Tasavvuf ve Tarikat Olmadan Türkiye Düzelmez | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Tasavvuf ve Tarikat Olmadan Türkiye Düzelmez

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Mehmet Şevket Eygi, Milli Gazete

TASAVVUFSUZ VE TARİKATSIZ OLMAZ

ŞERİATA yüzde yüz mutabık bir tasavvuf ve tarikat olmadan Türkiye düzelemez. Bu coğrafyaya İslâm tasavvufla gelmiştir, tasavvufsuz İslâmî kalkınma, gelişme, hürleşme düşünülemez.

Ahmed Yesevî, Hacı Bektaşı Velî, Mevlânâ Celalüddin Rûmî ve diğer pîran...

Nakşilik, Kadirilik, Mevlevilik, Bektaşilik...Diğer turuk-i aliyye...

Medreselerde okutulan ve öğretilen İslâm'a uygun tarikat ve tasavvuf.

İhyau Ulûmi'd-din'deki tasavvuf.

Risale-i Kuşeyrî'deki tasavvuf.

Kûtü'l-kulûb'taki tasavvuf.

Pîran efendilerimizin tasavvufu.

İtikadı sahih olanların tasavvufu.

Elli yıl boyunca beş vakit namazı cemaatle kılanların tasavvufu.

Şeriattan kıl kadar ayrılmayanların tasavvufu.

Erbilli Es'ad efendinin, Mehmed Zahid Kotku'nun, Adanalı Sami efendinin tasavvufu.

Şeyh/İmamŞâmil'in, Abdülkadir Cezairî'nin tasavvufu.

Sultan Abdülhamid'in şeyhi Muhammed Zâfir el-Medenî'nin tasavvufu.

Âmirîne bi'l-mâruf ve nâhine 'ani'l-münker olanların tasavvufu.

Bursalı İsmail Hakkı'nın, Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın tasavvufu.

Abdülkadir Geylanî'nin, Ahmed er-Rufaî'nin, Hasan Şâzelî'nin, Şah Muhammed Bahaüddin Nakşibend'in, İmam Rabbanî'nin tasavvufu.

Âbidlerin, zâhidlerin, muhlislerin, âlimlerin, âriflerin, kâmillerin, zâkirlerin, müstağfirlerin tasavvufu.

Ölmeden önce ölenlerin tasavvufu.

Mücâhid fi sebilillah olanların tasavvufu.

Mürüvvet ve fütüvvet sahiplerinin tasavvufu.

Medaris-i islamiyeyi ve tasavvuf dergahlarını kapatarak İslâmî hayatın belini kırdılar. Bu iki müessese tekrar hayata geçirilmedikçe işler düzelmez.

Yüz bin yeni cami daha yapılsa yine düzelmez.

Beş bin İmam-Hatip mektebi açılsa düzelmez.

İslâmcılar seçimlerde yüzde yetmiş oranında oy alsa da düzelmez.

İşin başı ilimdir ve irfandır. İlmi medreseler verir. İrfan tasavvuf dergahlarındadır.

Reformcularla, yenilikçilerle, değişimcilerle, sahte müctehidlerle, aktivistlerle, İslâmcılarla, Fazlurrahmanın Tâtiliye mezhebiyle, mezhepsizlikle, telfik-i mezahible, şuculukla buculukla, BOP'çulukla işler düzelmez, aksine daha fazla bozulur.

İlle de medâris-i islâmiyye, ille de turuk-i sufiyye...
 

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,548
Puanları
83
yani İslamla demek istiyor herhalde

ra'sul hikmeti mehafetullah
bizcede düzelmek ancak bu şekilde olur
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
İlim, amel ve irfanla; yani İslam'la... Amenna.

İlmi temin eden şeriattir. Amel, şeriatın tatbikatıdır.

İrfan ise Tasavvufun sağlayabileceği bir husus.
 

arifan yolcusu

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 Ağu 2010
Mesajlar
1,302
Puanları
0
Yaş
38
yerinde tespitler...
Allah razı olsun
 

Doubp

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Tem 2010
Mesajlar
64
Puanları
0
Yaş
39
İrfan ne demek sizin dilinizde.. Mümkünse bir iki cümle ile yuvarlamadan.. Nasıl birşey ki sadece sizin tekelinde merak ettim..? Umuma mâl olan irfan dan bahsediyorum.. Yoksa bir tasavvuf terimi bizi zaten ilgilendirmez buyurun sizin olsun ona lafımız yok...
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Kalb ilmi demek "irfan". Allah Tealayı, Hakke'l Yakin bildirecek bir ilimdir. Kehf Suresine bakınız. Tabii meallerle yetinmeyiniz Bursevi, Taberi, İbni Kesir, Kurtubi, Razi, Elmalılı gibi muteber tefsirlerine bakınız.
 

hacifersat

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
11 Nis 2010
Mesajlar
717
Puanları
0
selam. bende diyorum ki partiyle düzelir. hiziple,cemaatle düzelir. hatta müslümanları önce partilere,sonra cemaatlere, sonra ırklara, sonra aşiretlere bölersek hatta bölebildiğimiz kadar bölersek ancak tam anlamıyla düzelir :)
 

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,548
Puanları
83
Kalb ilmi demek "irfan". Allah Tealayı, Hakke'l Yakin bildirecek bir ilimdir. Kehf Suresine bakınız. Tabii meallerle yetinmeyiniz Bursevi, Taberi, İbni Kesir, Kurtubi, Razi, Elmalılı gibi muteber tefsirlerine bakınız.
Allah bu dini zorlaştırmadı
kimsenin de buna hakkı yok
efendimiz aleyhisselam bu din kolaydır onu zorlaştıran altında kalır buyuruyor
ve başka hadisi şeriflerde defaatle
Kur'anın belli ayetlerini hıfz edip amel edenlerin kurtulacağını beyan ediyor
ve Allah bildikleri ile amel edenlere bilmediklerini öğreteceği hepimizce malumdur
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Allah bu dini zorlaştırmadı
kimsenin de buna hakkı yok
efendimiz aleyhisselam bu din kolaydır onu zorlaştıran altında kalır buyuruyor
ve başka hadisi şeriflerde defaatle
Kur'anın belli ayetlerini hıfz edip amel edenlerin kurtulacağını beyan ediyor
ve Allah bildikleri ile amel edenlere bilmediklerini öğreteceği hepimizce malumdur
Efendi kardeşim,

Size irfan ilmine ulaşmak, yani bir Mürşid-i Kamile teslim olup ondan kalb ilmini talim etmek zor geliyor olabilir. Bu demek değil ki Tasavvuf ve irfan ilmini tavsiye etmek dini zorlaştırmak! Şeriat ilimlerini tahsil etmek için mutlaka bir alim meclisinde diz kıracaksınız. Bunun başka yolu yoktur. Kitaplar okumakla ancak malumat sahibi olursunuz. İlim ise hocasından öğrenilir. Kalb ilmini öğrenmek içinse kalb ilmini bilen bir Hızır'ın eşiğine varacaksınız. Kalb ilmi de ancak irfan sahibinden öğrenilir.

Hz. Resulullah efendimiz 'Rabbım benim sadrıma ne aktardıysa mağara arkadaşım Eba Bekir'in Sadrına da onu aktardım' buyurdu. İşte irfan ilmi budur: Satırdan değil, Peygamberimizin sadrından öğrenilir, alınır. Peygamberimizin sadrına ise ona ulaşan bir kanal lazım. Allah Teala, sadık olun demedi. Sadıklarla olun dedi. Peygamberleri, Sıddıkları, Salihleri ve şehidleri, ne güzel arkadaş onlar diye vasfetti... Allah Teala, ilmi isteyene vereceğim diye de vaad etti. Müjdeler kıldı. Hakikaten istersen niye vermesin? Hakikaten istiyorsan niye o ilmi edineceğin sebebleri halk etmesin? Hakikaten istiyorsan niye sana da bilmediklerini öğretmesin?

Bunca senedir ibadet eden, amel işleyen, Şeriatı yaşamak için çırpınan sizler bizler neden o kalb ilmini öğrenemedik şimdiye kadar? Demek ki kişinin bildiğiyle, kendi ameliyle olmuyor da ondan.

Kehf Suresine bakınız dedim. Kendisine Tevrat indirilmişken, Allah Teala, o ilmi öğrenmesi için Musa As'ı nereye havale etti? Bu kadar zor mudur, bakmak, tedkik etmek, tefsir okumak?

Şunu da söylemeliyiz: İman ile ölüp Cennet nimetlerine kavuşmak değildir, irfan ilminin semeresi... O kadarı Şeriatı yaşamakla da olur. İrfan ilminin neticesi kişiyi sadıklardan ve salihlerden kılar. Mukarrebundan... Sabıkundan... Yani Allah'a gerçek bir dost olmaktır semeresi. Evliyaullah makamlarına kavuşmaktır.

Evliyaullah ile ilgili Ayet-i Kerime indiğinde Ashab efendilerimiz, Resulullah efendimize sordular: "Evliyaullah kimlerdir?" Mübarek Resulullah efendimiz tarif ettiler: "Peygamber ve Şehid olmadıkları halde Peygamberler ve Şehidler onların nurdan tahtında nurdan yüzleriyle otururken onlara gıbta edip sevinçle bakacakları kimseler..." Haşa yanlış anlaşılmasın, elbette Peygamberler Velilerden üstündür. Bununla beraber, Peygamberler Velilerle iftihar edeceklerdir.

Peki, soruyorum öyleyse kişi nasıl Veliyullah olur? Nedir o yakınlığı ve o devleti ele geçirten?
 

|SEÇKiN|

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 May 2010
Mesajlar
812
Puanları
43
ben tasavvufun içinde hiç olmadım. çok istedim ama olamadım. bilmiyorum, ama kısmet işte...
lâkin, asla karşı da olmadım. hatta gerekliliğine inanmış bir insanım. şevket EYGİ ağabeyin yazdıklarına aynen katılıyorum.
bu ülkenin çimentosunu oluşturan, en büyük markaları hep bu ekol içinden gelmiş insanlardır. Yunus'undan Mevlânasına varana dek kim varsa...
tasavvuf bir zikir ve ahlâk mektebidir. niye karşı çıkılır hiç anlamıyorum. hangi zararı var da bu kadar hararetle karşı çıkılır onu da...
yalnız şuna hep inanmışımdır: tasavvuf tıpkı bir deniz gibidir, orada yüzme bilmeyen boğulur. ve bu denizde yüzmek için gereken ilim evvelen şeriat ilmidir. şeriat ilmi olmadan birinin tasavvufa girmesi cidden tehlikelidir. şer'î hassasiyetler gözetilmeden de tasavvuf olmaz diye düşünüyorum. olmamalı da!
mürşit bir öğretmendir, kişinin Rabbini bilmesinde, tanımasında, ona lâyık kul olmasında vasıta olan bir mürebbi...
ama eğer ki mürşit diye bilinen kişi kendisini müridi ile Rabbi arasına bir amaç gibi sokar ve önüne dikiliverirse şirk tuzağına girmiş ve en büyük tehlike olarak arz-ı endam etmeğe başlamış demektir. mürşit müridine yolu öğretmeli ve yoldan çekilmelidir, onu RABBİYLE başbaşa bırakmalıdır. ama arkada hep bir gözcü olarak! mürit mürşidine hep saygı duymalı, hürmet etmeli, onu bir baba, müşfik bir öğretmen olarak bilse de zikrinde fikrinde hep RABBİ olmalıdır... bunları şunun için yazdım, tanıdığım bu yoldaki nice kardeşlerimizin dilinde, fikrinde hep mürşitleri vardı; ama Rableri, peygamberleri nerdeyse unutulur hale gelmişti.

bir ara dünyalar iyisi sofi olan bir kardeşle tanışmıştım. öyle şeyler söyledi ki küçük dilimi yuttum nerdeyse. "biz günah işlesek bile, şeyhimiz cehennem ile aramıza perdedir" demişti. ona birçok şeyler anlatıp bu anlayışın yanlış olduğunu söyledimse de o başka birine inanacak gibi değildi. sonra öğrendim ki bu iyi niyetli arkadaşımızın benimle sohbet etmesini yasaklamışlardı.

bugün tasavvuf düşüncesinin en büyük talihsizliği bu ülkede yanlış kişilerin elinde zafiyete uğramış, uğratılmış olmasıdır. ilimsiz, irfansız kişilerin elinde... şer'î hassasiyetlerden hoşlanmayanların elinde... bunu bir çıkar kapısı gibi gören, müritlerini aylık aidata bağlayan, bu yolla zengin olan mürşit müsveddelerinin elinde...

eğer bir gün, içinde para, pul, çıkar olmayan... mürşidi şeriatı çok iyi bilen, ona noktası virgülüne kadar riayet eden, ilim irfan ehli, hikmet sahibi ve yaşamıyla örnek olan, (saff, 2)'deki ayete muhalefet etmeyen bir kapı bulabildiğim gün bütün benliğimle orada olmayı hayatımın en büyük amacı olarak ittihaz etmişimdir.

yazdıklarım benim şahsi görüşlerimdir, sürç-i lisân ettimse Rabbimin affına sığınırım... bu konuda bu ülkede söz söyleyebilecek son kişiyimdir belki, affınıza, hoşgörünüze sığınarak içimi dökmek istedim sadece...
 

Aşk Şairi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Nis 2007
Mesajlar
3,286
Puanları
0
Web sitesi
www.haksairi.com
Seyyah kardeş size baştan sona katılıyorum
neden çok karşıtı var anlamıyorum diyorsunuz ya
maalesef sapık düşünceleride savunuyorlar kimseye laf söyletmiyorlar
verdiginiz örnekler
biz günah işlesek bile, şeyhimiz cehennem ile aramıza perdedir"
yada başka nice sapık yanlış düşünceden bahsedince tarikat düşmanı ilan ediyorlar.
hemen selefimisin vahhabimisin diye iftiralarda bulunuyorlar
hurafeleri sapıklıkları anlatmaya calısan herkes
selefi vahhabi ilan ediliyor
onlar nasibli diğerleri nasibsiz onların şeyhi var sizin şeytanınız !!!!

ayrıca Kurana ve Sünnete uyulmadan hiç bir millet düzelmez !!!

 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,943
Puanları
113
Seyyah kardeş size baştan sona katılıyorum
neden çok karşıtı var anlamıyorum diyorsunuz ya
maalesef sapık düşünceleride savunuyorlar kimseye laf söyletmiyorlar
verdiginiz örnekler
biz günah işlesek bile, şeyhimiz cehennem ile aramıza perdedir"
yada başka nice sapık yanlış düşünceden bahsedince tarikat düşmanı ilan ediyorlar.
hemen selefimisin vahhabimisin diye iftiralarda bulunuyorlar
hurafeleri sapıklıkları anlatmaya calısan herkes
selefi vahhabi ilan ediliyor
onlar nasibli diğerleri nasibsiz onların şeyhi var sizin şeytanınız !!!!

ayrıca Kurana ve Sünnete uyulmadan hiç bir millet düzelmez !!!


Aşk Şairi kardeş çok uzun yazmayacağım size küçük bir misal :
o üye resminde lafzatullah sağda Rasulallah solda yazmalı idi..... bu işin edebi, inceliği budur... bilmem anlatabildim mi? :)
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
Aşk Şairi kardeş çok uzun yazmayacağım size küçük bir misal :
o üye resminde lafzatullah sağda Rasulallah solda yazmalı idi..... bu işin edebi, inceliği budur... bilmem anlatabildim mi? :)
orası ayna ablacığım dikkatini çektiyse bayrak ta ters gözüküyor.

o resmi hazırlayanın inceliği var.
birşeyler anlatmak istiyor.

seyyah kardeşim,

şeyh günah ve perde hakkındaki sözlerin yanlış
tabi şeyh şeyhse
günaha perde olur, ama nasıl olur ilerde bulabilirsem misaller eklemeye çalışırım.
ülkemizde gerçek kaideleriyle tasavvuf ehli bir elin parmaklarını geçmiyor.
bu tekkelerin kapanması nın etkileri mevcut.
çözüm yeni bir anayasa
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,943
Puanları
113
Aynada görüntü sola geçmez (yazılar aynen duruyor yani elif gene sağda he de solda yani sonda) ya da sağa nasıl olduğunu araba dikiz aynasından anlayabilirsiniz.... buradaki ayna görüntüsü olamaz....

Ve tasavvuf olmaz ise incelik de olmuyor...
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Efendim, 72 tane sapık fıkrası var diye nasıl İslam'dan vazgeçilmez ise; yanlış örnekleri, Tasavvuf adı altında yanlış işler yapanı, sapık sözler edeni var diye de irfan ilminden vazgeçilmez. Bunda mutabıkız seyyah kardeşimle. Ve diğer kardeşlerimle...

Allah'a şükür Kıyamete kadar açık kalacak tertemiz ve hakiki kapılar vardır halen. Allah Teala, samimi olan kullarını inşallah kendi yollarına sevk edecektir. Vaadi vardır.

Efendim gerçeği sahtesi nasıl seçilir: Pekçok ölçütü var. En başta ise Şeriat geliyor. Şeriatın da Ehli Sünnet itikadı ve amelleri. Her şeriat ehliyim diyen de doğru yolda olmayabilir. Lütfen dikkat.

Lütfen şu konuya bakınız:

http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=11234&highlight= (Mürşidin Sahtesi Gerçeği Nasıl Seçilir?)
 

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,548
Puanları
83
bizim itirazımız başlığa idi yoksa tasavvufa değil
zorlarsanız olmaz
buda irfan değil zaten
bize zor gelip gelmemesi ile ilgili değil

dersli olan kardeşlerimiz var
gece derslerini yapazağız diye
gündüzü uyuyarak geçiriyor
yada işigücü terk edenlerimi ararsın
veyahut ailesi ile ilgilenmeyeninimi
efendimiz aleyhisselam her oyun batıldır ama karısı ve atı ile oynayanlar müstesna derken
sanırım en çok zamanı aile almalı kanatindeyim
velhasıl bu öğretide bozukluk var da diyebilirsiniz lakin bizimde söylediğimiz bu zamandır
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0
Ubeydun abi ama şimdi sizin söylediklerinizi de tasavvufla tarikatla tamamen ilişkilendirmek ne kadar doğru olur ki?

Bildiğim kadarıyla gece ibadeti ve ödevleri öyle gecenin tamamını kaplayacak kadar uzun değil, bir saatinizi hadi bilemediniz iki saatinizi alır. İbadet yapmayı seviyorsa, kişiye göre, bu süre uzar belki. Hatta kısalır da.

Bu sözleriniz tarikatı bağlamaz, kişiyi bağlar diye düşünüyorum.

Çünkü şeriat ve hükümler bu konuda bellidir.
Kul hakkına giren, sorumluluklarını ihmâl eden dersli birisine, mensubu bulunduğu cemaatten ya da tarikattan dolayı yanlış yapıyor diyemeyiz.
Dersli olduğundan değil, o insanın yapısından kaynaklanan bir şey olmalı.

Tarikatın zamanın gerisinde kaldığı düşüncesi doğmamalı bundan dolayı.
 

Aşk Şairi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Nis 2007
Mesajlar
3,286
Puanları
0
Web sitesi
www.haksairi.com
Aynada görüntü sola geçmez (yazılar aynen duruyor yani elif gene sağda he de solda yani sonda) ya da sağa nasıl olduğunu araba dikiz aynasından anlayabilirsiniz.... buradaki ayna görüntüsü olamaz....

Ve tasavvuf olmaz ise incelikte olmuyor...
ameller niyetlere göredir dediğiniz gibi aslında lafzatullah sağda Rasulallah solda olması gereke bilir ama
benim 10 yıl önce bu resmi yaparken hangi düşünceyle ne niyetle bu şekilde yaptığımı bilmediğinizden ve bu olayı bilmeden zanla tasavvuf edeb ve inceliğe bağlamanız aslında doğru değil..ALLAHA havale
Resme takılmak yerine yorumumu yorumlayıp varsa oradaki hatalarımızı düzeltmeniz daha hayırlı olurdu ...



Not; şahsi münakaşalara yer verecek cevaplardan ziyade bilgilerimizi paylaşırsak daha güzel olacak kanaatindeyim. Mesajınız tarafımdan düzenlenmiştir.

eylül​
 

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,548
Puanları
83
Ubeydun abi ama şimdi sizin söylediklerinizi de tasavvufla tarikatla tamamen ilişkilendirmek ne kadar doğru olur ki?

Bildiğim kadarıyla gece ibadeti ve ödevleri öyle gecenin tamamını kaplayacak kadar uzun değil, bir saatinizi hadi bilemediniz iki saatinizi alır. İbadet yapmayı seviyorsa, kişiye göre, bu süre uzar belki. Hatta kısalır da.

Bu sözleriniz tarikatı bağlamaz, kişiyi bağlar diye düşünüyorum.

Çünkü şeriat ve hükümler bu konuda bellidir.
Kul hakkına giren, sorumluluklarını ihmâl eden dersli birisine, mensubu bulunduğu cemaatten ya da tarikattan dolayı yanlış yapıyor diyemeyiz.
Dersli olduğundan değil, o insanın yapısından kaynaklanan bir şey olmalı.

Tarikatın zamanın gerisinde kaldığı düşüncesi doğmamalı bundan dolayı.
güzel kardeşim

ben gözlemlerimi yazdım
ben aslında şunu demek istiyorum
tasavvufun bir kitabda yazılı olanı var ,
birde pratik uygulaması
bugün izz bin abdisselam gibi tasavvufu yaşayan veya anlatan bulun bende orada bulunayım
yani bir cehalet var ki insanlar bu meclislerde tasavvuf adı altında
olmadık şeyler dinliyor ve görüyorlar
mesela meşhur ali kalkancı
ona bugün şöyle dersiniz veya böyle dersiniz bu bir şeyi değişitrmez
yaşanılanlar ortada
mahmud efendi sellemehullah
kendisi anlatır
anadoludan bir zat gelip kendisine bir şeyhin geldiğini
namaz kılmadığını soruluncada ben vasıl oldum dediğini

cevabende doğru vasıl olmuştur ama -vasele ila cehennem-
diye buyurmuştur
aynı cemaatte cübbeli hoca efendide
şuraya eşşeği bağlayın üzerine şeyh yazın hemen mürid bulur der

ala külli hal
bizim tavrımızı kısaca beyan etmek istersem şu söz kafidir
"defi mefasid celbi menafiden evladır"
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
güzel kardeşim

ben gözlemlerimi yazdım
ben aslında şunu demek istiyorum
tasavvufun bir kitabda yazılı olanı var ,
birde pratik uygulaması
bugün izz bin abdisselam gibi tasavvufu yaşayan veya anlatan bulun bende orada bulunayım
yani bir cehalet var ki insanlar bu meclislerde tasavvuf adı altında
olmadık şeyler dinliyor ve görüyorlar
mesela meşhur ali kalkancı
ona bugün şöyle dersiniz veya böyle dersiniz bu bir şeyi değişitrmez
yaşanılanlar ortada
mahmud efendi sellemehullah
kendisi anlatır
anadoludan bir zat gelip kendisine bir şeyhin geldiğini
namaz kılmadığını soruluncada ben vasıl oldum dediğini

cevabende doğru vasıl olmuştur ama -vasele ila cehennem-
diye buyurmuştur
aynı cemaatte cübbeli hoca efendide
şuraya eşşeği bağlayın üzerine şeyh yazın hemen mürid bulur der

ala külli hal
bizim tavrımızı kısaca beyan etmek istersem şu söz kafidir
"defi mefasid celbi menafiden evladır"
Yanlış ve bozuklara bakarak, tamamını kastetmiyorsanız sorun yok. Ancak kastediyorsanız ki sanki biraz öyle gibi yazdıklarınız, hakiki olan yerlerin hakkına girip vebalini alıyorsunuz demektir. Sizin gibi hassas ve takvaya ve ilme özen gösteren biri için bu vebali, beyhude yüklenmek olarak addederiz.

Efendi kardeşim, yanlış örneklerini biz de biliyoruz. Sitelerde rastladığımızda ya da meşhur olanlarına karşı her zaman Tasavvufu tenzih ediyor ve onları kesin bir lisan ile reddediyoruz. Bununla beraber, hakiki olan yerlere de şahidizdir. Bu zamanda yoktur ya da kağıt üzerinde olur uygulamada olmaz diye bir ezbere düşüp nefs u şeytana yan çıkmış olmayalım.

Ves'selam.
 
Üst