Sünnet Elden Giderse Din de Elden Gider | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Sünnet Elden Giderse Din de Elden Gider

abdullah birisi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Mar 2013
Mesajlar
10,287
Puanları
83
Resulullah Efendimizin (Salat ve selam olsun ona) Sünnetini, mütevatir ve sahih hadislerini inkar etmek küfre götürür.

Kafir olurlar demedim, küfre götürür dedim.

Bid’at, dalalet, zındıklık fırkaları Ehl-i Sünnetin din, tefsir, hadis kitaplarını kabul etmezler.

Ehl-i Sünnetin sahih kabul ettiği nice hadisi Mutezile fırkası reddeder.

Fazlurrahmancılar, bırakın hadisleri, Kur’anın üç yüz küsur muhkem ayetini de bugün hükümsüz kabul ediyor.

Bazı Rafizîlere göre esahhülkitab ba’de Kitabillah olan Sahih-i Buharî’de iki sahih hadis bile yoktur.

Resulullah Efendimizin mütevatir ve sahih hadislerini Avrupa Birliği norm ve kriterlerine göre ayıklamak ihanet, hıyanet ve küfürdür.

Sahih-i Buharî, Allahın Kitabından sonra kitapların en sahihidir.

Bendeniz din alimi değilim ama reformculara, dinde yenilik ve değişim isteyenlere, Fazlurrahmancılara, taqiyyeci ve kitmancı Mutezileye, BOP’çulara,

hadis ayıklayıcılara, Kemaliyyuna karşı dinimi savunmakla yükümlüyüm.

İbn Sebe’ciler, Sünneti yıkmaya uğraşıyor. Sünnet giderse Kur’anın doğru yorumu da elden gider.

Tartışmalı meselelerde doğru olan Ehl-i Sünnet ulemasının cumhurunun dediğidir.

İş Ebu Reyye ve Nasiruddin el-Elbani’ye kalırsa din elden gider. Bu ikisi de icazetli Sünnî alim değildir.

Gerçek Kur’an Müslümanlığında Sünnet, İslamın ikinci ana kaynağıdır. Sünnetsiz Kur’an Müslümanlığı olmaz.

Zaruriyat-ı diniyeyi inkar edenler Kur’an Müslümanı değildir.

Zinanın haram olduğunu inkar edenler Kur’an Müslümanı değildir.

İslamda cihad yoktur diyenler Kur’an Müslümanı değildir.

Kur’an Müslümanlığında dinî hükümlerin dört kaynağı vardır: Kitabullah… Resulullahın Sünneti… İcmâ-i ulema-i Ümmet ve kıyas-ı fukaha…

Hindistanda zuhur etmiş olan ve kaynak olarak sadece Kur’anı kabul edip diğer üç kaynağı inkar eden Kur’aniyyûn taifesi gerçek Kur’an Müslümanı

değildir.

Fırka-i nâciye ile firakı dalle bir olamaz.

Mutezile fırkasına mensup birinin ardında kılınan namazın iade edilmesi gerekir.

Allahu Teala ve tekaddes hazretlerine zaman, mekan, cisim, cihet gibi noksan sıfatlar izafe eden mücessime ve müşebbihe taifesine mensup bir

imamın ardında namaz kılınmaz.

Kemaliyyun taifesinin ardında namaz kılınmaz.

Din ile dünyayı ayıran, din dünyaya karışamaz diyenlerin ardında kılınan namazın iadesi gerekir.

Hak Teala kemal sıfatlarla sıfatlı ve noksan sıfatlardan münezzehtir.


Emeviyye camiinin minberinde hutbe okurken, “İşte ben şimdi bu minberin basamaklarından nasıl iniyorsam, Allah da Arş üzerine böyle istiva etmiştir”

diyen kimsenin itikadı bozuktur. Bu kişi Kur’an Müslümanlarına imam olmaz.

Kur’an Müslümanları itikadlarını İmamı Tahavî gibi büyüklerden öğrenmelidir.,

(İnternetten Tahavî Akaidini indirip dikkatle okuyunuz, belleyiniz, öğreniniz.)



Mehmed Şevket Eygi...
 

çelebiler

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
4 Ocak 2013
Mesajlar
7,457
Puanları
63
Şevket, Sünneti ve hadisleri kabul etmeyenlere kendine göre bayağı küfür etmiş kişiliğini ortaya koymuş ve kendi gibilerine örnek teşkil etmiş,sizlerde aynı yoldan ayrılmıyorsunuz maşallah.

İyi de bunca küfürü eden şevket ehli sünnet dediği kendi tarafının Kuran'ın hükümlerini red ettiğinden neden bahsetmez?

Bunu söylese senelerdir aldattığı kişiler ne mal olduklarını görse daha doğru değil mi?

Kuran'da namazı sorup duranlar zina edene Allah verilecek cezayı bildirdiği halde hadislere göre recme nasıl inandıklarını yüzyıllardır anlatamadılar.

Hani anlatırken Allah'ın emri imiş gibi anlattığınız edilleişerriye nerede?

Hani önce Kuran sonra sünnetti?

"Hadisler ayetleri nesh eder" diye inanan zihniyetin Kuran'dan bir şey anlaması mümkün mü?

Kuran'a iman etmişleri ömrünüz boyunca imansız,kafir görseniz,ömrünüz boyunca küfür etseniz İslamı yaşamış mı olacaksınız.

Sadece kendi uydurduklarınızın peşinde gitmiş olacaksınız.
 

Yahayy

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Ocak 2014
Mesajlar
4,603
Puanları
63
Şevket Eygi amcayı görürsem, böyle postu serip, tesbih çekmenin yanında din elden gider dediği hadislerden O'na bir kaç tavsiyede bulunacağım,
bakalım tavsiyelerime uyacak mı?
Özellikle milliyetçilik, Arap kavminin üstünlüğü, savaşta ve savaştan sonraki uygulamalar konusunda bakalım sahih dediği hadislere katılacak mı?
Yoksa hemen herkes gibi, apar topar başka hadis kitaplarında da bunlar var ama diye, inandığı hadisleri başka hadislerle bunlar daha gerçek diye yalanlamaya başlayarak, kendi dediği küfre balıklama dalmaya mı başlayacak?
Din onun dediği gibi, yün abadan hırka giyip, 100'lük tesbih ile dudak şapırdatmakmıymış,
yoksa hadislerdeki din, direk Işid'in yaptığı gibi, kes, öldür, yak, bacaklarını ayır, gözlerini oy,
kadınları pazarda satmıymış.
Her zaman söylüyorum,
bu adamlar hadis eleştiri yapanları küfürle itham ediyorlar,
bu ne şaşakınlık ki, hadisçiliğin babası, bunlar hadis konusunda susuz dereye götürecek kadar uzman ve
her biri hadis konusunda allame selefileri de küfürle, şaşkınlıkla suçluyorlar.
Bunlara göre sadece hadislerin fiili ibadetlere, şekil, şemal, giyinme, soyunma, tırnak kesme, tuvalet adabına göre olanları,
miraç masalı, peygamberin kalp ameliyatı, peygamberin kabirde hanımlarıyla ilişkini filan anlatan zümrüd-ü anka masalları doğru herhal.

Hey gidi Şevket Eygi Amca, nerede Kur'an?
Gerçek bilgi Allah'ın yanındadır lakin kanaatim,
bu tip taassub ve kör horoz misali atalarını bulduğu yolu taklid eden mukallidler,
İslam'ın ilk vahiy anında yaşasa idiler, tıpkı bugün olduğu gibi,
Ey Muhammed!,
Sen bizim gibi bir insansın yahu, cin değilsin, melek değilsin, yiyor, içiyor, tuvalate gidiyorsun, evleniyorsun..
Mucize istiyoruz gösteremiyorsun, uçmuyorsun, kaçmıyorsun, gaybı bilmiyorsun,
şimdi senin sözünle 1000 yıldır atalarımızın üstüne koya koya inşaa ettiği, Allah'ın yanında hükmü ve şefaati olduğunu bildiğimiz
o yüce kulları inkar mı edelim,
Biz de senin gibi Allah'a iman ediyoruz, yaratan Allah'tır diyoruz.
Ama sen geliyosun, o Allah'ın dostları ve şefaatçileri kabul ettiğimiz kimselerin ruhlarını terketmemizi söylüyorsun,
bak kabenin sahibi biziz, biz hayırlı olmasak Allah kendi evini bize emanet eder mi?
bak biz de namaz kılıyoruz, hac yapıyoruz, kurban kesiyoruz, oruç tutuyoruz,
şimdi kalkıp senin sözünle atalarımızı bulduğumuz dini terk mi edelim, o aracı yüce veli zatlar Lat, Mena bize her zaman yardım ettiler...
sen yanlış yoldasın kardeş,
dinimizde ifrat çıkarmayı bırak, bırak bu uydurmaları, bırak bu icadları doğru din üzerinde bulunduğumuz dine yönel...

Derlerdi, Evet evet aynen böyle derlerdi...
Şu an tıpkı Kur'an okuyup hâlâ aynı şeyi söyleyenler gibi.
 

Tahsin EMİN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Şub 2012
Mesajlar
11,751
Puanları
83
Onun ne halde oldu yayınevinden belli... İstanbul'da İran Konsolosluğu'nu geçin, biraz yürüdükten sonra ilk soldan girin hemen köşe başında yayınevini göreceksiniz, ne zaman kurulmuş orası o haliyle duruyor, aynı tas aynı hamam... Orada onu bir bulamadım beklemedim de değil ama bir nasip olmadı inşallah olur da görüşürüz.

Onun dört müctrehidin ictihatları olarak ifade ettiği nedir biliyor musunuz:

İhlasçıların... Süleymancıların... Şunun bunun kendi fikri istikametinde pazarladıkları ictihatlardır...

İmam Azam'ın ictihatları sanırım biraz ağır gelmiş ki, her bir cemeat İmam Azam Ebu Hanife'nin mübarek kulaklarını biri oradan, biri buradan, biri şuradan çekivermiş O'nun ictihatlarından bir eser bırakmamışlar doğru dürüst...

İşte Bedir Yayınevi'nin köhneliği, pespayeliği, adam olmadığı ve hiçbir şekilde adam olamayacağı da burada gizli...

Oradan çıkan kitapların hemen hemen tamamının önsözünde falan alimlere, falan bilginlere ve falan müfessirlere küfürler de dizilidir...

Güya İmam Azam Ebu Hanife'yi kolluyor...

O kadar cahil ki, İmam Azam Ebu Hanife'nin ictihatlarını ters yüz edenlerin söylemlerinden, fikirlerinden, kendi indi düşüncelerinden hükümler bina ettiklerinden de haberli değildir...

Sen alimlere küfredersen aklını da, iz'an'nı da kaybedersin, öyle de olmuş...
 

alitufan2003

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
27 Ağu 2013
Mesajlar
1,370
Puanları
0
@çelebiler @Yahayy

Ashâb-ı kiram -radiyallahu anhüm- Efendilerimiz dinin esaslarını doğrudan doğruya Kur'an-ı kerim'den alırlardı. Açık bir hüküm bulamazlarsa, hemen Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e sorarlardı. O da bir taraftan kendisine vahyolunan Âyet-i kerime'leri Allah-u Teâlâ'dan aldığı gibi arttırma ve eksiltme yapmadan bütünüyle tebliğ ederken, diğer taraftan da onlardan ne gibi mânâlar kastedilmiş olduğunu sözleriyle, işleriyle tefsir ve izah eder, sarih hükümleri ortaya koyardı.

Âyet-i kerime'de:
"Resul'üm! Biz sana da Kur'an'ı indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın." buyuruluyor. (Nahl: 44)

Allah-u Teâlâ Kur'an-ı kerim'inde namazın farz olduğunu bildirdi. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise Allah-u Teâlâ'dan aldığı vahiy ve ilham ile namazın vakitlerini, rekâtlarını, âdâb ve erkânını ve nasıl kılınacağını hem anlattı, hem de müslümanların gözü önünde kıldı. Sonra da:
"Beni namaz kılarken nasıl görmüşseniz, siz de öylece kılınız!" buyurdu. (Buhârî)

Oruç Âyet-i kerime'si nâzil olunca, müslümanlar Ramazan orucunun farz olduğunu anladılar ve oruçlarını tuttular.
Fakat oruçlu olduğunu unutarak yenilen veya içilen bir şeyin orucu bozup bozmayacağı hakkında Âyet-i kerime'lerde açık bir hüküm yoktu.
Bunların hepsini Allah'u Teala'nın habibi ve rasulü bizlere anlatmıştır.

İnsanları dünya saâdetine ve âhiret selâmetine ulaştıracak ne varsa hepsini açıklamış, geriye bir şey bırakmamıştır.
Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:
"Sakın sizden birinizi emrettiğim veya nehyettiğim hususlardan biri kendisine ulaşınca, koltuğuna yaslanıp 'Bilmiyorum! Biz Allah'ın kitabında ne buluyorsak ona uyarız.' derken bulmayayım." (Tirmizî)

Siz cahil takımı...
Kendisini allame sanan, peygamber efendimizi tahkif edip, onun "nur saçan kandil" olduğu gerçeğine inemeyen zavallılar...
Ne kadar ifsada uğraşırsanız uğraşın....
Biz biliyoruz ki,
Resulullah Aleyhisselâm'a itaat, onun sünnetine uymaktan ibarettir. Bunun içindir ki Sünnet-i seniyye'ye uymak, İslâm'ın ve imanın bir gereğidir.

“Peygamber’e itaat eden, muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisâ: 80)
Buradan da anlaşılıyor ki, ona itaat etmeyip Sünnet-i seniyye’sine riayet etmeyen, Hadis-i şerif’lerini hafife alan kimseler gerçek imandan mahrumdurlar. Çünkü ona itaat Allah-u Teâlâ’ya itaattir.

Bu kadar ayet-i kerimeden sonra inanacakmısınız?

“Onlar bütün âyetleri görseler yine de inanmazlar.” (A’raf: 146)



 

Tahsin EMİN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Şub 2012
Mesajlar
11,751
Puanları
83
Konu ile ilgili ben şunu ifade edebilirim ancak:

Kur'an ayetleri ilk kez Peygamber'e okunmuş, dolayısıyla ilk uygulayan da O olmuştur.

Dahası, bazı bilinmeyen hususlarda, dini sorular da (Kur'an ayetleri hakkında) ilk kez O'na tevdi edilmiştir...

Peygamber Kur'an uygulayıcısı anlamında bir anlamda Kur'an'la iç içedir...

Etle kemik nasıl birbirinden ayrılmaz ise,

Kur'an ve Hz Peygamber de aynen bunun gibi birbirinden ayrılamaz ikilidir...

Biri olmazsa diğeri yok olur, diğeri olmazsa biri yok olur kanaatindeyim...

Onun için Kur'an bir anlamda Peygamber'le anlaşılan, uygulanan ve açıklanan bir kitaptır...

Benim inancım budur...

Peygamber'e "ittiba" edenlere selam olsun...

Onlar Allah'ın sevgili kullarıdır...
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Etle kemik nasıl birbirinden ayrılmaz ise,

Kur'an ve Hz Peygamber de aynen bunun gibi birbirinden ayrılamaz ikilidir...

Biri olmazsa diğeri yok olur, diğeri olmazsa biri yok olur kanaatindeyim...

Onun için Kur'an bir anlamda Peygamber'le anlaşılan, uygulanan ve açıklanan bir kitaptır...

Benim inancım budur...

Peygamber'e "ittiba" edenlere selam olsun...
Aleykum selam kadeşim, benim de inancım budur.
 

adams77

Kanalizasyoncu
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,630
Puanları
113
mana 'yı nereye koyacaksınız?
 

Tahsin EMİN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Şub 2012
Mesajlar
11,751
Puanları
83
"Kanaatindeyim" derken burada heyacana kapılıyoruz. Çünkü "kanaatindeyim" sözü bile bir "değer" ifade eder "bilgi" cihetiyle... Aslında ben bundan fersah fersah uzağım.

Ne demek istedim?

Yani bu süzüm dahi "Müttaki Ülama"yı atlar nitelikte... Allah korusun... Ben ilim ehlini çok seven birisiyim..

Dolayısıyla Kur'an ve Sünnet bütünlüğü öğretisi "Müttaki Ülema"nın bizlere bıraktığı mübarek bir mirasın adıdır...

Yani "kanaatindeyim" sözü bu bilginin ışığı altında çok eğreti durmuş...

Netice:

Ülama, bütün ictihatlarını Kur'an ve Sünnet bütünlüğü ekseninde hükme bağlamıştır...

Bizler de onlardan öğrendiğimizi burada arzediyoruz...

"Kanaatindeyim"i geri almış oldum... --)))
 

çelebiler

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
4 Ocak 2013
Mesajlar
7,457
Puanları
63
@çelebiler @Yahayy

Ashâb-ı kiram -radiyallahu anhüm- Efendilerimiz dinin esaslarını doğrudan doğruya Kur'an-ı kerim'den alırlardı. Açık bir hüküm bulamazlarsa, hemen Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e sorarlardı. O da bir taraftan kendisine vahyolunan Âyet-i kerime'leri Allah-u Teâlâ'dan aldığı gibi arttırma ve eksiltme yapmadan bütünüyle tebliğ ederken, diğer taraftan da onlardan ne gibi mânâlar kastedilmiş olduğunu sözleriyle, işleriyle tefsir ve izah eder, sarih hükümleri ortaya koyardı.

Âyet-i kerime'de:
"Resul'üm! Biz sana da Kur'an'ı indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın." buyuruluyor. (Nahl: 44)

Allah-u Teâlâ Kur'an-ı kerim'inde namazın farz olduğunu bildirdi. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise Allah-u Teâlâ'dan aldığı vahiy ve ilham ile namazın vakitlerini, rekâtlarını, âdâb ve erkânını ve nasıl kılınacağını hem anlattı, hem de müslümanların gözü önünde kıldı. Sonra da:
"Beni namaz kılarken nasıl görmüşseniz, siz de öylece kılınız!" buyurdu. (Buhârî)

Oruç Âyet-i kerime'si nâzil olunca, müslümanlar Ramazan orucunun farz olduğunu anladılar ve oruçlarını tuttular.
Fakat oruçlu olduğunu unutarak yenilen veya içilen bir şeyin orucu bozup bozmayacağı hakkında Âyet-i kerime'lerde açık bir hüküm yoktu.
Bunların hepsini Allah'u Teala'nın habibi ve rasulü bizlere anlatmıştır.

İnsanları dünya saâdetine ve âhiret selâmetine ulaştıracak ne varsa hepsini açıklamış, geriye bir şey bırakmamıştır.
Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:
"Sakın sizden birinizi emrettiğim veya nehyettiğim hususlardan biri kendisine ulaşınca, koltuğuna yaslanıp 'Bilmiyorum! Biz Allah'ın kitabında ne buluyorsak ona uyarız.' derken bulmayayım." (Tirmizî)

Siz cahil takımı...
Kendisini allame sanan, peygamber efendimizi tahkif edip, onun "nur saçan kandil" olduğu gerçeğine inemeyen zavallılar...
Ne kadar ifsada uğraşırsanız uğraşın....
Biz biliyoruz ki,
Resulullah Aleyhisselâm'a itaat, onun sünnetine uymaktan ibarettir. Bunun içindir ki Sünnet-i seniyye'ye uymak, İslâm'ın ve imanın bir gereğidir.

“Peygamber’e itaat eden, muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisâ: 80)
Buradan da anlaşılıyor ki, ona itaat etmeyip Sünnet-i seniyye’sine riayet etmeyen, Hadis-i şerif’lerini hafife alan kimseler gerçek imandan mahrumdurlar. Çünkü ona itaat Allah-u Teâlâ’ya itaattir.

Bu kadar ayet-i kerimeden sonra inanacakmısınız?

“Onlar bütün âyetleri görseler yine de inanmazlar.” (A’raf: 146)



Bize "cahil takımı" diyorsun ama Kuran'ın ve bizim ne dediğimizden halen yok boş yere konuşuyorsun.
 

adams77

Kanalizasyoncu
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,630
Puanları
113
Bize "cahil takımı" diyorsun ama Kuran'ın ve bizim ne dediğimizden halen yok boş yere konuşuyorsun.

adamın her iletisinden Nahl - 44.ayet var :)

بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِۜ وَاَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ اِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

Bilbeyyinâti ve-zzubur(i)(k) veenzelnâ ileyke-żżikra litubeyyine linnâsi mâ nuzzile ileyhim vele’allehum yetefekkerûn(e)

"Resul'üm! Biz sana da Kur'an'ı indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın." buyuruluyor. (Nahl: 44) arkadaşın verdiği mana

arkadaş arapça bilmiyor lakin arapça bilenlere nasıl güveniyor merak ediyorum. Kelimeleri nasıl farklı manalarda kullanıyorlar anlam kayması yaptırıyorlar. Azıcık aklını kullansa görecek
 

Ebu Computer

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Haz 2013
Mesajlar
22,815
Puanları
113
Yazmak istemiyordum ama yazayım...

Kıyamet 50 sene sonramı, 500 sene sonramı, yoksa 5000 sene sonramı kopar Allah bilir...

Allah'ın vaadi Kuran-ı Kerimin korunacağı yönünde.

Sünnet namına hiç bir şey kalmasa bile hak ile batılın mücadelesi devam eder.

İnsanları iyiliğe sevk eden ve kötülükten alı koyan ümmetin müminleri her zaman olacaktır.

Bir tek sünnet kalmasa bile.

Bu demek değildir ki din elden gitti, din yıkıldı, din dejenerasyona uğradı...

Mümin için tek hedef vardır: Hak ile batılın mücadelesi, hakkın yer yüzüne hakim kılınması.

Selam ve dua ile...
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Yazmak istemiyordum ama yazayım...

Kıyamet 50 sene sonramı, 500 sene sonramı, yoksa 5000 sene sonramı kopar Allah bilir...

Allah'ın vaadi Kuran-ı Kerimin korunacağı yönünde.

Sünnet namına hiç bir şey kalmasa bile hak ile batılın mücadelesi devam eder.


Bir tek sünnet kalmasa bile.
Allah'ın vaadi Kuran-ı Kerimin korunacağı yönünde. demişsin ben de diyorum ki sünnet de Kuran gibi günümüze kadar korunmuştur. Korunduğunu dolaylı olarak sen bile kabul etmektesin şu sözünle: " Bir tek sünnet kalmasa bile."

Demek ki şu anda bir müslüman isterse, ben dinimi yaşarken sünneti de yaşayacağım, bu müslüman sünneti de çok rahat öğrenip yaşayabilir.
 

adams77

Kanalizasyoncu
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,630
Puanları
113
Allah'ın vaadi Kuran-ı Kerimin korunacağı yönünde. demişsin ben de diyorum ki sünnet de Kuran gibi günümüze kadar korunmuştur. Korunduğunu dolaylı olarak sen bile kabul etmektesin şu sözünle: " Bir tek sünnet kalmasa bile."

Demek ki şu anda bir müslüman isterse, ben dinimi yaşarken sünneti de yaşayacağım, bu müslüman sünneti de çok rahat öğrenip yaşayabilir.
Sünnet nereden öğrenilir ?
 
Üst