsan(bunu genişletmek mümkün) unutkanlık yaşarsın. Konuştuğum bütün hafıza uzmanları bu durumu mantıksız olarak nitelendirdi. Zaten makalede diğer unutkanlık sebepleri başlığı altında aşağıda bu konuya yer verdim ve unutkanlık sebepleri 150 madde halinde veriliyor. Herhalde bu konuda çığır açmış durumdayız.
Bir diğer nokta Şafi mezhebine göre kadının el ve yüzü hariç her yeri avrettir. Yani kadının saçına bakmak haramdır burda şehvetli yada şehvetsiz bakma ayrımı yoktur. Kısaca şunu demek istiyorum şu anda sizde benim gibi Türkiye’de yaşıyorsanız 70 milyon insan gibi sizin de geri zekalı olma olasılığınız yüksek!!! Daha ayrıntılı bilgi isterseniz dinimizislam.com yada Tam ilmihal Saadeti Edebiye kitabındaki Kadın bölümüne bakabilirsiniz.
Son zamanlarda “Harama Bakma” endişesiyle Mısır’da kadınların muz, salatalık ve kabak yemesinin yasaklanması düşünülmekte; “Mısır'da yayımlanan el-senousa gazetesine konuşan bir din adamı, kadınların muz, kabak, salatalık gibi yiyeceklere dokunmasını yasakladı. Mısırlı bir din adamı erkek cinsel organına benzediğini belirttiği muz, kabak gibi yiyeceklerin kadınlar tarafından yenmesini yasakladı ve bu yiyeceklere kadınların dokunmasını bile yasakladığını açıkladı. Din adamı bunları yemek isteyen kadınların eşlerinden yardım almaları gerektiğini meyve ve sebzeleri erkeklerin kesmesi gerektiğini belirtti”. (Haber Türk-08.12.2011)Şahsen bu haberi okuduğumda çok şaşırdım ama daha sonra Mısırlı din adamına hak verdim zira onun okuduğu kitaplarda “Harama Bakmak” öyle bir illet ki “Unutkanlık ve Fakirliğin” ana sebebi olarak görülmekte zaten Mısırlı Din adamı başka türlüde düşünemezdi (fakat niçin sadece kadınlara yasakladı onu anlayamadım), ama keşke bunları düşüneceğine Muz, Kabak ve Salatalığın yararları hakkında düşünseydi ve bizi çaresi bulunmayan hastalıklara karşı bilgilendirseydi hem kendisi gülünç duruma düşmemiş hem de insanlığa büyük bir faydası dokunmuş olurdu.
Unutkanlığın bir diğer sebebi olarak TV izlemekte belirtilmekte ve delil olarak şu araştırmaya yer verilmekte "TV seyrettiğimizde beynimiz uyarımdan yoksun kalmaktadır. Almanya Beyin Antrenman kurumu Başkanı Prof. Bernd Fischer beynin bir kaç saat uyarımdan yoksun kalmasının düşünme yeteneği kaybına neden olduğunu ve bu kaybı geri almak için bir kaç hafta zihin çalışmasına gerek olduğunu tespit ettiklerini söylemiştir" Yani 2 saat Televizyon izledik mi yandık demektir geri zekalı olduk. Ancak yaptığım araştırmalarda bu konuyu değerlendiren Avusturyalı bilim adamı nöro-psikolog Nancy Pachana da televizyonun hafıza için kötü olmadığını, bazı programların hafızayı geliştirici nitelikte olduğunu belirtiyor ve önemli olanın sağlık, iyi beslenme ve aktif yaşam biçimi olduğunu söylüyor. Şimdi size soruyorum hangi araştırma daha mantıklı siz karar verin.



UNUTKANLIĞIN DİĞER SEBEBLERİ-ELEŞTİRİSİ
Ölümsüzlük iksiri kitabında bir diğer unutkanlık sebebi olarak Zihin Kirliliği olgusuna değinilmekte ve örnek olarak mezar taşlarına bakmanın unutkanlığa sebep olacağı dile getirilmektedir. Selefin çer çöp sayılacak bilgi kırıntılarını dahi mahzurlu gördükleri ve bu amaçla mezar taşlarını okumayı yasakladığı söylenmektedir. Bu durum itibariyle günümüzdeki reklam panolarının, araba plakalarının ve işyeri panolarını okumanın da aynı etkiyi yaratabileceği dile getirilmektedir ayrıca “ unutkanlığa sebep olmaması için mezar taşlarındaki yazılara bile mesafeli durulmasını anlamamız oldukça zordur; fakat, unutulmamalıdır ki, selef-i salihîn meseleyi kendi nezih atmosferleri zaviyesinden değerlendirmişlerdir.” Denmektedir. Ancak Ölümsüzlük İksiri kitabında selef-i salihînin mezar taşları ile ilgili görüşlerine yer verilirken unutkanlık ile ilgili diğer görüşlerine yer verilmemiştir. Zira diğer görüşlerini anlamamız neredeyse imkansızdır. Bu görüşlere aşağıda yer verileceğinden burda sadece iki örnek vermek istiyorum mesela “Canlı biti yere atmak ve Tırnak uzatmak” unutkanlık sebepleri olarak görülmektedir.
Hatta bu iddia o kadar önemsenmektedir ki Fatih Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yakup Çetin yabancı dil öğreniminde temel sorununun “Zihin Kirliliği” olduğunu dile getirmektedir. Sanırım Sayın Yakup Çetin yazmış olduğu makale bilim dünyasına önemli bir katkı sağlamış ve literatüre yeni bir kavramı kazandırmış olmakta, ilgili makaleyi aynen aşağıda yer vermekteyim ne kadar mantıklı ve akla yatkın olduğunu okuyup karar verin
“Yabancı dil öğrenimi üzerine yapılan çalışmalar, bu konuda başarısızlığa neden olan belli başlı etkenleri ortaya koymuş olsalar da – sosyal, psikolojik, bilişsel ve duygulanımsal – benim görüşüm etkileri yadsınamayacak bu geleneksel faktörlerden biraz farklı. Pek çok insanın yalnızca yabancı dil değil diğer pek çok disiplinin öğreniminde de (Tarih, Matematik, Edebiyat vb.) azami performans gösterememesinin altında yatan sebebin "Zihinsel Kirlilik"ten kaynaklandığına inanıyorum.
"Zihinsel Kirliliği" kavramı ile ne ifade etmek istediğimi açıklayayım. Billboard'lar, mağaza vitrinleri, posterler, broşürler, dergiler ve reklamlar ile televizyon, sinema, video ve internet mecralarında sergilenen farklı boyut, özellik ve şekillerdeki görseller zihinsel kirlilik meydana getirmektedir. Söz konusu görseller, şekil ve özelliklerine bağlı olarak kişinin zihinsel enerjisini büyük oranda tüketebilmekte, dahası karmaşık ve rahatsız edici duygulanımlara yol açabilmektedir. Görseller cezbedici ve müstehcen oldukları ölçüde kişinin sosyal ve akademik yaşantısına olumsuz etki etmektedirler.
Örneğin, 50 kuruş büyüklüğündeki bir bilgisayar oyunu logosu (Mortal Kombat oyunundaki ejderha figürü gibi) en az üç kilobyte (3.072 karakter) yer kaplamaktadır ki bu 400 İngilizce kelimenin kapladığı alan ile eşdeğer bir büyüklüktür. Zihinsel kapasitelerimizin yalnızca %8 ila %10'unu kullandığımız önermesi göz önünde bulundurulduğunda insan beyninin; özellikle de çocukların, televizyon izlerken, bilgisayar oyunları oynarken ve internette sörf yaparken sürekli maruz kaldığı görsel veri miktarı azımsanamaz ölçüdedir.”
Yukarda yer verdiğim yazarın görüşüne göre bilgisayarda bir film izleyeceğimize tam 140.000 tane İngilizce kelime öğrenebilirsiniz. Çünkü her ikisi de hard diskte aynı yer kaplıyor. Bir diğer noktada şu; biz televizyon yada bilgisayar izlerken azımsanamaz ölçüde görsel veri miktarına maruz kalıyoruz da, herhangi bir gezintiye çıktığımızda yada bi manzarayı gözlemlediğimizde yada bir doğa olayına tanık olduğumuzda yada bir misafirliğe gittiğimizde yine azımsanamaz ölçüde görsel veri miktarına maruz kalmıyor muyuz. Sanırım insanlık büyük bir tehlike içersinde yakın gelecekte tüm insanlık yazara göre hafızasını yitirecek.
Yazarımız Zihin Kirliliğini bilgisayar virüslerine benzetmekte ve karşı karşıya olduğumuz tehlikenin boyutlarını(tabi böyle bir tehlike varsa) gözler önüne sermekte “Tıpkı bir bilgisayar gibi, korunma filtresi düşük bir seviyeye ayarlanmış olan bilinçsiz insan zihni her çeşit görselin sürekli saldırısı altındadır. Zihinsel kirlilik de, kendisini diğer program, doküman veya e-postalara kopyalayan ve böylelikle hafızanın çalışmasını ciddi oranda yavaşlatan, hatta bilgisayarı çökerten bir bilgisayar virüsü gibi hareket etmektedir. Virüsler aynı zamanda verileri silebilir ve bilgisayarın, insan beyninin uzun süreli hafızasına benzeyen, sabit diskine zarar verebilir.” Maazallah her an format atmak durumunda kalabiliriz.
Yazarın bir diğer iddiası ise yabancı dil öğreniminde zihin kirliliğinin çok önemli olduğu iddiası ve bu sebeple yabancı dil öğrenen alimlerin bu etkenden uzak kaldıkları için yabancı dilleri öğrendiklerini iddia etmesi “Yabancı dil öğrenimi de zihinsel kirlilikten olumsuz etkilenmektedir. Yabancı dil öğrenimini kolaylaştırması öngörülen çağdaş yöntem ve teknolojiler (internet, DVD, dijital TV, vs.) aynı zamanda kişileri zihinsel kirliliğe maruz bırakarak öğrenmeyi engelleyebilir. Pek çok eski alim çağımızın dil öğrenme kaynakları ve kolaylıklarına sahip olmadıkları halde çok sayıda yabancı dili öğrenmeyi başarabilmişlerdir. Örneğin, İtalyan kardinal ve ünlü dilbilimci Guiseppe Caspar Mezzofanti'nin 38 dilde ve 50 lehçede akıcı şekilde konuştuğuna inanılmaktadır. Benzer şekilde, Sir John Bowring (100), Emil Krebs (68), Ziad Youssef Fazah (56), Ali Ufki (16), Muhammad Hamidullah (22), Pamulaparthi Venkata Narasimha Rao (13), Jose Rizal (22) ve Sir Richard Francis Burton (29) parantezlerde belirtilen sayılarda dil ve lehçede konuşabiliyorlardı.”
Bunlar arasında araştırdığım kadarıyla Sir John Bowring(17 October 1792 – 23 November 1872) 100 dil biliyor ve 200 dil konuşabiliyordu ve kendisi diplomattı ve milletvekilliği yapmıştı ayrıca İngiltere adına Çin, Avrupa ve Amerika da bir çok faaliyette bulunmuştu kısaca maruz kaldığı görsel veri miktarı azımsanamayacak ölçüdeydi. Emil Krebs (15 November 1867 in Freiburg in Schlesien – 31 March 1930 in Berlin) de aynı şekilde bir Alman devlet adamıydı ve aslen bir avukattı ilerleyen yıllarda ise Almanya’nın Çin deki Elçiliğinde görev aldı kısaca onunda maruz kaldığı görsel veri miktarı azımsanamayacak ölçüdeydi.
Yazarımız iddiasını destelemek için bir adım daha ileri gidiyor ve diyorki “Bu alimlerin yeteneklerinin ve heveslerinin yanı sıra bugün bizim karşı karşıya olduğumuz yaygın zihinsel kirlilikten zarar görmemiş olmalarının da başarılarında etken bir faktör olduğuna inanıyorum. Örneğin Mezzofanti diller alanında bir dahiydi ve bu bilgeliği, yaşamını bir manastırda geçirmesine ve böylelikle hafızasını zayıflatabilecek zihinsel kirliliğin hiçbir çeşidinin kendisini meşgul edememesine sanırım borçluydu. Sayın yazar niçin kendi görüşünüzü destekleyen Mezzofantiyi örnek veriyorsunuz da Sir john Browring’i örnek vermiyorsunuz hem Sir daha fazla dil biliyor ve aktif bir hayatıda var desek sanırım bize şöyle cevap verecek “maruz kaldığı görsel veri miktarı azımsanamayacak ölçüde”.
Yazarımızın bizlere bir öğütüde var ve diyorki “Çoğunlukla gözden kaçırılan ancak oldukça önemli bir engel teşkil eden ve insanlar arasında çok yaygın olan zihinsel kirliliğin, yabancı dil öğrenimindeki başarısızlığın can alıcı sebeplerinden biri olduğuna kaniyim. Hafızanın gerekliliğinin kaçınılmaz olduğu tüm disiplinlerde (akademik olan veya olmayan) zihinsel kirliliğin farkında olmak gereklidir. Unutmayın! Zihin kirliliği ile temasımızı kontrol edemediğimiz sürece ne kadar uğraşırsak uğraşalım yeni şeyler öğrenmemiz çok zor ve zaman alıcı olacaktır. Unutkanlık ise kaçınılmaz olmaya devam edecektir. Hiç kimse kalbura dönmüş bir beyin istemez, siz ne dersiniz?”
Bizim diyeceğimiz şu herhalde senin dediğin bu olgu yada zihin kirliliği her neyse buna karşı tek korunma şansımız Manastıra çekilmek yada sürekli olarak Camide itikafta bulunmak yada evimizdeki tüm görsel verileri temizleyerek hayatımızı devam ettirmek yoksa “maruz kaldığımız görsel veri miktarı azımsanamayacak ölçüde”. Olur.
Ancak fareler üzerinde yapılan deneylerde onların maruz kaldığı görsel veri miktarı hafızalarına zarar vermek bir yana onları daha da zeki hale getirmiştir. “1980'in ilk yıllarında Berkeley'deki California Üniversitesinde nero-anatomist olan Marian Diamond yaptığı deneylerden birinde yeni doğan fareleri iki gruba ayırmıştır. Birinci grup fareler sade bir kafeste beslenirken, ikinci grup fareler içinde çeşitli labirentler ve renkli oyuncakların bulunduğu zengin bir kafeste büyütülmüşlerdir. Yapılan gözlemler labirentler ve çeşitli oyuncakların bulunduğu kafeste yetişen farelerin daha zeki oldukları ve diğerlerine göre daha hızlı öğrendiklerini ortaya koymuştur. Daha sonra her iki gruptan alınan farelerin beyinleri üzerinde yapılan incelemeler, sade kafeste büyüyen farelere oranla, labirentler ve oyuncaklarla dolu olan kafesteki farelerin beynindeki nöronlar arasındaki ilişki sayısının yaklaşık % 40 oranında daha fazla olduğunu göstermiştir.”
Zihin Kirliliği kavramının temel çıkış noktası Mezar taşlarını okumanın bu etkiyi yaratacağına inanılması olarak belirtilebilir ancak temele indiğimizde bizim aslında daha büyük dertlerimiz varmış demekten kendimi alamadım. Mezar taşlarını okumanın mahzurlu olduğu söylenen kitapları araştırdığımda bu kitaplarda daha bir çok şeyin unutkanlık sebebi olarak sıralandığını gördüm, bunları şu şekilde sıralayabiliriz;
İbrahim Hakkı Hazretlerinin Marifetname adlı eserinde Unutkanlık Sebepleri; Çok günah işlemek, Çok düşünmek ve üzülmek, İşinin çok ve dağınık olması, taze geşniz yemek, Ekşi elma yemek, Deve katarı arasından geçip gitmek, Ense çukurundan kan aldırmak, Mezar taşlarındaki yazıları okumak, Asılan adamın yüzüne bakmak, Canlı biti yere atmak.
Burhânü'd-Din el-Bâcî «Tahzîrul-İhvan mimmâ yûrisü'l fakra ve'n-Nisyân (Müslüman kardeşlerimi fakirlik ve unutkanlık sebeblerine karşı ikaz) adlı eserinde şöyle der.

- Bez parçası veya elbise ile ev süpürmek ,Ekmek parçasını ateşe atıp yakmak, Hamamda kepek ile oğunmak, Yanında fazla verecek şeyi olduğu halde isteyen bir muhtaca ver­memek ,Yemek ve su kaplarını yıkamayıp bulaşık olarak bırakmak, Ekmek ve yemek artıklarını önemsemeyerek saçıp savurmak, Açık saçık bir şekilde çıplak oturmak, Açık ve çıplak olarak abdest bozmak, Cünüp olarak gezmek, Cünüp olarak yemek yemek, Soğan ve sarımsak kabuğunu yakmak, Gece ev süpürmek, Evde süprüntü bırakmak, Ağaç parçasıyla diş karıştır­mak, Çamur veya toprak ile el yı­kamak, Eşik üstünde oturmak, Kapının bir kanadına dayan­mak Abdest alınan mahalde kü­çük veya büyük abdest bozmak, Üstünde elbise dikmek, Elbise ile yüzü silip kurut­mak, Etek ile yüzü silip mesh etmek, Örümcek evi (ağı) nin evde bırakılması, Sokağa erken çıkmak, geç kalmak, Ekmek ufağını satın almak yahut istemek. (Bunlar fakirlik meydana getirir.), Yemek yerken ve su kullanırken lüzumsuz harcamalarda (israfda) bulunmak, fazla akıtmak. Hattâ, abdest alırken bile, Nefes ile mum ve kandil söndürmek, Bağlı kalem ile yazı yazmak, Kırık tarak kullanmak, Oturarak sarık sarmak, Ayakta pantolon, pijama vesaire giymek, Tırnak uzatmak. (Bunun fakirlik getirdiği ve unutkanlık yaptığı «Kaadıhan» kitabında anlatılmıştır.) , Kafadan hacamet yaptırmak (kan aldırmak), Akmayan suya bakmak; içi" ne idrar yapmak (hattâ böyle akmayan suda abdest bile almak.), İdam edilmiş (asılmış) birine bakmak, Mezar taşı okumak, Fare artığı yemek, Taze kişniş yemek, Elmanın ekşisini yemek (bir rivayette elmanın olgununu da yemek unutkanlık yapar.), Çok soğan, sarımsak ve bakla yemek, Yol ortasında yaya yürümek, İki kadın veya iki deve arasından geçmek,Keçi ve dişi koyun eti yemek, Keçi iliği somurmak. Bunların hepsi unutkanlık ve gam, keder getirir, Çok ekşi şeyler yemek ve haşiş (esrar) kullanmak, Canlı bit bırakmak ve taşımak, Zaruret yokken siyah na'lin (terlik) giymek, Başkasının misvakını (fırça­sını) kullanmak, Sıcak ekmek yemek, Dişiyle sakalını (n kılını) kır­mak, Sol el ile yemek yemek, Yumurta kabuğuna basmak.
Burda sadece bir kısım maddelerini verebildiğim unutkanlık sebeplerini ilgili kitap tam 150 madde de açıklamıştır. Şimdi bu kitaptaki iddialara ne gözle bakacağız birer hurafe olarak mı yoksa dinsel bir emir gözüyle mi bakacağız şahsi kanaatim buradaki iddiaların bir takım davranışları önlemek adına uydurulmuş hurafeler olduğudur Zira eşik üzerinde oturmanın yada bez parçasıyla ev süpürmenin insanda fakirlik yada unutkanlık meydana getireceğini şahsen düşünmüyorum.
Ayrıca internette araştırdığım bilimsel temelli olan(dinsel temelli olmayan) bütün internet sitelerinde listelenen unutkanlık sebepleri arasında harama bakma veya Zihin Kirliliği gibi ibarelere rastlamadım.
 

dogus23

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
4 Mar 2018
Mesajlar
33
Beğeniler
0
Puanları
0
#2
Heyhat öncelikle bu konuya cevap verilmemesine şaşarım.
Harama bakmak belkide herkes için unutkanlık vermeyebilir. Sebebi ise Şer i hükümler müslümanlara göredir Yani Yukarıda belirtilen yazıda Ateist Celal şengörün p*rnoyu faydalı bulması ve ona iyi gelmesi demek bir müslümanada iyi geleceği anlamını taşımıyor Japonya Fransa ve Hollanda Vs gibi batı ülkelerinde cinselliğin aleni şekilde olması belkide onlara zarar vermeyebilir.
şöyle isterseniz

İsditraç nedir?

bir ona bakalım İstidraç demek küfrü veya fâsıklığı açıkça görülen kimsenin elinde, isteğine uygun olarak zuhur eden harikalıklardır nimetlerdir. Yani bir kimseye bir haramı yapıyor diye hastalık verilmiyor ise haram para ile zengin oluyorsa HARAMA BAKIYOR DİYE ZİHNİ Halen dinç kalıyor ise bu insana verilen bir isditraçtır Yani Allah buna bu dünyada rahatı veriyor ama öbür dünyada tevbe etmediği sürece azap verecektir.


A’râf Suresi 182. Ayet "Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz." bu ayeti kerime de demek istiyorki biz inkar edenlere nimet veriyoruz ama onlar zevk sefa içindeler ve zevk sefa ile akılları bloke olduklarından bunun farkında olmadıkları için felakete gidiyorlar.


Allah kulunu sınamak için ona bazen yetenekler verir zeka olsun güç olsun vs bu yetenekleri acaba Böbürlenip kibir mi yapacak yoksa Allahım şükürler olsun diyip Allaha şükür edip Allahtan geldiğini Allah rızası için bu tenekleri kullanacak eğer bu yetenekleri haram yollara Allahı inkar etmekte o aklını Allahı inkar edecek bilimde kullanırsa aLLAH AHİRETTE CEZANI VERİRİama Aklını zekasını gücünü kuvvetini Allah rızası içi islam için kullanır ise Allah onu İnşallah mükafatlandırır.


Yukarıda yazıldığı yerlerde Evli olanlara ise yazarımız nasıl oluyor haftada 3 4 defa güsül abdesti alması icap ediyor demiş yani demek istediği neden harama bakmala 1 2 defa bekar kimse masturpasyon yapıyorda evli bir insan harama bakmadığı halde neden 3 4 defa haftada güsül alıyor ?

3 4 defa güsül abdestinin almasını sebebi Eşine karşı cinsel istediği oluşudur o bekar kardeş belki bu kadar sabredebiliyor ama evli olan kardeş helal dairesin de olduğu için 3 4 5 7 kez ilişkiye girebiliyor. Yani burada eşlerin birbirlerinin tatmin etmesi kadar doğal bir şey yok.

şunuda belirmek istiyorum :

Kafirin haramdan etkilenmesi ile bir müslümanın etkilenmesi aynı ölçüde olmaz. Kafirin manevi dünyası zaten zaten karanlık olduğu için bir müslüman gibi aşırı etkilenmez. Ayrıca harama bakmanın verdiği unutkanlık yavaş yavaş olmaktadır. Ama insanlığın harama bakma gibi bir durumu olmasaydı belki de şu an ki teknolojiden kat be kat önde olunurdu.
 
Üst