Üç ay sonra öleceğinizi bilseniz ne yaparsınız? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Üç ay sonra öleceğinizi bilseniz ne yaparsınız?

Yitik Lale

“Men dakka dukka”
İhvan Üyesi
Katılım
3 May 2010
Mesajlar
3,282
Puanları
0
Allah hepimizi ölümcül hastalıklardan korusun, bize hayırlı bir ömür nasib etsin. Bizler faniyiz, ölümlüyüz. Belirli bir vakte kadar yaşayacak, ondan sonra ruhumuzu teslim edecek ve Rabbimiz’e döneceğiz.
“O’ndan geldik ve tekrar O’na döneceğiz.”

Ancak, “imtihan alanı” olan bu dünyada ne kadar yaşayacağımız, ne zaman öleceğimizi hiçbirimiz bilmiyoruz. Belki iki gün sonra öleceğiz, belki de seksen yıl daha yaşayacağız. Ne ne zaman, ne de nasıl öleceğimizi biliyoruz.
Ölümü hiç düşündünüz mü?
Allah korusun, diyelim ki çok kötü bir hastalığa yakalandınız. Doktora gidip her türlü muayeneyi oldunuz. Sizi muayeneden geçiren doktorlar, üzgün ve yüzleri sapsarı kesilmiş bir halde sizi karşılarına oturttular ve yüzünüze karşı aynen şunları söylediler:
“Bunu size açıklamak gerçekten çok zor ama açıklamak zorundayız. Üzgünüz, Allah’tan umut kesilmez ama üç ay ömrünüz kaldı. Üç ay sonra öleceksiniz.”
Ne yaparsınız?
Sahi, ne yaparsınız?
Yanıtlarınızı duyar gibiyim:
“Üç ay boyunca her gün insanlara iyilik yaparım. Hayır işlerine girişir, bol bol sevap kazanmaya çalışırım.”
“Kalplerini kırdığım, üzdüğüm insanlara ulaşmaya çalışır, onların gönlünü almaya, bana haklarını helal etmelerine çalışırım. Küs ve kavgalı olduğum kimselerin ayağına gider, muhatabım haksız bile olsa ben özür diler, barışırım onlarla.”
“Namaz kılmaya başlarım.”
“Fakir ve kimsesizleri doyurur, onları giydiririm. Banka hesabımdaki paranın yüklü bir kısmını çeker, bu parayı yoksullar, açlar, kimsesizler ve muhtaçlar için harcarım.”
“Günahlarımı bağışlaması için her gece Allah’a dua ederim. Yaptığım kötülüklerden, işlediğim günahlardan, ifa ettiğim suçlardan dolayı pişmanlık duyduğumu itiraf eder, tövbe ederim.”
“Birine borcum varsa bunu ne edip edip bir an önce ödemeye çalışırım. Üzerimde hiç kimsenin hakkı olmamasına, üzerimde kul hakkının bulunmamasına çalışırım.”
“Örtünürüm.”
“Anne ve babamın gönlünü almaya çalışır, bana haklarını helal etmesini sağlarım. Onların hayır dualarını alırım.”
“Çocuklarıma bol bol zaman ayırır, onları gezdirir, oyun parklarına götürürüm ve onlarla oynarım.”
“Bir yetimhaneyi, çocuk yuvasını ziyaret eder, oradaki çocuklara oyuncaklar, çikolatalar alır, onları sevindiririm. Yetimlerin duasını almaya çalışırım.”
“Herhangi bir mesleğim, zanaatim veya sahip olduğum bir yeteneğim varsa, bunu birine öğretirim. O kişinin benim aracılığımla bundan ekmeğini kazanması sağlarım.”
“Kızılay’a kan bağışında bulunurum.”
“Herhangi bir yardım derneğine başvurur, Afrika’daki açlara, Pakistan’daki depremzedelere veya Endonezya’daki tsunami mağdurlarına gönderilmek üzere yüklü bir para bağışında bulunurum.”
“Hapishanedeki düşünce mağdurlarını ziyaret eder, onlara destek ve moral veririm.”
“Biribirlerini seven ama paraları olmadığı için evlenemeyen bir çiftin düğününü yaparım, hatta evlerini, bütün mobilyalarını dizerim.”
“Ailesinin maddi durumu olmadığı için okuyamayan bir çocuğu okuturum, okul masraflarını karşılarım.”
“Yaşadığım yerleşim biriminde bozuk olan bir yol veya cadde varsa, onarırım. Masraflarını kendi cebimden ödeyerek o yolu düzeltirim.”
“Camii ve kahvehane sayılarının biribiriyle yarıştığı ülkemizde, ben her ikisinin de ihtiyaçtan fazla olduğuna hükmeder, farklı olanı yapar, kütüphane olmayan ilçemde bir kütüphane açarım.”
“Az uyur, az tüketirim. Sevdiğim, hoşlandığım şeyleri yaparım. Hangi iş ve uğraş beni mutlu ediyorsa, onunla meşgul olurum.”
“Hiç kimsenin gıybetini yapmam, kimsenin arkasından konuşmam, kimseyi kötülemem. Hiç kimseyi incitmem, kalbini kırmam.”
İçinizden geçenleri, kalbinizde olanları ne güzel okudum, değil mi?
Üç ay ömrünüz kalması halinde yukarıda saydığımız fiillerin birçoğunu birden yapacağınıza tereddütsüz inanıyorum.
Sayılı günleri kalan hiç kimsenin, son günlerinde kötülük veya şer tasavvur edeceğine ihtimal vermiyorum. Yaşadığımız toplumda hiç kimse kalkıp da, “madem ki üç ay sonra öleceğim, o halde gitmeden önce dilediğim kadar kötülük yapayım” diye aklından geçirmez, “nasıl olsa öleceğim, ölmeden önce bir – iki cinayet işleyeyim” veya “giderayak şu memleketin tekerine çomak sokayım, bir – iki yeri bombalayayım, terörü tırmandırayım” ya da “ölmeden önce bir – iki hırsızlık, yağmalama olayına girişeyim” diye düşünmez. Aramızda öyle düşünecek birileri varsa, mümkünse son günlerini tımarhanede geçirsin, cehenneme gidene kadar gözetim altında tutulsun.
Dedik ki, üç ay sonra öleceğimizi bilsek, hep iyi şeyler yapmak isteriz. Ve yaparız.
Peki…
Bütün bu saydığımız güzel şeyleri yapmamız için, illa ki üç ay sonra ölmemiz mi gerek? İlla ki ömrümüzün son günlerini mi yaşıyor olmamız lazım?
Üç ay değil, isterse 103 yıl daha yaşayalım, önümüzde upuzun bir hayat olsun, bu saydıklarımızı yapsak, ne kaybederiz?
Hem Allah-u Teala’nın razı olacağı, hem anne – babamız ve çocuklarımızın hoşnut olacağı, hem toplumun, ülkenin, fakirlerin, yetimlerin, kimsesizlerin memnun kalacağı bu güzellikleri yaşasak ve onlara yaşatsak, ne kaybederiz?
Yoksa yakında öleceğimizi bilmemiz, psikolojik bir etki mi sağlıyor? Eğer öyleyse, üç ay sonra öleceğimizi varsayalım, kendimizi buna şartlayalım ve bunları sırasıyla yerine getirelim.
Eğer daha uzun yaşarsak, ölmediğimiz için üzülmeyiz, merak etmeyin.

Özkan ERDEM
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
insan sonsuzu sever.
sonsuz sayıda yaşam süresi...

zaman zaman belki her zaman biz de yanılgıya düşeriz.

lakin ayar çeken hocamız var hamdolsun.

biz hergün ölüyoruz vesselam
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,943
Puanları
113
Belki üç ay da yok gelmiştir zamanı belki Allahu alem....ama bunları uygulayacak ferasette yok çoğumuzda...
 

zeynephanne

Aşka Meftûn…
İhvan Üyesi
Katılım
24 Ağu 2009
Mesajlar
1,281
Puanları
0
güzel bir paylaşım olmuş..Mevlam razı olsun..
ilk etapta insan ürkse de hakikatle yüzleşmek çok da zaman almıyor.gerçekten kim verebilir ki 3 ay sonra ölmeyeceğinin garantisini?
ama biz insanoğlu her şeyi ertelemeye pek bir meraklıyız..ibadetlerimizi,iyiliklerimizi,yapacağımız hayır hasenatı ve daha pek çok hayırlı fiillerimizi..
ne diyelimm..hatırlamamız gerekenleri hatırlamamıza vesile olsun inşaAllah bu yazı..
Vesselam..
 

Yitik Lale

“Men dakka dukka”
İhvan Üyesi
Katılım
3 May 2010
Mesajlar
3,282
Puanları
0
Amin Rabbim cümlemizden razı olsun inşallah...
Aslında bu yazının özeti şu hadisi şerif (gerçi sahih hadis olup olmadığı tartışılıyor)
"Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış.Yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol..."
Her an ölüm meleği kapımızı çalıcakmış gibi yaşarsak zaten Rabbimizin emrettiği şekilde yaşamış oluruz...
Ama nefs ve şeytan buna müsade etmediği için her anımız gaflette geçiyor... :(
 
Üst