Sohbet-i Canân'ın Biricik Sultanı

sırburcu

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
16 Tem 2006
Mesajlar
110
Beğeniler
0
Puanları
0
#1
Sohbet-i Canân'ın Biricik Sultanı


Cenab-ı Allah'ı anlatmak, O'ndan bahsetmek gerçekten çok önemli olmanın yanında bir hayli de zor bir meseledir. Ayrıca ciddi bir marifet ufku isteyen bir konudur. Dolayısıyla da, bu satırların sahibinin boyunu aşan bir konu olduğunda şüphe yok. Beni Rabbim hakkında gücüm yettiği kadar bir şeyler yazmaya sevkeden şu cümleler oldu: “Cenab-ı Allah hakkında mutlaka bir yazınız olsun; ahirette lehinize şahitlik yapar”. Taklidî bir imanla O'nu anlatmak ne kadar mümkün olur bilemeyeceğim ama “Kırık Testi” misali bir şeyler ifade etmeye çalışacağım. Üstad Bediüzzaman'ın “Rabbimizi bize anlatan üç küllî büyük muarrif var: Kuran, Kainat Kitabı ve Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)” sözünden hareketle ben de Kur'an-ı Kerim'i esas alarak dilim döndüğünce, kalemim yettiğince Rabbimiz'den söz etmek istiyorum.

Kuran-ı Kerim'de Cenab-ı Hak kendisini anlatırken bir kaç farklı usûl kullanmaktadır. İlki Zatına ait isim, sıfat veya isim-sıfatlarla kendisini bize tanıtmasıdır. Mesela, Ayetü'l-Kürsî buna çok güzel bir örnektir. Bu ayet ve buna benzer diğer ayetlerde ilk nazara verilen şey Cenab-ı Allah'ın kendisinden başka ilah olmadığı hakikatıdır. Yukarıda işaret edilen ayette şöyle buyuruluyor: “Allah, O Allah'tır ki kendisinden başka ilah yoktur, O Hayy ve Kayyum'dur. O'nu ne uyku ne de uyuklama tutar.” Bu ayete benzer başka bir ayetler manzumesi Haşir suresinin son ayetleridir ki bunlar hakkında sabah ve akşam namazından sonra okunmalarının faziletine dair sahih rivayetler vardır. Rivayet şöyledir: “Kim bu haşir suresinin son üç ayetini okursa Cenab-ı Allah o kimse için yetmiş bin melek görevlendirir; sabah okursa akşama kadar, akşam okursa sabaha kadar o kimse için istiğfar da bulunurlar.” Bu ayetler o kadar enfes, o kadar huzur verici bir özelliğe sahiptir ki anlatmak mümkün değildir. Biraz önce de ifade edildiği gibi burada da tevhid nazara verilmektedir. “Allah o Allah'tır ki O'ndan başka ilah yoktur. O Rahman ve Rahim'dir.” Bu tür anlatıma daha bir çok misal verilebilir fakat biz bunlarla iktifa etmek istiyoruz.

Rabbimizin Zatını Kur'an'da bize anlatırken kullandığı ikinci yol, kaînatta carî değişik şeyleri Kendi varlığının, birliğinin, kudret ve azametinin, rahmet ve inayetinin delili olarak zikretmesidir. Örneğin, Rum suresindeki, her defasında “O'nun ayetlerindendir” ifadesiyle başlayıp peşpeşe sıralanan ayetler bu gruba çok iyi bir misal teşkil etmektedir; şöyle ki: “Onun ayetlerindendir ki sizi topraktan yarattı, sonra sizler yeryüzünde arz-ı endam ediyorsunuz. Ve yine O'nun ayetlerindendir, size kendileriyle huzur bulacağınız eşler yaratmıştır. Sizin aranızada sevgi ve rahmet koymuştur. Şüphesiz bunda tefekkür edenler için deliller vardır.” Burada dikkati çeken bir husus da her bir ayetin sonunda fezleke olarak getirilen ifadelerin de çok hayret-i mucib olmasıdır. Bu ifadeler hep “bunda tefekkür edenler için”, “alimler için”, “dinleyen bir topluluk için”, “aklını kullanan bir kavim için deliller vardır” şeklindedir. Buradan anlaşılıyor ki Cenab-ı Hak bize kendisini tanıtmak, bildirmek için bizi düşünmeye, tefekküre, ilmiyle âmil âlim olmaya, can kulağı ile dinlemeye ve aklımızı kullanmaya davet ederek O'nu hakkıyla bilmeye çağırmaktadır. Bu fasılda da bir çok ayet zikredilebilir. Ama sadece bu misalle yetinmek istiyoruz.

Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de kullanılan üçüncü tarz ifade, zorda kalmış insanların yani muztar kimsenin doğrudan Cenab-ı Hakk'a yönelmesi başka bir melce veya menca aramaması hususudur. Kur'an'da bir çok yerde, denizde seyahat eden insanların denizin dalgaları içinde korku içerisinde olduklarında doğrudan Cenab-ı Hakk'a duaya başlamalarından bahsedilmektedir. Bu da şunu göstermektedir ki, insanın muztar kaldığında hemen Allah'a yönelmesi, O'nun varlığının ayrı bir delilidir. Bunu herkes kendi hayatında da tecrübe etmiştir, ediyordur ve edecektir. Bu hususu zihinlerimize en berrak şekilde kazandıran alimlerden birisi de şüphesiz Bediüzzaman Hazretleri olmuştur. Bununla beraber gerek ondan önce, gerekse ondan sonra daha başka alimler de bu hususları şerhederek sadra şifa açıklamalarda bulunmuşlardır. Aslında onlar olmasaydı ihtimal hiçbirimiz bu gerçekleri ve incelikleri hakkıyla kavrayamayacaktır. Çünkü Cenab-ı Allah böyle büyük zatları kendisini hakkıyla anlatmak, ifade etmek için göndermiş ve onlarla dininin yeniden hayata hayat kılınmasını sağlamıştır.

Sadede dönecek olursak Rabbimizi bize en iyi tanıtan delillerden biri de yüce kitabımız Kur'an-ı Hakim'dir. Kuran üç ayrı tarz kullanarak bize Rabbimizi anlatmaktadır. Birincisi isim ve sıfatlarıyla, ikincisi insandaki ve kainattaki delilleri nazara vererek, üçüncüsü de muztar haldeki birinin doğrudan ona yönelmesi ki buna da vicdan delili diyebiliriz. O'nu anlamak, anlatmak temel vazife ve asıl gayedir. Ne var ki, anlatanın donanımı, marifet ufku ve imanı çok önemli olduğundan tesir de bunlara bağlı cereyan etmektedir.

Hepimizin Rabbimizi iyi bilen, marifet ufku gelişmiş kullardan olabilmemiz niyazıyla...
 

Vuslat Rana

Edep Ya Hu
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
786
Beğeniler
9
Puanları
0
Web sitesi
vuslatirana.blogcu.com
#2
Hepimizin Rabbimizi iyi bilen, marifet ufku gelişmiş kullardan olabilmemiz niyazıyla...

Amin Amin inş.. sohbeti Canan o ne güzel sohbettir.
 

HTML

Üst