Sİz bu DUA ya AMİN dermisiniz ben derim.Mehmet TALU Hoca dan | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Sİz bu DUA ya AMİN dermisiniz ben derim.Mehmet TALU Hoca dan

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
Orhancan dan Allah razı olsun konu için mükemmel dua.


"ALLAH'ım! Diyalog faaliyetlerine İslam'a fayda verir düşüncesiyle katılanlar,
şayet doğru yapıyorlarsa, onları bu çalışmalarında muvaffak eyle, bizi de onlara yardımcı eyle.


Şayet yanlış yapıyorlarsa, İslam'a zarar veriyorlarsa onları hidayete erdir, onları da bizi de yanlış şeyler yapmaktan muhafaza eyle. Amin"



"ALLAH'ım! Biz Diyalog faaliyetlerine İslam'a zarar verir düşüncesiyle karşı çıkıyoruz.

Şayet bu tavrımızda yanlış yapıyor, farkında olmadan İslam'ın ve Kur'an-ı Kerim'in Dünya'da yayılmasına engel oluyor,

Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin:

"Ahirzamanda benim ismim güneşin doğduğu her yerde duyulacak"


Hadis-i şerifinin mazhariyetine gölge düşürüyorsak, bizi hidayete erdir, ta ki bu güzel hizmetin meyvelerini geciktirmeyelim"

(19.03.2006 , Milli Gazete) Mehmet TALU


AMİN
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
estağfirullah ağbi...ecmainler olsun... bizimki sadece iktibas... dualar muhterem Talu hocamızın..

Bu arada A.Taşgetiren Hocamızın de değerlendirmelerinden önemli alıntılar yapayım müsadelelrinizle..

Fethullah Hoca merkezli oluşum, birbiriyle inanç, düşünce, misyon itibariyle hiç de buluşmayan çevrelerin müştereken taarruzuna maruz kalmaktadır.

Burada bir gariplik olduğu açıktır. Öyle ki, bugüne kadar hiçbir İslami hassasiyeti bulunmayan, aksine hemen her İslami oluşumu boğmayı ana misyon olarak seçen muhitler,

İslam adına yargılarda bulunmaya kalkıyorlarsa ve sırf bir oluşumu boğmak için bizimle el ele tutuşma noktasına geliyorlarsa, kimlerle el ele tutuştuğumuza ve ellerimizin kirlenip kirlenmediğine dikkat etmemiz gerekiyor.

...............

Yargılayıp dışlamak, onların yüreklerindeki aşkı teşhis edip yollarını kesmek isteyenler gibi üzerlerine çullanmak yerine, bu zor dünyadaki yürüyüşlerinde ayaklarının sürçmemesi için, yanlışlıklara mahkûm edilmemeleri için, gayretlerinin, her safhada ana mecradan kopmaması için dua edelim.

Kardeşin kardeşe duasının önemini düşünelim.

Güvenimizi koruyalım. Onların, hiçbir şey karşılığında ebedi geleceklerini heba etmek gibi bir yola girmeyeceklerini dikkate alalım.

Ama içimde oluşan his, “Birbirimiz için duanın henüz yeterince gündemimize girmediği şeklinde...

Bazan ‘Grup nefsi’nin önümüzü kestiği şeklinde...

Bazan “Kul hakkı” kavramını yeterince özümsemediğimiz, bunun “Hizmet gruplarının hakkı” çerçevesinde algılanmadığı şeklinde...


tüm kardeşlerime hayırlı akşamlar olsun... selam ve dualarınızla...
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
iLGİ YOK

İLGİNÇ olan yazarken herkes emin yazdıklarından.

FAKAT Allah cc dua yok MADEM EMİNSENİZ yapın duanızı.
 

girdap

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
8 Şub 2007
Mesajlar
2,541
Puanları
0
Bunda ne var ki?
Herkes "amin" der bu duaya..
Diyaloga karşı olan herkes, bundan İslam'ın zarar görebileceği endişesi ile karşı. (H. Baş gibi ne oldukları belli zümreyi elbette hariç tutuyoruz)
Kim sırf kendisi için, menfaat için diyalogla uğraşsın? Herkesin derdi İslam, müslümanlar, onların izzeti.
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
Bunda ne var ki?
Herkes "amin" der bu duaya..
Diyaloga karşı olan herkes, bundan İslam'ın zarar görebileceği endişesi ile karşı. (H. Baş gibi ne oldukları belli zümreyi elbette hariç tutuyoruz)
Kim sırf kendisi için, menfaat için diyalogla uğraşsın? Herkesin derdi İslam, müslümanlar, onların izzeti.
Fakat AMİN diyen yok Girdap

ALLAH cc herkese İslam a hizmet için ayrı görev vermiştir.

Her zaman belirttim hiçde çekinmem.

Efendim O.Nuri TOPBAŞ tır.

F.Gülen cemeatindede fıtratıma uygun görevlerimi nefsimi yenebildiğim kadarı ile yapıyorum.

Ayrıca

F.Gülen cemeatinde hiç bir ağbinin söylediği benim için önemli değildir ağbinin söyledikleri F.Gülen in söyledikleri ile aynı parelelde ise güvenir ve uygularım.

Kişi tanıma ve haber analiz teorisi vardır.

Her DOĞRU yu DOĞRU olarak kabul etme ŞÜPHE duy sonra DOĞRU yu DOĞRU olarak kabul et.

Diğer anlamda biri bana birşey dedi ise F.Gülen in dedikleri ile karşılaştırırm sonra kabul eder veya etmem.
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
GÜNCELLEME

İyidir.
 

Ercan Tekin

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2010
Mesajlar
5,631
Puanları
83
FORUMUN PROVAKATÖRÜ AGBİ YE REDDİYEDİR
Videoyu büyük ihtimal izlemedin Agbi eğer izleseydin bu çelişkili tavırlarını sürdürmezdin. Merak ediyorum bu yazdıklarımdan sonra halen Mehmed TALÜ hocamızı hangi çıkarlarına göre kullanmaya çalışacaksın?

Zira Mehmed Talü hocaefendi kişiler üzerinden kimseye problemlerinin olmadığını dile getirmeye çalışmış ve kişisel değil fikirsel açıdan durumlara baktığını ima eden o röportajı fırsat bulduğun her konuya yapıştırıp hocalarımızı amacına istismara çabalıyorsun. Ama biz hocalarımızın Milli Görüşü destekledikleri paylaşımları yaptığımızda sen bizi, hocalarımızı siyasete alet etmekle suçluyordun ama sen dinler arası diyalog görüşüne hocalarımızı işine geldiği gibi kullanmaya çalıştığında bu ne oluyor???

Bu videoda Mahmud efendinin emriyle hocalar toplantısında DİNLERARASI DİYALOG fitnesinden ihvan sakındırılıyor:



Bu ekleyip sözde gösteri yaptığın röportaj ; 21.04.2006 tarihinde yapılmıştır.
Milli Gazetenin arşivine baktığımda bu tarihlerde ne tevafuk ki Mehmet Talü hocaefendide Dinler arası diyalog fitnesine karşı üst üste yazılar kaleme alıyor!!!

İşte o kaleme aldığı yazıların linkleri:
TARİH: 23.04.2006
Ehli Kitab ile amentüde ittifakımız yoktur
http://milligazete.com.tr/makale/ehl...ktur-89790.htm


TARİH: 24.04.2006
Müslümanlar, Ehli Kitab ile Amentü konusunda ittifak içinde değildir
http://milligazete.com.tr/makale/mus...ldir-89812.htm

TARİH: 29.04.2006
Bugünkü fitne daha büyük
http://milligazete.com.tr/makale/bug...uyuk-89900.htm


Mehmed Talü değil kimimize sorsanız bizim ne F.Gülen'in şahsiyetiyle işimiz olur nede başkasının şahsiyetiyle işimiz olur. Bizim işimiz insanların şahsınla değil fikirleriyledir. Bu adap ve edepten gelir.
İsmailağa cemaatini forumda istismar girişimlerini sürdürüp duruyorsun. Yanlış yapıyorsun Allah'tan korkuyorsan bu sözlerimi dikkate al yoksa Allah c.c. bu yaptıklarını yanına koymayacak!
 

Ercan Tekin

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2010
Mesajlar
5,631
Puanları
83
FORUMA EKLENEN M.TALÜ RÖPORTAJININ TARİHİNDEN BİRKAÇ GÜN SONRA M.TALÜ TARAFINDAN KÖŞE YAZISI OLARAK ELE ALINAN KONUYLA ALAKALI ÜÇ YAZISI AGBİ'YE REDDİYEDİR:

Ehli Kitab ile amentüde ittifakımız yoktur


Soru: “Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var” deniliyor. Ehl-i Sünnet anlayışına ters değil midir?

Cevab: Bismillahirrahmanirrahim.

Soruya konu “Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var!” ifadesini, Ahmet Şahin hoca, Zaman Gazetesi 14.07.2000 tarihli Köşe yazısına başlık yapmıştı. Ahmet Şahin hocanın ilgili yazıdaki ifadelerini1: Büyük bir hüsn ü zanla, Hz.Adem (A.S.)dan günümüze gelen tüm peygamber ve kitablara iman noktasında ehl-i kitab ile amentüde bir birlikteliğe vurgu yapıldığı, bu ittifakın, günümüz tahrif olmuş Hz.İsa (A.S.)ı ALLAH’ın oğlu kabul eden Hıristiyanlık veya yine tahrif olmuş yahudilik ile değil, asılları ile olduğunu şeklinde anlamaya; “Amentüde ittifakımız var” maksadı aşabilen ifadesinden günümüz tahrife uğramış ehl-i kitab ile bir ittifak şeklinde anlamamaya çalışıyorum, fakat Zaman Gazetesi, 15.03.2005 tarihli köşe yazısını ve Samanyolu TV’ deki bir konuşmasının yazısını2 okumadan zorlanıyorum. Bu cümle, maksadı çokça aşan bir ifade olup yanlıştır, büyük bir hatadır.

Çünkü: “Peki bu ittifak nasıl oluyor? Diye sorarlar. Adamlar ALLAH üçtür, Hz.İsa ALLAH’ın oğludur; sizin Peygamberiniz hak peygamber değildir diyor, sözde karikatürleri yayınlayarak hakaret ediyor, sizin kitabınız Kur’ân-ı Kerim hak kitap değildir, sizin dininiz hak değildir... diyor ve sonra onlarla aramızda amentüde ittifak oluyor... Eyvah eyvah!.. Ya Rabbi! Ne günlere kaldık!

Bu iddia ve beyan son derece yanlıştır. Bilhassa Hıristiyanlık ile İslâm arasında çok büyük farklılıklar bulunmaktadır. Bunları kısaca sıralayalım:

1- ALLAH’a iman ve Tevhid konusundadır. İslâm Tevhid dinidir, Hıristiyanlık Teslis dinidir. Hıristiyanlar Hz.İsa (A.s.)ı Tanrı, ALLAH’ın oğlu olarak kabul ediyor. Yahudiler de Hz. Üzeyr (A.S.)a ALLAH’ın oğludur diyor. Tevhid ve Teslis kesinlikle birbiriyle bağdaşmayan ve uyuşmayan iki zıt inançtır. Tevhid ile Teslis’i bir görmek büyük sapıklıktır. Ayrıca onlar tanrı gökte derler, biz Müslümanlar ise ALLAH’ın mekandan münezzeh olduğuna inanırız.

2- Meleklere iman konusundadır. Onlar melekleri kız gibi görüyorlar, biz Müslümanlar ise, meleklerde erkeklik dişilik olmadığına inanıyoruz.

3- Kitaplara iman konusundadır. Biz Müslümanlar, bütün kitablara; ALLAH’ın Tevrat ve İncil adıyla iki kutsal kitap gönderdiğine iman ederiz. Lakin bu kitapların orijinal ilahî metinleri ve nüshaları kaybolmuş, sonradan insanlar tarafından tahrif edilmiştir. Musevîler ve Hıristiyanlar ise ALLAH’ın insanlığa Kur’ân-ı Kerim adıyla kutsal bir kitap göndermiş olduğuna iman etmezler, Kur’ân-ı Kerim’in hak kitap olduğunu kabul etmezler, Kur’ân-ı Kerim’in düzmece olduğunu iddia ederler.

4- Peygamberlere iman konusundadır. Biz Müslümanlar bütün Peygamberlere, Hz.Musa (A.S.)a, Hz.İsa (A.S.)a iman ediyor, her ikisinin de ALLAH’ın büyük Peygamberlerinden olduğuna inanırız. Musevîler ve Hıristiyanlar ise Hz.Muhammed (S.A.V.) Efendimize iman etmezler, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin peygamberliğini kabul etmezler; O’nun -hâşâ- yalancı ve düzmece peygamber olduğunu söylerler ve kendisini inkâr ederler ve yalanlarlar.

5- Din konusundadır. Biz Müslümanlar iman ederiz ki, Hak din, Hz.Adem’(A.S.)dan beri İslâm’dır. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz geldikten, Kur’ân-ı Kerim indikten sonra diğer dinlerin ve kitapların hükmü kalmamıştır. Kur’ân-ı Azimüşşanda: “ALLAH katında din İslâm’dır” buyurulmaktadır. Yahudîler ve Hıristiyanlar ise, İslâm’ın hak din olduğunu kabul etmezler, hak din İslâm’ı inkar ederler, O’na hâşâ uydurma din derler.

Mehmet Talü
23.04.2006

******************
Müslümanlar, Ehli Kitab ile Amentü konusunda ittifak içinde değildir

İşte bütün bunlar büyük, derin ayrılıklar ve anlaşmazlıklardır. Binaenaleyh, Ehl-i Kitabla, Amentü konusunda aramızda ittifak değil, büyük ve derin ittifaksızlık, ihtilaflar bulunmaktadır. Müslümanlar, Ehl-i Kitab ile Amentü konusunda ittifak içinde değildir. Müslümanların Ehl-i Kitab ile Amentü konusunda ittifak halinde olduklarını söyleyebilmek için insanın aklını, sağduyusunu yitirmiş olması gerekir.

Maalesef bazı kimseler, “İslâm ile Hıristiyanlık arasında esasta fark yoktur... Biz de ALLAH’a iman ediyoruz... Yahudiler de Hıristiyanlar da ALLAH’a iman ediyorlar. O halde onlarla Amentü’de ittifakımız vardır” diyorlar. Böyle bir düşünce tamamıyla yanlıştır. Çünkü:

- Cahiliye devrinde Arabistan müşrikleri, eski Mekke müşrikleri, putperestleri, ALLAH’a ortak koşanlar da ALLAH’a inanıyordu! Yetmiş iki millet ALLAH’a inanmaz değil. İnanıyorlar ama nasıl? İslâm, hiçbir şekilde ALLAH’a eş, ortak, oğul koşulmasını kabul etmez. Yukarıda sıraladığımız beş büyük ve temel ihtilâf, anlaşmazlık yüzünden:

* Yahudiler ve Hıristiyanlar Müslümanları kâfir, inançsız kabul ederler. Daha dün, 23-24 Eylül 2005 tarihinde, İstanbul, Yeşilköy’deki Latin Katolik Kilisesi’nde, Gregoriana Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi profesörleri ve kapüsyen rahiplerinin katılımı ile düzenlenen “Uluslararası Müslüman-Hıristiyan Diyalog Sempozyumu”nda Roma’dan gelip konuşan Prof. İlaria Morali, bizim ilahiyatçıların huzurunda Müslümanları “sapıklar” olarak gördüklerini söyledi...

* Yine aynı sebepler dolayısıyla Müslümanlar da onları kâfir kabul eder. Rahmetullah Efendi’nin “İzhâru’l-Hak” isimli meşhur kıymetli eserinde bu hususta geniş bilgi vardır.

Ortada böyle bir realite varken, bazı şahıslar nasıl olur da, “Her üç dinin amentüsü esasta birdir” diyebiliyorlar? Aslında “ALLAH” inancında bile birlik yoktur. Değil Amentüde.

Binaenaleyh “Üç din Amentüde birdir” sözü bâtıldır. Hak ile bâtıl, Tevhid ile küfür ve şirk, hidayet ile dalâlet bir arada olmaz, bağdaşmaz. “Diğer dinler de haktır” demek; kişiyi dinden, imandan çıkartır. Din işlerinin şakası yoktur. Dinî meseleler hafife alınamaz. Bugünkü Yahudîliği ve Hıristiyanlığı hak din olarak kabul eden bir şahıs, İslâmî sınırların dışına çıkmış ve ebedî mutluluğunu tehlikeye atmış olur. Maalesef zamanımızda vahim bir fitne ortaya çıkmış bulunuyor. Bu fitnenin esasları şudur:

a- Ehl-i Kitab ile amentüde ittifak halindeyiz, binaenaleyh onlar da ehl-i necat ve ehl-i cennettir.

b- Uluhiyet konusunda ittifak halinde olduğumuza göre Tevhid ile Teslis esasta birdir.

c- Peygamberler ve peygamberlik konusunda ittifak ettiğimize göre, onların Hâtemü’l-enbiya, Seyyid-i Beni Adem Muhammed aleyhisselâmı red, inkâr ve tekzib etmeleri önemli değildir.

d- Kitaplara iman ettiğimize göre, onların Kur’ân-ı Azimüşşan’ı inkâr etmeleri, “Bu ilahî bir kitap değildir, düzmecedir” demelerinin ehemmiyeti yoktur.

Mehmed Talü
24.04.2006
*****************
Bugünkü fitne daha büyük

Eyvah eyvah!.. Ya Rabbi! Ne günlere kaldık! Böyle bir fitne ve fesat, böyle bir sapma 15 asırlık İslâm tarihinde görülmemiştir. Vaktiyle, Hindistan’da Ekber Şah (Ekfer Şah) adında bir hükümdar çıkmış ve İslâm’ı, Hıristiyanlığı ve Mecûsîliği karıştırarak yeni bir din türetmişti. Bu dinin “ibadethane” denilen tapınakları vardı. Ekber, selâmı kaldırmış, onun yerine herkesin birbirine “ALLAHü Ekber” demesini şart koşmuştu. “İkinci bin yılın müceddidi” olarak tanınan İmam-ı Rabbani bu sapkınlığa karşı mücadele etmişti. Sonunda Ekber ile birlikte, bu bozuk ve uydurma dini de öldü ve yerine geçen oğlu İslâm’a döndü ise de bu arada birçok insan da sapıttı gitti.

Bugünkü fitne daha büyüktür. Çünkü, İslâm’da olmayan, İslâm’a kesinlikle uymayan yeni bir inanç çıkartıyorlar ve bunu Müslümanlığın içinde yapıyorlar.

Ahmet Şahin hoca, Zaman Gazetesi 15.3.2005 tarihli Köşe yazısındaki: “Siz konuşa konuşa bir şey anlatamazsınız! diyenlere de: Siz de konuşmaya konuşmaya bir şey anlatın öyle ise... diyerek kendi mantıklarıyla baş başa bırakıyor”; “Eğer konuşa konuşa bir şey anlatılamayacaksa ki öyle diyorlar. O zaman konuşmaya konuşmaya bir şey anlatın bakalım. Demek ki onlar da konuşmaya konuşmaya bir şeyler anlatmayı tebliğ biliyorlar. Onları da kendi tebliğiyle baş başa bırakmalı diye düşünüyorum.” İfadelerini hiç doğru bulmuyorum.

Çünkü biz: “Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var!”; “Ehli kitapla ittifak ettiğimiz temel doğrular!”; “Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve islah etmelidir. Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümünü, yani “Muhammed ALLAH’ın Resulüdür” kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere de merhamet nazarıyla bakılmalıdır...” diyecek kadar, İSLÂM’DAN TÂVİZ vererek diyalog ve hoşgörü yapılmasına karşı çıkmakta ve gerekli uyarıları yapmaktayız.

Meselâ Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bekir Karlığa’nın: “İslâm’ın temel anlayışı, ALLAH’ın varlığı ve birliğine dayanır. Birliği konusunda değişik spekülasyonlar olsa da, varlığını kabul ettikten sonra, gerisi üzerinde fazla durmaz İslâm. Hatta, ALLAH’ın varlığından da öte, Hz. Peygamber’i kabul etmeyenlere bile hoşgörülü davranır. Nitekim bir hadiste, ‘ALLAH’tan başka ilah yoktur diyenler cennete girecektir’ denilir. Bu hadisten dolayı İslâm bilginleri Hıristiyanların, Yahudilerin, Zerdüştilerin, hatta Budist gibi herhangi bir şekilde bir tanrıya inananların cennete gireceklerini kabul ederler.”4 Şeklindeki görüşlerini kabullenmek mümkün müdür?

Biz Hıristiyan veya diğer din mensuplarıyla görüşülmesin, irtibat kurulmasın demiyoruz. Ancak onlarla olan ilgi ve irtibat, Hakk’ı gizlememek ve Hakk’ı açıkça söylemek şartıyla meşrûdur. Yani tebliğ esastır. Nitekim ALLAH Resûlü (S.A.V.) Efendimizin o devrin Hıristiyanlarıyla olan görüşme ve münasebetleri, tam bir tebliğ örneği ve Hakkın beyanı şeklinde cereyan etmiştir.

Meselâ Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Necran Hıristiyanlarına, Necran Piskoposuna yazdırdığı bir mektupta şöyle buyurdu:

“Bismillahirrahmanirrahim.
ALLAH’ın Resûlu Muhammed’den Necran Hristiyan Piskoposuna!

İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın ve Yâkub’un İlahı olan ALLAH’ın ismiyle başlarım. İmdi ben sizi; kullara tapmaktan ALLAH’a ibadet etmeye, sizi kulların dostluğundan ALLAH’ın dostluğuna davet ediyorum. Bu davetimi kabul etmeye yanaşmazsanız, cizye verirsiniz. Bundan da kaçınırsanız, size harb açacağımı bildiririm, vesselam”

29.04.2006
Mehmed Talü
 

Ercan Tekin

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2010
Mesajlar
5,631
Puanları
83
Fakat AMİN diyen yok Girdap


Efendim O.Nuri TOPBAŞ tır.

F.Gülen cemeatindede fıtratıma uygun görevlerimi nefsimi yenebildiğim kadarı ile yapıyorum.
Osman Nuri Topbaş efendinin cemaati tarafından çıkartılan Altınoluk dergisinde bazı tespitleri paylaşıyorum:


Günümüzdeki dialog çağrı ve tartışmaları ilmî bir maksat ve gayretten ziyade siyasi maksat ve hesaplara yönelik intibaı uyandırmaktadır. Müslümanların hedefi dostluk zemini oluşturmak ise de karşı tarafın samimiyetinden şüphe edilmektedir. Batı emperyalizminin ülkemiz ve İslam âlemi üzerindeki emelleri öteden beri bilinmektedir.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da ihtiyatı elden bırakmamakta büyük fayda vardır. Batı emperyalizmine karşı dini ve milli hassasiyetin zaafına yol açacak jest ve tutumlardan geniş imkan ve vasıtalara sahip misyoner teşkilatının istismara dayalı faaliyetlerine zemin açıcı, işlerini kolaylaştırıcı davranışlarından kaçınmak gerekir.

Dialog, dinler arası bir koalisyon değildir. Din konusunda pazarlık yapılmaz. Müşriklerin dediği gibi “Bir sene biz senin ilâhına tapalım, bir sene de sen bizim putlarımıza tap” tarzında bir anlayış söz konusu olamaz. Kavgasız, savaşsız bir dünyada yaşamak herkesce arzu edilir. Fakat böyle bir dünyanın oluşturulması doğrular ve gerçeklerle mümkündür. İnsanlığın ortak paydası tek Allah’a kul olmaktır. İnkarda değil, tasdikte buluşulur. Genelde bütün insanların buluşabileceği ortak zemin İslâmiyet tarafından tesis edilmiştir. Bir noktada buluşma çağrısı Cenab-ı Hak tarafından da yapılmıştır. Bu ortak buluşma noktası şudur: “Deki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze gelin. Allah’tan başkasına tapmayalım. Ona hiç bir şeyi ortak koşmayalım. İçimizden kimse Allah’ı bırakıp da birbirini tanrı edinmesin. Eğer yüz çevirirlerse: “şahit olun biz müslümanlarız” deyin.”(Al-i İmrân, 64)

İslâma yaklaşmak gerçek yahudilik ve hıristiyanlıktan uzaklaşma değildir. İslâmiyet ortak zemindir. Zira bütün peygamberleri tasdik etmekte, tahrif edilmiş Tevrat ve İncili nur ve hidâyet kaynağı saymaktadır. İslâm şemsiyesi herkesi gölgelendirecek kadar geniştir. Fakat herkes kendi bayrağı altında toplanmaya çağırıyor. Toplanmanın nerede daha sağlıklı olacağına bakmıyor.
“Kitap ehli: Yahudi veya Hrıstiyan olunki doğru yolu bulasınız dediler. Ey Muhammed! Sen de deki: Hayır, biz doğruya yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi. Siz onlara deyin ki: Allah’a, bize gönderilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına gönderilene, Musa’ya ve İsa’ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilenlere inandık. Onların arasında hiç bir ayırım yapmayız. Biz Allah’a teslim olanlardanız. Eğer onlar da sizin gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar. Yok eğer yüz çevirirlerse mutlaka bir anlaşmazlık içine düşerler. Onlara karşı Allah sana yetecektir. O, hakkıyla herşeyi işitir ve bilir.” (Bakara, 135-137)

Hz. Peygamber şöyle buyurmuşlardır: “Kim Allah’dan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna, İsâ’nın da Allah’ın kulu ve elçisi, ayrıca “ol” emriyle Meryem’e ilka ettiği ilâhi bir rahmet olduğuna, cennet ve cehennemin hak olduğuna inanırsa Allah onu amelinin derecesine göre cennete kor.” (et-Tâc, 1/30)

İnanç açısından bundan daha kapsamlı, daha makbul bir buluşma noktası yoktur. Zira bu nokta tekzib değil tasdik noktasıdır. Buluşma noktası “hayır” değil “evet”tir.

Bu bir çağrıdır. Gelen hoş geldi safa getirdi. Gelmeyenle kavga edecek değiliz. Onlara sözümüz şudur: “Şahit olun biz müslümanız” (Al-i İmrân, 64) Bu, dinde sebat ifadesidir. Bir bakıma Ey misyonerler! Boşuna heveslenmeyin, kendinizi yormayın. İslâmı terkedeceğimizi asla aklınızdan geçirmeyin” demektir.

Dinler Arası Dialog Tartışması ve Tartışmanın Çerçevesi
Ali Rıza Temel
2005 - Temmuz, Sayı: 233, Sayfa: 044


****

Dialog, dinler arası bir koalisyon değildir. Din konusunda pazarlık yapılmaz. Müşriklerin dediği gibi “Bir sene biz senin ilâhına tapalım, bir sene de sen bizim putlarımıza tap” tarzında bir anlayış söz konusu olamaz.
Erenköy cemaatinin dergisi olan Altınoluk'un yazarı Ali Rıza Temel'in hemen üstte alıntıladığım paragraftaki görüşüne Dinlerarası diyalogu destekliyen STV aykırı davranan programlar yapabilmektedir:
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
83
Şu ibretli hale bir bakınız ki, diyalogçular son zamanlarda kendilerine en büyük delil ve destekçi olarak Altınoluk camiasının gazete yazarı Ahmet Taşgetiren'in yazılarını gösteriyorlar ! Şimdi bu bağlamda Ahmet Taşgetirenin altına girdiği ve aldığı bu ağır vebali taşıyabilecek takati ve gücü var mı acaba ?..
İşte, insan bir kez saptı mı, artık kendisini düzeltebilmesi özel bir hidayet gerektiriyor. Rabbim böyle bir hale düşmekten muhafaza buyursun.
 

kordoncelil

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
12 Ağu 2010
Mesajlar
324
Puanları
0
Allah razı olsun amin ecmain inş. Hocam...........
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
DERBEDER yok özür DEBRELİ


Önce Roportajın tarihine bak bakalım.


Mehmet Talu Hoca : Ahmet Şahin Hoca’nın 14.07.2000 tarihli köşe yazısının ikici yarısındaki yanlış anlamaya müsait ifadelerini , 15.03.2005 tarihli köşe yazısında açıklık getirmesi sevindiricidir , ancak biraz geç olmuştur. Gönül isterdiki , bu konu biraz daha erken aydınlatılmış olsaydı. İzninizle Ahmet Şahin Hoca’nın bu ifadesine bir cevab mahiyetinde Milli Gazetedeki Köşeme yazı hazırladığım , ancak henüz yayına girmeden önce gördüğüm bir rüyayı arz etmek istiyorum.Gerçi rüya ile amel olmaz ama yinede arz edeyim.

Genc::Adam : Estağfrullah…buyurun….

Mehmet Talu Hoca : Perşembe akşamıydı yanılmıyorsam , akşam namazımı kıldıktan sonra Bir programa katılmak için hazırlık yaptığım bir sırada , biraz vakit olduğundan kısa bir süreliğine istirahat etmek üzere kanepeye sırt üstü uzanmıştım. Tam o esnada , Fethullah Gülen hocaefendi girdi . Kendisini en son gördüğüm ; 1980 li yılların başında Dursun Efendinin sohbetinde erzurumda görmüştüm , işte o surette gördüm. O yıllarda bana “Talu Hoca” diye hitab ederdi. Hatta Hocamızın (Fethullah Gülen Hocaefendi) köyünden o dönemlerde bir kız bile almıştık. İşte Hocamızı son gördüğüm , takkeli koyu kahverengili bir ceket , yeşile yakın bir pantalonla gördüm , içeriye odaya girdi. Ayağı ile benim sağ ayağımın iç kısmına vurdu . “Talu kalk “ dedi . Bende kalktım oturdum kanepeye . “Hocam buyurun” dedim heyecanla . Sağ eliyle göğsüme vurdu ve dediki :” Bu hazırladığın yazıyı çok beğendim ,seni tebrik ediyorum. Güzel hususlara temas etmişsin ! Çünkü ben üzülüyorum , bu çalışmalar bazı konularda çığrından çıktı ! (*) Uyandım ve baktımki , henüz 5 dakika olmuş yatalı ve kanepede oturuyorum. Bu rüyamı Hocamıza iletirseniz memnun olurum.

BAK Yukarıda talu hoca Rüyasınıda anlatmış Ahmet ŞAHİN hoca yads değinmiş.

ALLAHIM DEBRELİ GİBİ SİYASİBAZDA MİLLİ GÖRÜŞÇÜ OLMAKTAN SANA SIĞINIRIM.
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
Osman Nuri Topbaş efendinin cemaati tarafından çıkartılan Altınoluk dergisinde bazı tespitleri paylaşıyorum:


Günümüzdeki dialog çağrı ve tartışmaları ilmî bir maksat ve gayretten ziyade siyasi maksat ve hesaplara yönelik intibaı uyandırmaktadır. Müslümanların hedefi dostluk zemini oluşturmak ise de karşı tarafın samimiyetinden şüphe edilmektedir. Batı emperyalizminin ülkemiz ve İslam âlemi üzerindeki emelleri öteden beri bilinmektedir.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da ihtiyatı elden bırakmamakta büyük fayda vardır. Batı emperyalizmine karşı dini ve milli hassasiyetin zaafına yol açacak jest ve tutumlardan geniş imkan ve vasıtalara sahip misyoner teşkilatının istismara dayalı faaliyetlerine zemin açıcı, işlerini kolaylaştırıcı davranışlarından kaçınmak gerekir.

Dialog, dinler arası bir koalisyon değildir. Din konusunda pazarlık yapılmaz. Müşriklerin dediği gibi “Bir sene biz senin ilâhına tapalım, bir sene de sen bizim putlarımıza tap” tarzında bir anlayış söz konusu olamaz. Kavgasız, savaşsız bir dünyada yaşamak herkesce arzu edilir. Fakat böyle bir dünyanın oluşturulması doğrular ve gerçeklerle mümkündür. İnsanlığın ortak paydası tek Allah’a kul olmaktır. İnkarda değil, tasdikte buluşulur. Genelde bütün insanların buluşabileceği ortak zemin İslâmiyet tarafından tesis edilmiştir. Bir noktada buluşma çağrısı Cenab-ı Hak tarafından da yapılmıştır. Bu ortak buluşma noktası şudur: “Deki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze gelin. Allah’tan başkasına tapmayalım. Ona hiç bir şeyi ortak koşmayalım. İçimizden kimse Allah’ı bırakıp da birbirini tanrı edinmesin. Eğer yüz çevirirlerse: “şahit olun biz müslümanlarız” deyin.”(Al-i İmrân, 64)

İslâma yaklaşmak gerçek yahudilik ve hıristiyanlıktan uzaklaşma değildir. İslâmiyet ortak zemindir. Zira bütün peygamberleri tasdik etmekte, tahrif edilmiş Tevrat ve İncili nur ve hidâyet kaynağı saymaktadır. İslâm şemsiyesi herkesi gölgelendirecek kadar geniştir. Fakat herkes kendi bayrağı altında toplanmaya çağırıyor. Toplanmanın nerede daha sağlıklı olacağına bakmıyor.
“Kitap ehli: Yahudi veya Hrıstiyan olunki doğru yolu bulasınız dediler. Ey Muhammed! Sen de deki: Hayır, biz doğruya yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi. Siz onlara deyin ki: Allah’a, bize gönderilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına gönderilene, Musa’ya ve İsa’ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilenlere inandık. Onların arasında hiç bir ayırım yapmayız. Biz Allah’a teslim olanlardanız. Eğer onlar da sizin gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar. Yok eğer yüz çevirirlerse mutlaka bir anlaşmazlık içine düşerler. Onlara karşı Allah sana yetecektir. O, hakkıyla herşeyi işitir ve bilir.” (Bakara, 135-137)

Hz. Peygamber şöyle buyurmuşlardır: “Kim Allah’dan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna, İsâ’nın da Allah’ın kulu ve elçisi, ayrıca “ol” emriyle Meryem’e ilka ettiği ilâhi bir rahmet olduğuna, cennet ve cehennemin hak olduğuna inanırsa Allah onu amelinin derecesine göre cennete kor.” (et-Tâc, 1/30)

İnanç açısından bundan daha kapsamlı, daha makbul bir buluşma noktası yoktur. Zira bu nokta tekzib değil tasdik noktasıdır. Buluşma noktası “hayır” değil “evet”tir.

Bu bir çağrıdır. Gelen hoş geldi safa getirdi. Gelmeyenle kavga edecek değiliz. Onlara sözümüz şudur: “Şahit olun biz müslümanız” (Al-i İmrân, 64) Bu, dinde sebat ifadesidir. Bir bakıma Ey misyonerler! Boşuna heveslenmeyin, kendinizi yormayın. İslâmı terkedeceğimizi asla aklınızdan geçirmeyin” demektir.

Dinler Arası Dialog Tartışması ve Tartışmanın Çerçevesi
Ali Rıza Temel
2005 - Temmuz, Sayı: 233, Sayfa: 044


****



Erenköy cemaatinin dergisi olan Altınoluk'un yazarı Ali Rıza Temel'in hemen üstte alıntıladığım paragraftaki görüşüne Dinlerarası diyalogu destekliyen STV aykırı davranan programlar yapabilmektedir:
ŞU 20 sn video unun TüminÜ getirsene

CINBIZ USTASI DEBRELİ

BRAVO YAAA Altınoluktaki bir yazı ile İç erenköy cemeatinide soktun konuya


YAAA ÇOK MU EMİNSİN SAVUNDUKLRINDAN.

GEL

ALTINOLUKTAKİ DERGİNİN ANA FİKRİNE GÖRE NETLEŞTİR.


Bu durumda F.Gülen KAFİR dir

bu Durumda F.Gülen in gösterdiği yolda gidenlerde KAFİRdir.

HADİ SÖYLE ÇOKEMİNSEN TENKİT VE YARGILARINDAN O ZAMAN SORUN YOK AHİRET İÇİN Çünkü getiriğin dergide belirtilenler gerçektirbunun aksini yapab KAFİR dir.
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,906
Puanları
113
Bu video çok ilginçmiş. Hem ayinlere gidiyormuş adam hem namaz kılıyormuş. Yani önce bir doğru laftan sonra bu batıl işi haklı göstermek istiyor. Diyor ki, Hz. İsa da perygamberdi, Hz. Muhammed de.. Madem öyle ikisi de doğru der, ikisine de uysam Hak razı gelir benden. Buraya kadar doğru ama Efendimizin şeriatı önceki şeriatları iptal etmiştir. Bu bir. İkincisi zaten Hz. İsa'yı dinleyeyim diyen adam nasıl dinleyecek dini tahrif edilmiş, yani papazların sözünü kanması gerek. Yine ordan da çarpıldı. Bal içinde zehir vermişler. Eğer videonun sonrasında bu iş yanlış demişler ise o zaman biz de yanlış diyoruz bu iş. Demediler ise ben bile şüphelenirim bu diyalog işinden..
 

Ercan Tekin

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2010
Mesajlar
5,631
Puanları
83
FORUMUN PROVAKATÖRÜ AGBİ YE REDDİYEDİR
Videoyu büyük ihtimal izlemedin Agbi eğer izleseydin bu çelişkili tavırlarını sürdürmezdin. Merak ediyorum bu yazdıklarımdan sonra halen Mehmed TALÜ hocamızı hangi çıkarlarına göre kullanmaya çalışacaksın?

Zira Mehmed Talü hocaefendi kişiler üzerinden kimseye problemlerinin olmadığını dile getirmeye çalışmış ve kişisel değil fikirsel açıdan durumlara baktığını ima eden o röportajı fırsat bulduğun her konuya yapıştırıp hocalarımızı amacına istismara çabalıyorsun. Ama biz hocalarımızın Milli Görüşü destekledikleri paylaşımları yaptığımızda sen bizi, hocalarımızı siyasete alet etmekle suçluyordun ama sen dinler arası diyalog görüşüne hocalarımızı işine geldiği gibi kullanmaya çalıştığında bu ne oluyor???

Bu videoda Mahmud efendinin emriyle hocalar toplantısında DİNLERARASI DİYALOG fitnesinden ihvan sakındırılıyor:



Bu ekleyip sözde gösteri yaptığın röportaj ; 21.04.2006 tarihinde yapılmıştır.
Milli Gazetenin arşivine baktığımda bu tarihlerde ne tevafuk ki Mehmet Talü hocaefendide Dinler arası diyalog fitnesine karşı üst üste yazılar kaleme alıyor!!!

İşte o kaleme aldığı yazıların linkleri:
TARİH: 23.04.2006
Ehli Kitab ile amentüde ittifakımız yoktur
http://milligazete.com.tr/makale/ehl...ktur-89790.htm


TARİH: 24.04.2006
Müslümanlar, Ehli Kitab ile Amentü konusunda ittifak içinde değildir
http://milligazete.com.tr/makale/mus...ldir-89812.htm

TARİH: 29.04.2006
Bugünkü fitne daha büyük
http://milligazete.com.tr/makale/bug...uyuk-89900.htm


Mehmed Talü değil kimimize sorsanız bizim ne F.Gülen'in şahsiyetiyle işimiz olur nede başkasının şahsiyetiyle işimiz olur. Bizim işimiz insanların şahsınla değil fikirleriyledir. Bu adap ve edepten gelir.
İsmailağa cemaatini forumda istismar girişimlerini sürdürüp duruyorsun. Yanlış yapıyorsun Allah'tan korkuyorsan bu sözlerimi dikkate al yoksa Allah c.c. bu yaptıklarını yanına koymayacak!
<B>
Körmüsün agbi ne cınbızı hocamızın foruma asıp durduğun röportajının yayınlandığı tarihte üst üste kaleme aldığı üç köşe yazısını ekledim hepside tam metin nerede cınbız? Sohbet istiyorsan sohbet video istiyorsan video.

Mehmet Talü hocamız F.Gülen hakkında şahsına hiçbir tenkitlerinin olmadığını kibar üslup ile belirtmesi dinler arası diyaloga karşı olmadığı anlamını taşımıyor. Bunu anlatmaya çalışıyoruz ve verdiğimiz verilerde bu yönde ispat niteliği taşıyor.

Lütfen bu tavırlarını terket yoksa ayıplanmaya devam edeceksin.

Allah'a ve ahiret gününe iman edilipte Resulüllah'a iman etmeden cennete girelebileceğini kabul ediyormusun etmiyormusun bunun net cevabını verebilirmisin?
</B>
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
<B>
Körmüsün agbi ne cınbızı hocamızın foruma asıp durduğun röportajının yayınlandığı tarihte üst üste kaleme aldığı üç köşe yazısını ekledim hepside tam metin nerede cınbız? Sohbet istiyorsan sohbet video istiyorsan video.

Mehmet Talü hocamız F.Gülen hakkında şahsına hiçbir tenkitlerinin olmadığını kibar üslup ile belirtmesi dinler arası diyaloga karşı olmadığı anlamını taşımıyor. Bunu anlatmaya çalışıyoruz ve verdiğimiz verilerde bu yönde ispat niteliği taşıyor.

Lütfen bu tavırlarını terket yoksa ayıplanmaya devam edeceksin.

Allah'a ve ahiret gününe iman edilipte Resulüllah'a iman etmeden cennete girelebileceğini kabul ediyormusun etmiyormusun bunun net cevabını verebilirmisin?
</B>
ROPORTAJ TARİHİNE BAK

Sonra konuş
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
RÖPORTAJ

TARİHİ

ne zaman ?
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
25
Puanları
0
Roportaj yadığı tarihten sonra olmuş olmayan yazının roportajı olmaz değilmi.

AYRICA yazılar Günlük olarak yazılmaz önceden yazılır gazete gün içinde baılmadığına göre
 
Üst