Şerîat, Tarîkat, Ma‘rifet ve Hakîkat | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Şerîat, Tarîkat, Ma‘rifet ve Hakîkat

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,926
Puanları
48
Web sitesi
www.ismailaga.org.tr



Hazreti Mevlânâ (Kuddise Sirruhû), Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat arasındaki farkı soran bir öğrencisine; “Karşı medresede rahlelerine eğilmiş ders çalışan dört kişi var. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at sonra gel sana anlatayım” diye buyurur.
Öğrenci gider, birincinin ensesine bir tokat akşeder. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını döner ve daha kuvvetli bir tokatla Hazreti Mevlânâ (Kuddise Sirruhû)nun öğrencisini yere yıkar.
Bu kez ikincisine tokat atar. O da derhâl ayağa kalkar ve elini kaldırır. Ancak tam tokadı atacakken vazgeçip yerine oturur.
Üçüncü tokatı yiyince, şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam eder.
Dördüncü ise, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmaz. Bunun üzerine öğrenci durumu Mevlânâ Hazretleri’ne anlatır.
Mevlânâ Hazretleri (Kuddise Sirruhû) şöyle buyurur;” Birinci şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.
İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince tam iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi; “Sana kötülük yapana bile iyilik yap” Onun için döndü, oturdu.
Üçüncüsü marifet kapısına kadar gelmişti. İyinin ve kötünün tek Yaradan’dan geldiğini bildiği için, Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye, merakından şöyle bir dönüp baktı.
Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bildiği için, dönüp bakmadı bile!”
Mahmûd Efendi Hazretlerimizden
Günümüzde dini inançlarımızı icra imkânı eskiye nazaran daha geniş. Hanımlar çarşaflarını rahatlıkla giyebiliyor, erkekler sakal uzatabiliyor, sarık sarabiliyor, cübbe şalvar giyebiliyor. Toplanıp ilmî müzakereler yapabiliyoruz. Bu neye işarettir? Sûreta olan imanımızın hakikate doğru ilerlediğine. Öyleyse imanımızı, amelimizi bir an önce hakikate ulaştırmak için çok çalışmalıyız.
İman, amel-i salih neden sûrettir? Bir kimse kalben iman etmiş olsa, zahiren de Şeriatı tatbik edici bulunsa, nefsinde bulunan dört kötü hasletten (inkâr, tuğyan, iba, münazaa) kurtulmadıkça, imanı ve amel-i salihi sûrette olur.
Bir mürşide intisab ederek, tarikat dersleri alan bir kimse, zikir, rabıta, murakabe ile kalp aynasının yüzünde bulunan masiva çalı çırpılarını, tozlarını silmeye çalışır, eğer onları atabilirse bu onun tarikatte ilerlediğine işarettir. Masiva kalpten tamamen çıkarıldığında, bahsettiğimiz dört haslet izale edilmiş (giderilmiş) olur, o kalbe Mevlâ Tealâ’nın cemali parlar, buna “hakikat” denir.[1]
Dipnotlar
[1] Mahmud Efendi Hazretleri, Sohbetler, 2. Cilt, s. 416-417.
 
Üst