Nusret Cephesi liderinden açıklama | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Nusret Cephesi liderinden açıklama

Ahter

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eki 2009
Mesajlar
5,252
Puanları
0




Nusret Cephesi liderinden açıklama (Tam Metin)Uluslararası koalisyon ve desteklediği yerel diktatörlüklere karşı savaşan Küresel Cihad Hareketinin düşünce ve eylem yöntemlerine yönelik önemli metin ve açıklamaları okurlarına sunan incanews.com Suriye'nin en önemli direniş gruplarından olan Nusret Cepphesi lideri Ebu Muhammed el Cevlani'nin İdlib'in muhaliflerce ele geçirilmesi konusunda yaptığı açıklamayı siz değerli okurların ilgisine sunar.

Nusret Cephesi liderinden açıklama (Tam Metin)Uluslararası koalisyon ve desteklediği yerel diktatörlüklere karşı savaşan Küresel Cihad Hareketinin düşünce ve eylem yöntemlerine yönelik önemli metin ve açıklamaları okurlarına sunan incanews.com Suriye'nin en önemli direniş gruplarından olan Nusret Cepphesi lideri Ebu Muhammed el Cevlani'nin İdlib'in muhaliflerce ele geçirilmesi konusunda yaptığı açıklamayı siz değerli okurların ilgisine sunar.

https://youtu.be/x76gLlWpHew


Allah' tan Yardım ve Yakın Bir Fetih''Ey İman Edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak olan bir ticareti göstereyim mi ? Allah'a ve Resul'üne iman eder, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad ederseniz. Eğer bilirseniz; bu sizin için çok daha hayırlıdır(Saf: 10-11)
Kuluna yardım eden, ordusunu izzetli kılan ve toplulukları hezimete uğratan Allah'a hamd olsun. Salat ve selam kendisinden sonra peygamber gelmeyecek olana, ailesine ve ashabına olsun.
Yüce Allah şöyle buyurdu:
"Allah, içinizden iman edip sâlih amel işleyenlere vaad etti ki: Onlardan öncekileri nasıl halef kıldı ise onları da yeryüzüne halef kılacak ve onlar için beğendiği dini temelli yerleştirecek, korkularını emniyete çevirecektir. Çünkü onlar, bana kulluk eder ve hiç bir şeyi bana ortak koşmazlar. Kim de bundan sonra inkar ederse; işte onlar fasıkların ta kendileridir..'' Nur: 55

Allah'tan, İzzetli İdlib şehrinde mücahit evlatlarının eliyle gerçekleşen büyük zaferi İslam Ümmetine hayırlı ve bereketli kılmasını diliyoruz. Aynı şekilde mücahitlere de, bu bereketli operasyon için en güzel şekilde birleşmeleri, denetimleri ve idarelerinden dolayı dua ediyoruz.


Bu operasyona katılan komutan ve askerlerin, idarilerin, medyacıların, tıbbiyelerin ve sanayi atölyelerinde çalışan herkesin çabalarını takdir edip, önem veriyoruz.

Bu operasyonda hayatlarını kaybeden şehitlere, özellikle Şeyh Ebu Cemil el'Kutup, Ebu Abdullah el'Necdi, Ebu-l Bera, her iki Mısırlı Ebu Hafs, Ebu-l Vefa el'Ensari ve ümmet için kanlarıyla kendilerini feda eden geriye kalan bütün şehitlere Allah'tan rahmet diler şehadetlerini kabul etmesini diliyoruz. Onlara, kanlarının boşa gitmediğini ve Allah'ın izni ile gitmeyeceğini müjdeliyoruz.

"Ölüm sevgisi ecellerimizi bize yaklaştırıyor,

Ecelleri ise ölümü sevmiyor ve üzüyor.."

İdlib'te ki ailelerimizin duruşlarını, evlatları olan mücahitlere karşı tutumları ve onları törenli karşılamalarını tebrik ediyoruz.

Onlara, evlatlarından, güzel ahlak ve güzel davranıştan başkasını görmeyeceklerine söz veriyoruz. Ve Allah'ın izni ile dinlerini, canlarını,ırzlarını, mallarını koruyan, izzetlerini ve onurlarını koruyan, onlara zulüm, haksızlık ve düşmanlık edenlere sınır koyan, güvenliklerini sağlayan, şura'yı yayan, fakir ve miskinlerin hakları için çabalayan ve aralarında bütün adaleti sağlayan Allah'ın şeriatının adaleti ile rahat bir hayat yaşayacaklar.

Ey Müslümanlar!

Şam topraklarında esen zafer rüzgarı herkese ispatladı ki, zaferi elde etmek için Batı'nın ve bölgede ki ülkelerin arkasından gitmek, serabın peşinden koşmak gibidir.

Zafer ve İslam'ın izzeti, suçlu katillerin ve Amerika'yı razı etmek için bizi arkamızdan vuran Batı'nın uşaklarının elleriyle dönmez.

Zafer, ancak Allah'ın emrine uymakla ve Müslümanların, sadık mücahitlerin etrafında toplanmasıyla iner.

Sadık mücahitler, ümmetin Allah'ın izni ile esnemeyip, sabit duran sağlam temelleridir.

Ve zafer, ancak Ehli Sünnet'in birleşmesiyle iner. Eğer birleşirlerse güçleri sağlamlaşır, sağlam bir bina gibi olurlar. Aralarında geçen şeyler unutulur, kalpler birleşir, sözler bir olur.

Allah'ın bize İdlib'te nasip ettiği zaferi korumamız gerekir. Elde edilen zaferi korumanın önemi, zafer kazanmaktan daha zordur. Düşmanlar ve bizi gözetleyenler, ayrılığımıza, kötü tedbirimiz ve gevşekliğimize bahse giriyorlar. Bu yüzden buna çok iyi dikkat etmek gerekir. Müslümanların sevinci tamamlansın diye, zaferden sonra ayrılık, ihtilaf ve hataların sebeplerini gidermemiz gerekir.

Bu yüzden biz Nusret Cephesi (Cephetun Nusra) olarak, şehre(İdlib kastediliyor), hükmetmeye hırslı olmadığımızı veya başkalarının dışında sadece kendimizin buna hırslı olmadığını belirtiyoruz.

Ancak bizim hırsımız, şehrin adaletini sağlayacak, zulmü giderecek, Allah'ın şeriatı ile hüküm edecek ve şurayı yayacak güvenirli kişilerin elinden olmasıdır. Şûrâ, Allah'ın bize emir ettiği en hayırlı hüküm nizamıdır. Şûrâ , görüşlerin korumasıdır. İnsanlar, Allah onları en doğru ve en güzel görüşe iletsin diye onunla koşuştururlar.

Ve biz, malların, hizmet binalarının, genel tesislerin korunmasına ve Müslümanlara hizmete hazır olarak bırakılmasının zorunlu olduğuna işaret ediyoruz.

Personellerin, sağlık, elektrik, su, fırın, iletişim ve temizlik gibi hizmet sektörlerindeki görevlerine dönmeleri için çağrılmaları gerekiyor. Şehirde olan eğitimli ve kapasiteli insanlardan da istifade edilmesi gerekir. Gereken önemi vererek İnsanlar evlerine geçirilmeli.

İdlib halkı bizim ailemizdir, üzerimizde kardeşlik ve destek hakları vardır.

Gruplar tarafından halkın durumlarını kontrol edip ihtiyaçlarına karşılık verecek bir denetleme kurulu oluşturulmalı. Ve bu kurula, görevlerini en güzel şekilde yerine getirmeleri için yardım edip ve buna mukabil, görevlerini yapmayıp aksattıkları zaman da hesaba çekilmeleri gerekir.

İnsanların arasında hüküm verecek, düşmanlıkları bitirecek ve aralarındaki anlaşmazlıkları çözecek Şer'i bir mahkemenin kurulmasının önemini belirtiyoruz. Avam halk da, şikâyetlerini mahkemeye götürmeli.

Hatta üzerinden onlarca yıl geçmiş hakları bile... Haklar üzerinden uzun zaman geçse de düşmez. Fetih Ordusu'nu teşkil eden grupları, bu birliklerinin dağılmamasına, düşmanlarına karşı şiddetli, kendi aralarında ise merhametli olmaya, güçlerini İslam ve Müslümanlara yardım için toplamaya çağırıyorum. Ve Allah'ın bereketi ile devam etsinler.

Ey İslam Ordusu!

Düşmanınızı def edip, hezimete uğratmaya devam edin. Şam ve kırsallarında, Humus'ta ve Halep'te onları kurtarmanızı bekleyen kuşatma altında olan aileleriniz var.Yardımsız bırakmayın onları.
Kuşatma altında ve göçe zorlanmış olan ailelerimize diyoruz ki:

Sabredin ey sevgili kardeşler!


Hepimizden daha hayırlı olan Muhammed (Sallallahu aleyhi ve selem) ve ashâbı kuşatılıp aç kaldılar. Onlar insanların en hayırlıları oldukları halde, Benî Hâşim patikalarında 3 yıl boyunca kuşatıldılar, hatta bazıları yiyecek bir yemek bile bulamıyordu. Müslümanlar Kureyş' in eziyet ve işkencelerinden kaçarak Habeşistan'a hicret ettiler ve İslam ehli, Kureyş kafirleriyle olan savaşlarından dolayı büyük eziyetler çektiler.

Sonra İslam, dünyaya yayıldı ve büyük topluluklar İslam'a boyun eğdi. Allah, o toplumu yüceltmek istedi ve onları imtihan edip sabırlarını sınadı. Vallahi eğer sizde bu savaşınızda sabrederseniz, Allah size yardım eder ve İslam'ın toprakları, izzeti ve şerefi geri döner.
Müslüman toplumlar sabrınızı ve sebatınızı bekleyip, umuyorlar.

Çünkü sizin zaferiniz, İslam'ın ve Müslümanların yararına olan tarihi bir dönüştür.Gücünüz düşer ve savaşın uzun yılları, sizi acıttığından dolayı vazgeçip teslim olursanız yemin ederim ki, gücünüzün yetmeyeceği bir zilleti tadarsınız ve şu an ki içinde olduğunuzdan daha şiddetli bir zarara ve pişmanlığa düşersiniz.

Kesinlikle cihad edip, cihatlarına sabreden ve zalimi yenip de köleliğinden özgürleşen/kurtulan toplum zillette düşmez.
'Zafer muhakkak bir saatlik sabırdan sonradır. '

Şeytanın burunlarına tükürdüğü bazı insanları, düşmanla barış fısıldamaları tuttu.

Hakla batılın arasını ancak batıl tanırız..
Hak, bir parmak kadar bile taviz verirse muhakkak haklılığını yitirir.
İşte bu imtihanlar, insanların madenlerini çıkarır. Onlardan hayırlılarını ve şerlilerini ortaya çıkarır.Bu yolda devam edip, zorluklarına sabır etmek lazım.

Bir saatlik sabırla, Allah'ın izni ile üzerinizdeki kuşatma kalkmış, evlerinden göçmüşler geri dönmüş, çocuklar mutlu olmuş, yetimlerin, dulların ve yakınlarını kaybetmişlerin yüzlerine tebessüm dönmüş, esirler kurtulmuş ve Şam, zalim tağutların bağından kurtarılıp dünya ve ahret izzetine geri döndüğünü görürsünüz.

Ey İslam ordusu!

Ben size bir nasihatçiyim dinleyin.

Allah bizi kendi yolunda cihat etmemiz için gönderdi ve içinde Allah'ın ve Resul'ünün yolu olan Kitabı'nı aramıza bıraktı. Eğer ona tutunursanız gösterdiği yola ulaşırsınız.
Bizler Müslümanların dinlerini, kanlarını, ırzlarını ve mallarını savunuyoruz. Onların arasında adaleti sağlayıp, bütün güzel şeyleri yaymakla birlikte tüm rezillikleri de onlardan uzaklaştırıyor ve iyiliği emir edip kötülükten de sakındırıyoruz. İşte yapılması zorunlu olan bu şeyler ihmal edilmemeli. Bunlar cihadımızın gayesidir.

Bu büyük emaneti yüklenen bir topluluk, peygamberin tamamlamak için gönderildiği, sadakat, sözünde durma ve güvenirlilik gibi asalet göstergesi olan güzel ahlakı kendinde göstermelidir. Faziletliliği ve yüceliği kuşanan bir toplum, babalarının sözlerinde durup onları kızdırmazlar. Eşlerine ve çocuklarına hayrı seçerler." Sizin en hayırlınız ehline karşı en iyi davrananınızdır."(Kütüb-i Sitte, c. 17, s. 214)


Savaşında bir ahlakı olduğunu bilin, ona tutunan kazanır. Barışta da savaşta da güzel ahlak İslam'dandır. Savaşı kazanıp ta ahlakı kaybeden kesinlikle kazanmamıştır. Düşman yapsa da, Savaş kesinlikle yalan ve ihanet gibi kötü ahlakı mübah kılmaz. Ahlaksızlık güç değil iffetlilik ise zayıflık değildir. Bizler ancak hidayeti gösteren davetçileriz,zalim zorbalar değiliz.

Zaferin en hayırlısı külfeti az olandır. Gaye, Müslümanları tehlikeye ve helâka sürüklemek olmamalı. Mücahitlerin görevi yeryüzünü acımasız ve zorbaca sahiplenerek tutmak olmamalı. Zulüm ve acımasızlıkla galip gelseler de, insanlar onların yönetim ve idarelerine ancak kalplerde bir nefretle ve onlara karşı dolup taşarak girerler. Kesinlikle o zaman onlar için işlerde düzelmez. İslam ve cihat için yola çıkmamız, ancak kulları dünyanın darlıklarından çıkarıp ahiretin rahatına ulaştırmak içindir. Allah bizim kalbimizdekini bilir. Ancak iyi niyetimizden dolayı bize yardım eder. Mücahitlerin ve liderlerin insanları korkutmakla heybetleri oluşmaz. Lakin onlara güvence vererek, zalimi onlardan def ederek ve zayıfın hakkını da alarak oluşur.

Böylelikle kuvvetli olan zalimler korkar ve zayıflar da güvene girer. İşte o zaman insanlar mücahitlerin aleyhlerine toplanmayarak etraflarında birleşir ve kendilerini korudukları için onlarda mücahitlerin güçlerini korurlar. Böyle olmasa mücahitlerin de avamın da yok oluşu eşit olur. Kendini beğenen gururlu kişi, amelleri, kendisini aldatıp ve kendi halkının başına kalkıp da erleri boşa gidendir.

''Güzel bir söz ve bağışlama, ardından gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengin ve Halimdir.'' Bakara: 263

Faaliyetsiz İçi dolu sözler ve slogan atmak önce Allah'ı sonra Müslümanları razı etmez. Kendisinin hayır üzere olduğunu iddia eden kimse, Allah onu denemeden hakikat ortaya çıkmaz. O da amel eder sonra da ya iddiasını doğrular ya da yalanlar. İçindekini görmek için kimsenin kalbini yarıp bakamayız. Başkasının üzerinden kendimizi temize çıkarmayız. İnsanlar âdemoğlundan âdem de topraktandır.


Açık bir delil dışında insanlar aleyhinde hüküm vermeyiz. Allah, Peygamberler dışında kimseye masumiyet yazmamıştır. Niyetinin iyi olmasına rağmen hata edenler olabilir. İnsanlardan bazıları Batılı isteyerek hakkı söylüyor. Bu kimseleri itham etsek de biz haktan sapmayız.

Çünkü biz hakka uymaya daha evlayız. Hikmet müminin azığıdır, onu nerde bulursa ona daha hak sahibidir. İnsanların mücahitleri masum sanması zulümdür. Mücahitlerden bazıları hata ettiğinde, karalayıcılar bunu hemen dini ve de cihadı kötülemek için kapıp tutarlar.

Ey mücahitler!

Zalim, kuvvetliler sizden korksunlar diye Allah size güç ve kuvvet vererek destekledi. O yüzden, yumuşak kalpliliğinizle zayıfların sizden umutlu, miskinlerinde size yönelmesini sağlamanız gerekir. Taşımış olduğunuz silahı, Allah sizlere, mazlumları savunup zalimlerinde karşısında durmanız için verdi. Başka şey için onu kullanan dünyada da ahirette de kaybedip hüsrana erer.

Ey Müslüman ordusu!

Galibiyetinden sevinmeyeceğiniz ve hezimetinden de razı olmayacağınız çekişmelere dikkat edin. Şüphe yok ki o çekişmeler, abes ve hakkın dışında uğraştır, uzak durun ondan.

Ey mücahitlerin liderleri!

Göreviniz sadece savaşın planını belirtmek, gurupları hazırlayıp ve savaşı yönetmekle sınırlı kalmasın. Savaş bittiktin sonra da göreviniz bitmesin. İnsanların sizin üzerinizde hakkı var.

Mültecilerin, göçe zorlanmışların, yaralıların, dulların, yetimlerin, yakınlarını kayıp etmişlerin ve açların üzerinizde hakları var. Gücünüz yettiğince insanların ihtiyaçlarının peşinden koşun. Musibete uğramış halkın arasına karışıp sıkıntılarını hissedin.

Bir işte görevlendirilen Müslüman, sorumluluğunu sadece görevli olduğu zamanla sınırlayıp da kendisinden sonra sonuçlanan şeylerle ilgilenmemesi ne kötüdür. Bizler, Nasıl ki İslam'ın izzeti, şerefi ve sağlam yapısının kuvvetli bir şekilde ayakta kalması için mücadele veriyorsak, bizden sonra da Allah'ın dilediği kadar sağlam ve kuvvetli bir şekilde olması için hazırlanıyoruz/mücadele veriyoruz.

Hiçbir komutan, savaş esnasında zaferden sonra kim hüküm edecek diye meşgul olmasın. Mülk ancak Allah'a aittir dilediğine verir: ''De ki: 'Ey mülkün sahibi olan Allah'ım' sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.'' Ali İmran: 26

Ey İslam'ın Ordusu!

Zayıf olduğunuzu hatırlayın. ''O vakit hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz.'' Enfal: 26

Ey İslam'ın Ordu'su!

Hatırlayın, daha çok az yıl önce sizden kimse kendisi için tehlikeden emin değildi ve kendini tehlikeden koruyacak hiçbir şeye de sahip değildi. İşte bugün ve çok az yıl sonra basite alınmayacak bir güç oldunuz ve Allah size zafer ve fetihler nasip etti. Düşmanın sarayları, binaları ve kışlaları ellerinizin altına düştü. Bu ancak Allah'ın faziletindendir.

Üzerinize olan faziletinden ve nimetlerinden dolayı Allah'ı zikir etmeyi devam ettirin. Nefislerinizi Allah'a karşı tevazu ve zelil olmayla yetiştirin. Allah'tan İhlas ve sizden kabulünü dileyin. ''Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.'' Ali İmran: 123

Sözümüzün sonu Alemlerin Rabbi olan Allah'a Hamd etmektir.
Ves-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve BerakatuhuÇeviri: incanews.com
 
Üst