Nebi Ve Resul Kelimeleri Manalari | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Nebi Ve Resul Kelimeleri Manalari

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
NEBI VE RESUL KELIMELERI MANALARI VE ARALARINDAKI FARKA DAIR INCEMELER

Nebi, haber manasina <nebe> kökünden alinmis olursa ya ism-i fail manasindir ki, peygamber oldugunu haber verici demek olur. Ta ki, peygamberligi kabul edilerek hakkinda vacib olan saygi yerine getirilsin. Resullugu da varsa Allah tarafindan halka Allah´in hükümlerini haber veren zat demek olur. Veya ism-i mef´ul manasinadir ki, Allah tarafindan kendisine nebiligi veya bazi ilahi hükümler haber verilen zat demek olur.

Yücelik manasina olan <nebve> den üretilmis kabul edilirse yine ism-i fail veya mef´ul manasina olmak ihtimalleri vardir. Birinciye göre kendisine tabi olup saygi gösterenleri yüksek dereceye yükseltici, ikinciye göre sani yüceltilen zat manasina olur.

Resul, Allah tarafindan hükümleri teblig etmek icin gönderilen zatmanasinadir. Yani ism-i mef´ul manasinadir.

Bu kelimelerin dince manalari bir olarak es manali kelimeler kabilinden olduklari veya manaca farkli olmakla beraberce ettikleri bir sey olarak kullanilista esit olduklari bazi alimlerce kabul edilmisse de en dogrusu, büyük alimlerin cogunlugunun kabul ettiklerine göre mutlak umum ve husus yoluyla aralarinin ayrilmasidir.

Cünkü resullerin miktari 313 ve nebilerin toplami 124.000 kisiden ibarettir ki, bu hadislerde aciklanmis ve Kur´an´da
<(Ey Resul´um), biz senden evvel hic bir resul ve hic bir peygamber göndermedik ki, o bir sey temenni ettigi zaman...> (Hacc Suresi, Ayet: 52) ayetinde nebi, resule atf edilmistir. Atif ise farklilik gerektirir.

Bu farki belirtmek hususunda alimlerin cogunlugu <Resul olan zata kitab indirilmesi sarttir. Ama nebi olmak icin bazi ilahi hükümlerin vahy edilmesi kafidir.> diyorlar. Ancak ilahi kitablarin sayisinin 104 oldugu hadislerde gectigi icin resullerin miktarina nisbetle ücte bir bulunuyor. Binaenaleyh bu görüsün dogrulugunu kabul edebilmek icin <O kitablarin bazisi mükerrer olarak indirilmistir.> demek gerekiyor.

Dogrusu bu ihtimali pek de imkansiz görülemez. Zamanin gecmesi ile ortaya cikan tahrifleri düzeltmek veya uyuyan kableri uyarmak icin Allah´in sözlerini yenilemek gibi önemli bir husus sebebiyle önceden bir resule indirilmis bulunan bazi kitab ve sahifeler sonradan baska resullere de indirilmis olmasi mümkündür.

Nitekim Kur´an´in diger surelerine olan üstünlügünü belirtmek veya baska fayda ve yüce hikmetleri göstermek icin Fatiha suresinin önce namazin farz kilindigi sirada Mekke´de, ikinci defa kiblenin Mescid-i Haram´a cevrildigi sirada Medine´de olarak iki defa indirildigi rivayet olunmus ve hatta Mesani adiyla anilmasina bir sebeb de bu inisin mükerrer olusu oldugu Envaru´t-Tenzil´de kaydedilmistir.

Su kadar ki, resullukta inmesi sart kilinan ilahi kitabin hükümlerin aciklanmasini icine almasi gereklidir, diyorlar ki, kendisine Zebur´un indigi Hz. Davud´un da resul olmasi gerekir, diye itiraz olunmasin.
 

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
Cünkü Hz. Davud, Suleyman ve Yusa da dahil olarak Israil ogullari peygamberlerinin hepsi Tevrat´in hükümlerini anlatip teblig etmekle memur idiler.

Onlarin hic biri istilahi manasiyla resul degildir. Ama umumi manasiyla resulluk her peygambere kullanilir. Nitekim yukarida gecen <Ey Resul´um), biz senden evvel hic bir resul ve hic bir peygamber göndermedik ki...> ayeti buna sehadet eder. Hatta resul kelimesi de cok kere nebi manasina kullanilir.
<Bir de, biz, bir peygamber göndermedikce azab etmeyiz.> (Isra Suresi, Ayet: 15) ayeti ve benzerlerinde oldugu gibi bu kabil den olan kullanislar lugat manasina göre veya umum ve hususu ilgisiyledir. Bunda süphe yoktur. Bizim sözümüz ise dini manasini belirtmek hususundadir.

İsrail ogullarinin peygamberlerinin vazifeleri eski hükümleri anlatmaktan ibaret oldugu icin Peygamber Efendimiz Muhammed ümmetinin alimlerini onlara benzetmistir. Zira alimlerimizin de vazifeleri hüküm koymak olmayip aksine, mevcut hükümleri aciklayip anlatmaktan ibarettir.

<”Ümmetimin alimleri Israil ogullarinin peygamberleri gibidir”.> hadisi bu sekliyle sahih degildir, diye alimleri de manaca dogru oldugunu inkar etmezler.

Bazi büyük alimler de resulun yeri seriat sahibi olmasini tek fark Kabul etmislerdir. Diyorlar ki: Her resul yeni bir seriatle gönderilir hükümlerini degistirmekle de olur. Hatta resullerin cogunlugunun resullugu bu sekildedir. Yanliz nebi olanlarin vazifeleri ise anlatip teblig etmekten ibaret olup hükümlerin neshine dair kendilerine Allah tarafindan vahiy gelmez.

Merhum Beyzavi Hicr suresindeki üyetin tefsiri sirasinda bu görüsü secmistir.

Kaside-i Nuniyye´nin yazari Celal-zade merhum Mevlana Hizir Bey, Beyzavi´nin bu secmesine karsi <Ibrahim ogullarinin hepsi Hz. İbrahim´in seriat ile amel edip, ona tabi idiler. Bu da yine Beyzavi´nin Meryem suresindeki aciklamasiyla sabit oluyor. Bu durumda o fark Hz. İsmail´in resul olmamasini gerektirir Halbuki o, Kur´an ayetinin delaletiyle resuldur.> diye bir itiraz ortaya atiyorsa da savunmasi kolaydir. Yukarida arzedilip haber verildigi gibi Ismail seriatinin yeni bir seriat sayilmasi, Ibrahim seriatinin bir kac hükmünü neshetmekle umumi olarak yenilenip degismesiyle de olabilir ki, bu kadarcik yenilenme ile o seriat müstakil bir seriat olmadigindan Hz. İsmail de babasi Ibrahim´in seriatiyla amil idi, denilmesine bir engel bulunamaz.

Hele Beyzavi <Ve kavmine gönderilmis bir peygamberdi.> (Meryem Suresi, Ayet: 54) ayetini lugat manasina yorarak
<Allah onu halka gönderdi, o da O´ndan onlara haber verdi.> diyor. Bu durumda Hz. Ismail´in, istilah manasinca resul oldugunu ispat edecek kesin bir delil bulunmaz.

Resul olmak ise nebi olmayi ittifakla gerektirecegine göre tercememizin bir yerinde gectigi gibi daha umumi olanin, daha sonra anilmasi Beyzavi´nin bu sekilde tefsir etmesine acik sebebtir.

Cünkü istihlak manasina göre resul olan zatin nebi oldugunu ifade etmekle acik bir fayda yoktur. Ama Allah kendisini halka gönderdi, o dahemen hükümleri teblig etti, sözümüzün faydali olacagi süphesizdir.
 

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
Cevheretu´t-Tevhid serhinde, Bacuri merhum bununla ilgili sözleri icine alan faydali bir makalesi olup, özetliyerek bazi önemli seylerin ekleyip nakledilmesi uygun görüldü:

Nebi kelimesinin manasi su sekilde tarif edilince sartlarini icinde topliyan ve kendisiyle ilgili olmiyan hususlari disarida birakan bir anlam cikar. Denir ki: <Nebi, yaratilis itibariyla tiksindirecek seylerden uzak bulunan hür erkeklerden ilahi vahiy lutfuna eren yüce zatlardir. Artik onlardan her birinin kendisine vahyedilen seriatle amel etmesi gerektirse de hükümleri teblig etmekle memur bulunanlar sart degildir. İclerinden hüküm teblig etmekle memur bulunanlara resul de denir. Bu sekilde nebi ile resul arasinda mutlak umumilik ve hususilik bulunarak her resul, nebi oluyorsa da her nebinin resul olmasi gerekmez.

Bu tarifin kisimlarinin faydalari su sekilde aciklanir:
Körlük, baras ve cüzzam gibi halkin tiksinmesine sebeb olan hastaliklardan uzak olmayan zat, nebi olmaz. Ama Hz. Eyyub´un derdi ve Hz. Yakub´un körlügü ile itiraz edilmez. Cünkü onlarin bu arizalari, görünüste oldugu gibi, peygamber olduktan sonra meydana gelmis ve sonradan Allah´in lutfu ile birer harika seklinde ortadan kalkmistir. Kendisine tabi olmaya engel olacak azilar ise davetin baslarinda olanlardir.

Hür erkeklerden, demekle meleklerle cinlerin haric oldugu gibi erkek ve hür olmayanlar da haric oluyorlar.
Meshur tarifteki insan deyimi kadinlari da icine aldigindan bir <erkek> kaydi eklemek veya kadinlara <insane> demek gerekir iddiasini ortaya atmaya lüzum görülür.
<Cok fitneci bir kadin ki, gecenin ayi ondan utanir.> beytiyle bu iddia denmesine de engel degildir.

İnsan kelimesi <ins> maddesinden degil de hareket etmek manasina olan<nevs> den türeterek <Adem ogullarindan> kaydini da ilave edenler vardir. Cünkü hareket etmek, cin ile meleklere, hatta her canliya sümüllüdür. Fakat bunlar <karure> kelimesinin<karar> dan türedigini hatirlayamamis olmalidir ki, böyle söylüyorlar. İsimlerde asil mananin sümülüne bakilsaydi<karure> kelimesi yanliz sise manasinda kullanilmazdi. Bu durumda <insan> kelimesinin türemesi <nevs> den de olsayine her hareket edene kullanilmiyarak, <beser> kelimesiyle esanlamli olmasi zorunludur. Cünkü kelimleri asil cikaranin cikarmasina bakilir. O tariften hayvanlarin haric oldugunu hatirlatmaya lüzum yoktur. Hatta hayvan nevilerinin her birinde resul vardir, manasina <Her ümmete bir peygamber vardir.>diyen kimse kafir sayilir. Ama

<Hic bir ümmet de yoktur ki, iclerinde Cehennem ile korkutucu bir peygamber gecmis olmasin.> (Fatir Suresi,Ayet: 24) ayeti, insan nevinin gecen ümmetlerine dairdir.

<Rical>(erkekler) kelimesinin cinler hakkinda kullanilmasi caiz ise demelekler hakkinda caiz degildir. Eger Kur´an´da

<Cinden bazi erkeklere...> (Cinn Suresi,Ayet: 6) cümlesi olmasa idi tarifimizde insan kaydini eklemeye hacet kalmazdi.

Ama Meryem, Havva, Asiye, Sare, Hacer ve Yuhaniz>(Hz. Musa´ninanasinin adidir ki, <Musa´nin anasina söyle ilham ettik:..> (Kasas Suresi, Ayet: 7) ayetinde gecmektedir. Gibi bazi faziletli kadinlar peygamber oldugunu söyliyenlerin sözü makbul degildir. Nitekim Kaside-i Emali´nin <Hic bir kadin peygamber olmamistir. Yine köle ve makbul olmayan harekette bulunan sahis da o yüce makama ermemistir.> beytinde bu meseleye aciklanmistir. Aslinda köle ve bir rivayete göre siyah renkli olmasi sebebiyle peygamber degildi. Fakat kendisine hikmet verilmis yüce bir zat olduguna Kur´an delalet etmektedir.

Kendisi hüriyyetini kazanmaktan sonra bin kadar peygamberden ilim ögrenmisti.<(Rivayet edildigine göre Hz. Lukman´a denilmis
ki).
<Dogrusu (peygamber degil de hikmet sahibi olan)Lukman´a, Allah´a sükret, diye ilim ve anlayis verdik. Kim(Allah´a ibadet süretiyle) sükrederse, ancak kendi nefsi icin (sevabina) sükreder. Kim de nimeti inkar ederse, süphe yok ki Allah, (onun sükrüne) muhtac degildir, hamd olunmaya kayiktir.> (Lukman Suresi, Ayet: 12) ayetiyle söze basliyor.
 

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
Merhum Beyzavi Envaru´l-Tenzil´inde <Insan ruhunun, nazari ilimleri ögrenip, faziletli harekletlere tam bir kabiliyet kazanarak gücü nisbetinde olgunlastirilmasidir.> sözüyle aciklamis ve Hz. Lukman´in bazi yüce hikmetlerini siralayip anlatmistir.

İmam-i Razi de diyor ki: Iste bu hakikte göre Allah, Hz. Lukman´a verdigi hikmeti, <Allah´a sükret, diye...> sözüyle tefsir buyurmustur.

Bazi alimler ise nebi ile resul arasinda sekilce bir umumilik ve hususilik farki bulundugunu söylüyorlar. Diyorlar ki: Meleklerde de resul bulunduguna Kur´an ayetleri delalet ediyor. Halbuki onlara nebi denmez. <Melekleri ikiser, ücer, dörder kanatli elciler yapan, (peygamberlere gönderen)> (Fatir Suresi, Ayet: 1) gibi ayetlerde aciklanan meleklerin resullerinin, müfessirlerin acikladiklarina göre Allah ile peygamberler arasinda elcilik ve kitab indirme hususunda araciliktan ibaret kabuledilmesine, bazan da kendi cinslerne hususi tebliglerle bulunmalari ve iyi kullara ilham ve dogru rüya ile bazi ilimleri ögretmelerinin eklenmesine bakilirsa meleklerin resulluklari baska manada oluyor.

Asil konumuz olan resul ise, insan fertlerine hükümleri teblig etmekle memur edilen zat manasinadir. Hikmet ve hayir geregi olarak bu yüce vazife, kendi nevimizden olan peygamberlere verilmistir.
Yine <Ey insan ve cin toplulugu! Icinizden, peygamberler gelmedi mi?> (En´** Suresi, Ayet: 130) ayetinden, cinlerden de, dinde bilinen manasiyla resul gelmis oldugunu cikarmak dogru olmaz.

Peygamberler hususi olarak insan nevinden geldikleri halde bu ayetteki Allah´in hitabinda insanlarla cinler birlestirildigi icin peygamberler hepsine birden nispet edilmistir. Nitekim mercan yanliz tuzlu denizden cikarildigi halde tatli suyu da bulunan denizlerden inci ve mercan ciktigi Kur´an´da aciklaniyor. (Rahman Suresi, Ayet: 19-23) Veya peygamberler tarafindan cinlere gönderilen elci ve vekillere lugat manasiyla resul denilerek umumi mecaz tercih edilmistir.

Cünkü bu sekilde cinlerin kendilerinden elcilik yapanlarin bulunduguna <(Cinler Peygamber´e ve Kur´an´a iman getirerek) döndüler, (hem imana davet, hem de iman getirmiyenleri) korkutmak üzere kavimlerine gittiler.> (Ahkaf Suresi, Ayet: 29) ayeti delalet ediyor. Yoksa cinlere Allah tarafindan kendilerine peygamber gönderildigi yoktur. (Risale-i Hamidiyye Tercümesi Sf.524-530/Huseyin Cisri Efendi)
 

ALI25

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2015
Mesajlar
7,509
Puanları
48
Allahu tealanin izniyle bir de hayirlisi ile kitabdan almis oldugum bu yazi ya ilaveten de bu meshur hadis-i serif i kaynaklarin dan cikarip buraya eklemek isterdim.
 
Üst