önemli risale-i nur dersleri ve nurcular hakkında bilgiler-belgeler!!!!

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,281
Beğeniler
115
Puanları
63
Hasan AKAR: Kutb-ul Azam Nedir? - YOZGATNUR


videonun 08:06 dakikasında geçen "kanbur" lakaplı hicazda yaşayan kutup kimdir?



Cibali Baba(lar) ve Kambur(lar)

Hikâye edilir ki, İstanbul’un fethini, “Cibali Baba” denilen ‘meczup bir veli” uzun süre engellemiş. Birbirinden farklı şekillerde anlatılan hikâyeler olsa da hadisenin özü şöyle:

(Fatih) Sultan Mehmed, Hz. Peygamber’in (asm) “Kostantıniyye (İstanbul) mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan; onu fetheden ordu ne güzel ordudur” müjdesine nail olmak için İstanbul’u kuşatır. Maddî ve manevî her türlü hazırlık yapılır, ‘son kuşatma’ bir türlü fetihle neticelenmez... Bu hadiseye bir mana veremeyen Sultan Fatih, hocası Akşemseddin Hazretlerine “Manevî bir engel mi var?” diye sorar.
Akşemseddin Hazretleri, manevî âlemde görür ki, Bizans tarafında bulunan bir meczup veli, surların yıkılması ve fethin nasip olması için atılan koca top mermilerini “Aman, gâvurcuklarıma dokunmayın” diyerek tesirsiz hâle getiriyor. Hatta bazı kaynaklarda, ‘meczup veli’nin top güllelerini tutup, Haliç’e attığı bile söylenir. Nihayet, Sultan Fatih ve hocası Akşemseddin, “Yâ Rab! Ya bizim canımızı al, ya da o mecnun velinin canını al ve fethi nasip et” diye duâ ederler. Sonunda, “mecnun veli/Cibali Baba”nın ruhu kabzedilir ve fetih müyesser olur...
Risale-i Nur’da bu hadiseden bahsedilirken şöyle denilmiş: “Bir zaman, ben bir kısım ehl-i dalâlete mühim bir vakitte kahr ile duâ ettim. Bedduâma karşı, müthiş bir kuvvet-i mâneviye çıktı. Hem duâmı geri çeviriyordu, hem beni men etti. Sonra gördüm ki, o kısım ehl-i dalâlet, hilâf-ı hak icraatında bir kuvve-i mâneviyenin teshilâtıyla arkasına aldığı halkı sürükleyip gidiyor, muvaffak oluyor. Yalnız cebirle değil, belki velâyet kuvvetinden gelen bir arzuyla imtizaç ettiği için, ehl-i imanın bir kısmı o arzuya kapılıp hoş görüyorlar, çok fena telâkki etmiyorlar. (...)

Sultan Mehmed Fatih’in zamanında hikâye edilen meşhur ve mânidar Cibali Baba kıssası nevinden olarak, bir kısım ehl-i velâyet, zâhiren muhakemeli ve âkıl görünürken, meczupturlar. Ve bir kısmı dahi, bazen sahvede ve daire-i akılda görünür, bazen aklın ve muhakemenin haricinde bir hale girer.” (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektub, s. 328)

“Cibali Baba”lar olduğu gibi, “Kambur”lar da vardır. Bediüzzaman’ın talebelerinden Çaycı Emin Bey, hatıralarında bunu şöyle anlatır: “Bir gün beraber ikindi namazını kıldık. [Üstad,] Namazdan sonra tesbihatta iken: ‘Kambur, ben mi haklıyım, yoksa sen mi haklısın?’ diye birisine hitap ediyordu. Ben yine bir çok zamanlar olduğu gibi, hayretler içindeydim. Odasında benimle kendisinden başka kimse yoktu. Benim merakımı görünce, meseleyi şu şekilde izah etti: Onuncu Söz, haşir ve âhiret hakkındadır. Ben o eseri bir vakitler Barla’da yazıyordum (1927 senesi). Baktım o günlerde bir İslâm düşmanı, ıslâhı gayr-i kabil... Arefeye bir kaç gün vardı. Ben bedduâ ettim. Benim bedduâma karşılık bütün Hicaz velileri ve Hicaz’daki Kutb-u A’zam ise, onun ıslâhı için duâ ediyorlardı. Benim bedduâm ferdî kaldığı için iade edildi. Aradan uzun seneler geçti. Baktım, bu sene (1938-1939 senesi) bana nihayet hak verdiler. Ben halbuki bunun ıslâhının gayr-i kabil olduğunu biliyordum. Onlar nihayet bu sene başladılar bedduâ etmeye. Benim konuştuğum Kutb-u A’zam’dır; Mekke-i Mükerreme’dedir. Bütün Hicaz’la birlikte bedduâ etmeye başladı. Bana hak verdi. Ben de ona hitap ettim.” (Emin Çayırlı’nın [Çaycı Emin Bey] Hatıraları, Son Şahitler, cilt II/ s. 99)

Tabiî ki her dönemde “Cibali Baba”lar ve “Kambur”lar olabilir. Bugün de, yarın da bu hadiselerin benzerleri yaşanabilir. Gerek Cibali Baba’lar ve gerekse “Kambur”lara karşı hakta sebat etmeye ve duâya devam etmek gerekir. Er ya da geç, Cibali Baba’lar da, Kambur’lar da hakikatleri görür.
Cibali Baba’lar ve Kambur’ların olması, imtihanın çeşitlendiği ve aynı zamanda şiddetlendiğini de gösterir. Boşuna mı her namaz sonrası okunan tesbihatlarda, “ahirzaman fitnesi”nden Allah’a sığınılıyor?
Hâlihazırdaki Cibali Baba’ların ve Kambur’ların tez zamanda uyanmasını umut ediyor ve bunun için niyazda bulunuyoruz: Allah’ım, bizi böyle durumlara düşürme. Âmin.

Cibali Baba(lar) ve Kambur(lar)

Kambur, Ben mi Haklıyım, Yoksa Sen mi Haklısın?
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,836
Beğeniler
1,029
Puanları
113
Ya hu şu adamların hakikatin h sından haberi yok, kendince konuşturuyorsun. Risale okuyarak maneviyat olmaz, ruhaniyet olur. Hakikate ulaştırıcı dahi değildir. Yani sineklere kartalların dedikodusu düşmüş :) Durmadan vızıldıyorlar.
 

ilke

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
6 Kas 2017
Mesajlar
427
Beğeniler
56
Puanları
28
"Çaycı Emin" deyip geçmeyin ! Baksanıza Said Nursi Kutbu'l-Azam'a "Kambur" diye seslenmiş ! Ve Kutbu'l-Azam ile birlikte bütün Hicaz Velilerinin jetonu da tam 1 yıl sonra düşmüş !!! Feto'nun ikide-birde ayağa kalkıp oturmasına "Rasulullah Efendimiz geldi!" diyerek verdiği yanıt bu masalın yanında hiç kalır diye düşünüyorum!
 

rabbinsadikkulu

FETÖ nurcu değildir!
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ocak 2012
Mesajlar
9,281
Beğeniler
115
Puanları
63
genelkurmay eski ihtihbarat daire başkanı orgeneral ismail hakkı pekin, derin devletin nurculara (fetulahçılar nurcu değildir) bakışını özetlemiş:

 

HTML

Üst