• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Ne Mutlu Bize Böyle Liderimiz Var

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,940
Beğeniler
1,035
Puanları
0
#1
Ne mutlu bize ki önümüzde arkasına bakmadan çarpışarak ilerleyen bir lider var ...

1- Türk Ordu'sunun yapısı ile ilgili Türk tarihinde Atatürk yönetimine değin hep tek akıl hâkim oldu.

2- Ordu her zaman Devlet oldu, söz sahibi oldu. Kılıçlar ve silahlar ne derse o oldu. Bu yüzden çok zaman kaybettik. Padişahlar şehit verdik.

3- Kadim Devlet aklı Ordu ne kadar güçlü olursa, Devlet de o kadar güçlü olur diyordu. Ama itaat kültürü zayıflarken bu tez de çürüdü.

4- Ordu ne kadar güçlü olursa Devlet ve karar mekanizması da o kadar zayıf olmaya başladı. Askeri tatmin etmenin zorluğu hesaplanamadı.

5- Osmanlı Devleti bu yüzden belki de bir başka 500 yıl daha hükmedebilecekken tarihe erken veda etti. Atatürk ne yaptı peki?

6- Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra tam 23 yıl Genelkurmay Başkanlığı makamına Fevzi Çakmak'ı oturttu. Peki neden?

7- Fevzi Çakmak çok disiplinli, itaat kültürünü benimsemiş, teknoloji ve insan gücünden çok, az asker ve etkili saldırılara inanıyordu.

8- Fevzi Çakmak'ın bu yaklaşımı Türk Ordusu’nun nüfusa göre az sayıda olmasını kabul görüyor, yeni teknoloji Askeriye için talep edilmiyordu.

9- Atatürk Balkan Paktı gibi birçok anlaşmalar yaparak sınırları güvene alıyor, askeriyeyi de elinden geldiğince zayıf tutmaya çalışıyordu.

10- Çünkü Atatürk güçlü bir ordunun kontrol edilemez olduğunu biliyordu. Abdülhamid ve öncesi birçok padişah bu zaaftan darbe yemişti.

11- Atatürk Fevzi Çakmak'ı da sadece bu sebepten ötürü tam 23 yıl Genelkurmay vazifesinde tutmuştu. Fevzi Çakmak biçilmiş kaftandı.

12- 1948'lere kadar sadece 400.000 olan Türk ordusunun rakamı 2. dünya savaşı ile beraber aniden bir buçuk milyona kadar çıkarıldı.

13- Bu da rütbeli birçok askerin türemesine, ordu içinde gruplaşmalara ve sorunlara neden oldu. Asker artık başa bela olacaktı.

14- Cumhuriyet Halk Fırkasından hemen sonra gelen bütün milli iktidarlar Ordu tehdidi ile karşı karşıya kaldı. Atatürk haklıydı.

15- Ne Menderes, ne Özal ne de bir başka lider Ordu'nun karşısında duramadı. Hem silah hem insan gücü hem de yargı Ordu kontrolündeydi.

16- Peki şimdi ne oldu? Yani Erdoğan hangi stratejiyi yürütüyor? Buna cevap verelim.

17- Erdoğan ne Atatürk öncesi ne de Atatürk'ün uyguladığı Ordu stratejisini benimsemedi. Çünkü anlaşmalara da güven olmazdı.

18- Bu durumda Milletin emrinde bir ordu nasıl olurun cevapları arandı. Askeri halktan koparmamak, aynı zamanda profesyonelleştirmek zor işti.

19- Erdoğan 3. bir strateji deneyecekti. Hem Ordu'yu Devlet'e ve Milet’e boyun eğdirecek hem de güçlü yapısını koruyacaktı. Ama nasıl?

20- Erdoğan öncelikle Ordu'nun asker sayısı bakımından değil teknolojik açıdan gelişmesi gerektiğini düşündü. Bu yüzden de milli savunma dedi.

21- Ancak Milli Savunma Sanayi'yi Mısır'da ya da ABD'de olduğu gibi Ordu'nun kontrolüne değil Milli özel sektör ve vakıfların emrine verdi.

22- Bu şekilde Ordu istediği teknolojiye sadece Devletin kontrolü ile ulaşabilecek ve ancak o şekilde etkili olabilecekti.

23- Bu da Devlet ve Millet kontrolünde bir ordu anlamına geliyordu. Erdoğan fazla asker sayısının aslında üretim yapmayan iş gücü olduğunu biliyordu.

24- Bu yüzden Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Fevzi Çakmak'ın uyguladığı modelin bir üstünü düşündü. Yeterli sayıda asker ve ileri derece teknoloji…

25- Bu ne Osmanlı zamanında ne de Atatürk zamanında uygulanan bir strateji değildi. Erdoğan bunun risklerinin de farkındaydı.

26- Tabi Güçlü Türkiye düşmanları da bunun farkında. Bu yüzden Erdoğan'ın Türkiye'yi tekrar bağımsızlaştırma projesine karşı ittifak halindeler.

27- Bu dönemden sonra Milli Savunma Sanayii’nde büyük sürprizler göreceksiniz. Erdoğan, ABD ve Rusya’nın kendilerini patron hissetmesini sağlıyor.

28- Zamanı gelince ortaya çıkacak olan milli savunma silahlarının ve caydırıcı saldırı silahları Dünya'yı ayağa kaldıracak.

29- Bunu elbette BATI çok iyi biliyor ve Erdoğan'ın karar mekanizmasını zayıflatmak için elinden geleni yapıyor.

30- Başkanlık Sistemi ile Türkiye'nin gireceği yolda karşımıza çıkanlar şiddetli bir rüzgâr önündeki kül gibi savrulacak.

31- Türk Milleti'ne Tanzimat’ta giydirilen boyunduruk artık atılacak. Millet 3. Meşrutiyeti ilan edecek. Hep beraber tekrar dirileceğiz.

32- Ordumuz ellerimizde ve ayaklarımızda prangaya değil pençeye dönüşecek. BATI tamamen ittifak halinde de olsa bizimle baş edemeyecekler.

33- Osmanlı'nın uyguladığı Güçlü Ordu, zaafı olan devlet stratejisi ve Atatürk'ün uyguladığı kontrollü ordu, güvenli sınırlar stratejisi sona erdi.

34- Başkomutan Erdoğan ile beraber Güçlü Devlet, Güçlü savunma sanayii, etkili ordu stratejisi başladı ve adım adım hedefine ilerliyor.

35- Referandum ve Başkanlık sonrası 2. Dünya savaşından sonra Japonya ne yaptı da ayağa kalktı sorusunun cevabını yaşayarak Türkiye'de göreceksiniz.

36- Başkomutanınızı yalnız bırakmayın. Başkomutanın Milletinden başka güvendiği hiç kimsesi yok. Ve en önemlisi:

37- Şeytani ittifakların ve planların karşısında Rahmani, zulme karşı duran mücadelenin yanında olun. Hayatınız mücadele ile geçsin.

38- Biz şanslıyız. Biz dedelerimiz ve babalarımız gibi bahtsız değiliz. Çünkü bizim için savaşan bir lider var. Önümüzde emin adımlarla ilerleyen.

39- Biz şükürler olsun ki ALLAH tarafından hediyelendik. Önümüzde bizim için çarpışan bir komutan var. Tek isteği ise onu anlamamız.

40- İslam âleminin etrafımızda pervane olmasını istiyorsak önce onlara güvence vermeliyiz. Onlara güvence verirsek BATIYA muhtaç olmazlar.

41- Hem Batı’ya muhtaç edip hem de İSLAM BİRLİĞİ isteyemeyiz. Bizler dünyadaki bütün Müslümanlardan mesulüz. Bu emanet hâlâ bizde…

42- İşte meydan, işte savaş, işte Başkomutan Erdoğan. Önünüzde oluyor her şey. Görmüyor musunuz? Lideriniz ilerliyor. Yalnız bırakmayın.

43- Allah'ın izni ile zafer Şeytanın bütün tuzaklarına rağmen Allah’a biatını sunmuş müminlerin olacaktır. Zafer bizim olacaktır. - Bisimit
 
Üst