"Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır." hadisini açıklar mısınız? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

"Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır." hadisini açıklar mısınız?

bencan

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
4 Eyl 2006
Mesajlar
188
Puanları
0
"Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır." hadisini açıklar mısınız?

"Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır." hadisini açıklar mısınız?

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Biriniz sütresiz olarak namaz kılarsa (önünden geçtiği takdirde) şunlar namazı bozar: Eşek, domuz, Yahudi, Mecûsi, kadın... Namazın bozulmaması için onun önünden, bunların bir taş atımlık uzaktan geçmesi kifâyet eder."

Açıklama:

Yukarıda namaz kılanın önünden bazı nesnelerin geçmesi halinde namazın bozulup bozulmayacağı meselesine temas edilmektedir. Bu hususta rivayet çoktur.

İmam Malik, Ebu Hanife, Şafii (ra) ve Cumhur: "Bu sayılanlardan veya başka şeylerden hiç birinin geçmesiyle namaz bozulmaz." demişlerdir. Bunlar bozulacağını ifade eden hadisleri: "Buradaki bozulmadan murad "noksanlık"tır, zira bunlar önden geçmekle namaz kılanın kalbini meşgul eder." diye söylerler. Hakiki bozulmanın kastedilmediğini ifade ederler.

"Taş atımlık" tabirini, alimler üç ziralık (75x3 cm) mesafe olarak yorumlarlar. Yani namaz kılan kimsenin üç zira uzağından bu sayılanlar geçecek olsa namaza bir eksiklik getirmeyecektir. Bu miktar mesafe sütre yerine geçebilecektir.

(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)

http://goo.gl/JSMBsF
 

DostunDostu

Süper Moderatör
Yönetici
İhvan Üyesi
Katılım
30 Eyl 2013
Mesajlar
6,181
Puanları
83
Büyük filozof Karl Popper hedonizmi eleştirirken ''Mutsuz bir Sokrat olmayı mutlu bir domuz olmaya tercih ederim'' der. Şimdi bu sözü olduğu gibi almak yanlış olur. Ne Popper domuz olabilir ne de Sokrat mutlu..

Bu gibi hadislerde metafor vardır. O günün atasözlerini ve deyimlerini tam bilmiyoruz malesef. Onun için yorumlamakla mükellefiz. Bu gibi durumlara ben hep şu örneği veriyorum. Bugün biz ''..kendi bacağına kurşun sıktı'' deyimini biliyoruz. Lakin 1500 sene sonra bu deyimi kadim bir metin içinde gören aymazlar ''la demek ki o dönem yanlış iş yapanlara kendi bacağına kurşun sıktırıyorlarmış'' diye hüküm çıkartacaktır. Bu gibi düşün..

Lügat ilminin ne kadar önemli olduğunu oradan anlayın. Lügat yoksa hiçbir şey yoktur. Malesef bizde ilk dönemlerde bir lügat oluşturulmamış. Allah'tan geniş bir hadis külliyatımız var. Bu hadislerin bir kısmı, velev ki uydurma olsun, büyük bir niğmettir. Bardağın dolu tarafından bakmak gerek diye düşünüyorum. Önemli olan bu metinlerin bize ulaşmasıdır. Metin ne kadar çok olursa o metinde geçen deyimlerin hangi bağlamda kullanıldığını daha sağlıklı çözersiniz. Dolaylı yoldan Kur'an lügati görevi görüyor bu metinler.

İlber Ortaylı hoca der ki: Geçmiş medeniyetlerden kalıntı o kadar önemli değildir. Yazı önemlidir. Siz birisinin evine girdiğiniz zaman eşyalardan o adamı kısmi olarak anlarsınız lakin tuttuğu bir günlük elinize geçerse hayatı hakkında daha geniş malümatınız olur. Metin üzerinden kültür, dünyaya bakış, kullanılan kelimelerin anlam olarak bağlamı falan işte.. Onun için metinlerin çok olması önemlidir. Uydurma mıdır değil midir o başka bir ilmi çalışmayla netice verir. Hatta bunu bile anlamak için başka metinlere ihtiyaç vardır.

Bu işler öyle kahve muhabbeti gibi ortamlarda birkaç kişiyle oturduğun yerden çözülecek işler değil. Şimdiki hadis inkarcısı hocalar oturduğu yerden işkembeden sallıyorlar. Lan sen kimsin yahu, senin çapın nedir, neyi biliyorsun da konuşuyorsun? Bu tip hocaların tek derdi bilinmek ve tanınmaktır. İlim ve ilmi çalışma metodları hakkında zırnık bilgileri yok..

Çapraz okumayı beceremezler. Bak o dönemlerde ne astrologlar, matematikçiler, fizikçiler, tıpçılar çıkmış değil mi. Şimdi bu alanlarda bu kadar kalite ortaya koymuşlar. Bu alanlar bu kadar gelişmişken tefsir ve hadis alimlerinin kalitesiz olduğunu iddia edemeyiz. O alan öyleyse bu alanda ki kalite de mutlaka o derecede disiplinli ve hassastır. Bunu böyle, kendi dönemi içinde görmek lazım. Bizim aymazlar şimdiki zamanın kalitesiz ve vasıfsız ortamlarıyla değerlendiriyorlar o insanları. Öyle bir dünya yok hemşerim sen git önce bi elini yüzünü yıkada gel. O dönemin kalitesi, bizim bugün rüyalarımızda bile göremiyeceğimiz çaptadır. Edip Yüksel, Abdülaziz Bayındır ve İhsan Eliaçık ta'ifesinin lakayıtlığı neredeee o insanların kalitesi nerede. Bizim aymazlar daha üstüne elbise yakıştırmaktan acizdir kalkmışlar o dönemin kalitesini sorguluyorlar. Edip Yüksel kalkmış 600 bin hadisin bir kişi tarafından toplanamıyacağını matematiksel olarak hesap ediyor. Palyaço gibi gülerek yapıyor bunu da. Bilmiyor ki o 600 bin hadis tek kişinin işi değil. Buhari'nin koskoca bir okulu var, yüzlerce talebesi var; bu talebelerin hizmetinde belki başka insanlar var; bunlar bütün İslam coğrafyasına yayılmışlar metin topluyorlar. Toplanan bu metinleri merkeze getirip kalabalık bir ekiple inceliyorlar. Sistematik olarak yapılıyor bunu. Bu işleri böyle düşünmek lazım. Şimdi bunu deyince ''eee ee nereden biliyorsun'' diyorlar. Kardeşim böyle bir şeyi bir yerde okumaya gerek yok, bilirsin yani, dönemin kalitesini biliyoruz çünkü. Ama anlatamazsın. Niyetleri tamamen popüler olmak. Hadi onları anlıyorum da peşinden gidenlere ne demeli? İnanıyorlar bu şovmenlere..

Edit: En büyük müctehid halkın kendisidir. Neyin uydurma olup olmadığnı cemiyetin ameliyatı zamanla ayıklıyor zaten. Ümmetin icması oluşuyor..
 
Üst