Siz de balcı mısınız? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Siz de balcı mısınız?

mostar

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
1,011
Puanları
0
SİZ DE BALCI MISINIZ?

En çok hangisini sevdiniz?
Semih Kaplanoğlu çevirdiği üçlemeyle gündemimizde. Yazar ve şairlerimize üçlemeden hangisini en çok sevdiklerini sorduk..

05 Aralık 2010 Pazar 10:00
Cumartesi günü Mustafa Ulusoy’un Film Şeridi programı (TVNET) şeker tadıyla sonlandı. Bal filmini anlatmak üzere konuk, Kaplanoğlu üçlemesini yayınlayan Timaş’ın Genel Yayın Yönetmeni Emine Eroğlu’ydu.

Emine Eroğlu üçlemede en çok Bal’ı sevmiş. Programda helozonik zaman algısından, şiirden, kâinat kitabından, üçlemenin kurduğu dil olarak “iyi”nin dilinden bahsedildi. Yusuf peygamberin ilmi olarak rüyadan insan fıtratı olarak nitelendirilen süte dek birçok göndermeye dikkat çekildi.
Filmde Miraç hadisesinin okunduğu bölümü, bir kova içindeki suya yansıyan dolunayın görüntüleri takip eder. Yorgun halde geç bir vakitte seyrettiğim için gözden kaçırmışım. Bu gönderme beni uyandırdı: Efendimiz (a.s.) “bedriddüca”dır, karanlıkta görünen ay. Öte yandan bir de vurgulanan mücella ayna metaforu vardır: Suda aksetmiş ay. (Programı tvnet’in sitesinden izleyebilirsiniz.)

Yumurta-Bal-Süt dvd setinde Uygar Şirin’in Semih Kaplanoğlu ile gerçekleştirdiği bir nehir söyleşinin takdim edildiği bir kitap mevcut. Timaş yayınlarının Semih Kaplanoğlu danışmanlığında kitapla destekli özel setler yayınlamak gibi bir niyeti de varmış.
Bazı isimler fikrini önceden beyan etmişlerdi
Uygar Şirin ve Ali Ayçil üçlemede en çok Süt’ü sevmiş.
Mustafa Ulusoy programında en çok Yumurta’yı beğendiğini söyledi.
Mustafa Kutlu ise “Seyrettiğim en güzel film, Bal!” demiş.
Geçmiş zamanın hikayesini bir kenara koyalım. “Yumurta mı? Süt mü? Bal mı?” diye sorduğumuzda kimlerin neler dediğine bakalım.

Fatma Karabıyık Barbarosoğlu
Yumurta, Kaplanoğlu sineması ile karşılaşma anı olduğu için mi yoksa anne ölümünün ardından genç adamın yalnızlığına odaklandığımız için mi bilmiyorum beni en çok etkileyen film oldu.
Süt'ü sevemedim. Bal da çok güzeldi. Küçük oyuncunun kabiliyeti kadar Kuzey'in sükûnetini hissettirmesi de güzeldi. Fakat Bal'da çocuğun annesine takıldım. Film boyunca topu topu bir kaç cümle söylemiş olmasına rağmen annenin konuşması ve karakteri beni sahiciliğin coğrafyasından kopardı.
Sibel Eraslan:

En çok Bal'ı... Sanki diğerlerini tamamlıyormuş gibi.
Ömer Erdem
Ben Bal'ı daha rafine bir film olarak değerlendiriyorum. Yumurta ve Süt elbette üçlemenin içinde kendi yerlerini dolduruyorlar. Yumurta, sembolik anlatım gücü, kurgu ve senaryosuyla Süt'ün önünde duruyor.

Hatta, Süt'te yer yer aşırı soyutlamalar bile göze çarpıyor. Bal; mekan, oyuncu yönetimi, senaryonun özünü aktarabilmek dahası yalın bir evrensel dil yaratmak bakımından hem üçlemeyi aşıyor hem de sinemamızda örneksi bir gelişim gösteriyor.
Sadık Yalsızuçanlar

Üçünü de çok sevdim.
Zeki Bulduk
Sadece Yumurta hakkında yazı yazdım. Tarafım belli. Ama şunu söyleyeyim, Semih Kaplanoğlu bir bütün aşk gibi, vatan gibi… Parçalanamaz!

İlla birini seçeceksem: Yumurta. Zira, en kırılgan olan o idi. Bir de "yetinme hali" orada güzel işlenmiş. “Bırak dünya dönsün sen ne dönersin ey biçare!” der gibi. Malum kurban bahsi de yani adak bahsi de dokunaklı işlendi o filmde.
Son olarak bizzat film ekibinde yer alan Mustafa Emin Büyükcoşkun’un düşüncesini aktarıyorum:
“Bu soru biraz çocuklarından hangisini seversin gibi bir şey benim için. Zira üçlemenin her filmi birbirinden kıymetli benim icin. Son ikisi de hakikaten çocuğumuz gibi bünyesinde emek verme şerefine nail olmamız hasebiyle. Üçleme içerisinde en çok Bal'ı sevenlerdenim.

Zira bu hikâyede Yusuf, en saf ve duru halinde. Ayrıca Bal, üçlemenin sinematografik anlamda en yoğun filmlerinden biri… Bu haliyle meditatif bir deneyime çağırmakta seyircisini. Öyle ki Berlin'de filmin galasında, bir an perdenin açıldığını, oradan başka bir aleme geçiverdiğimizi zannetmiştim. Benim gibi tasavvuf karşıtı birisi için bu biraz sıradışı bir deneyim haliyle. Öte yandan referansları ve içeriği itibariyle maneviyatla ilişkisi de en yoğun olan çalışma üçleme içerisinde. Bir de şunu eklemek isterim ki "Süt" de çok kıymetli bir film ve bence Türkiye'de gençlik hallerine dair yapılmış en başarılı çalışmadır. Beğeneni çok değil ama bence üçlemenin en sert ve politik çalışmasıdır. Onun da yeri ayrı diyelim.”


Suleyha Şişman “İlahî peteği baldan ayırma.” dedi
 
Üst