nurun iki şehit kahramanı sevenlerini buluşturdu

Risale-i Nur Talebesi

Diyar-ı Bekirli
Katılım
30 Haz 2006
Mesajlar
1,460
Tepkime puanı
11
Puanları
0
ÂYET-İ KERİME MEÂLİ



Biz dünyada yalnız onun neslini devam ettirdik. Daha sonra gelenler arasında ona güzel bir nâm nasip ettik. Bütün âlemlerden Nuh'a selâm olsun.


Sâffât Sûresi: 77-78


01.12.2006




HADİS-İ ŞERİF MEÂLİ



Resûlullah altın ve gümüş kapta

yemek ve içmekten nehyetti.


Câmi'ü's-Sağîr, c: 3, 3817


01.12.2006




Nur’un iki şehit kahramanı sevenlerini buluşturdu




Geçtiğimiz hafta sonu, Yeni Asya gazetesi Denizli Temsilciliği tarafından Denizli Merkez Ulu Camii’nde öğle namazını müteakip başta Hz. Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere, diğer peygamberler, sahabe-i kiram, tâbiîn, tebe-i tâbiîn, mezhep imamları, ulema, fukaha, suleha, müfessirîn, muhaddisin, zamanımızın Mevlânâsı Bediüzzaman Said Nursî ve onun, başta Hafız Ali Efendi, Hasan Feyzi Yüreğil olmak üzere diğer talebelerinin ve ahirete intikal eden ümmet-i Muhammed’in ruhlarına ithaf edilmek üzere mevlid-i şerif programı gerçekleştirildi.

Öğleden önce, çevre illerden gelen misafirler tarafından, eski mezarlıkta medfun bulunan Hafız Ali ve Hasan Feyzi Efendilerin kabr-i şerifleri ziyaret edilerek duâlar edildi. Ardından Bediüzzaman’ın talebelerinden Mehmet Fırıncı, Barla Lâhikası’ndaki “Hafız Ali’nin bir fıkrası” bölümünü okudu.

Mevlid-i şerifin okunmasının ardından, program Denizli’nin güzide hafızlarından Ulu Camii imam-hatibi Mustafa Hoca, müezzin Ahmed Sarıkaya, Delikli Çınar Camii imam-hatibi Sadullah Cengiz, Kasap Camii müezzini Emin Özcan ve Hafız İhsan Atasoy’un okuduğu Kur’ân-ı Kerim ve Nat-ı Şerif ile devam etti.

Mevlid, merhum Bediüzzaman Said Nursî’nin talebelerinden Mehmet Fırıncı, Mehmet Emin Birinci ve Yeni Asya Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın katılımlarıyla sevgi ve kaynaşmada doruk noktaya ulaştı.

Program sonunda, özlenen bu manzaranın devamı temennî edilirken, mevlid-i şerifin gelenekselleştirilmesi istendi.


‘Hasan Feyzi ile Hafız Ali,

mânen Nur’a çalışıyorlar’


Denizli’nin bir manevî kahramanı merhum Hasan Feyzi’nin (r.h.) Isparta kahramanı merhum Hafız Ali’nin (r.h.) yanına gitmesi gerçi bizi çok müteessir ediyor; fakat onun gayet has bir talebesi ve Nur’un halis bir şakirdi Sıddık Muharrem’in dediği gibi deriz: O, bir cihette, ölmemiş; belki vazifesini acele bitirmiş, âlem-i berzaha istirahat için gitmiş, terhis edilmiş. Hafız Ali ile beraber, mânen, şefaatleriyle ve bıraktıkları tesirli Nur hakkındaki eserleriyle yardım ediyorlar, yine mânen Nur’a çalışıyorlar. Elbette manevî şehid hükmünde olmalarından, Meyve’nin On Birinci Meselesindeki ilm-i nahiv talebesinin kendini medresede bildiği gibi, Hafız Ali ile Nur hakikatlerinin müzakeresi ve vefat eden Nurcuların dairesinde meşgul olmalarını, merhamet-i İlâhiyeden kuvvetle ümitvarız. İnşaallah, Cenâb-ı Hak, onun vazifesini dünyada gördürecek, Nur dairesinde çok Hasan Feyzi’leri yetiştirecek.

Yalnız o mübarek kardeşimiz, benim gibi resmî ilâçlardan çekinmediği için bir sehivdir. Ben ondan ziyade ıztırapta iken, “Nurcuların duası yeter” diye maddî ilaçları aramadım ve hastalık hakkında kimsenin fikrini alıp evham etmedim. O merhum kardeşimiz, bu noktada bana muvafakate muvaffak olamamış. Nurlar hakkında parlak fıkralarında, bu bîçare kardeşine kendini kurban etmeye söz verdiğinden ve Nur vazifesini acele yapmasıyla istirahat âlemine gitti. Ben, hem onun akrabasını, hem Muharrem gibi kıymetli, ciddî talebelerini ve Denizli ve civarı Nurcularını tekrar taziye edip, bizler gibi onlar da o merhumu hasenatlarına hissedar ederek hasenat cihetinde ölmemiş gibi, defter-i hasenatına haseneler yazdırsınlar diyerek umum onlara binler selâm ve ona binler rahmet deriz.


Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 164

Halil ELİTOK / DENİZLİ

01.12.2006
kaynak:Yeni asya
 
Üst