Risale-I Nur’da Tarih Yorumları | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Risale-I Nur’da Tarih Yorumları

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0
Fransız İhtilali

Risale-i
Nur eserlerinin asrımızda Kur’an’a ayine olduğunun bir göstergesi de içinde
ihtiva ettiği müsbet fen ve felsefe ilimleridir.Bediüzzaman özellikle değişik
aralıklarla yirmi seneden ziyade kaldığı Van hayatını “hayatı ilmiyem”diye ifade
eder.Van valisi İşkodralı Tahir Paşa’nın konağında kaldığı on sene zarfında
müsbet ilimlerle uğraşmış,hatta bu konularla ilgili iddialı tartışmalara
girişmiştir.Bu ilimlerden üstad ,zaman zaman yeri geldikçe imanla ilgili
meselelerde ve sosyal konularda faydalanmıştır.Yoksa direk olarak Risale-i Nur,
herhangi bir bilim dalından bahsetmez.Çünkü bu eserler bir tarih,edebiyat veya
fen ilimleri değildirler;ama bu ilimlerden konu açılınca da işin özü
verilir,gereksiz ayrıntılara girilmez.Bu düşüncelerle Risale-i Nur’un tarihteki
bazı olaylara getirdiği özlü yorumlara örnekler vererek konuyu açıklığa
kavuşturalım.Örneklerimizde fazla ayrıntıya kaçmadan sadece asıl maksadı gözler
önüne serip işi tarihçilere havale edelim.

Risale-i Nur’da tarih gezintimize meşhur büyük Fransız ihtilalinin kısa
tarihçesi ile başlıyalım. İhtilal, Bastil Hapishanesi’nin önünde başladı ve
yayıldı. Bastil Hapishanesi’ndeki tutuklular serbest bırakıldı (14 Temmuz 1789).
Bu tarih bundan sonraki dönemde Fransa’da milli bayram olarak kutlanmıştır.
İhtilalle başlayan karışıklıklar, 1804′de Napolyon Bonopart’ın imparator olması
ile son bulmuştur. Fransa’da ihtilal sürecinde 28 Ağustos 1789′da "İnsan ve
Vatandaşlık Hakları Bildirgesi" ilan edilmiştir.İhtilalin tarihçilere göre en
önemli nedenleri şöyle sıralanmıştır.


1-) Fransa’daki soylular monarşisi ve din adamlarının halk üzerindeki ağır
baskısı Fransa’da halkın sosyal sınıflara ayrılmış olması,

2-) Siyasal haklardan yoksun olan burjuva sınıfının coğrafi keşifler sonunda
zenginleşmesi ve siyasal haklar istemesi.
3-) Fransa’da halk; soylular, rahipler, burjuvalar ve köylüler olmak üzere
dört sınıfa ayrılmıştı. Ülkenin en ağır yükünü köylüler çekiyordu.

4-) Mali zorluklar ve halkın ağır vergiler altında ezilmesi Jan Jak Russo,
Monteskiyo, Volter ve Didero gibi aydınların fikirleriyle halkı etkilemesi

5-) İngiltere’deki meşrutiyet yönetimi ve Amerika’daki insan hakları ve
demokrasi gibi gelişmelerin Fransız toplumunu etkilemesi.
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0
Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur’un değişik yerlerinde “Fransız İhtilal-i
Kebiri”diye nitelediği bu olaya getirdiği yorumlardan birinde ihtilalin
sonuçları hakkında şu görüşlere yer verir” İhtilâl-i kebîr gibi çok
inkılâplarla, o devir de ecîr devrine inkılâp etmiş. Yani, zenginler olan havas
tabakası, avâmı ve fukarâyı ücret mukâbilinde hizmetkâr ittihaz etmesi, yani
sermaye sahipleri ehl-i sa’yi ve ameleyi küçük bir ücrete mukâbil istihdam
etmeleridir. Bu devirde sû-i istimâlât o dereceye vardı ki, bir sermâyedar,
kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı halde;
bir bîçare amele, sabahtan akşama kadar, tahte’l-arz mâdenlerde çalışıp, kût-u
lâyemût derecesinde, on kuruşluk bir ücret kazanıyor. Şu hal, müthiş bir kin,
bir iğbirar verdi ki, avâm tabakası havâssa îlân-ı isyan etti. Şu asrın
tâbiriyle, sosyalistlik, bolşeviklik sûretinde, evvel Rusya’yı zîr ü zeber edip,
geçer Harb-i Umûmiden istifade ederek, her yerde kök saldılar. Şu bolşevizm
perdesi altındaki kıyâm-ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fıkrini
verdiğinden, büyüklere ve havâssa âit medâr-ı şeref herşeyi kırmak için bir
cesâret vermiş.( Mektubat | Yirmi Sekizinci Mektup | 353)”Bu ifadelerden şu
sonuçlara varabiliz.

1. Fransız ihtilali insanlığın yaşadığı kölelik dönemini sona erdirmiş
olup,ücretlilik dönemini açmıştır.

2. Sömürü düzeni denilen kapitalist sistemin getirmiş olduğu sıkıntılar
hissedilmiş ve insanlık arayışa girmiştir.

3. Emek ile sermayenin çatışması sonucu meydana gelen kin ve nefret
tohumları sosyalizme zemin hazırlanmıştır.

İşin sosyal yönünü kısaca özetledikten sonra şimdide ihtilalin inanç yönünde
yaptığı değişimi yine Bediüzzaman’ın ifadelerinden takip edelim.” Avrupa,
Katolik mezhebini beğenmeyerek, başta ihtilâlciler, inkılâpçılar ve filozoflar
olarak, Katolik mezhebine göre ehl-i bid’a ve Mutezile telâkki edilen
Protestanlık mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilâl-i Kebîrinden istifade
ederek, Katolik mezhebini kısmen tahrip edip Protestanlığı ilân ettiler.(
Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup | 421)Hem ekseriyetle zindanlara ve
musibetlere düşen âmi Hıristiyanlar, dinden medet beklemiyorlar. Eskiden çoğu
dinsiz oluyordular. Hattâ Fransa’nın İhtilâl-i Kebîrini çıkaran ve "serseri
dinsiz" tabir edilen, tarihçe meşhur inkılâpçılar, o musibetzede avam kısmıdır.
İslâmiyette ise, ekseriyet-i mutlaka ile hapse ve musibete düşenler, dinden
medet beklerler ve dindar oluyorlar. İşte bu hâl dahi mühim bir farkı
gösteriyor.( Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup | 423)”O’nun bu ifadelerinden
şunu anlıyoruz ki:Fransız ihtilali sadece sosyal bir değişimin gerçekleşmesine
sebep olmamış en önemlisi inanç yönündeki değişimlere de sebep olmuş ve
Hıristiyanlık aleminde yeni bir mezhebin doğmasına zemin hazırlamıştır.Bediüzzaman’ın
altını çizdiği en önemli ayrıntılardan biriside, Hıristiyan dinine mensup
olanların dara düştüklerinde Müslümanların aksine, dine daha fazla bağlanmayıp
dinsizlik ve serserilik yoluna girmeleridir.
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0

belik yararı olur düşüncesiyle müsadelerinizle bir kaç alıntı yapayım..

AVRUPA VE OSMANLI DEVLETİNİN GELECEĞİ

Bugün yeryüzünde yaşayan bir milyarı aşan müslümanın sıkıntılarını giderebilmek ve bütün hasım cephelerinin saldırılarına karşı durabilmek ancak onlara doğru yolu göstermekle mümkündür. Bu da iyi bir tesbitten sonra gerçekleşir.

İşte Bediüzzaman, İslâm ordularının en ön safında mücadele vermiş biri olarak Müslümanların içinde bulundukları meseleleri en iyi şekilde anlamış ve bir hekim hazakati içinde onların hastalıklarını teşhis ederek ilaçlarını vermiştir.

Bunun en müşahhas misallerinden birini eski Ezher Rektörü Şeyh Bahid'e verdiği cevapta görebiliriz. Osmanlı'nın yıkılmaya yüz tutması ve buna karşılık Avrupa'da İslâm'ın intizarı karşısında Şeyh Bahid'in sorduğu "Avrupa ve Osmanlı'nın geleceği hakkında ne diyorsunuz ve fikriniz nedir?" sualine verdiği cevap bugünün yaşanan bir hakikatini en güzel şekilde ortaya koymaktadır.

"Avrupa bir İslâm devletine hamiledir, günün birinde onu doğuracak; Osmanlı da Avrupaya hamiledir, o da onu doğuracak"

sözleri karşısında Şeyh Bahid, "Bu gençle münazar edilmez, ben de aynı kanaatte idim, fakat bu kadar veciz bir tarzda ifade ancak Bediüzzaman'a hasdır."4 demek mecburiyetinde kalmıştır.

Zaten Şeyh Bahid'in bu soruyu sormasındaki maksad, onun ummanlar gibi ilmini ölçmek değil, geleceğe ait ihatasının şiddetini ve âlemin idaresindeki siyasetini anlamak idi.

Nitekim Bediüzzaman'ın dediği gibi; ihbaratın iki kutbu da tahakkuk etmiş, bir-iki sene sonra meşrutiyet devrinde şeair-i İslâmiye'ye muhalif çok âdât-ı ecnebiyi ahzetmek ve gittikçe, Türkiye'de yerleştirmek; ve şimdi Avrupa'da Kur'âna ve İslâmiyet'e karşı gösterilen hüsn-ü alaka ve bilhassa Amerika, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde fevc fevc İslâmiyet'i kabul etmek gibi hadiseler o ihbarı tamamıyla tasdik etmişlerdir.
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0


Bediüzzaman’ın yorumladığı tarihin önemli dönüm noktalarından Büyük Fransız
İhtilalinin diğer önemli sonucu da yayınlanan İnsan ve Vatandaşlık Hakları
Bildirgesidir.Önemli maddeleri şunlardır.
1. İnsanlar, hakları bakımından hür ve eşit doğarlar ve öyle yaşarlar.
2. Her siyasi topluluğun amacı insan haklarını korumaktır.
3. Bu haklar özgürlük, milliyet, güvenlik ve baskıya karşı direnme,
haklarıdır.
4. Hakimiyet milletindir.
5. Hiçbir kişi ve kuruluş milletçe verilmeyen bir hakimiyeti kullanamaz.
6. Özgürlük, başkasına zarar vermeyen her şeyi yapabilmektir.
7. Özgürlüğün sınırı ancak kanunla belirlenir.
Risale-i Nur’da yer alan tarihi olayların yorumlarını ileriki yazılarımızda
dualarınızla inşallah nazara vermeye devam edeceğiz.


Mehmet Selim Parlakoğlu
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
B.ORTA ASYA, MISIR VE HİNDİSTAN'IN GELECEĞİ

Bediüzzaman'ın yaptığı tesbitlerin en çarpıcılarından biri de Tiflis'te Rus polisi ile yaptığı konuşmasıdır. Orada söyledikleri kısa zamanda gerçekleşmiş ve bugün aynıyla yaşanmaktadır. Rusya'nın yıkılışını ve İslâm ülkelerinin uyanışını anlatan bu meseleyi aynen vererek, tevili okuyucuların takdirine bırakmak istiyoruz:

"Bediüzzaman Tiflis'te Şeyh Sanan tepesine çıkar, oradan etrafı seyrederken Rus polisi ile aralarında şu konuşma geçer:

-Niye böyle dikkat ediyorsun?
-Medresemin plânını yapıyorum.
-Nerelisin?
-Bitlisliyim.
-Bu Tiflis'tir.
-Bitlis, Tiflis birbirinin kardeşidir.
-Ne demek?

-Asya'da İslâm âleminde üç nur birbiri arkasında inkişafa başlıyor. Sizde birbiri üstünde üç karanlık inkişafa başlayacaktır. Şu zulüm perdesi yırtılacak, ben de gelip buraya medresemi (üniversite) yapacağım.
-Heyhat şaşarım senin aklına, ümidine..

-Ben de şaşarım senin aklına! Bu kışın devamına ihtimal verebilir misin? Her kışın bir baharı, her gecenin bir sabahı vardır.
-İslâm parça parça olmuş?

-Tahsile gitmişler. İşte Hindistan, İslâm'ın müstaid bir çocuğudur, İngiliz mekteb-i idadisinde çalışıyor. Mısır, İslâm'ın zeki bir mahdumudur, İngiliz mekteb-i mülkiyesinde ders alıyor. Kafkas ve Türkistan, İslâm'ın iki bahadır oğullarıdır, Rus mekteb-i harbiyesinde talim ediyorlar, ilâahir...

Yahu şu asilzade evlad şehadetnamelerini (diplomalarını) aldıktan sonra her biri bir kıta başına geçecek, muhteşem adil pederleri olan İslâmiyet'in bayrağını âfâk-i kemalatta temevvüç ettirmekle, kader-i ezelînin nazarında feleğin inadına, nev-i beşerdeki hikmet-i ezeliyenin sırrını ilan edecektir."5


DEVAMI: http://www.yeniumit.com.tr/yazdir.php?konu_id=779
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0
Risale-I Nur’da Tarih Yorumları-2

Dünyayı,İslam alemini ve Osmanlı imparatorluğunu etkisi altına alan son yüzyılın en büyük olayı şüphesiz Birinci Dünya savaşıdır.Bu savaş 20. yüzyılda dünya çapında yapılan iki savaştan birincisidir. 28 Temmuz 1914 tarihinde Avrupa’da başlamış ve dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin katılması ve diğer kıtalardaki sömürgelere de yayılması nedeniyle "Dünya Savaşı" olarak adlandırılmıştır. Dört yıl süren savaş, 1918 yılında sona ermiştir. I. Dünya Savaşı, Avrupa’da dört merkezi devlete karşı, Avrupa ve diğer kıtalarda bulunan yirmi beş devletin bulunduğu, o tarihe kadar görülmemiş ilk dünya savaşıdır. I. Dünya Savaşı Avrupa’da İttifak Devletleri diye adlandırılan Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgaristan Krallığı ile İtilaf Devletleri diye adlandırılan Britanya İmparatorluğu, Fransa ve Rusya İmparatorluğu önderliğindeki Sırbistan, Karadağ ve Belçika devletleri arasında gerçekleşmiştir. Savaşa sonradan İtilaf Devletleri tarafında İtalya, ABD, Japonya, Yunanistan, Portekiz ve Romanya da katılmıştır.


Bu savaşın etkilerini anlatan yorumları Risale-i Nur’un yüzlerce yerinden okumak mümkün.Bediüzzaman bizzat birinci dünya savaşının etkisinde kalmış ve savaşın dehşetli anlarını yaşamıştır.Kendi ifadesiyle, yaşadıklarının bir kısmını”Harb-i
Umumîde Van şehrinin, Rus’un istilâ etmesi ve ihrak etmesiyle harâbezâr olması; ve ekser ahâlisinin şehâdet ve muhâceretle kaybolması(Lemalar | Fihrist |403)”şeklinde ifade eder.Başka bir ifadesinde” Nev-i beşere gelen en büyük bir musibet, Harb-i Umumî hengâmında, çok tehlikelere mâruz kaldım.( Lemalar |Sekizinci Lem’a | 57 )”demesiyle, Ruslara esir düşmesi neticesinde yaklaşık üç yıla yakın vatanından çok uzaklarda zor şartlar altında hayatiyetini sürdürebildiğini hatırlıyoruz.

Bediüzzaman, Birinci Dünya Savaşının zahiri çıkış sebebini tarihçilerin ortak ifadesiyle şu sözleriyle belirtir.”Öyle zaman olur ki, bir kelime bir orduyu batırır, bir gülle otuz milyonun mahvına sebep olur. HaşiyeSırp bir neferin Avusturya Veliahtına attığı bir tek gülle, eski Harb-i Umumîyi patlattırdı, otuz milyon nüfusun mahvına sebep oldu.( Mektubat | Hakikat Çekirdekleri | 457)”bu tespitlerini aşağıda aktaracağımız ansiklopedik bilgilerde teyit etmektedir.

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Franz Ferdinand,28 Haziran 1914 günü Saraybosna’yı ziyaretinde bir Sırp Milliyetçisi olan ‘Princip’ tarafından öldürüldü. İki devleti bir arada tutan tek unsur olan Habsbourg Hanedanı’nın tek
veliahtı öldürülmüştü. Avusturya Hükümeti’nin tepkisi çok sert oldu.Fakat Rusya’yı tek başına karşısına almaya çekinen Avusturya, öncelikle Almanya’ya danıştı. Almanya’nın verdiği üstü kapalı desteğin ardından, Avusturya Sırbistan’a 48 saat süreli ve bağımsız bir devletin kabul edemeyeceği ağır bir
nota verdi.Sırbistan bu notaya-Rusya’nın desteğiyle-,kaçamak yanıtlar verdi.Bunun üzerine Avusturya,28 Temmuz 1914′te Belgrad’ı bombalamaya başlayarak , Sırbistan’a savaş ilan etti.Bunun üzerine Rusya 31 Temmuz’da genel seferberlik
ilan etti.Daha önceden Rus Seferberliği’ni savaş ilanı kabul edeceğini açıklamış bulunan Almanya, 1 Ağustos’ta Rusya’ya, 3 Ağustos’ta da Fransa’ya savaş ilan etti.Almanya, barış zamanında hazırlamış olduğu ‘Schlieffen Planı’ uygun
olarak,Fransa’yı heen ezip seferberliğini tamamlama çabası içinde bulunan Rusya’ya sonra dönmek istediğinden,Fransa’ya saldırıda en kolay yol olanFlander Düzlükleri’nden ordusunu geçirmek istedi ve bunun için Belçika’ya ‘Zararsız Geçiş Hakkı’ için başvurdu.Tarafsız bir ülke olan Belçika,İngiltere’ye
danıştıktan sonra Almanya’nın önerisini reddedince,Almanya 4 Ağustos 1914 tarihinde Belçika’ya saldırdı ve İngiltere de Almanya’ya savaş açtı.Böylece,4 Ağustos 1914 tarihine gelindiğinde üç cephede savaş başlamıştı:Alman-Fransız
Cephesi,Alman-Rus Cephesi ve Avusturya-Sırbistan Cephesi.
Risale-i Nur’un değişik yerlerinde Birinci Dünya savaşının sonuçlarına ilişkin yorumlara da rastlamak mümkün.işte o yorumlardan bazı örnekler:
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0
Risale-i Nur’un değişik yerlerinde Birinci Dünya savaşının sonuçlarına ilişkin
yorumlara da rastlamak mümkün.işte o yorumlardan bazı örnekler:

1. Hem Avrupa milletleri şu asırda unsuriyet fikrini çok ileri sürdükleri
için, Fransız ve Almanın çok şeâmetli ebedî adâvetlerinden başka, Harb-i
Umumîdeki hâdisât-ı müthişe dahi, menfi milliyetin nev-i beşere ne kadar
zararlı olduğunu gösterdi.( Mektubat | Yirmi Altıncı Mektup | 311)

2. Bu devirde sû-i istimâlât o dereceye vardı ki, bir sermâyedar, kendi
yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı halde;
bir bîçare amele, sabahtan akşama kadar, tahte’l-arz mâdenlerde çalışıp, kût-u
lâyemût derecesinde, on kuruşluk bir ücret kazanıyor. Şu hal, müthiş bir
kin, bir iğbirar verdi ki, avâm tabakası havâssa îlân-ı isyan etti. Şu asrın
tâbiriyle, sosyalistlik, bolşeviklik sûretinde, evvel Rusya’yı zîr ü zeber
edip, geçer Harb-i Umûmiden istifade ederek, her yerde kök saldılar. Şu
bolşevizm perdesi altındaki kıyâm-ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir
tezyif fıkrini verdiğinden, büyüklere ve havâssa âit medâr-ı şeref herşeyi
kırmak için bir cesâret vermiş(Mektubat | Yirmi Sekizinci Mektup | 353)


3. Harb-i Umumî neticelerinden hem âlem-i insaniyet, hem âlem-i İslâmiyet
çok zarar gördüler. Nev-i insanın, hususan Avrupa’nın mağrur ve cebbarları,
bilhassa birisi, kuvvet ve gınâya ve paraya istinad ederek firavunâne bir
tuğyana girdiklerinden, o hususî insanlar nev-i beşeri mesul ediyor, diye
"insan" ism-i umumîsiyle tabir edilmiş.( Şualar | Birinci Şuâ | 596)

Bediüzzaman’ın alıntıladığımız bu ifadeleri ile tarihçilerin tespitleri birebir
örtüşmektedir.Ancak Bediüzzaman işin özünü ifade etmiş olup,ayrıntılara
girmemiştir.İşte tarihçilerinde Birinci Dünya Savaşının sonuçları ile ilgili
tespitlerinden bazıları:
1. Avrupa’daki mevcut dengeler değişti
2. Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu parçalanmış; Çarlık
Rusya’sı yıkılmıştır.
3. Barış Antlaşmalarında milliyetçilik prensibine dikkat edilmemesi azınlık
sorununun ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
4. Komünizm, Faşizm, Nazizm gibi, demokratik olmayan, totaliter rejimler
ortaya çıkmıştır.
5. Milliyetçilik güçlendi ve ulusal devletlerin kuruluşu hızlandı.
Bediüzzaman’ın insanlığın en büyük musibeti diye nitelediği Birinci Cihan
Harbinden,Risale-i Nur perspektifinden çıkarılacak derslerin ayrıntılı bir
şekilde incelenmesi gerekir.Bu konuda uzman kalemlere büyük görevler
düşmektedir.Bu gerçekleştirildiği takdirde Risale- Nur’un müsbet ilimlere bakış
açısı gözler önüne serilmiş olacaktır.
 
Üst