Otizm ve aşılar

Sepia

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
25 Ağu 2007
Mesajlar
2,091
Puanları
83
Prof. Dr. Ahmet Aydın' ın yazısı:

Son yirmi yıldır çocuklarda görülen otizm, hiperaktivite gibi nörolojik gelişim ve davranış bozukluklarında müthiş bir artış olması kalıtımdan çok, çevresel etkenlerin bu klinik tablolara yol açabileceğini göstermektedir.

Otistik çocuklar kurşun, alüminyum, cıva ve diğer toksinler gibi çok miktarda serbest oksijen radikallerine maruz kalırlar. Bu konu kitabın ilgili bölümünde de anlatılmıştır. Bu nedenle antioksidan seviyeleri (özellikle glütatyon) seviyeleri çok düşüktür ve beyin ve diğer hücrelerimizin enerji santralleri olan mitokondriler hasara uğrar.

Ağır metaller ve diğer kimyasal toksinler selenyumlu proteinlere (glutatyon peroksidaz ve diğer selenyumlu enzimlere) sıkıca bağlanırlar. Karaciğerdeki detoksifikan P450 enzimlerinin çalışması birinci derecede glütatyona bağlıdır. Bu nedenle antioksidan ve detoksifikan sistem felç olur.

Bu bağlamda bazı çocuk hekimleri, nörologlar, psikiyatristler ve ebeveynler bazı bilimsel ipuçlarını dayanarak otizmdeki bu artıştan kısmen bazı aşılarda bulanan timerosal adlı cıva ve alüminyum gibi metallerin sorumlu olduğunu ileri sürdüler. Aynı çevreler bu artışta ağır metal içermemesine rağmen Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak aşısının (MMR aşısı, üç canlı virüs içerir) da payı olduğunu iddia etmeye başladılar (1-5).

Fakat tıbbi kanaat önderlerinin büyük çoğunluğu aşıdaki timerosal ve alüminyumun ya da MMR aşısının otizme neden olduğu fikrinin bilimsel bir dayanağının olmadığını, bir safsata olduğunu söyleyerek karşıtlarını suçlamakta ve yüz milyarlarca dolar bütçesi olan aşı firmalarının örtülü ya da açık desteği ile yapılan bazı araştırmaları göstererek kendi haklılıklarını bilimsel olarak kanıtlamaya çalışmaktadırlar.

Gerçekten de aşı firması destekli bazı araştırmanın sonuçları otizm tablosu ile MMR ya da timerosal içeren aşılar arasında bir bağlantı olmadığını göstermektedir (6-8). Buna karşın böyle bir ilişkinin varlığını gösteren çalışmalar da mevcuttur, ama ana akım tıbbi çevreler nedense bunları görmezden gelmektedir (9).

Statükocu nöropsikiatrlara göre otizm tanısındaki patlama sanaldir. Aslında eskiden dikkate alınmayan davranış bozukluklarına artık teşhis konuluyordu ve hastaların sayısı da bu yüzden artıyordu. Başlangıçta makul gibi görünen bu açıklama yıllar içinde geçerliliğini kaybetti. Çünkü tanı kriterleri aynı kalsa da artıştaki patlamanın önü alınamıyordu. ‘Cıvalı, alüminyum içeren aşılar ve MMR aşısı otizm yapıyor’ diyenler daha fazla taraftar toplar hale geldi. Konu defalarca Amerikan Temsilciler Meclisinde hararetli tartışmalara neden oldu.

Aşı firmalarının yaptırdığı araştırmalarda tahrifat var mı?

Cıva ile otizm arasında hiçbir ilişki olmadığını ileri süren firma destekli bu araştırmalardan biri Patric Ip ve arkadaşları tarafından 2004 yılında ünlü Journal of Child Neurology’de yayınlandı (7). Birçok otorite de bu makaleyi ‘aşı otizm yapmaz’iddiasının sağlam kaynaklarından biri olarak gösterdi. Fakat 2007 yılında Catherine DeSoto aynı araştırmanın verilerinin istatistik çalışmasını tekrar yaptığında cıva ile otizm arasında çok manalı bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Editörü bu makaleyi bir özür yazısı ile birlikte aynı dergide yayınlandı (10).

7 Temmuz 1999’da Amerika Pediatri Kurumu(AAP) ve Amerika Birleşik Devletleri Halk Sağlığı Servisi (PHS) bileşik bir toplantı yaparak kesin bir kanıt olmamasına rağmen bir önlem olarak (çok fazla gönüllü olmasalar da) tiomerosalin (cıva) aşılardan çıkartılmasına karar verdiler. O tarihten itibaren ABD’de cıva kademeli olarak aşılardan çıkartıldı (bazı grip aşılarında hala vardır).

Türkiye’deki aşı ve otizm haberleri

Türkiye basınında aşıların otizme yol açabileceğine dair haberler hiç yok değilse de son derece azdır. Konu ilk olarak 28 Ağustos 2005 Vatan Gazetesi’nde “Korkunç şüphe”; 30 Ağustos 2005 Sabah Gazetesi’nde ise “Aşı kurbanları” başlığı ile manşete çıktı. Haber büyük yankı uyandırdı.

Bu sırada bazı üniversite kuruluşları, pediatri dernekleri, çocuk psikiatri dernekleri ve Tabip Odaları bilimsel (!) verilere dayalı açıklamalarında hiçbir tehlikenin olmadığını, aşılardaki cıvanın düşük miktarda olduğunu, bir midyeninkinden daha az cıva içerdiğini söyleyerek aşı karşıtlarını yerin dibine batırdılar. Hatta bu tarz (bu kitabın yazarları gibi) düşünenleri aşı düşmanı ilan edip “halkın sağlığını tehlikeye atmakla”suçladılar.

....
Devamını burdan okuyabilirsiniz..
 
Üst