ŞEFAAT EDECEK DE KiMMiŞ!? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

ŞEFAAT EDECEK DE KiMMiŞ!?

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
Konya'nın mutasavvıflarından Merhum Dişçi Mehmet Efendi'ye bir genç gelir:

... Allah'ın izni olmadıkça Nezdi'nde şefaat edecek kimmiş?.. El-Bakara 255. ayet mealini okur ve şefaat yoktur, bunu nereden çıkarıyorsunuz? der.

Merhum Dişçi Mehmet Efendi der ki:

A be evladım Kur'an ilk kime indi?

Genç der ki:

Tabi ki Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e..

Mehmet Efendi:

Annaah!! a benim güzel evladım, ben sana şefaatin varlığı ile ilgili birçok sahih hadis söyleyebilirim. Peygamber aleyhisselam (haşa) bu ayeti görmedi mi de bunca şefaatle alakalı hadis söyledi!?....

Kimin ne kadar şefaate ihtiyacı varsa o miktarda çeksin deriz efendim....

Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Kad dâkat hîletunâ edriknâ yâ Rasûlallah.....

Kıyamet gününde şefaatimle insanların en mutlusu, hulûs-i kalb üzere Lâ ilâhe İllallah diyen kimsedir

Mirkât-ul-Mefâtih c.9 s.525 h.n.5574 Câmiu-l-Usûl c.9 s.369 h.n.7011

Benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenler içindir.

Keşf-ul-Hâfâ c.2 s.10-11, Feyz-ul-Kadîr c.4 s.162 h.n.4892, Levâmiu-l-Ukûl c.3 s.392,393, Firdevs-i Deylemî c.2 s.351 h.n 3578, Tirmizî h.n.2436, İbnu Mâce h.n.4310 Hâkim c.1 s.69, Şuab-ul-İman c.1 s.287 h.n.310,311, Kenz-ul-Ummâl h.n.39751,39055

Şefaatim kıyamet gününde haktır. Kim ki ona iman etmez ise şefaatim ehlinden olmaz.

Feyz-ul-Kadîr c.4 s.163 h.n.4896, Kenz-ul-Ummâl h.n.39059
 
B

.BeYzA.

Misafir
şefaat haktır ve iman ediyoruz, inşaAllah şefaat ehlinden oluruz...

(şefaat yoktur diyenler de varmış...)
 

doğuhan

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ara 2006
Mesajlar
1,425
Puanları
0
Yaş
34
Allahın var dediği bir mevhuma yok demek
Ateşler içinden ateş beğenmeğe denk
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
izni olmadikca ibaresini gore gore sefaat yoktur diyenler bektasilik yapiyor hakikaten. ayetin bir bolumunu alip, bir bolumunu almamak, ne kadar buyuk bir hata...

bir baska husus ta tevessul, medet meselesi

tevhidi guzelce bilmeyen birinin ey mevlana bana cocuk ver demesi tabi ki sirktir; eger kisi, verenin mevlana olduguna inaniyorsa, bunun lami cimi yok...

ama

ey mevlana Rabb'ime yalvar da- benim agzim pasli, amelim yok, yuzum kara, sen ise inaniyorum ki O'nun Kat'inda hayrlilardansin, Ona seninle/duan vesilesi ile yoneliyorum. Dua eden ve dua edilmesini isteyen kuldur, dualari kabul eden ise ancak Allah'tir. seninle yonelmemin sebebi ise, Allah'in sana Kat'indan verdigi serefin O'na ait olmasi hasebiyle, sana verdigi o serefin kiymeti adina, bende o serefin olmamasi ve yuzumun kara olmasi hasebiyle, sevdigi ile O'na yoneliyorum - bana bir evlad versin.

simdi hangi insan su cumleyi okuyunca burada sirk goruyor?

sirk, gucu ortaklama demek degil mi?

sirk, tasarrufa ortaklik degil mi?

sirk, O gibi, verdigine aldigina inanma degil mi?

ricacilik hangi kistaslarla sirke sokuluyor?

biz sirkin tanimini bilmiyoruz o halde!

sirk, Allah'a butun yetkiyi gucu tahsis etmekse o halde musrik olmayan bir tek tasavvuf ehli yoktur.

zira butun erbab i tasavvuf

verenin

alanin

yapanin

yapmayanin

kudreti sahibi olanin

her seyi bilenin

dualari kabul edenin

etmeyenin

dua edilecegin

ancak ve ancak ALLAH oldugunda muttefiktir.

nerede simdi, seyhlere tapinma iftirasi!

seyh de ben de hepimiz de sadece ve sadece Allah'in kullariyiz.

seyh demek ne demek?

Allah'a saygisi daha cok oldugunu zahiren dusundugumuz demek...

ne var da O'na, dostuyla yonelmekte gocunmaya sebeb?

sanki, ali'de isinin gorulmesi icin, ali'nin dostu veli'ye rica etmeyen birisin de sen, lafi terse cekmek icin kivranip duruyorsun...

Allah'in izni olmadikca sefaat edecek yoktur demek;

Allah'in izni dahilinde sefaat edecekler de vardir demektir.

selametle
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
Allâme Şehâb-ur-Remeliyy-uş-Şafiî rahimehullah, " Avamın, belaya giriftar olduklarında ' ya şeyh filan' demelerine ne buyurursunuz? ' sorusuna :

" Enbiya ve rusulle aleyhimussalatu vesselam, evliya, ulema ve Salihlerle istiğase caizdir. " cevabını vermiştir. Şeyh Abdulğânî En-Nablûsî Cem'u-l-Esrar fî Men'i Eşrâr an-it-Ta'ni fisSofîyet-il-Ahyar adlı eserinde, Şehab-ur-Remlî'nin sözünü naklettikten sonra şöyle devam eder :

" Şehab-ur-Remlî, Ey İman edenler ALLAH'tan korkun ve vesileyi taleb edin.. " mealindeki ayete mebni, tevessül ve istiğasenin caiz olduğunu kastetmektedir. Nitekim Şehab remlî demiştir ki:

Enbiya ve evliyaya, ölümlerinden sonda da sığınmak caizdir. Çünkü enbiyanın mu'cizeleri, evliyanın kerametleri, ölümleriyle kesilmez.

Şevâhid-ul Hak adlı eserde, Şeyh Yûsuf Nebehânî bu hususta dört mezheb ulemasının sözlerini nakletmektedir.

Hanefîlerden Hayreddîn-u Remlî el-Fetevâ-l-Hayriyye adlı eserinde " Bir takım insanların zikir esnasında ' Ya Şeyh Abdulkadir, şey Lillah' ' Ya şeyh Ahmet Rufâi, şey lillah' ve benzeriyle meded istemeleri hakkında ne buyurursunuz? ' sorusuna cevaben şöyle demektedir:


" Onların Ya şeyh Abdulkadir demeleri nidâdır. Şey Lillah = ALLAH için bir şey demeleri, ALLAH Teala'nın ikramıyla bir şeyi taleb etmektir. Bunun haramlığına hiç bir gerek yoktur. Kayd-uş-Şerâid ve Nazm-ul-Ferâid adlı eserin müellifinin ' Şey lillah ' diyen ba'z kafir olur demesine mağrur olmaya gerek yoktur. Çünkü sözünün delili yoktur "

Binaenaleyh her iki Remlî'nin de fetvalarına göre, şeyhinden meded bekleyen ve ona sığınan kimsenin talebi, masiyet ve küfür değildir.


Binaenaleyh Saik Havva'nın Terbiye tun-er-Ruhiyle adlı eserinde böyle sözlerin şiadan Sünnilere geçmesini iddia etmesi, ' Meded ya seyyîd-i filan ' caiz değildir ve tevhide hücumdur demesi, böylece Hasan en-Nedev'in Müzakerat adlı risalesinde, bu gibi sözleri reddetmesi, delilsizdir. Bunlar, ustadlarıyla birlikte, bu noktada Ehli sünnet velCemaat ten ayrılıp Vahabilerle birleşmişlerdir.

Zatlarla tevessülün şartı zatları kul olarak inanmaktır. Hakiki fail olarak inanmak şirktir.
 

SeNoL

MUEYABYA
İhvan Üyesi
Katılım
16 Kas 2006
Mesajlar
4,867
Puanları
0
Yaş
39
Amenna ve saddakna...Güzel bilgiler mevla razı olsun
 

revan

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
2 May 2007
Mesajlar
179
Puanları
0
Yaş
36
2/BAKARA-48 Vettekû yevmen lâ teczî nefsun an nefsin şey’en ve lâ yukbelu minhâ şefâatun ve lâ yu’hazu minhâ adlun ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).


Ve hiç kimseden bir kimseye bir şeyin ödenmediği ve ondan (hiç kimseden) bir şefaatin kabul olunmadığı ve hiç kimseden bir fidye alınmadığı ve onlara yardım da edilmediği günden sakının.


2/BAKARA-123 Vettekû yevmen lâ teczî nefsun an nefsin şey’en ve lâ yukbelu minhâ adlun ve lâ tenfeuhâ şefâatun ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).

Kimseden kimseye bir şey ödenmediği ve onlardan bir fidye (bedel) kabul edilmeyeceği ve kendilerine şefaatin fayda vermeyeceği ve onlara yardım da olunmayacağı bir günden sakının.


2/BAKARA-254 Yâ eyyûhellezîne âmenû enfikû mimmâ razaknâkum min kabli en ye’tiye yevmun lâ bey’un fîhi ve lâ hulletun ve lâ şefâah(şefâatun), vel kâfirûne humuz zâlimûn(zâlimûne).

Ey âmenû olanlar! İçinde, ne bir alışverişin ne bir dostluğun ve ne de bir şefaatin bulunmadığı gün (kıyâmet günü) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan infâk edin (Allah için verin). Ve kâfirler, onlar zalimlerdir.


2/BAKARA-255 Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu), lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm(nevmun), lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard(ardı), menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih(iznihî) ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard(arda), ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm(azîmu).

Allah ki, O’ndan başka ilâh yoktur (Sadece O vardır). Hayy’ul Kayyum’dur. O’nu ne bir uyuklama ve ne de bir uyku hali tutmaz. Göklerde ve yerde olan herşey O’nundur. O’nun izni olmadan, O’nun katında kim şefaat etme yetkisine sahiptir? Onların önlerinde ve arkalarında olanları (geçmiş ve geleceklerini) bilir. Ve O’nun ilminden, O’nun dilediğinden başka bir şey ihata edemezler (kavrayamazlar). O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Ve o ikisini muhafaza etmek (koruyup gözetmek), kendisine zor gelmez ve O Alâ’dır (çok yücedir), Azîm’dir (büyüktür).

4/NİSA-85
Men yeşfa’ şefâaten haseneten yekun lehû nasîbun minhâ ve men yeşfa’ şefâaten seyyieten yekun lehu kiflun minh(minhâ) ve kânallâhu alâ kulli şey’in mukîtâ(mukîten).


Kim başkasına iyilikte (hasenat), şefaat (yardımı aracılık)ta bulunursa ondan bir nasibi olur. Kim de kötülükte (seyyiat) şefaat (yardım, aracılık)ta bulunursa ona şerrden pay (kiflun) vardır. Ve Allah, herşeyi gözetip karşılığını verir.



6/EN'**-51 Ve enzir bihillezîne yehâfûne en yuhşerû ilâ rabbihimleyse lehum min dûnihî veliyyun ve lâ şefîun leallehum yettekûn(yettekûne).

Ve Rab’lerine haşrolunmaktan korkan kimseleri, onunla uyar. Onların, O’ndan (Allah’tan) başka bir dostu ve şefaat edeni yoktur. Böylece onlar takva sahibi olurlar.


6/EN'**-94 Ve lekad ci’timûnâ furâdâ kemâ halaknâkum evvele merretin ve terektum mâ havvelnâkum verâe zuhûrikum, ve mâ nerâ meakum şufeâekumullezîne zeamtum ennehum fîkum şurekâ’(şurekâû), lekad tekattaa beynekum ve dalle ankum mâ kuntum tez’umûn(tez’umûne).

Ve andolsun ki; sizi ilk defa yarattığımız gibi Bize tek tek (tek başına) geldiniz ve size ne verdiysek (neyin sahibi yaptıysak, ne lütfettiysek) arkanızda bıraktınız (terkettiniz). Sizinle ortak olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi sizinle beraber görmüyoruz. Andolsun, sizinle aranızdaki bağları koparılmış, haklarında zanda bulunmuş olduğunuz şeyler, sizden uzaklaşıp gitmiştir


10/YUNUS-18 Ve ya'budûne min dûnillâhi mâ lâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum ve yekûlûne hâulâi şufeâunâ indallâh(indallâhi), kul e tunebbiûnâllâhe bimâ lâ ya'lemu fîs semâvâti ve lâ fîl ard(ardı), subhânehu ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).

Ve onlara fayda ve zarar vermeyen Allah’tan başka şeylere (putlara) kulluk (ibadet) ediyorlar. Ve “Bunlar, Allah’ın yanında bizim şefaatçilerimiz.” diyorlar. De ki: “Yeryüzünde ve semalarda bilmediği bir şeyi Allah’a haber mi veriyorsunuz?” O, Sübhan’dır (münezzehtir), onların ortak koştuğu şeylerden yücedir.


19/MERYEM-87 Lâ yemlikûneş şefâate illâ menittehaze inder rahmâni ahdâ(ahden).

Rahmân’ın indinde, ahd ittihaz edenlerden (Allah’tan ahd alanlardan) başkası şefaate malik olamaz.


32/SECDE-4 Allâhullezî halakas semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arş(arşi), mâ lekum min dûnihî min veliyyin ve lâ şefîi(şefîin), e fe lâ tetezekkerûn(tetezekkerûne).

O Allah ki; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde halketti (yarattı). Sonra arşa istiva etti (arşı sevva etti, dizayn etti, vechi arşta karar kıldı). Sizin O’ndan başka dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Hâlâ tezekkür etmez misiniz?


36/YASİN-23 E ettehızu min dûnihî âliheten in yuridnir rahmânu bi durrin lâ tugni annî şefâatuhum şey’en ve lâ yunkızûn(yunkızûni).

Ben, O’ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer Rahmân bana bir zarar dilerse, onların şefaati bana bir (şey) fayda vermez (sağlamaz). Ve onlar beni kurtaramazlar.

yunus 18 e dikkat çekmek istiyorum,ayrıca güzel kardeşlerim evet hadisler KURANA aykırı olamaz,çünkü KURAN efendimizin gönlüne yazılmıştı,ancak efendimiz bir hadisinde diyorki benim uydurma hadislerim çıkacak ozaman açın KURANA bakın benim hiç bir hadisim KURAN a aykırı olamaz,selametle,YUKARDAKİ BAKARA 255,BAKARA 254,BAKARA123,BAKARA 48 ÖZELLİKLE KESİN BİR ŞEKİLDE REDDEDİYOR BUNUN ÖTESİ YOKTUR,VE DİĞER BİR ÇOK AYETTE PUTLARIN PUTLAŞTIRILANLARIN HİÇ ŞEFAATİ OLAMAZ,ŞEFAAT ALLAHINDIR DEYİP HERTÜRLÜ ŞEFAATİ REDDETMEKTE,ŞEFAAT SADECE DÜNYADADIR,BAKARA 255,BAKARA254,BAKARA123,BAKARA48 VARKEN KİMSE ÇIKIPTA ŞEFAAT VAR DİYEMEZ,ÇÜNKÜ EFENDİMİZ BİR HADİSİNDE BUYURUYORKİ,SİZE İKİ BÜYÜK EMANET BIRAKIYORUM DİYOR KURAN VE EHLİBEYTİM,BİR HADİSİNDEDE SİZİN EN HAYIRLINIZ KURANI ÖĞRENEN VE ÖĞRETENİNİZDİR DEMEKTE,HADİS SAHİH OLUP OLMADIĞINI ZATEN KURA GÖRE ANLIYORUZ,TARİHE GÖRE DEĞİL.ALLAH RAZI OLSUN..





 

SeNoL

MUEYABYA
İhvan Üyesi
Katılım
16 Kas 2006
Mesajlar
4,867
Puanları
0
Yaş
39
Konya'nın mutasavvıflarından Merhum Dişçi Mehmet Efendi'ye bir genç gelir:

... Allah'ın izni olmadıkça Nezdi'nde şefaat edecek kimmiş?.. El-Bakara 255. ayet mealini okur ve şefaat yoktur, bunu nereden çıkarıyorsunuz? der.

Merhum Dişçi Mehmet Efendi der ki:

A be evladım Kur'an ilk kime indi?

Genç der ki:

Tabi ki Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e..

Mehmet Efendi:

Annaah!! a benim güzel evladım, ben sana şefaatin varlığı ile ilgili birçok sahih hadis söyleyebilirim. Peygamber aleyhisselam (haşa) bu ayeti görmedi mi de bunca şefaatle alakalı hadis söyledi!?....

Kimin ne kadar şefaate ihtiyacı varsa o miktarda çeksin deriz efendim....

Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Kad dâkat hîletunâ edriknâ yâ Rasûlallah.....

Kıyamet gününde şefaatimle insanların en mutlusu, hulûs-i kalb üzere Lâ ilâhe İllallah diyen kimsedir

Mirkât-ul-Mefâtih c.9 s.525 h.n.5574 Câmiu-l-Usûl c.9 s.369 h.n.7011

Benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenler içindir.

Keşf-ul-Hâfâ c.2 s.10-11, Feyz-ul-Kadîr c.4 s.162 h.n.4892, Levâmiu-l-Ukûl c.3 s.392,393, Firdevs-i Deylemî c.2 s.351 h.n 3578, Tirmizî h.n.2436, İbnu Mâce h.n.4310 Hâkim c.1 s.69, Şuab-ul-İman c.1 s.287 h.n.310,311, Kenz-ul-Ummâl h.n.39751,39055

Şefaatim kıyamet gününde haktır. Kim ki ona iman etmez ise şefaatim ehlinden olmaz.

Feyz-ul-Kadîr c.4 s.163 h.n.4896, Kenz-ul-Ummâl h.n.39059
güncelleyelim
 

revan

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
2 May 2007
Mesajlar
179
Puanları
0
Yaş
36
şefaat yalnızca bu dünyadadır bununla ilgili ayetler ise şunlardır,

34/SEBE-23 Ve lâ tenfeuş şefâatu indehû illâ li men ezine leh(lehu), hattâ izâ fuzzia an kulûbihim kâlû mâzâ kâle rabbukum, kâlûl hakk(hakka), ve huvel aliyyul kebîr(kebîru).


Ve O’nun huzurunda, kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez. Onların kalplerinden korku giderilince: “Rabbiniz ne buyurdu?” dediler. (Onlar da) “Hakkı buyurdu.” dediler. Ve O; Âli’dir (çok yüce), Kebir’dir (çok büyük).

bu ayette ALLAH ın izin verdikleri şefaat eder anlıyoruz bu ayetten ancak bu sadece dünyada mürşid önünde yapılan tevbe ile günahların affedilmesidir,bunu nerden anlıyoruz şu ayetlerden

Kuran-ı Kerim / NİSA / 64. ayet-i kerime Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi), ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).

Biz, resûlleri ancak Allah’ın izniyle, kendilerine itaat edilsin diye göndeririz. Onlar, nefslerine zulmettikleri zaman eğer sana gelselerdi ve Allah’tan mağfiret dileselerdi, Resûl de onlar için mağfiret dileseydi; Allah’ı tövbeleri (sahâbenin tövbesini ve Resûlün mağfiretini) kabul eden ve rahmet gönderici olarak bulurlardı.


Kuran-ı Kerim / FURKAN / 70. ayet-i kerime İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).

Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet gönderendir).



40/MU'MİN-7 Ellezîne yahmilûnel arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, rabbenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke vekıhim azâbel cahîm(cahîmi).


Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (devrin imamı), Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve O’na îmân ederler. Ve âmenû olanlar için (Allah’tan) mağfiret dilerler: “Rabbimiz, Sen herşeyi rahmetle (rahmetinle) ve ilimle (ilminle) kuşattın. Böylece (mürşidin önünde) tövbe edenleri ve Senin yoluna (Sıratı Mustakîm’e) tâbî olanları mağfiret et (günahlarını sevaba çevir). Onları cehennem azabından koru!”

herşey bu dünyada öteki tarafta,ne ektiysen onu biçersin çünkü ALLAH buyuruyorki

99/ZİLZAL-7 Fe men ya’mel miskâle zerretin hayren yereh(yerehu).

Artık kim, zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür.


99/ZİLZAL-8 Ve men ya’mel miskâle zerretin şerren yereh(yerehu).

Artık kim, zerre ağırlığınca bir şerr (kötülük) işlerse, onu görür.

ALLAH RAZI OLSUN GÜZEL KARDEŞLERİM.
 
Üst