• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Şapka için İdam edilen kahraman "İskilipli Atıf Hoca"

AdigeBatur

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
19 Eyl 2006
Mesajlar
1,678
Beğeniler
5
Puanları
0
Yaş
37
Web sitesi
www.blogcu.com
#1
Mutlak hükümranlık elinde bulunan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter. (Mülk-1)
________________________________________________________________________



İSKİLİPLİ ATIF HOCA
"Şapka için idam edilen kahraman"


1876 tarihinde İskilip’in Tophane köyünde
dünyaya geldi. Babası Akkoyunlu aşiretinden
Mehmet Ali Ağa’dır. Henüz altı aylık iken annesi
Nazlı Hanım’ın vefatıyla öksüz kalan Atıf Efendi,
büyükbabasının gayretleriyle köyünde ilk
öğrenimini yapmış, daha sonra İskilip’e giderek
burada Abdullah Efendi adlı hocadan ders almış ve
tahsilini tamamlamak için ağabeyi ile birlikte
İstanbul’a gelmiş ve medrese eğitimine başlamış,
çalışma azmi ve zekası diğer öğrenciler arasından
sıyrılmasına yetmiş ve 1902 yılında en iyi derece
ile mezun olmuştur.
Aynı yıl yeni açılan Darülfünün’un İlâhiyat
şubesine kaydolmuş, mezuniyetini takiben bir ara
köyüne giden Atıf Efendi sonra yine İstanbul’a
dönerek, Fatih Camiindeki Dersiâmlık ile beraber
Kabataş Lisesi Arapça muallimliğine tayin olmuş
ve aynı yıl Fatma Zahide hanım ile evlenmiştir.
Bu sıralarda hakkında verilen jurnal sebebiyle
üzerindeki baskıların arttığını hissedince bir
arkadaşının pasaportu ile Kırım’a gitmiş oradan da
Varşovaya geçerek meşrutiyetin ilanı sıralarında da
İstanbul’a geri dönmüştür. Bu sıralarda yanlışlıkla
tutuklanmış ise de bilahare serbest bırakılmıştır.
Bir yandan müderrislik yaparken bir yandan da
Sebilürreşad mecmuasında yazılar yazmaya
başlamış ve İslâm âleminin dikkatini çekmiş,
Balkan Harbi’ni müteakip donanmaya duyulan
ihtiyaç ile bu alanda yazılar yazıp milleti
donanmaya yardım etmeye teşvik etmiş, fakat,
Mahmut Şevket Paşa suikastını fırsat bilip bütün
muhaliflerini toplayan zihniyet, Atıf Efendi’yi de
bu gruba dahil ederek Sinop’a sürgüne
göndermiştir. Buradan Çorum’a ve Sungurlu’ya
havale edilmiş ve yine bir yanlışlık yapıldığı
söylenerek özür dilenmiş ve İstanbul’a gitmesine
izin verilmiştir.
Kendisinde, o zamanlarda çok fazla ihmal edilmiş
olan ibtidai dahil medreselerinin umum müdürlüğü
verilmiş ve getirildiği bu mevkide insanüstü
gayretlerle çalışarak kurumun işleyişini yoluna
koymuş ve takdir toplamıştır. Bu sıralarda bir
Amerikan heyeti, medreseleri ziyareti sırasında
Atıf Hoca ile karşılaşmış, İslâmiyet ile ilgili olarak
sorular sormuş ve görüşme tamamlandığında
hayranlıklarını gizlemiyerek, Hoca’nın ilminden
faydalanmak üzere kendisini Amerika’ya davet
etmişlerdir.
Yine bir İtalyan müsteşriki bazı sorunlarını
Hoca’ya danışmış ve daha önce duymuş olduğu
şöhretinin haksız olmadığını ifade etmiştir. Bir defa
da Kral Faysal kendisini Bağdat’a davet etmiş,
fakat o gitmemiştir.
“Mahfil” mecmuasında da yazıları yayınlandığı
için bazı ilginç mektuplar ve davetler almıştı. Bazı
müsteşrik mecmuaları da kendisine yüksek ücretler
teklif ederek dergilerine yazı göndermesini
istemişlerdi.
1 920’de ulema ve müderrislerin haklarını korumak
üzere, üyeleri arasında Mustafa Sabri Efendi,
Mustafa Saffet Efendi ve Said-i Nursi’nin de
bulunduğu “Müderrisler Cemiyeti”ni kurdu.
Atıf Efendi kütüphanesi neşriyatı olarak çeşitli
eserler kaleme almıştı. Bunlardan bazıları İslâm
Çığırı”, “İslâm Yolu”, “Mir’at-ül İslâm”, “Din-i
İslâmda Men’i Müskirat”, “Nazar-ı Şeriatte Kuvvei
Berriyye ve Bahriyye”, „Tesettür-ü Şer’i”, „Muinlittalebe“
adlı eserlerdir.
1924 yılında, Batı taklitçilerinin, toplumun örfüne
aleni olarak uymayanların, halk ve emniyet
mensupları tarafından hoş görülmedikleri bir
dönemde “Frenk Mukallitliği ve Şapka” adlı eserini
neşretmiş ve dönemin düşünüş ve yaşayışına uygun
olan fikirlerini açıklamış idi.
1925 yılı sonlarında çıkan “Şapka Giyilmesi
Hakkında Kanun’a muhalefetten tutuklandı.
Giresun’a gönderilerek İstiklâl Mahkemesince
sorgulandı ve eserinin kanunun çıkmasından önce
kaleme alındığı ve iddia edilenin aksine bir suç
unsuru bulunmadığına hükmedilerek İstanbul’a
getirildi. Serbest bırakılması beklenirken 1926
yılında Ankara’ya İstiklâl Mahkemesince tekrar
yargılanmak üzere gönderildi.
İstiklal Mahkemesi; Erzurum, Rize, Giresun ve
Sivas’ta meydana gelen şapkaya karşı hareketlerde
Atıf Hoca’nın rolü olduğuna inanarak ithamlarına
başlamıştı. Uzun süren soruşturmalar sonucu, savcı
şüphe ve zan dolu bir iddianame okumuş ve
“Falanca bunu şurada görmüş, falan şunu şöyle
demiş” gibi gülünç ifadelerle okunan bu iddianame
sonucunda, diğer arkadaşları çeşitli cezalara
çarptırılan Atıf Hoca’nın da on yıl ile onbeş yıl
arası bir süre kürek cezasına çarptırılması
istenmişti. Daha sonra mahkeme reisi,
müdafaaların ertesi gün dinlenmesini
kararlaştırarak duruşmayı ertesi güne ertelemişti.
1926 yılının Şubat ayının üçüncü çarşamba günü
müdafaaların dinlenmesinden sonra mahkeme Atıf
Hoca’nın idamına karar vermiş ve Hüküm
perşembe günü sabaha karşı infaz edilmiştir.

Not:Atıf Hoca karırın verileceği günden önceki gece
müdafasını hazırlarken bir ara dalıp gider.
Rüyasında Efendimiz . :Atıf, yanımıza gelmek için daha ne oyalanıyorsun,der. Uyanan Atıf Hoca hazırladığı müdafayı yırtar.
Ertesi gün hiçbir haklı gerekçe olmaksızın asılarak şehid edilir.
Allah mekanını cennet eylesin.
 

MUSAB21

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
11 Kas 2006
Mesajlar
314
Beğeniler
0
Puanları
0
Yaş
31
Web sitesi
www.huzuriklimi.com
#2
o şapka için idam edilmedi.. yapılan haksızlığın karşında durduğu için idam edildi.. ALLAH şehadetini kabul etsin(inş etmiştir)..

nitekim çıkartanlarda asıldı... ALLAH alimlerimizi asanları kahr eylesin inş. onları cayır cayır yaksın
 

ÇiLe-i AşK

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eki 2006
Mesajlar
542
Beğeniler
2
Puanları
0
#5
anlatıldı hep bize inkılabın güzelikleri küçücük yaşımızda kabul etmiştik daha, ama bunları neden göstermediler bize:thinking:
neden demediler "bizler inkılab yaptık ama gelen yeniliğin kabullenilmesi içinde birkaç başa ihtiyacımız vardı diye..":angry[1]:

İskikilpli Atıf Hocanın hayatını öğrendiğimde herşey gün yüzüne çıktı...
Atıf Hocalar haksızlıklar karşısında gerektiğinde canlarını Allah yoluna Rasullullah yoluna feda ettiler sözlerini yerine getirdiler...

kendimize çok ders çıkarmammız lazım olanlardan geçmiş her zaman tekerrür eder farklı olaylarla...
bize düşense tefekkür etmek inşAllah..paylaşım için Allah razı olsun :shake2[1]:
 

AdigeBatur

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
19 Eyl 2006
Mesajlar
1,678
Beğeniler
5
Puanları
0
Yaş
37
Web sitesi
www.blogcu.com
#7
O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır. (Mülk-2)
_____________________________________________________________________________
Dostlar, yazımın amacı İskilipli Atıp Hoca'yı ve verdiği mücadeleyi anlatmaktı. Manevi derecesi büyük bir insandır. Bunu söyleyeme lüzum bile yok. Kahramandan kastım, hakkı söylemekten ölüm pahasına vazgeçmemiş Üstün bir şahsiyet olması... Şimdi böyle kahramanlar nerde...
Şapka için asılmış, Koca Alim... ne komik değil mi? Başlığı bu şekilde yazmamın nedeni de bu... Düşünün şapka takmadığı için bir Alimi asmışlar :confused1[1]:

Atıf Hoca İle ilgili başka bir hadise:
Mahkeme hayeti başkanı Atıf Hoca'ya sorar:
-Neden şapka giymeyi reddediyorsun? Baka başındaki sarıkta bez parçasıdır, bu şapkada, onu çıkarıp bunu taksan ne olur sanki?

Atıf Hoca cevap verir:
-Hakim Bey şu arkanızda asılı duran Türk bayrağıda bez parçasıdır, Fransız bayrağıda bez parçasıdır. Onu indirip Fıransız bayrağını asar mısınız?

Hakim Atıf Hocaya cevap veremiyor ama bir sonraki gün idam kararını veriyor.
.
 

ÇiLe-i AşK

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eki 2006
Mesajlar
542
Beğeniler
2
Puanları
0
#8
AdigeBatur' Alıntı:
Atıf Hoca karırın verileceği günden önceki gece
müdafasını hazırlarken bir ara dalıp gider.
Rüyasında Efendimiz :Atıf, yanımıza gelmek için daha ne oyalanıyorsun,der. Uyanan Atıf Hoca hazırladığı müdafayı yırtar
Peygamber Efendimiz . (benim bildiğim) Hz. Osman'ı da çağırıyordu "biz oruçluyuz bize iftara gel" diye .

birde Atıf hocayı "bize kavuşmayı bu kadarmı istemiyorsun diyerek..."

ne büyük şeref ya Rabbim .
 

Nevfal

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
28 Eyl 2006
Mesajlar
102
Beğeniler
1
Puanları
0
#9
Allahu Teala zulme göz yumanlardan değil de, onunla mücadele edenlerden eylesin cümlemizi. Amin.
 

arşivist

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ocak 2007
Mesajlar
1,361
Beğeniler
3
Puanları
0
Web sitesi
www.smf123.net
#10


İstiklal Mahkemesi; Erzurum, Rize, Giresun ve
Sivas’ta meydana gelen şapkaya karşı hareketlerde
Atıf Hoca’nın rolü olduğuna inanarak ithamlarına
başlamıştı. Uzun süren soruşturmalar sonucu, savcı
şüphe ve zan dolu bir iddianame okumuş ve
“Falanca bunu şurada görmüş, falan şunu şöyle
demiş” gibi gülünç ifadelerle okunan bu iddianame
sonucunda, diğer arkadaşları çeşitli cezalara
çarptırılan Atıf Hoca’nın da on yıl ile onbeş yıl
arası bir süre kürek cezasına çarptırılması
istenmişti. Daha sonra mahkeme reisi,
müdafaaların ertesi gün dinlenmesini
kararlaştırarak duruşmayı ertesi güne ertelemişti.
1926 yılının Şubat ayının üçüncü çarşamba günü
müdafaaların dinlenmesinden sonra mahkeme Atıf
Hoca’nın idamına karar vermiş ve Hüküm
perşembe günü sabaha karşı infaz edilmiştir.

Not:Atıf Hoca karırın verileceği günden önceki gece
müdafasını hazırlarken bir ara dalıp gider.
Rüyasında Efendimiz . :Atıf, yanımıza gelmek için daha ne oyalanıyorsun,der. Uyanan Atıf Hoca hazırladığı müdafayı yırtar.
Ertesi gün hiçbir haklı gerekçe olmaksızın asılarak şehid edilir.
Allah mekanını cennet eylesin.
kardeşim güzel bir yazı lakin eksik hocamız sadece ve sadece müdafasını yapmadığı için asıldı. tıpkı izmirdeki suikast mahkemesinde olduğu gibi orada iki paşa (general) mahkemenin müebbet hapis kararına itiraz ettikleri için idamlarına karar verilmeleri gibidir.

bir de örnek vermek istiyorum.

yasa çıktıktan sonra Mustafa Kemal Paşa'ya bir grup Libya asıllı gazi arkadaşları gelmiş

- bizim töremizde var biz şapka takmayız ya izin ver şapka takmayalım ya da yurdumuza dönmemize izin ver diyince.

paşa:
- artık kanun çıktı ben birşey yapamam. size zarar gelmesini istemem en iyisi ortalıkta dolaşmayın.

mealinde birşeyler söylemiş ayrıtılı bilgi için zaman gazetesine müracat edebilirsiniz.

ve o grubu adana'nın bir ilçesine yerleştirmiş.
 

SeNoL

MUEYABYA
İhvan Üyesi
Katılım
16 Kas 2006
Mesajlar
4,870
Beğeniler
224
Puanları
0
Yaş
36
#11
Maide - 116 - Ve Allah şöyle buyurduğu zaman: "Ey Meryem oğlu İsa, sen misin o insanlara "Beni ve o anamı Allah yanında iki tanrı edinin." diyen?" "Haşa, dedi, sen her türlü eksikliklerden münezzehsin ya Rab! Benim için gerçek olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz. Eğer söylemiş olsaydım elbette Sen bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ben ise Senin zatında olanı bilmem! Şüphesiz Sen, gizlilikleri çok iyi bilensin.
_______________________________

Bir yerde okumuştum neresiydi tam hatırlamıyorum .... Şapka reform`u olduğu zaman..Almanya`da bir şirkete kadın ve erkek şapkaları olmak üzere bir sürü sipariş veriliyor..Ama şapkaların teslim edileceği sırada nasıl olmuşsa erkek şapkası çokaz gelmiş..Kadın şapkaları fazla olduğu için mecburen dağıtmışlar hepsini...Yani kadın erkek fark etmeden herkes bir şapka kapmış...Bu olayı bir belgeselde bir alman`ın anlattığını okumuştum..

Daha şapkanın nasıl olduğunu bile bilmeyen insanlara böyle oyunlar bile yapılmış..Nasıl olsa kimse kadın erkek şapkasının farkını bilmiyor...


İskilipli atıf hoca (ALLAH şefaatine nail etsin ) ile Ali haydar efendi (k.s) aynı koğuşta kalmışlar...Ali haydar efendi rüyasında hocasını görüyor ve hocası ona 33 defa hangi sureydi hatırlayamıyorum ama onu okumasını kurtulacağını söylüyor..Ali haydar efendi uyanınca okumaya başlıyor ve her okuduğu için ranzaya bir işaret koyuyor...Bunu gören ATIF hoca soruyor ne yapıyorsun diye..Ali haydar efendi olayı anlatıyor ve sende oku inş. sende kurtulursun diyor...O da benimde rüyama peygamber efendimiz . geldi ve bana...
ATIF biz seni yanımıza bekliyoruz sen hala savunmanla uğraşıyorsun dedi...Bende savunmamı yırttım...
Ve inş. sevgililer sevgilisine kavuştu..Hakk`a yürüdü....
 

Edibe Ziyâi

Agâh ol ey nefsim..
İhvan Üyesi
Katılım
13 Kas 2006
Mesajlar
2,550
Beğeniler
3
Puanları
0
#12
bir rivayete göre:
galiba asıldığı sırada alnında sadece müminlerin gördüğü nurdan bir la ilahe illaallah yazısı varmış
 

dostluk

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Haz 2007
Mesajlar
5,663
Beğeniler
304
Puanları
0
Yaş
44
#14
İskilipli Atıf Hoca’nın başına şapka geçirip “Giy domuz!” diyen İstiklal Mahkemelerinin Celladı Kılıç Ali..

14 ciltlik Türk Tarihi’ni yazan, ilk Milli Eğitim Bakanı ve aynı zamanda Sağlık Bakanlığı yapmış olan Dr. Rıza Nur bu olayı şöyle anlatıyor:

“Bu iş aksülâmallerde kalmadı. Sivas’ta, Erzurum’da ötede beride halk şapka aleyhine kıyam etti. M. Kemal derhal Kel Ali’nin riyaseti altında bir Istiklal Mahkemesi dolaştırıldı. Epeyce adam astılar. Sayısını bilmiyoruz. Halk yıldı, iş bitti.


Asılan bir Hoca’ya pek acırım. Adını hatırlayamıyorum (Iskilipli Atıf Hoca’dan bahsediyor.)

Zavallı kanundan evvel şapka aleyhine bir risale neşretmiş, hem de bunu Maarif Vekaleti’nin izniyle neşretmiş. Adamcağızı Ankara Istiklal Mahkemnesi’ne çektiler.

“Ben bunu kanundan bir yıl evvel neşrettim. Maarif Vekaleti’de resmen izin verdi.” dedi.

Dinlemediler. Astılar. Yahu!… Mademki asılıyor, ona izin veren Maarif Vekilini de assanız ya!…

Hem de mes’ele şapka kanunundan evvel. Kanunların makabline (öncesine) şumulü olmaz ve bu en mühim huhuki bir esastır. Burda daha feci bir şey olmuş.

Kel Ali bu esnada M. Kemal’in baş celladı. Muavini de Kılıç Ali. Kel Ali fena adam değildir. Cidden vatanperverdir. Fakat cahil ve safderun. M. Kemal onu istediği gibi bu cinayetlerde kullandı. “Şunu as!” diyor, o da asıyordu. Kılıç Ali ise mel’un, habis bir şey. Onun bir merakı vardı, mahkum ettiği adamların asılmasında da bulunurdu. Bu kanlı hünerini seyretmek ona zevk veriyordu. Herif mühim çingene imiş…

Bu hocanın asılmasında Hoca’nın boynuna ip geçirilirken, Kılıç Ali de başına bir şapka geçirmiş. “Giy domuz!” demiş ve küfürler etmiş.

Zavallı böyle ölmüş ve böyle saatlerce teşhir edilmiş. Şu Kanlı Kılıç ne bayağı bir mahluktur… Insan asılan adama hakaret etmekten hayâ eder. Zavallı eli bağlıdır… Ilmik gözünün önündedir.”

KAYNAK:

Dr. Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım (Paris 1929), Altındağ Yayınları, Istanbul 1967, cild 4, sayfa 1317.








 

CENGİZHAN

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2011
Mesajlar
4,261
Beğeniler
86
Puanları
0
#15

1789 da Fransada ihtilal oldu ve KRALLIK DEVRİLDİ..
Kral ve kraliçenin başları giyotinle kesildi..

Ve bu ihtilal sonrasında 100.000 den fazla Kral taraftarı
fransızlar sorgusuz sualsiz, muhakeme edilmeden KATLEDİLDİ..

1905 yılıda Rusyada ihtilal oldu ve Rus Çarı (kralı) ve tüm sülalesi kılıçtan geçirildi.. Çar ailesinden tek kişi sağ bırakılmadı..
Ve bu ihtilal sonrası Çar taraftarı 10 MİLYON rus vatandaşı
sorgusuz sualsiz ve muhakemesiz katledildi....

1923 te Türkiyede bir ihtilal oldu ve Osmanlı Padişahı (Kralı)
tahttan indirildi ve tüm Padişah hanedanı katledilmedi yurt dışına sürgün edildi...

Yeni Türkiye devletinin kuruluşunda Hiçbir padişah yanlısı KATLEDİLMEDİ...

YENİ DEVLETİN KANUNLARINA UYMAYANLAR MAHKEMELERE
SEVKEDİLDİ VE CEZALARI MAHKEMELERCE VERİLDİ....

ŞAPKA KANUNU ÇIKMASI NETİCESİNDE SARIK VE FES GİYİMİ KALDIRILDI VE BU GÜNKÜ MODERN TÜRKİYE YARATILDI...

Haaa... Hala ben kafama FES geçirip sokağa çıkmak istiyorum diyenler varsa....
BUYURSUNLAR....!!!!!!:D
 

abdullah birisi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Mar 2013
Mesajlar
10,012
Beğeniler
255
Puanları
83
#16
İskilipli atıf hocayada, Osmanlı padişahlarına kurban ol.....anlaşıldı sen çift kimliklisin...
 

CENGİZHAN

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2011
Mesajlar
4,261
Beğeniler
86
Puanları
0
#17
İskilipli atıf hocayada, Osmanlı padişahlarına kurban ol.....anlaşıldı sen çift kimliklisin...



Senin yukarıdaki yazıyı anlamaya eğitim seviyenin müsait olmadığını biliyorum.....

Dediğin hoca cumhuriyet kanunlarına karşı geldiği için nuhakeme edilmiş ve gereken ceza verilmiştir...

Şapka kunun bir inkilaptır .Bu inkilap yapılmış ve ..

FES VE SARIK ortadan kaldırılmış. ve Türkiye adam gibi
medeni bir ülke haline gelmiştir...

BAZI SOFTALAR HALA BEN FES GİYECEM, SARIK SARACAM
DİYORLARSA....

BUYURSUNLAR....GÖRELİM....!!!!!!!!!:D
 
Üst