Sarıkamış "kardelenler" | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Sarıkamış "kardelenler"

AdigeBatur

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
19 Eyl 2006
Mesajlar
1,678
Puanları
0
Yaş
40
Web sitesi
www.blogcu.com
----------------------------------------------------------------------------------------------

Sonra gözünü tekrar tekrar döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir. (Mülk-4)

----------------------------------------------------------------------------------------------



SARIKAMIŞ “Kardelenler”

"Buzun terlediğine kimse inanmaz
Bilmezler içinde bir garip pişer"​

Rus Kafkas ordusu Kurmay Başkanvekili Dük Aleksandroviç Pietroviç, elindeki dürbünü gözlerinden çekemedi, bıraktı ve adeta bağırdı:
—Delirmiş bu Türkler, delirmiş... Böylesi açık hedef olunur mu? Türkler gibi asker yoktur, doğru ama bu ne acemilik, bu ne akılsızlık... Mevzilenmeye ihtiyaç duymadan, açık hedef olmuşlar...


Yıllardan 1914'tür, günlerden 23 Aralık Cuma… Bizim cepheden ateş açılmaz… Ruslar yürürler…
Binbaşı Mustafa Nihat, Enver ve Hafız Hakkı Paşa’lardan aldığı emrin akıl işi olmadığını bilir de, ağzını açmaz... Türk'ün askerlik namusu, itiraz kelimesini silmiş lügatinden… Sarıkamış'ı iki gece evvel işgal etmişiz. Kolordumuz erimiş... Ve karşı saldırı sonucu çekilmişiz. Mustafa Nihat Bey ve emrindeki 79 kahraman dört yüz metrelik mesafeyi sekiz saatte alırlar. Hedefe vardıkları zaman artık 18 kişidirler. Mevzilenmek isterler, nasip olmaz. Olmamıştır herhalde ki gece yerini sabah ışıklarına terk ettiği zaman Rus Kurmay Başkanı Pietroviç şaşkınlık içinde önce ateş emri verir. Sonra eline almıştır dürbününü. Dünya tarihinin görmediği sahneye işte o zaman şahit olur.

İlk sırada diz çökmüş beş kahraman. Omuz çukurlarında yuvalanmış mavzerleri ile nişan almışlar. Tetiğe asılmak üzereler. Asılamamışlar. Kaputa yakaları Allah'ın rahmetini o civan delikanlıların vücuduna akıtmak istercesine, semaya dikilmiş, kaskatı... Hele bıyıkları, hele bıyık ve sakalları... Her biri birer fütuhat oku misilli dimdik... Ve gözleri. Dinmiş olmasına rağmen, kahredici tipinin bile örtüp gizleyip kapatamadığı gözleri… Hepsi açık. Tabiata, başkumandana, karşıdaki düşmana ve kadere isyan eden, ama Allah'ına teslimiyetle bakan gözleri açık. Vallahi açık, açık…

İkinci sırada bir manzara ki, hiçbir heykeltıraş benzerini çizmeye muvaffak olamamış. Başları korkutucu katılıkta semaya dönük, bilekleri üzerinde kümelenen kar'a rağmen, güçlerini dile getiren, sağrılarındaki fişek sandıklarını debelenip yere atmağa tenezzül etmemiş iki katırın başındaki altı esatir güzeli Mehmet... Sandıkları bir avuçlamışlar ki, kâinatı biz o hırsla avuçlayıvermişizdir. Öylesine kaskatı kesilmişler...
Ve sağ başta Binbaşı Mustafa Nihat... Ayakta. Yarabbi bu bir ayakta duruştur ki, düşmanı da, kindarı da, melunu da Allah'a sığındıkları günkü çaresizlik içinde yere çökertiş velvelesi halinde... Belindeki fişekliklerinin o kurban olunası çıkıntılarını örtüp yok etmeğe, gece düşen tipi bile razı olmamış. Boynundaki dürbünü sol eli ile kavramış, Havada kalmış kale sancağı gibi... Diğer eli, belli ki semaya kalkıp rahmet dilerken öylesine donmuş... Hayrettir, başı açık, Gür kara saçları beyaza bulanmış...

Halen Moskova'da Krasnaya Bulvarı'ndaki askeri Müzede bulunan Kurmay Başkanı Pietroviç'in karargâhına gönderdiği rapor, hıçkırıklı bir ağıt gibidir:
"Allahü Ekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel Allah’larına teslim olmuşlardı. 24.Aralık.1914"


Ve şimdi sizler, bütün münasebetsizliklerimize rağmen, ancak onların varlıkları ile ayakta durabilen bu günkü dostlar… Ayağa kalkınız ayağa. Vallahi kalkınız. Tek beka şemsiyemiz olan bu ilahi bahçedeki kar çiçekleri önünde fatihalarla af dileyiniz.

Kalkınız ayağa..!

(Alıntıdır.)
 

ümitk

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ocak 2007
Mesajlar
39
Puanları
6
Değerli paylaşımın için çok teşekkür ederim kardeşim..
 
Üst