Necdet Kutsal: `Milli Gazete 920 bin sattı | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Necdet Kutsal: `Milli Gazete 920 bin sattı

K

Kaçak

Misafir
Yaşar Yeşil / Özgün Duruş
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un, liderliğini yaptığı Saadet Partisi’nden istifasıyla birlikte partinin yayın organı Milli Gazete’de adeta bir deprem yaşandı. 1979 yılından beri Milli Gazete’de görev yapan, beş yıldır da gazetenin Genel Yayın Yönetmenliğini sürdüren Necdet Kutsal görevinden istifa etti. Bu istifanın Kurtulmuş’un SP’den istifasının hemen ertesi gününe denk gelmesi dikkat çekti. Milli Gazete eski Genel Yayın Yönetmeni Necdet Kutsal ile gazeteden neden istifa ettiğini, gazetedeki diğer istifaları nasıl değerlendirdiğini konuştuk. Kutsal, bundan sonra Milli Gazete’nin akıbetinin ne olacağını, Yeni Devir gazetesinin ne zaman çıkacağını, bu gazetenin Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un kuracağı yeni partinin yayın organı olup olmayacağı ile ilgili sorularımızı cevaplandırırken, kendisinin bundan sonraki gazetecilik yaşamı hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Necdet Bey, Milli Gazete’den ayrılma sebebiniz nedir?
Milli Gazete’den ayrılmamın nedeni siyasetle bir paralellik arzediyor. Bildiğiniz gibi Milli Gazete siyasi bir partinin yayın organıdır. Fakat bir siyasi partinin yayın organı olması, Milli Gazete’nin hedef hizmetini etkileyen bir kısıtlama değildir. Çünkü bu siyaset dediğimiz şey Milli Görüş olduğu için milletin kendi görüşü. Dolayısıyla Milli Gazete bir siyasi partiye yayın organlığı görevi yaparken aynı zamanda milletin sözcülüğünü de yapmış olur. Yani geniş bir çerçevesi var.
Biliyorsunuz Saadet Partisi’nde olup biten kırılma Milli Gazete’yi de etkiledi. Geldiğimiz mevcut yapı içerisinde, Milli Gazete’nin milletin sesi olma özelliğini geniş, kucaklayıcı bir çerçevede yapamayacağına kanaat getirdiğimiz için Milli Gazete’den ayrılmayı tercih ettik. Ana sebep budur.

İstifanızın Numan Bey’in Saadet Partisi’nden ayrılmasının hemen ertesi gününe denk gelmesinin bir anlamı var mı?

Bir anlamı var tabi. Çünkü Numan Bey partide bulunduğu süre içerisinde üslubu yeniledi. Anlayıştan bahsetmiyoruz, zihniyetten bahsetmiyoruz. Aynı zihniyet, aynı eksen muhafaza edilerek üslubu yeniledi. Siz de takdir edersiniz ki, Numan Bey ne yazık ki partide tek karar verici olarak konumunu, imkânını yitirdi. Dolayısıyla onun ayrılışı demek Saadet Partisi’nin bu yeni üslubu terk edeceği, yeniden içine kapanıp dar bir çerçevede duracağı anlamına geliyor. Bizim gazeteden ayrılmamız onun ayrılmasıyla bir paralellik arz etti.

Numan Bey gittikten sonra, gazetenin dar bir çerçevede kalacağı ile ilgili size bir şey söylendi mi?
Gerek Milli Gazete çevresinden gerekse siyasetteki üst kademeden kimse bana açık ve net olarak bundan sonra bu üslup eski haline dönecek, yeniden daralacak diye sözlü olarak hiç kimse hiçbir şey bildirmedi. Ama görünen köy kılavuz istemez. Gidiş o istikametteydi.

Numan Bey ile birlikte tartışmalı bir süreç oldu. Bu süreçte Numan Bey’e haksızlık yapıldığını veya yanlış yapıldığını düşünüyor musunuz?

Bunu bizim düşünmemiz çok fazla bir önem arz etmiyor.
Kamuoyu düşünüyor mu?

Kamuoyu bunu böyle yoruyor. Kamuoyunda Numan Kurtulmuş ismiyle birlikte Saadet Partisi’nde yeniden bir derlenme-toparlanma döneminin başladığını, özellikle Ak Parti’nin kötü yönetiminden doğacak boşluğu ancak Saadet Partisi’nin dolduracağına dair bir ümit gelişiyor idi. Numan Bey’in gidişi tabiî ki bu ümidi Saadet Partisi çerçevesinde boşa çıkartmış oluyor.

Sizin istifanız bu kötü gidişata bir tepki miydi?

Bundan sonraki olumsuz gidişe bizim katkımız olmasın dedik.
Milli Gazete’de beş yıl boyunca Genel Yayın Yönetmenliği yaptınız. Beş yıllık döneminizle ilgili genel bir değerlendirme yapar mısınız?

Ben 1979 yılından beri Milli Gazete’de çalışıyorum. 2005 yılının başından beri Genel Yayın Yönetmeniyim. Bu süreçte Milli Gazete’nin yaptığı önemli işler oldu. Bunlar şudur; Siyasetteki kısır döngüden dolayı Milli Gazete’nin tirajı etkilenmiştir ve aşağı düşmüştür. Ben başladığımda Milli Gazete’nin günlük net satışı 27 bin civarındaydı. 2005’in Mart ayında biz yeni bir yüzle gazeteyi hazırladık ve kamuoyuna sunduk. Mart ayıyla birlikte de üç ekip oluşturarak bütün Anadolu’yu dolaştık. 2005’in Mart ayından 2007’nin başlarına kadar geçen süreçte -yaklaşık 1.5 yıl- Anadolu’yu tam beş kez dolaştık. Bu dolaşmamızın iki faydası oldu bize; Bir, Saadet Partisi teşkilatlarına bir hareket geldi, bir canlılık geldi. Çünkü toplantılarımızı genellikle Saadet Partisi teşkilatlarında yapıyorduk. İki, gazete yeni yüzüyle bir beğeni kazanmaya başladı ve bizim günlük tirajımız 27 binden 59.500’e çıktı. Yani yaklaşık olarak 60 bin gazete satmaya başladık.

Bu arada Milli Gazete’de kendi teknik yapımızı kastederek söylüyorum olması muhal olan bir kısım başarılar da yaşandı. Bunlar şuydu; yanlış hatırlamıyorsam, o zamanlar “Dünya Nereye Gidiyor?” diye küçük bir kitapçık hazırladık. Bu kitabı bir günlük promosyon halinde verdik. Bununla birlikte Milli Gazete’nin o günkü tirajının 110 bine çıktığını gördük. O kanaldan yürüyebileceğimize kanaat getirdiğimiz için günlük promosyonları bir seri haline getirdik ve tedrici olarak, günlük promosyonlarla Milli Gazete’yi 250 bin, 350 bin, 500 bin ve nihayet 920 bin civarına çıkarttık. Milli Gazete gibi teknik altyapısı belli olan bir gazete bir gün içerisinde 920 bin gazeteyi sattı. Bu, en az 950 bin gazete bastığımız anlamına geliyor. Pratik olarak matematiksel bir hesap yaptığınız zaman Milli Gazete’nin makine kabiliyeti buna müsait değil.
Nasıl oldu peki?

Bu tamamen Cenab-ı Hakkın yardımı. Bütün evraklar, vesikalar ortadadır. Milli Gazete hiçbir yerden baskı desteği almadan bir gün içerisinde 950 bin gazeteyi bastı. Teşkilatları vasıtasıyla bunun 920 bin tanesini satmayı başardı. Bu tür başarılara imza atmış bir gazetenin, bir yapının yeniden marjinal bir hale getirtilip dar çerçeveye oturtulması hoş bir şey değil ve bu bizim elimizle olsun istemedik.

Bundan sonra Milli Gazete’nin durumu ne olacak?

Ben Milli Gazete ile birlikte büyüdüm sayılır. Milli Gazete’nin tiraj kaybı falan bizi ciddi manada üzer. Ama ne yazık ki şartlar budur. Geldiğimiz nokta bu. Bundan sonra Milli Gazete’yle yürünecek bir yapı yoktur. Maalesef gittikçe marjinalleşecektir. Benim gördüğüm şey budur.
Tiraj daha da düşecek yani…

Bunu asla temenni etmiyorum, ama görünen odur. Yani Milli Gazete’nin tirajı düşer.

Hem bahsettiğiniz teknik kapasite hem de Milli Görüş camiasının genişliği vs. düşünüldüğünde Milli Gazete’nin tirajı bu altyapı ve arka planla uyumlu değil. Yani var olan kitlenin çok az bir kısmını…

Ben zaten buna işaret ettim. Yani Milli Gazete’deki mevcut kadro demek ki bir günde 950 bin gazeteyi basacak ve dağıtabilecek bir organizasyona sahip. Milli Gazete’nin tek eksiği, bu organizasyona destek verecek siyasal bir yapılanmayı hiçbir zaman bulamamış olması.

Bunu biraz daha açar mısınız? Parti mi destek vermedi demek istiyorsunuz?

Partinin içerisinde bulunduğu o kısır döngü Milli Gazete’nin bu atılımı günlük hale getirmesine engel teşkil etti. O zamanı hatırlarsanız, 2007’nin başlarından bahsediyoruz. Daha Numan Kurtulmuş yeni bir dil, yeni bir üslup getirmemişti. Keşke bu üslup Saadet Partisi’ne çok daha önceden gelmiş olsaydı. O zaman Milli Gazete’nin başarı şansı çok daha yüksek olacaktı.

Bir gazetenin kendini ne kadar yakın hissederse hissetsin, bir partinin yayın organı gibi gözükmesi doğru bir şey mi? Bu, gazete için bir dezavantaj değil mi?

Biz, Milli Görüş dediğimiz zaman doğrudan doğruya efendimizin yaşadığı hayatı kastediyoruz. Yani içerisinde ırkçı unsurlar barındıran bir yapıdan bahsetmiyoruz. Biz, Milli Görüş dediğimiz zaman Müslümanlıktan bahsediyoruz. Dolayısıyla Müslümanlık dediğiniz de bu ülkenin kurucu unsurudur, temel unsurudur. Böyle bir siyasi partinin yanında yer almak aslında bir gazete için dezavantaj değildir. Önemli olan siyasi kadronun o sese cevap verebilmesidir. Mevzusunu ettiğimiz tarihte siyasi kadro o sese cevap veremediği için o çalışma yarım kaldı.
Peki aynı düşünceyi başka bir parti savunduğunda, o partiyle ilişkiniz nasıl olacak?

Gayet tabiî ki Saadet Partisi’ne vaktiyle bütün varlığımızla nasıl destek verdiysek, bir başka parti çıkar “bu milleti bu topraklarda var eden ana neden neyse biz o neden için siyaset yapıyoruz” derse hiç şüphesiz biz onu da canla, başla, her şeyimizle destekleriz. Bugün Numan Kurtulmuş bunu söylüyor. O da “dava” diyor. Ve bunu dar bir çerçevede değerlendirmediğini ortaya koymak için açıkça Alparslan’a vurgu yapıyor. “Bu dava bu topraklara 1071’de geldi. Hiç birimizin babasının malı değil. Hepimize düşen en şerefli hizmet bu dava için çalışmaktır. Ve bu dava bu topraklarda kıyamete kadar var olacaktır” diyor.

Milli Gazete’den son zamanlarda birçok isim ayrıldı. Mesela, Kamil Yeşil, Hüseyin Akın, Osman Toprak vs… Bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

İsmini söylediğiniz arkadaşlardan Kâmil Yeşil’i dışarıda tutarsak, diğer arkadaşların tamamı 2005’ten sonra, benim Genel Yayın Yönetmeni olduğum süreçte özellikle düşünce sayfası editörü İbrahim Tenekeci kardeşimizin büyük gayretleriyle gazete bünyesine kattığımız yeni isimlerdi. Bu arkadaşlar da bizim gibi düşünüyorlar. Ben ayrıldıktan sonra İbrahim Tenekeci bana, “ben ve bu arkadaşlarımız gazeteden ayrılmayı düşünüyoruz” dediklerinde kendisiyle aşağı-yukarı iki saatlik bir görüşme yaptım. Bu gazetenin bir hizmet için varolduğunu, dolayısıyla kendilerine “dur” diyen olmadığı sürece devam etmeleri gerektiğinin daha doğru bir tavır olduğunu söyledim. Ama Saadet Partisi’ndeki kırılma sürecinde bu arkadaşlar çok tahkir edildiler. Çok hakir görüldüler, çok horlandılar. Çok incitici hareketlerle yüz yüze kaldılar.
Kim tarafından?

Numan Kurtulmuş’un partiden gitmesini isteyen bir grup tarafından. Ne yazık ki bu arkadaşlar sonuçta tercihlerini ayrılmaktan yana kullandılar ve ayrıldılar. Bu isimler içerisinde Kâmil kardeşimizi dışarıda tutmamın nedeni, Kâmil’in Milli Gazete ile hatta ondan da önce Yeni Devir gazetesiyle ünsiyeti daha eski bir tarihe dayanır. O yüzden Kâmil Yeşil’i ayrı tutmuştum. O da aynı düşüncelerle gazeteden ayrıldı. İbrahim Tenekeci de çok net bilmiyorum ama önümüzdeki günlerde gazeteden ayrılmayı düşünüyor.

Yeni Devir gazetesinin yeniden çıkacağı ve sizin de bu gazetenin başına geçeceğiniz yönünde söylentiler var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Yeni Devir şu anda kapalı devre yayınına devam eden bir gazete zaten. İnternet sitelerinden, bazı haber portallarından, gazetelerden veya gelen telefonlardan duyduğum bir şey var, sanki Milli Gazete bırakılacak diye… Yeni Devir gazetesi bir başka kişiye verilmiş gibi bir hava estiriyorlar. Öncelikle şunu söyleyeyim, bu haber yanlıştır. Böyle bir şey söz konusu değil. Yeni Devir gazetesinin bir başka arkadaşa devredilmesi kesin tarih bilmiyorum ama üç aşağı-beş yukarı 6-7 ay önceye, yani Saadet Partisi kongresinden iki-üç ay önceki bir sürece tekabül ediyor.

Neden verildi peki?

Yeni Devir gazetesi içimizden bir arkadaşa, Saadet Partisi’nde genel başkan yardımcılığı yapan Akif Gürdoğan Bey’e verildi. Şu amaçla verildi: Yeni Devir gazetesi eski statüsünde entelektüel bir yapıyla biraz daha aydın camiaya hitap edecek bir şekilde yeniden çıkarılsın diye verildi. Milli Gazete bunu yapmak isterdi, ama Milli Gazete’nin ekonomik şartları buna müsait değil. Bu arkadaşla konuşuldu. Bu arkadaş da olur dedi. “Ben Yeni Devir gazetesine bir yatırım yaparım ve bunun rağbet gördüğü oranda bir kitleye hitap etmesi için elimden gelen desteği sağlarım” dedi. Bu amaçla Yeni Devir gazetesi ona verildi. Bu arkadaşın hazırlık süreci devam ederken Saadet Partisi’nde kongre sesleri yükselmeye başladı. Hissettiğimiz kadarıyla Erbakan hocam da kongre yapılmasına çok sıcak bakmıyordu. O süreçte Akif bey gazeteye gelerek Yeni Devir’i çıkartmaya başlayacağını söyledi. Özellikle ben buna itiraz ettim.

Neden?

İtiraz gerekçem şuydu: Saadet Partisi’nde kongre isteyen bir ses yükselmeye başladı. Hocamız da bu kongreye çok sıcak bakmıyor. Benim edindiğim intiba buydu. Hocanın bana böyle bir şey söylediği vaki değildir. Öyle hissediyordum ki hoca bu kongreye sıcak bakmıyordu. Hocamın sıcak bakmadığı bir kongrede Allah muhafaza partide ikilik çıkabilirdi. Yeni Devir diye ayrı bir gazetenin çıkıyor olması -ki Akif Gürdoğan Bey de Numan Bey’e yakın bir isimdir- danışıklı bir dövüş gibi algılanırdı. Bunlar Yeni Devir’i bunun için planlamışlar denebilirdi. Bu denilmese dahi böyle bir gazetenin varlığı benim kanaatime göre bir çatışma sürecinin oluşmasına katkı sağlardı. Bu da Milli Görüş hareketine faydadan ziyade zarar getirir düşüncesiyle, özellikle ben Akif Bey’e partideki durum netleşmeden, kongre durumu falan netleşmeden Yeni Devir’i çıkartmak doğru değildir dedim. Akif Bey de sağolsun bu kanaatimi paylaştığı için Yeni Devir’in çıkışını durdurdu. Kongre sürecinden sonra bir-iki defa daha söyledi. Ben yine aynı gerekçelerle, yani bu farklı bir kongre oldu, bir kesim bu kongreye razı olmadı. Bu kongreye razı olmadıkları için sizin tutup bir gazete çıkartmanız bir ayrılma sürecine katkı sağlar, hızlandırır. Oysa biz Milli Gazete’de bütün gücümüzle, bütün varlığımızı böyle bir ayrılma yaşanmasın diye gayret gösterdik. Bir yandan Milli Gazete böyle bir şey yaparken diğer yandan bu süreci ateşleyecek bir şekilde Yeni Devir gazetesini çıkartmak ahlaki bir şey olmazdı, durdurduk biz.
Son durum ne peki?

Şu an geldiğimiz süreçte bildiğim kadarıyla Yeni Devir gazetesi yeniden basın hayatına girecek ve Numan Bey’in medeniyet hareketi, medeniyet siyaseti dediği yapıya hizmet edecek.

Yeni Devir gazetesinde siz olacak mısınız?

Ben yeteri kadar yorulduğum için gazetede üst noktada bir görev almayı düşünmüyorum. Bu benim şahsi düşüncem, kanaatim. Bunu vakti geldiğinde arkadaşlarımızla da, beraber hareket ettiğimiz grupla da paylaşacağız. Ama ben böyle düşünüyorum. Yönetim noktasında bir görev almak istemiyorum. Ama gazetenin teknik altyapısının kurulması noktasında, kadrosunun temini noktasında ve yayına hazır hale getirilmesi noktasında elimden gelen bir hizmet olursa bu hizmeti inşallah sağlayacağım. Yayın hayatına başladıktan sonra da belki ismen, işte yazı desteği falan sağlayarak içinde bulunurum. Ama işin başında olmayı şahsen düşünmüyorum, çok anormal bir gelişme olmazsa.

Peki medeniyet hareketinde yer alacak mısınız?

Medeniyet hareketi dediğimiz zaman ben şüphesiz yine Milli Görüş’ün kırk yıldır savunduğu tezleri kastediyorum. Medeniyet hareketinin esası, ekseni budur. Bu yeni bir söylemle, yeni bir dille, yeni bir üslupla topluma yaygınlaştırmaya gayret gösterecek bir hareket. Bunun ismi medeniyet hareketi de olsa, sonuçta bir siyasi parti çatısı altında derlenecek, toparlanacak. Ben bu güne kadar Fazilet Partisi’nin bir ilçesinin kuruluşunda yer aldım. Altı ay kadar görev yaptım. Bunun dışında otuz iki yıldır siyasi partinin hiçbir kademesinde yer almadım. Bundan sonra da herhangi bir siyasi partinin bir kademesinde yer almayı düşünmüyorum.

Milli Gazete’den istifanız sonrasında Numan Bey ile herhangi bir görüşmeniz oldu mu?

Numan Bey’le dün bir görüşmem oldu. Bu görüşme benim talebimle gerçekleşti. Kendilerine çıkması gereken bir gazete konusunda bazı fikirlerim vardı onları aktardım. Bunun dışında herhangi bir görüşmemiz olmadı.

Neler söylediniz?

Bunlar Numan Bey ile aramızda geçen özel konuşmalar.

Bu görüşme Yeni Devir gazetesiyle ilgili miydi?

Bir gazete çıktığı zaman o gazetenin yol haritası neler olmalı, yani göz önüne alınacak şeylerle ilgili… Bu, Numan Bey’i çok doğrudan ilgilendirmiyor ama sonuçta onun ortaya koyacağı siyasal söyleme destek verecek bir gazete olacak. En azından Milli Gazete tecrübesinden de hareketle bazı birikimlerimizi aktardım kendisine.

Bu gazete okuyucu ile ne zaman buluşacak, öngörülen bir takvim var mı?

Bir takvim vermek için vakit erken. Şu anda altyapı çalışmaları yapılıyor.

Bütün bu sürecin yaşanılacağı daha önce sezildi de mi böyle bir gazete….

Yeni Devir’in 6-7 ay önce gündeme alınmasının bir tek nedeni var: Yeni Devir gibi atıl duran bir gazeteyi -keşke ekonomik bir kaynak bulsa da- Milli Gazete kendisi finanse edip çıkarsa. Bunu biz aşağı-yukarı iki yıldır yoğun olarak düşünüyoruz. Ama Milli Gazete’nin böyle bir kaynak oluşturma imkânı olmadığı için, bu kardeşimiz de Milli Görüşçü, Saadet Partisi’nin içerisinde, Saadet Partisi genel başkan yardımcısı olduğu için kendisiyle oturuldu konuşuldu. Zaten entelektüel aydın tabakaya hitap edecek bir gazete olduğu için öyle çok büyük bir sermaye gerektiren bir gazete de düşünülmedi. “Bunu karşılayabilir misin, karşılayabilirsen bu gazete burada tembel tembel oturacağına çıksın. Entelektüel, aydın camiaya hizmet eden bir süreç başlatsın” denildi. Bu amaçla tasarlandı. Ondan sonraki süreçte Saadet Partisi içerisinde bir çalkalanma ortaya çıktı. Bu çalkantılı sürece katkı sağlamasın diye Yeni Devir gazetesinin çıkışını elimizden geldiği kadar ertelettik.

Milli Gazete’deyken, “bırakmayın, gitmeyin” diye sizi gazetede tutma çabası oldu mu hiç?

Gazete yönetiminden arkadaşlarımızın ciddi manada itirazları vardı. Devam etmemiz gerektiğini söylüyorlardı. Beraber çalıştığımız yönetici arkadaşlar böyle söylüyorlardı. Parti cenahı böyle bir şey bekliyor muydu, onu bilmiyorum ama ben parti cenahıyla herhangi bir istişare yapmadım. Doğrudan doğruya ayrıldım. Ayrıldıktan sonra da partide kalan arkadaşlardan daha doğrusu kalmayı düşünen arkadaşlardan beni arayıp, “yanlış yaptınız, ayrılmasanız iyi olurdu” falan diye bir şey olmadı. Herhalde iyi bir şey yaptı, iyi ki ayrıldı falan gibi bir hava oldu.
 

maksut ibrahim

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
6 Kas 2009
Mesajlar
5,889
Puanları
0
Milli Gazete hangi zaman 920 bin satmis?

Ben elli bini gectigini görmedim.
 

arifan yolcusu

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 Ağu 2010
Mesajlar
1,303
Puanları
48
Yaş
39
özel hediyeler olduğu gün çok satmış olması gayet normal...
mesela iskilipli hocamızın şapkayla alakalı eserini verdiği gün gibi...
dün milli gazete tirajlarına baktık malum ayrılıştan sonra düşme var mı diye
hamd olsun şuan itibariyle 'sıfır' kayıp gözükmekte...
biz de uzun zamandır iptal olan aboneliğimi bir hafta önce yenilemiş bulunuyoruz....
milli gazete başlı başına bir ekoldür....
'hak geldi batıl zail oldu' diyebilen kaç gazete var şunun şurasında....
 
Üst