Olcay Yazıcı Şiirleri | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Olcay Yazıcı Şiirleri

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
OLCAY YAZICI KİMDİR?

(1953 - 2010)

Osman Olcay Yazıcı, 1953’te Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Küçükdere Nahiyesinin Yukarıovalı köyünde, Molla Temel’in oğlu Ahmet ile Ali Efendi’nin kızı Ayşe’nin son çocuğu olarak dünyaya geldi. İlkokulu Aşağıovalı köyünde, ortaokulu Zeytinburnu’nda, liseyi Zonguldak Fener Lisesinde, yüksekokulu İstanbul’da okudu.


Başta Hisar, Töre, Öncüler, Türk Edebiyatı, Boğaziçi, Pınar, Meşale, Dolunay, Ufuk Çizgisi, Millî Kültür, İnsan ve Kâinat, Cemre, Güneysu, Çağrışım, Tepe Edebiyat, Kırağı, Kültür Dünyası, Tarih ve Düşünce, İslâmî Edebiyat, Bizim Külliye, Çerçeve, Seyir, Ufuk Ötesi, Kubbealtı Akademi Mecmuası ve Biyografi Analiz olmak üzere, birçok dergide şiir, hikâye, deneme ve kültür/fikir yazıları yayınlandı.

Türk Edebiyatı Vakfı’nın yayınladığı Türk Edebiyatı Dergisi’nin Yazı İşleri Müdürlüğünü(1983-84), İhlas Holding’in dergiler grubundan, bilim ve teknoloji dergisi İnsan ve Kâinat’ ın editörlüğünü (1988-94) yaptı. 1984’te gazeteciliğe başlayan şair ve yazar Olcay Yazıcı, 12 yıl çalıştığı Türkiye Gazetesi’nde dizi, mülâkat ve köşe yazarlığı; kültür-sanat sayfası yöneticiliği, bölüm şefliği ile yazı işleri ve Avrupa baskıları servisinde redaktörlük görevlerinde bulundu (1984-1997)

16-20 Eylül 1991 tarihinde İstanbul’da yapılan 12. Dünya Şairleri Kongresi ve Yunus Emre’ye Saygı Kurultayı’na (X11. World Congress Of Poets, In Homage To Yunus Emre) “Derviş” isimli şiiri ve “Yunus Emre’nin Rüzgârıyla” konulu tebliği ile katıldı. Dönemin Kültür Bakanı Gökhan Maraş tarafından “Teşekkür Belgesi”yle taltif edildi. 1997’de Türkiye Gazetesi’nden ayrılarak, edebiyat çevrelerince “Bütün zamanların en iyisi” diye değerlendirilen Kültür Dünyası Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptı (1997-98, 16 sayı) 1999’da Kültür eski Bakanı Namık Kemal Zeybek’in sahipliğini ve başyazarlığını yürüttüğü Ayyıldız Gazetesi’nin Kültür Sanat ve Düşünce sayfasını yönetti.

Müstâkil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin, Araştırma Yayın Komisyonu Koordinatörlüğü ile Süreli Yayınlar Editörlüğünü yürüttü (2000-2001.) 17 Mayıs 2003 tarihinde, TYB’nin Kahramanmaraş’ta düzenlediği sempozyumda, “Bahaettin Karakoç’un Şiir Serüveni” konulu bir tebliğ sundu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin fetih yıldönümü münasebetiyle, 1 Haziran 2003’te Gülhane Parkında düzenlediği, “550. Yılda İstanbul Edebiyat Buluşması” programına katıldı ve “Şiiri Yazılamayan Şehir” isimli şiiriyle, 550 Şair ve Yazar kitabında yer aldı.

Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) Genel Müdürü olarak görev yapıyor. İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Yazarlar Birliği ile Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) üyesi olan şair ve yazar Olcay Yazıcı’nın, Arif Nâzım, Mustafa Yıldızdoğan ve Ahmet Yılmaz tarafından bestelenmiş şiirleri de var.

Düşünce derinliği ve estetik yoğunluğuyla,“geleneğe bağlı çağdaş Türk şiirinin önemli isimleri” arasında yer alan Olcay Yazıcı’nın yayınlanmış eserleri ise şöyle:

“Çocuklar Vatanında Büyüsün”(Hikâyeler, Türk Edebiyatı Vakfı yayını 1985)/”Papatyalar Üşümesin”( Hikâyeler, Kültür Bakanlığı yayını, 1990)/”Erguvan Uğultusu”(Şiirler, Boğaziçi yayınları 1991)/”Tartışmayı Tartışmak”(Deneme-Kültür yazıları, Ötüken Neşriyat 1992)/”Hüzün Yazıları”(Özgün metin, Boğaziçi yayınları 1993)/”Eylül’ün Kırdığı Gül”(Şiirler, Ötüken Neşriyat 1994)/”Kitapsız Toplum”(Deneme-Kültür yazıları, Ötüken Neşriyat 1994.),“Büyük Gün/Bir Kıyâmet Alâmeti Olarak Hazreti İsâ’nın Dönüşü”(Araştırma, Marifet Yayınları 2001.),“Eğitim ve Kültür Trajedimiz/Kendimiz Olmaktan Nasıl Çıktık”(Kültür-analiz, Marifet Yayınları 2001.)/”Nemrut Ateşi” (Fikir, Türk Edebiyatı yayınları, 2004),/”Yaralı Küheylân” (Deneme-Hikâye, Türk Edebiyatı Vakfı yayını, 2004)
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Arınış


Şehir sahrasında süreğen sıcak
Kanatır sabrımı keskin bir bıçak
Ne bilir melâli, süfli-uygarlık
Bu bir gönül işi, ince duyarlık
Arşı saran çığlık, sûr’u andırır
Bir damla, deryayı dalgalandırır
Kurşunlanmış gibi sancılanır cân
Bu bir iç kırılış, bu bir iç buhran

Herşey, su üstüne yazılan yazı
Hüzün ruhumuzun gizli niyazı
Âteş ırmağıdır nefsin yunağı
Boşalır ansızın his sağanağı
Yakar düşünceni âfet bir edâ
Gelir hayâline girer süveyda

Ekin neden özler bunca yağmuru
Gözyaşında arınış var dupduru
Uyanır kalbinde buruk bir anı
Dirilir/depreşir efkâr zamanı
Hasret bir ceylândır, ürker ve kaçar
İnsan hep gurbetten gurbete göçer

Vedâ limanına gemi yanaşır
Herkes tufanını içinde taşır
Bağlanırız, tul-i emel güderiz
Sonra bir gök-ata biner gideriz
Ömür kısa, hikâyemiz uzundur
Cümle âlem bu zindanda mahzundur.

 

LeyL_

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Eyl 2010
Mesajlar
24
Puanları
0
güzel arşivlemişsin hayatı teşekkürler şiirde güzeldii

yüreğine sağlık ..
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Derviş

Çatallı yolağzında şaşırıp kaldım Derviş
Söyle hangi patika güldağına gidermiş?

Uçurum kenarında düşle-ölüm gerçeği
Ne zaman yeşerecek bu sahranın çiçeği?

Göğsümün ortasında âşk nişânesi bıçak
Buz tutmuş aynalarda kan tütüyor sımsıcak!

Alınımdaki çiğsime azabımdan sızan ter
Bu suskun başkaldırış isyandan daha beter

Hücreme ışık düşür, zindanıma kapı aç
Beni bir sen anlarsın, ipe çekilen Hallaç!

Yeter artık, bu çığlık yüreğime sığmıyor
Yalvarırım hüznümü şerre değil, hayra yor

Çatallı yolağzında şaşırıp kaldım Derviş
Söyle hangi patika güldağına gidermiş?
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Kuşatma


Kara bir örtüyle sarıldı güneş
Yitirdi sihrini bütün yıldızlar
Söndü uçurumu gösteren ateş
Kuşatma altında bir vicdan sızlar

Kimdik, sayfalarda izi kalmamış
Hani biz, hani o silinmez mühür
Çölün ortasında susayan kamış
Zincire vurulmuş, dizginlenmez-hür

Nerde kıtaları öpen dolunay
Sultanların ak-yazılı tuğrası
Şuursuz menzile gerdirilen yay
Memalik’in ürkütülmüş buğrası

Bayraklar bayraklar, yenik bayraklar
Kâğıt-fenerlere hapsolan çığlık
Zoraki bir gurur: ürkek leylâklar
Ne yapsan, ne etsen gizlenmez sığlık

Soğuk mermerlerden sevimsiz bir put
Hiçin karekökü yapay alkışlar
Köksüz bir ağaca bağlanan çaput
Divan-ı Hümayûn sürgünde kışlar

İsyanın üstünde ölüm tırpanı
Söz kilitli, diller korkudan tutuk
Mümkünse o eski resmini tanı
Seni sana unutturur kör-nutuk

Naylon seralarda nâfile gayret
Krizantemlere dönüşmez lâle
Hanedan mirası: esef ve hayret
Yüzyıldır bu hasat ermez kemâle

Hendese yok, terazi yok, oran yok
Ustabaşı bir garabet şaşısı
Yapılır mı, yapılmaz mı soran yok
Ulu şâra yoz âşiret aşısı

Don Kişot habire sallar kılıcı
Fetihlerin fetvasını veren yok
Tarih söyleyecek: kimmiş kalıcı
Ebed-müddet esrarına eren yok

Kırıldı aynalar, dağıldı şekil
Sırrın simyasını kim sağlayacak
Ey yükselen tufan durul ve çekil
Bir millet yeniden kan-ağlayacak

İçin için devinir alev volkanı
Yanardağ üstüne anıt kurulmaz
İlkeler durdurmaz çıkacak kanı
Aşk eksik olunca hedef vurulmaz

Kendi iklimini bulur bir zaman
Ağyar ayazlarda üşüyen kuşluk
Sabırla beklenen soylu kahraman
Sen gelmeden giderilmez bu boşluk!

 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
[SIZE=-2]İbrahim’e Su Taşıyan Karınca

İnsana en kutsal öğüdü verir:
İbrahim’e su taşıyan karınca
Hasret ateşinde buzullar erir
Ümit baharına, aşka varınca

Çıktığımız sefer iç yolculuğu
Kırılgan gönüller küser-incinir
Berrak, duru; saf sevgiler oluğu
Yalnızlık gurbeti: mücerret-zincir

Ne desen bu efkâr sinmez kâğıda
Bıçak ucu uçurumlar sıratı
Terk edilmiş eski masal dağı da
Ey süvari, gök-burcuna sür atı

Kokla alevdeki o serin gülü
Arzular ceht ile erer menzile
Hayat serüveni: düş kuran ölü
Dilersen, sonrasız olanı dile

Bilge bir cân gibi hikmete ulaş:
Kaç mevsim dirildi şu narin eşkin?
Akşamlı gün için niye bu telaş?
Öte bir idrak ol, eşyadan aşkın

İnsana en kutsal öğüdü verir:
İbrahim’e su taşıyan karınca
Hasret ateşinde buzullar erir
Ümit baharına, aşka varınca.

[/SIZE]
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Mağlupların Destanı


Ay yüzlü bebeklerden sızıveren bu kan ne?
Niye gül üretmezler, silah yaparlar anne?

Yakıyor yüreğimi zâlim Nemrut ateşi
Karanlıklar kralı, gölgeliyor güneşi

Sevinçler uç verirdi içimizde her Nisan
Dünyayı neden böyle cehennem eder insan?

Hani sevgi ve barış, hani hürriyet vardı
Hani eşkiya yanke, hümanistti, uygardı?

Kızgın kum fırtınası: Ebrehe ve Ebâbîl
Moğol’a, Hülâgu’ya rahmet okutan sefil

Mahzun belde Ümmül Kasr; elemli, yıkık Basra
Ey A’zam, ey Cüneydî, lânet olsun bu asra!

Dâru’s selâm esrarı yansılanır sahrada
Bağdat bir şehir değil, Şark’ın kalbi orada

Cân ne ki, cânân ne ki, cihândan geçer âşık
Doğar mutlak yeniden Muhammedî bir ışık

Geylânî dergâhında özümsenen âlî-nûr
Özlenen emin diyâr, elbet bir gün bulunur

Dicle’nin acıları, Sümeyye lâlesidir
Ağıt değil bu şiir, zâfer meşâlesidir!

Istıraplı hasret var, ruhu ezen kederde
Zorbaları ürküten, o sultan-devlet nerde?

Ölüm başlangıçtır der, erdemliler, erenler
Bu hikmetten habersiz, evrene yön verenler!

Kutlu gök ekin gibi, dirilecek bedenim
Tetiği sen çeksen de, bil ki kazanan benim!

Uyan İbrâhimoğlu, kimyanı iyi tanı
Direniş türküsü bu, mağlupların destanı!

 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Baharsız Şehir


Düşlerin kışında üşür ellerim
Ben taşralı, yüreği yangın çocuk
Yalnız mezarlıkta açar güllerim
Ben taşralı, yüreği yangın çocuk

Gönlümde hasreti masum aşkların
Sürgün coğrafyada değişti iklim
Uçurum çiçeği, dünsüz bir yarın
Kutsal haremimde bu yabancı kim?

Dağların ıtriyle dirilirim ben
Sitelere sığmaz, ezilir ruhum
Rüzgâra çağrıdır açtığım yelken
Direnen son ümit, son efsunlu mum

Sevgi bir efsane, dostluk bir masal
Cinnet-hücrelerde bilenmiş kinler
Bütün erdeminle, merkezinde kal
Milyar yıldır bunu söyler ekinler

Yitik bir kuşlukta bozuldu büyü
Bir can-eriğine değmez gökdelen!
Höykür içindeki esir türküyü
Başlasın yeniden o soylu şölen.


 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Son Bahar


Suskun menekşeleri kar tozlağı bürümüş
Sıcak bakışlarında ısınmak istiyorum
Eski sevda gülleri kitaplarda kurumuş
Bu yıkık saatlerde hüzün en ince-yorum.

Gönlümün gündeminde bir ümit arifesi
Mazinin izlerini öfkemle sileceğim
Zaman, aldanışların kuşu ölmüş kafesi
Kuşku günlüklerinde tutuklu geleceğim!

Zincirini toplayıp sefer eyledi gemim
Bu buruk yolculuğa benimle çıkar mısın?
Belki son baharını seninle yaşar evim
Kapımı çalan mevsim: güneş misin, kar mısın?


http://www.facebook.com/sharer.php?u=http%3A%2F%2Fwww.siirderyasi.com%2Fsiir-Son-Bahar-4072.html&t=Olcay%20Yaz%C4%B1c%C4%B1-Son%20Bahar%20%C5%9Eiiri%2C%C5%9Eiir&src=sp
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Şehre Yağmur Yağıyor ve Sen Uzaklardasın


Kalbim bir yanardağdır, göğe savrulur külüm
Bu özlem ateşinde sen hiç yandın mı gülüm?

Efkâr bir daha yıkar, kent bir daha kurulur
Çığ düşer uçuruma, düş aynası kırılır!

Adlanmamış duygular durur gül tenhasında
Arşa erişir hüzün aşkın müntehasında

Sevdamı tısım gibi ıssız dağlara asın
Şehre yağmur yağıyor ve sen uzaklardasın!


 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Eylül’ün Kırdığı Gül

Yiğit, körpe ölüler; ağıtsız geçti çölü
Destanlık öykümüzü güne anlat kırgülü!

Kılıçlar kılıçlarla öpüşerek bilendi
Aşkların taşrasında bir umut türkülendi

Bizdik ateş hattında yenilmeyen ergenlik
Kanın aydınlığında şafağa düşen tetik!

Metropol üstümüze yürürken ordu ordu
Biz değil, asıl bizden şehirler korkuyordu..

Bir anafor içinde kurşunlarla doğanlar
Beyazıt meydanında üşüyen sloganlar

Kimdi bize gösteren bu karanlık sokağı?
Atıldık dolu-dizgin fikrimizde bukağı!

Kuşkulu kuşluklarda buz tutmuş nilüferler
Şimdi yol ayrımında küskün, yorgun neferler

Sitemkâr satırlara sindirilmiş öfkemiz
Eylülün kırdığı gül, yeni eşkine remiz..

Yiğit, körpe ölüler, ağıtsız geçti çölü
Destanlık öykümüzü güne anlat kırgülü!

 
Üst