Sanal Değil Gerçek yaşamın İçinde Büyütelim Çocuklarımızı. | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Sanal Değil Gerçek yaşamın İçinde Büyütelim Çocuklarımızı.

saf deha

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
26 Kas 2007
Mesajlar
1,285
Puanları
63
“Çocuğum beni dinlemiyor. İstediğim saygıyı göstermiyor!”
“Eve kapandı. Arkadaş çevresi yok gibi. Televizyon ve bilgisayar onun dünyası”
“Okuldan şikâyet geldi. Çete kurmuşlar. Bu çocuk canıma tak ettirdi…”
“Derslerine çalışmıyor. Şiddet içerikli oyunlar oynuyor.” Gibi bir sürü şikayet gelmekte anne ve babalardan.
Hangi veli ile konuşsam çocuklarından ayrı bir şikâyet içinde. Karı-koca çalışıyorlar. Akşam eve geldiklerinde çocukla ilişkileri “Ödevlerini yaptın mı çocuğum!” gibi bir iletişim. Çocukla iletişim nerdeyse yok gibi hafta içi. Yaşamın zorluğu içerisindeki durumumuz çocuğun dertleri ile ilgiyi neredeyse yok denilecek seviyeye getirmiş. Eskiden çocuğun dedesi, anneannesi veya babaannesi olurdu. Artık ataerkil yaşamda sonlanmış durumda. Hiçbir gelin, kayınvalidesine yakın bir yerde oturmayı da düşünmüyor. Çocuk ya etüt merkezlerinde ya da bir bakıcının kontrolünde büyüyor. Eğitim şartları da buna eklenince, küçük yaşta çocuktan büyük beklentiler isteniliyor.
Küçüklüğümü hatırlıyorum. Babamızla iletişim kuramazdık. Derdimizi söylemezdik. Sevgisini göremezdik. Halıda diz çöker öyle otururduk. Eğer bize bir emir verirse bunu sevgi zannederdik. Ben hala babamın yanında ayaklarımı uzatıp oturamıyorum. Bir terbiye içinde büyüdük. Sokağa çıkardık. Misket oynardık. Çamura çivi atardık. Sinemaya giderdik. Bir bağımsızlığımız vardı ama eğer sınırları zorlarsak cezası dövülmek olurdu. Dayak yemekten korkardım doğrusu.
Evimizde bilgisayar, internet, televizyon… Sanal her şey var. Reklamlar ile çocuk ne yiyeceğini belirliyor. Görsellerle yetişiyor. Yanımda otururken, kumandalar onun elinde. Kitap oku diyorum, okumak hoşuna gitmiyor. Televizyondaki görselleri seyrediyor. Adeta saatlerini ezberliyor ve seri olarak takip ediyor. Büyüklerde böyle yetiştiği için pembe dizileri seyrediyor ve tartışmaları veya yaşam biçimleri onunla şekilleniyor. Ben mümkün mertebede sanal âlemi eve taşımıyorum. Ama çocuğumun televizyon başından veya internetten koparamıyorum. Oyuncakları bile çok sevimli gelmiyor. Beynine giren her şey, öylesine hazır geliyor ki… Düşünmeye bile gerek görmüyor. Hatalarından ders almıyor. Bir turnuvaya katılmışsa ve yenilmişse, diğerinde nasılsa yenerim diyor.
Teknoloji gerçekten harika… Her şey hızlı ve hazır bir formatta veriliyor. Evde yemek yapmayı unuttuğumuz gibi. Çocuklarımız hamburger yemek istiyor. Ne bizler dinimizi doğru dürüst yaşıyor nede çocuklarımıza onu vermeyi adam akıllı istiyoruz. Maddesel bir formatta, sevgisiz büyüyorlar.
İşten geldiğimizde, evimizde yorgunluk diye bir şikâyetimiz olmayacak. Adeta sevgi nehrine dalacağız. Çocuklarımıza kitap okumayı alışkanlık haline getireceğiz. Çünkü kitap okurken her kahramanı okuyucu hayal eder. Beynindeki loblar açılır. Gelecekteki ideallerin zor olduğunu görür. Kıymetini anlar. Vizyon belirler kendi kendine. Çalış demezsin çalışır. Sevginin kıymetini anlar. Utangaç olmaz. Duygularını cesaretle sergiler.
Televizyon ve internette sadece eğitici programları bizim gözlemimizde seyrettirmeliyiz. Sevdiği bir spor kolunda sürekli bir takım içinde çalışmaya yönlendirmeliyiz. Tek başına değil, kollektif çalışma içindeki faaliyetlerde çalışmasını sağlamalıyız. Toprakla ilişkisini kesmemeliyiz. Pikniklerle bunu sağlamalıyız. Çocuklarımızla ne kadar birlikte olursak ve sabırlı davranırsak, paylaştığımız süreçte bu başarılı çocuk olmasını sağlanacaktır. Emirle başlayan yaptırımlar, büyüdükçe bizden uzaklaşmasını sağlayacaktır. Sözümüzü dinlemiyor ve sırlarını paylaşmıyor yargısını yaşatacaktır.
Emeksiz iş olmaz. Karşılığı para olmayan bir eğitimdir çocuklarımıza verdiğimiz. Dizlerimizi dövecek hale gelmeden, ihtiyaçlarını görüp, manevi dünyasına ışık olmalıyız. Para vermekle veya yedirip içirmekle çocuk büyümüyor. Parayı verip de, itaatkâr olmasını bekleyemeyiz. Çocuğun istekleri olduğunda, yorgunum ya da kumandayı elinde alıp, kendi istediğimiz bir televizyon kanalını seyretmeye yönlenmemeliyiz. Ona örnek olacak bir yaşamı gerçekleştirmeliyiz. Nasılsa parayı kazanan benim, her şeyi yapabilirim gibi egonuzu artıracak paylaşımlardan kaçınmalısınız. Onunla senli beni olmamalıyız. Kendi seviyemizde gibi davranmamalıyız. Onun önünde giden, kahramanı olmalıyız.
Şimdi elimizi çenemize koyup düşünelim. Televizyondan ve internetten çocuğumuz için vazgeçebilir miyiz? Sanal dünya yerine gerçek dünyaya dönüp, eski alışkanlıklarımızı yeniden canlandırabilir miyiz? Atalarımızdan gördüğümüz hoş şeyleri teknoloji ile gelen yenilikleri birleştirerek yaşatabiliriz böylece! Günümüzde savaşlar cephelerde değil evlerimde olmakta. Kazananlardan olmamız dileğiyle…

Saffet Kuramaz
 
Üst