Şeytanla TepİŞmeye Ne Gerek? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Şeytanla TepİŞmeye Ne Gerek?

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
Rasulu Muhterem aleyhisselam bize bir metod önerir şeytan saldırılarında.

Buyurur ki:

Şeytan size gelir, şunu kim yarattı, bunu kim yarattı diye sorar, siz: Allah dersiniz. şeytan sorar: O halde Allah'ı kim yarattı? Bu olduğunda sol tarafınıza üç defa tükürünüz ve ihlas suresini okuyunuz.

şeytan köpek gibidir. Cinsi nesli bizden farklıdır.

şeytandan korunmanın yegane yolu, Allah'a sığınmaktır. Allah'a Peygamber aleyhisselam ne ile sığındı ise onunla sığınmaktır.

Rasulu Muhterem aleyhisselam:

Günah, kalbi gıcırdatan şeydir buyurur.

Bir şey kalbe rahatsızlık veriyorsa, yapılması veya düşünülmesi ruha hoş gelmiyorsa veya ters mantıkla nefsin hoşuna gidiyor, yapılmasını, devamını istiyorsa, o şeyden kaçınmak gerekir.

Fıkhen vesvese mülgadır; yani hükmü yoktur. Vesvese o kadar kıymetsizdir haddizatında.

Vesvese kalbe gelince derhal istiaze ile Allah'a sığınarak vesveseyi izale edeceğiz.

Mesela abdest alan ama aldığını hatırlayamayan biri, ' acaba abdestim var mı yok mu ' ile meşgul olmaya başlayınca; derhal, ' evet, var' ya da ' hayır, yok' diyecek ve soruyu kesin hükme bağlayacak, arkasına da düşmeyecek.

İşte şeytanın en meşhur olduğu alan budur: Vesvese.

Vesvese ' acaba' ile başlar, 'neden' ile devam eder ve 'nasıl'la kuvvetlenir, 'niçin' ile gürbüzleşir.

Nasıl anlaşılır?

Her ne itikadi ve ameli mesele olursa olsun, ' neden, nasıl, niçin, keşke' öngörüyorsa o mesele onun tuzağıdır.

Ali amca sırtı bize dönük karşıya bakarken, Ali amcanın köpeği tasmasından kurtulup bize doğru koşmaya başlayınca biz ne yaparız?

Azman bir köpek! Allah, onun çenesini güçlü yaratmış. Isırdığında bırakmaz.

Gardımızı alıp, köpeğin bize saldırmasını mı bekleriz?

Ya da:

Ali amca! Hey! Tut şu köpeğini mi diye bağırırız?

Ali amca ile bir problemimiz yoksa, daha doğrusu Ali amcanın hoşuna gitmeyen biri değilsek ve hatta Ali amca bizi seviyorsa eğer:

Hoşt! Köpek! dediğinde o azman köpek kuzu kesilir. Siner, kuyruğunu bacaklarına sıkıştırıp tasmasına döner.

şeytan meselesi bu misaldedir.

şeytanı sahibine şikayetin keyfiyeti:

Eûzu billahi min eş şeytanirracîm dir.

şeytanın Sahibi ile problemli değilsek, çağrımıza icabeti va'didir.
Allah ile de hususi bir bağ kurmak, din emridir. En az derecede farzları yerine getirmek, haramlardan sakınmak.

Allah Teala vaadinden dönmez. Va'idinden dönebilir.

Vaad, letafet, hoşluk adına her ne varsa; va'id azab ve ceza adına her ne varsa diye bilinir.

Yani Allah Teala: ' Şunu şunu yapana cennet vaad ediyorum ' dedğinde bu vaadden asla dönmez. 'şunu şunu yapanı azablandırırım' sözünden ise rahmeti gereği hak Kendisine ait olduğu için vaz geçebilir.

"Şeytan, sizin için bir düşmandır. Siz de onu düşman edininiz. Şüphesiz o, kendine uyanları Cehennem ashabından olmaya çağırır." (Fatır suresi, 6)

"Beni azdırmana karşılık yemin ederim ki, senin doğru yolunda insanlara vesvese vermek için oturacağım. Sonra onlara, önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım. Ve sen onların ekserisini şükredici bulmayacaksın." (A'raf suresi, 16-17)

"Şeytandan sana bir dürtü (vesvese) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. Takva sahipleri, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğunda, tezekkür ederler (düşünürler, Allah'ı anarlar, azabını hatırlarlar...) O zaman artık onlar, gerçekleri görenler haline gelirler." (A'raf suresi, 200-201)
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
eûzü bikelimâtillâhittâmmâti min şerri mâ halak.

bu dahi şeytandan korunmak için tılsımlı cümlelerdendir.
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
ŞER VE ŞERLİLERDEN KORUNMAK İÇİN ŞU DUA OKUNUR



İzâ eveyte ilâ firâşike fegul Allâhumme rabbe s semâvâti s seb'i ve mâ ezallet, ve rabbe l eradîne ve mâ ekallet, ve rabbe ş şeyâtîni ve mâ edallet, kün lî câran min şerri halgike ecmaîne en yefruta aleyye ehadün minhüm ev en yetğâ, azze cârüke, ve tebâreke-s-müke. ( h boğazdan hırıltılı olan h olacak)

Sen, yatağına sığındığın zaman şöyle de:

Yedi gökler ve göklerin gölgelendirdiği şeylerin, yerlerin ve yerlerin azalttığı şeylerin, şeytanlar ve şeytanların saptırdığı şeylerin Rabb'i olan Allah'ım! Bütün mahlukların şerrinden Sen bana koruyucu ol; tâ ki onlardan hiçbirisi bana zulmetmesin = üzerime kibirlilik yapmasın ve ansız bana zorluk yapmasın. Sen'in koruman çok kuvvetli ve azizdir. İsmin çok yüce ve münezzehtir.

Mişkât h.n.2411, Tirmizî h.n.3523


Ebû Bekr Sıddîk radıyallahu anh'tan gelen bir rivayette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

Mâ esarra meni-s-tağfera ve lev âde fî-l-yevmi seb'îne merraten

Bir günde yetmiş kere dönse dahi, (ciddi pişmanlık duygusuyla) istiğfar eden, günahları üzere devam etmemiştir.

Ebû Dâvud h.n.1500 Beyhâkî es-Sünen-ul-Kubrâ c.10 s.188 Tirmizî h.n.3559 Müsned-i Ebî Ya'lâ h.n.137 Mişkât-ul-Mesâbih h.n.2340

Mevlânâ Rahimehullah'a atfen ifade edilen " Gel ne olursan ol....... yine gel " cümlesi eksiktir. Aslı " Gel ne olursan ol.......; ama tevbeyle gel " olacaktır.

Ebî Humeyd es-Sâidî radıyallahu anh'tan gelen bir rivayette; " Ya Rasûlallah, Senin üzerinde nasıl salavat edelim? " dediler; Şöyle deyiniz:

" Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihi ve zürriyyetihi kemâ salleyte alâ İbrâhime. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihi ve zürriyyetihi kemâ bârekte alâ İbrâhime inneke Hamîdun Mecid. " buyurdu.

Bundan başka, salavât-ı şerîfelerin üç bin kadar çeşitleri vardır. Evliya ve ulemadan her bir taife, meşreblerine göre bir sûreti tercih ve tavsiye etmiştir. Yani hangi salavatla Allah'a kavuştu ise, onu tavsiye etmiştir.

Ebû Hureyre radıyallahu anh'ın rivayet ettiği bir hadisi şerifte Rasûlullah sallalâhu aleyhi ve sellem :

" Kim kabrimin yanında üzerime salavat getirirse onu işitirim. Ve kim Benden uzak olduğu halde üzerime salavat getirirse ondan dahi haberdar olunurum " buyurdu.

Beyhakî Şuab-ul-İman'da h.n.1583 Feyz-ul-Kadîr h.n.8812 Mişkât-ul-Mesâbih h.n.934 İthâf-us-Sâddet-il-Müttakîn c.3 s.289
 
Üst