Üç üzüm tanesi | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Üç üzüm tanesi

cicek demeti

Sükut
İhvan Üyesi
Katılım
7 Ocak 2011
Mesajlar
11,683
Puanları
0


Üç üzüm tanesi





İstanbul'un Topkapı semtinde surların dışında Arakiyeci (Takkeci) İbrahim Ağa Camii diye bilinen mimari şaheseri bir cami vardır. Çevreyolunda seyahat edenler Topkapı mezarlıkları hizasından geçerken ahşap eyvanlarını ve zarif minaresini görebilirler. Hendesi mükemmelliği ve duvarlarındaki çinileriyle bize XVI. yüzyıl Türk mimarisinin pırlanta bir örneğini gösteren camiin yapılışıyla ilgili bir hikaye anlatılır.
Arakiyeci İbrahim Ağa Kapalı Çarşı esnafından olup takke yapıp satmakla geçinen dürüst gözü tok mütevazı bir insan imiş. Fakirlikten Topkapı dışında eski bir Bizans evinde oturur her gün ta çarşıya kadar o yolu yaya gider gelirmiş. Bir gece rüyasına bir pir-i fani girip ona demiş ki:
- Evladım var Bağdad'a git. Köprünün karşısındaki hurma Ağacına sarılmış olan asmada 3 üzüm tanesi kısmetin vardır; onları al afiyetle ye.
İbrahim Ağa rüyaların sadık olduğu zaman tahakkuk edeceğini bilmekle beraber fazla da önemsenmeyeceğini düşünenlerdendir. Hani peygamberlerin yahut evliyaullahın rüyası tamam da kendisi gibi sıradan bir adamın rüya görmüş olması ona pek bir anlam ifade etmez. Üstelik üç üzüm tanesi için aylarca yol meşakkati çekmek de pek öyle kolayca verilebilecek kararlardan değildir. Ancak İbrahim Ağa aynı rüyayı ertesi gece de görmesin mi?
- Hayırdır inşallah!
O gün işine gitmiş; ama aklı hep rüya ile meşgul. Nihayet üçüncü gün de aynı rüyayı görünce kimseye bir şey söylemeden omuzda heybe ayakta çarık elde asa ver elini Bağdad.
İbrahim Efendi haftalarca yol alır ve nihayet Dicle'nin gürül gürül akıp yeşerttiği Darüsselam'ın merkezi köprüsünün yakınına varır. Yakındaki aşçı dükkanına girip karnını doyururken bir yandan da bakışlarıyla köprünün çevresini incelemeye asmaya sarılmış bir hurma ağacı aramaya başlar.
Hayret! Tam da rüyasında tarif edildiği gibi bir hurma fidanı köprünün karşı yakasında durmaktadır. Karnını doyurduktan sonra tatlı niyetine rızkı olan üç üzüm tanesini yemek üzere asmanın yanına gelir. Ancak hangi salkımdan koparacağını bilemez. Sonra asmanın yanındaki peykeye oturup üzümleri incelemeye koyulur. Yaprakların arasında yalnızca üç üzüm tanesi bulunan bir salkım gözüne ilişir. Ama biraz yüksekçe yerdedir. Yaklaşıp bir iki zıplarsa da eli yetişmez. O sırada yanına yaşlı bir adam gelir:
- Selamun aleykum Ağa üzüm yiyeceksen işte salkımlar önünde. Böyle niye zıplıyorsun?
Takkeci İbrahim şaşırır. Öyle ya buna ne cevap versin? Nihayet başından geçenleri bir bir anlatır. Adam dinledikçe gülmeye başlar ve nihayet
- Be hey herif !... der ne kadar da safmışsın. Ben de üç seneden beri buna benzer bir rüya görürüm bana da İstanbul diyarında Topkapı dışında Topçular'da bir takkecinin kömürlüğünün altında üç küp altın var; git al derler de yine yerimden kıpırdamam. Sen ise üç üzüm tanesi için gelmişsin ahmaklığın bu kadarına bravo doğrusu!
Bu sözleri duyan İbrahim Ağa bayılmamak için kendini zor tutar.
Çünkü adamın tarif ettiği yer İstanbul'da oturduğu ev; kömürlük de kendi kömürlüğüdür. Adama bir şey sezdirmemek için o üç üzüm tanesini yiyip derhal gerisin geri yola çıkar. İstanbul'a gelir ve kömürlüğünü kazar. Gerçekten de üç küp altın orada durmaktadır. Altınları alır ve pek çok hayır hasenattan gayri şimdi kendi adıyla anılan o şirin camiyi yaptırır.
***
ŞİMDİ ASIL SORU ŞU: Kanaatimce herkesin kısmetinde bir “üç üzüm tanesi” bulunmaktadır. Ya da üç küp altın mı demeliyim…. Yıllardır belki de üzerinde oturuyoruz da farkında değiliz….
Önce kendime soruyorum….
Benim hayatımdaki üç üzüm tanesi nedir; ya da üç küp altın ?....
Kanaatimce şunlardır:
1. Allahın beni müslüman bir anne ve babadan yaratması
2. Peygamber Aleyhisselama ümmet kılması
3. Sadatın kapısını nasip etmesi….
Ancak yıllardır bu üç üzüm tanesinin ya da üç küp altının üzerinde oturmakla birlikte kıymetini tam olarak bilemediğimi ve nimetin şükrünü hakkıyla eda edemediğimi itiraf etmeliyim….
Peki sizin hayatınızdaki üç üzüm tanesi ya da üç küp altın nedir?...
Kıymetini bilme ve şükrünü eda etme noktasında ne durumdasınız ?….
Kendinizi bu konuda hiç yokladınız mı ?....
tam da kendimize sormamız gereken bir soru olduğunu düşünüyorum….
Ne dersiniz ?....

ALINTIDIR..​
 
Üst