risaleinuru nasıl okumalı | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

risaleinuru nasıl okumalı

Risale-i Nur Talebesi

Diyar-ı Bekirli
İhvan Üyesi
Katılım
30 Haz 2006
Mesajlar
1,460
Puanları
0
Risale-i Nur'u nasıl okumalı?
Zübeyir Gündüzalp
Başkalarına okuyacağım hakaik-i imaniye ve Kur’**âniye*yi, Risale-i Nur’u ve sevgili ve muazzez Üs*tadım Bediüzza*man Said Nursi Hazretleri hakkındaki mü*da*faa, takrir, mektup, şiir, fıkra ve makaleleri tekrar be tek*rar okurum ve okumalıyım.
Okuyacaklarımı yalnız muhataplar için değil, evvele*mir*de kendim için, kendim bilmek ve öğrenmek için, onları en mükemmel ve en güzel bir surette hazmetmek için oku*rum.
Hem okuyacağım mevzuya ne kadar derinlik ve fazla vu*ku*fiyet peyda edersem, onu ne kadar mükemmel hazme*der*sem, onun kıymet ve künhünü ne kadar ziyade idrak eder, ta*nırsam, ona karşı o derece bir iştiyak ve itminan besler ve ondan o derece istifade ve istifaze ederim.
Okuduğuma karşı akıl ve kalbimde o derece emin ve muh*kem bir vaziyet hasıl olur ki, o okuduğum hak ve haki*ka*te, hiçbir kimse mukavemet edemez ve hiçbir kimse beni mağlup edemez.
Bir heyete veya bir topluluğa okuyacağım mevzuyu, yük**sek sesle defalarca okur ve mânâlarını düşüne düşüne, cümleler ve paragraflar üzerinde dura dura okurum.
Böylece içimde İlâhî bir his ve heyecan tahassul eder, bu da derin bir dikkat ve alâka çeker, dinleyiciler üzerinde oku*nan hakikatlere karşı lâhutî bir cazibe ve mıknatısiyet vücuda gelir.
Kuranî, imanî ve İslâmî bir mevzuyu okumaya başla*yınca onu derinden derine ve mükerreren mütalaa ederim.
Gece, gündüz ve diğer boş saatlerimde, yani yolda ve va*sı*tada bulunduğum vakitlerde dahi onu zihnimden geçiri*rim. Satırlarını gözlerimin önüne getiririm. Dimağım onun istilasına uğramış gibi olurcasına kadar onunla zihnen meş*gul olurum.
Eğer bir cemaata okuyacaksam elime kağıdı kalemi alır, “Ben falan heyete veya cemaata şu notları anlatacağım” diye o noktaları sıralayarak yazarım.
İşte hakikatleri muhataplara hüsn-ü kabülde muvaffaki*yetlere, zafer ve galebelere nail kılan düsturlardan birisi bu*dur ki, sihirli bir tesir ve kuvvete haizdir.
Bir çok mevzuya ait çeşit çeşit kitapları sathî veya dik*kat*li okumaktan, bir meslek ve gaye-i hayat edinilmeye de*ğer bir şaheseri iyice okumak, zamanlarımızın çoğunu ebedî ve eze*lî hakikatler hazinesi olan bu esere hasretmek, daha üstün ve daha değerli bir harekettir.
Bir eserin güzellikleri, hususiyetleri ve meziyetleri ilk oku*nuşta insana görünmez.
Elimize aldığımız Nur Külliyatından herhangi bir kitabı en az üç defa okuduktan sonra, Risale-i Nur’un füsunkâr ve cazibedar güzellikleri parlak bir surette bize görünmeye baş*lar.
Bizi kendine bağlar, İlâhî bir cezbe ile bizi kendine cezbe*der. Rahmanî ve Kur’ânî bir kuvvet-i cazibe bizi Nur Risalelerini bir ömür boyunca okumak saadetine sevkeder.
* * *
Aziz, sıddık, muhterem kardeşlerimiz!
Şimdi Risale-i Nur en ücra köşelere kadar gitmiş ve bü*yük bir revaca mazhar olarak en kuvvetli ve küllî bir vaziyet almıştır.
Neşriyat ve fütuhat, dahil ve hariçte muazzam ve muhte*şem bir surette inkişaf etmektedir.
Nur talebelerinin arasın*daki harikulâde ittifak ve tesanüt ise bütün dünyada iştihar etmiş bir durumdadır.
İslâmiyetin bidayetinden bu zamana kadar, İslâmiyeti iç*ten yıkmak için, İslâm düşmanları İslâm milletlerinin ara*sına fesat ve tefrika tohumları atmış, parçalamaya çalışmış*lardır.
Zamanımızda da bu böyledir. Ayrıca, her asırda İslâ*mi*yete mücahidâne hizmet eden hizbü’l-Kur’ân’ı mağ*lup etmek gayesi ile müntesiplerini ve erkanlarını birbiri ile müna*kaşa, mübareze ettirmek, kardeşi kardeşle çarpıştır*mak planları ve şeytanetleri çevrilmişse de muvaffak ola*mamış*lardır.
O hizbü’l-Kur’ân bilakis daha ziyade kuvvetlenmiş ve ge*nişlemiştir.
İşte bu âhirdeki hizbü’l-Kur’ân olan Nur talebelerinin mad*dî, mânevî harika kuvvetlerine dayanamayan, kırk se*ne*den beri ittihat ve ittifakını kıramayan din düşmanları ve mü*nafıklar ve bunlara aldananlar, türlü türlü entrika ve dolapları Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin sağlığında çevirmişler, kardeşi kardeşle boğuşturmaya çalışmışlar, ifti*ralar ve menfi, farfaralı propagandalar yapmışlardır.
Talebe veya dost suretine bürünerek yaptıkları fena faa*liyetlerle Nur talebelerinin tesanüdlerinin birden kuvvet*len*mesine, bu hususlarda gayet dikkatli ve uyanık bulun*ma*la*rına sebep olmuşlardır.
Her fena dedikoduda ehl-i iman ağzından da çıksa mut*laka dinsizlerin veya münafıkların parmağı olduğu teyak*kuzunu taşımalarına sebep olmuşlardır.
Dinsizlerin aley*hine Nur talebelerinin lehine olarak tecelli eden bu neticeyi sonra o münafıklar gözleri ile görmüşler yei*se ve çaresizliğe düşmüşlerdir.
Ne şekilde olursa olsun, her kimden gelirse gelsin, hangi ehl-i imanın ağzından ve elinden çıkarsa çıksın, Nur talebe*lerinin ittifakını bozabilmek kastı ile ortalığa yayılacak it*ti*ham ve iftiralara, dedikodu ve şayialara mukabele etme*ye*ce*ğiz.
Onlarla uğraşma küçüklüğüne düşmeyeceğiz. Onlarla meş*gul olup, hizmete ve ibadete, Nurları çalışmaya sarf edeceğimiz kıymettar vakitlerimizi öldürmeyeceğiz.
Bil*hassa ve bilhassa şahıslarımıza gelen iftira ve darbeler*den memnun kalacağız.
Risale-i Nur’un selâmetle intişarı ve ittihad ve tesa*nü*dü*müz uğrunda, icabında, haysiyet ve izzetimizi, his*siyat ve nef*simizi dahi feda edeceğiz.
Risale-i Nur’un tesir ve neşrine muvakkat da olsa zarar vermiş olmak felâketine düşmeyeceğiz.
Evet öyle planlar ve çok kimselerin münafık parmağı ile hasıl olduğundan habersiz bulunduğu öyle entrikaların dön*düğünde aldanmış veya aldatılmış ehl-i imandan göre*ceğimiz hücum ve taarruzlar karşısında ehl-i imanla müca*dele etmeyeceğız.
İcabında elini öpüp hürmetkâr olacağız. İşte böylece ha*reket etmek, Nur Risalelerinden aldığımız derslerin iktizası olarak mutlaka işleyeceğimiz bir fiil olacaktır.
Bu gayet tesirli, gayet feyizli ve mukni derslere seve seve itaat etmeyi büyük bir şeref-i mânevî ve nimet bilmek az*mimiz ve şiarımız olacaktır.
Üstadımız Bediüzzaman’ın bir nevi emir ve vasiyeti hük*mündeki bu ulvî derslerin bizlere ve gelecekteki Nur*culara hi*tap ettiğini bilmek, bunlara boyun eğip mucibince amel et*mek, bilhassa vefatından sonra Üstadımıza olan sa*dakat ve tes*limiyetin, inkiyat ve itaatin iktiza ettiği bir va*zife-i katiye olacaktır.
Hem sevgili Üstadımızdan sureten ayrıldıktan sonra, Kur’**ân ve iman nam ve hesabına büyük Üstadımız Bediüz*za*man’a sadakat ve teslimiyetimizin ne dereceye ka*dar olduğu da meydana çıkmış olacaktır.
Kendi kendimize düşünüp mülahaza ettiğimiz vakit, o kud*sî derslere itaat ve sadakatte noksanlığımızı görürsek töv*be istiğfar edip sadakatimizi kuvvetlendirmek için Nur Risalelerine daha fazla dikkat ve gayretle çalışacağız.
Zira bir zâta olan asıl ve halis sadakat, o zâtın vefatından sonra devam eden sadakat ve vasiyetini tam yerine getir*mek sureti ile olur.
İşte biz Nur talebeleri böylece halisane bir surette Nur Risalelerinin derslerine ne kadar fazla riayet ve itaat eder*sek, muhterem Üstadımıza olan sadakatta ne kadar ileri gi*der*sek, her hususta o derece muvaffakiyet ve selâmetlere na*il olacağız. Bu hakikat geçmiş binler nümune ve misaller ile sabittir. Vaki ve kat’idir.
Cenab-ı Hak şimdiki ve istikbaldeki Nur talebelerini din*sizlerin, münafıkların, talebe veya dost suretine giren kimse*lerin zararlı, yıkıcı propagandaları ve dedikoduların*dan muhafaza etmek ve Nur talebelerini daima uyanık bulun*durmak için kemal-i merhametinden o pek lâzım ve elzem ve iksir nevinden olan derslerin husule gelmesini irade bu*yurmuş.
Okuyanlara tam tesirli olabilmesi ve bu tesir ve nüfuzu te*min etmesi için de Üstadımız Bediüzzaman’ın hararetle kaleme alabilmesi için bazı sebepler halk etmiştir.
Umum Nur talebelerinin, Nur Risalelerinin neşrinde ve hizmetinde muvaffakiyetleri için muhterem, mübarek ağa*beylerimizin ve kıymettar ve fedakar Nur talebelerinin mak*bul dualarına muhtaç olduğumuzu arz ederiz.
Kur’ân-ı Mû’cizü’l-Beyanın parlak ve yüksek bir mucize-i mânevîsi olan Risale-i Nur’un kudsî hizmetinde azamî ihlas, azamî sadakat, azamî sebat, azamî fedakarlık, azamî takva ve azamî dikkat ve iktisatla muvaffak kılmasını Rabb-ı Rahi*mi*mizden gözyaşlarımızla niyaz ederiz.

Nur talebeleri adına
Zübeyir Gündüzalp
 
Üst