Mustafa İslamoğlu / Kur'an'a Göre Esma-i Hüsna | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Mustafa İslamoğlu / Kur'an'a Göre Esma-i Hüsna

Kajin

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
10 Haz 2006
Mesajlar
240
Puanları
0
Mustafa İslamoğlunun bu kitaplarını şiddetle tavsiye ederim....Okuduğunuz da etrafınızda ki bazı şeylere karşı bakış acınızın hayır yönünde değişeceğine eminim şahsen benim öyle oldu...Münib engin noyanın Üç Muhammed adında ki şu sözüne gercekten katılıyorum Engin noyan Üç muhammedin sevabı mustafa islamoğluna yeter diye iyi niyetli bir kelime kullanmıştı gercekten her ikisi de cok hoş kitaplardır..Okursanız adınıza sevinirim
 

EbuRudeyha

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
8 Ara 2007
Mesajlar
196
Puanları
0
Yaş
38
Web sitesi
www.ilyasucar.com
Mustafa İSLAMOĞLU Kitapları

Yahudileşme Temayülü
DÜŞÜN YAYINCILIK

Özet: http://eburudeyha.desenblog.com/#6556




Bugün, kendi nefislerimizde olan "Yahudileşme temayülü" sonucunda ümmet olarak geldiğimiz vahim nokta ortada. Ümmetin kıyameti, Yahudileşme sonucunda koptu. Ümmet coğrafyasının çeşitli bölgelerinden gelen âh u eninler bunun acı habercisi.


Her kıyamete bir "ba´sü ba´del-mevt" gerek. Eğer nefislerimizde olan "Yahudileşme temayülü"nü frenler, onu "Müslümanlaşma temayülü"ne dönüştürebilirsek, o zaman çölde âvâre kasnakçasına dönüp duran İsrailoğulları gibi sıkıştığımız şu zaman çölünden "huruç"a kâdir olup, "arz-ı mev´ud´a" değil ama Kur´an´da vadedilen "nasr-ı mev´ud"a ulaşabiliriz.
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
83
Bu kitaptaki hezeyan, bühtan, müslümanalrı zoraki Yahudi gibi görme hastalığı ve daha başka bir sürü aymazlıklar yüzünden günümüz ehl-i sünnet alimlerinden reddiye yazmayan bir tane kalmadı. O kadara ki, kitaptaki tuhaflıklar artık müslümanalr arasında FIKRA oalrak anlatılmaya başalndı!
Ama,görülüyor ki, bazıalrınca baştacı bile edilip tavsiyesi edilen bir kitap olma özelliğini de koruyor !!!!!
Rabbimiz herkese sahih bir itikada nasıl sahip olunur bunun yolunu göstere de 73 fırkadan fırka-yı naciyeye dahil ede.

:lac:
 

Olmayan Ulke

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
2 Nis 2007
Mesajlar
898
Puanları
0
Yaş
38
İSLAM dünyası bir gün bu harika kitabın değerini anlayacaktır!..Unutmayalım ki, vakt-i zamanında yahudilikte bir HAK dindi!..Gerisini zaten biliyorsunuz..

Çok teşekkür ederim kardeşim bu güzel kitabı tanıttığınız için..

Vesselam..
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
83
Bu kitabın yazarı öyle bir garip mantık üzerinde hayat sürüyor ki, kendisi gibi düşünmeyen herkes Yahudileşme temayülüne girmiş, ve ondan başka peygamberimizi anlayan yok. Gelmiş-Geçmiş istisnasız bütün müslümanlarda bir anlama sorunu ve problemi var ! Sadece bu beyde böyle bir sorun görülmüyor !
Daha çok modernist genç kesimden ve feminist eğilimli bayanlardan bir hayli taraftar edinmiş olan aramzıdaki bu müstesna (!) şahsiyet meraklılarına tefsir dersleri de veriyor !!!!!
İnsan WAY BE diye hayıflanmadan edemiyor !
 

elmnightmare

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
8 Eyl 2007
Mesajlar
1,734
Puanları
0
Temayül Yazarının Yahudileşme Temayülü
Alim Yücer

Kaldı ki Buhari, Savm 52’ye atfen verdiği hadiste, Aşure orucunu Nebi (s.a.v.)’in Yahudilerden aldığı geçmektedir. Hal böyleyken ve Müslim’deki hadisin onlardan alındığı hiç de belli değilken, neden bu ifadeyi kullanıyor? “Yahudi kültüründen alındığı belli” türünden ifadeler ne anlama geliyor? Bu türden farklı bakışlar hadislere yaklaşımında bir çelişki içerisinde olduğunu göstermiyor mu?


makalenin gerisi
http://www.haznevi.net/Derlemeoku.aspx?DID=77
 

Olmayan Ulke

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
2 Nis 2007
Mesajlar
898
Puanları
0
Yaş
38
İnternet aleminde kimse kimseye birşey anlatamaz!..
Bundan ziyade, önyargısız bir şekilde kitabın ve yazarının ne demeye çalıştığı çarpıtılmadan anlatıldığında ve okundunduğunda insanların fikirlerinin değişeceğini düşünüyorum..Kimse kimsenin kitabını-eserini aşağılamaya hakkının olmadığını düşünüyorum.."Seversiniz ya da sevmezsiniz" bu kadarını söylemek yetmez mi!..Lütfen kardeşler beğenmiyorsanız kitabın içeriği hakkında yanlış cümleler kullanmayalım..Okuyanlar kitabın güzelliğini ve demek istediğini anlıyorlarki burda paylaşma zahmetinde bulunmuşlar..Lütfen..
Unutmayın siz saygı göstermezseniz sizede saygı gösterilmez..Ama bu biz tarafından yapılmaz..

Vesselam..
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
83
Bu kitabın reklâmını yapan aynı zamanda bir site sahibSayın Teolg'a bahsetiği kitab hakkında başlığı
TEMAYÜL YAZARININ YAHUDİLEŞME TEMAYÜLÜ
şeklinde seçilmiş bir reddiyenin lşinkini verelim de nasıl bir kitabı reklâm ettiğini yakından bir görüversin.
İşte o link :
 

Cenan

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
13 Eyl 2007
Mesajlar
2,818
Puanları
113
Bu kitabın reklâmını yapan aynı zamanda bir site sahibSayın Teolg'a bahsetiği kitab hakkında başlığı

TEMAYÜL YAZARININ YAHUDİLEŞME TEMAYÜLÜ


şeklinde seçilmiş bir reddiyenin lşinkini verelim de nasıl bir kitabı reklâm ettiğini yakından bir görüversin.



Bu kitabi detayli olmasada incelemistim ve hosuma gitmisti. Istek yapmayi bile dusunuyordum yazarina ragmen. Uzuldum simdi. Yazik, cok yazik...
 

EbuRudeyha

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
8 Ara 2007
Mesajlar
196
Puanları
0
Yaş
38
Web sitesi
www.ilyasucar.com
Onu okuma, bunu okuma, ona bakma, buna bakma diye diye ne hallere geldiğimizi bir düşünelim isimlere, kişilerei gruplara takılırsak bir arpa boyu ilerleyemeyiz ki durumumuz budan ibaret...Bir kitabı okumak, tanıtmak onu tanıtmak tasvib etmek manasına gelmemeli risale okuyoruz nurcu oluyoruz felsefe okuyoruz sapık oluyoruz fadail okuyoruz gerici oluyoruz Mahmut Efendi okuyoruz tarikatci oluyoruz abdülaziz bayındır okuyoruz sapık oluyoruz seyyid kutub okuyoruz isyancı oluyoruz ne olduğumuzu ben de anlamadım en iyisi dediğiniz gibi at gözlüğü takıp free takılmak sanırım!!!!
 

Cenan

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
13 Eyl 2007
Mesajlar
2,818
Puanları
113
Belli bir suura ulasmis, Islami bir bilince sahip ; kisacasi Ehl-i Sunnet cizgisinde, hadis ve tefsir ilmine vakif olmus kimseler rahatlikla farkli fikir yapisina sahip kimseleri okuyabilirler. Bu kivama ulasmamis insanlarin her onune gelen kitabi okumasi, yazarlarina dikkat etmemesi aleyhine sonuc dogurabilir, yanlis fikir akimlarina kapilmasina vesile olabilir.

Selam ve dua ile...
 

bilgin

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
28 Haz 2006
Mesajlar
340
Puanları
0
tek kelime ile harika bir kitap
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
83
Onu okuma, bunu okuma, ona bakma, buna bakma diye diye ne hallere geldiğimizi bir düşünelim isimlere, kişilerei gruplara takılırsak bir arpa boyu ilerleyemeyiz ki durumumuz budan ibaret...Bir kitabı okumak, tanıtmak onu tanıtmak tasvib etmek manasına gelmemeli risale okuyoruz nurcu oluyoruz felsefe okuyoruz sapık oluyoruz fadail okuyoruz gerici oluyoruz Mahmut Efendi okuyoruz tarikatci oluyoruz abdülaziz bayındır okuyoruz sapık oluyoruz seyyid kutub okuyoruz isyancı oluyoruz ne olduğumuzu ben de anlamadım en iyisi dediğiniz gibi at gözlüğü takıp free takılmak sanırım!!!!
Hiç kimseye ne okuduğunu sorarız ve ne de karıştırdığı haltları ! Ama, tahripçilerin ve istenmeyen sapık kişiliklerin yazdıklarının reklâmı yapılırsa buna seyirci kalmayız ve buradaki uyarımız gibi uyarılarımızı yaparız. Kimse ne okuduğundan ve ne de okuyacaklarından kimse tarafından sorgulanamaz. Onun için hayali dü
şman belirleyip "Bize bunu diyorlar,şunu diyorlar!" diye kimseyi suçlamaya çalışmayalım.
Herkes kendisinin ne olduğunu, niyetini, amacını ve ne kadar ağılıkta bir manâ ve iman ağırlığı oluğunu bilir Vesselâm.
 

fenerışığı

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
27 Ara 2007
Mesajlar
60
Puanları
0
Yaş
41
Ebu rudeyda kardeş Allah senden razı olsun.....
Ne okuyacağın konusunda şuna bak
kim yazdıklarının bedelini ödemşişse onu oku o samimidir
Allahı kullanarak rant devşirenlerle samimi olanları böyle ayırabilirsin...

yazdıklarını yaşıyanları ara bul...


http://www.youtube.com/watch?v=MIJAoWmBqQs&feature=related
www.tefsirdersi.com
www.mustafaislamoglu.com

kendinin incele ..
araştır..

birilerinin cımbızla kesi kopyala yapıştır
önüne koyduklarına değil bütüne bak
önce anla
ondan sonra onu
ret veya kabul et..
 

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,973
Puanları
113
niyetini kitabın başında vermek suretiyle,
"inanan müslümanları israilleşme meyline karşı ,onlardaki en başta itaatsizlik ve isyanın yol açtıgı azgınlıga dikkat çekmek üzere yazılmış bir kitap.

tevrat ı fazlaca kaynak alması dışında rahatsız edici birşey okumadım ben.akademik bir çalışma arapçaya vakıf olanın daha net anlayacagı anlatım içerikli.
biz nasibimizce istifade ettik hocadan
Allah razı olsun
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
83
bİLMEYENLER SADECE DİNLEMELİ VE HAKİKATA UYMALIDIRLAR.

Ezbere ve dünyadan habersiz bir şekilde konuşanlara !
YHAUDİLEŞME TAMYÜLÜ adlı kitabının reklâmı yapılan adamın tuhaf ve ucube fikirleri

Recm Meselesine Yaklaşımı
Sayın İslamoğlu müslüman zinakârlara bu konuda Peygamber döneminde en az bir defa recmin uygulandığını fakat bu hükmün Tevrat'a dayanıp dayanmadığının kesin olmadığını, sorunun çözümünde a) Cezanın illetinin, gayesinin ve onunla ilgili hususi şartların tahlili, b) Medine'de recm cezasının uygulandığı zamanın doğru tespiti şarttır, der.
Birinci sorunun cevabı için Maiz olayını incelendiğinde olayın sıradan bir zina vakası değil mücahitlerin ailesine tecavüz olduğunu, ikinci sorunun cevabında ise olayın sahabe zamanında bile tartışıldığını söyleyerek şu neticeye varır: Netice olarak recm Tevrat'ın bir hükmü olabilir ve muhtemeldir ki Tevrat'ın bu hükmünü Hendek savaşı öncesinde inen Nur suresinin 2. ayeti nesh etmiş ve Kur'an bu konuda en son sözü söylemişti.
"Kur'an'ın bu konudaki hükmü inmezden önce, bu konuda Tevrat'la hükmeden Nebi eğer rivayet doğruysa daha sonra şöyle buyuracaktır: "Siz Tevrat ve İncil'le amel etmekle mükellef değilsiniz. Ancak onlara iman edip hakikatini Allah'a havale etmekle mükellefsiniz."[34]
Buradan benim anladığım ve okuyucuların da anlayacağı şudur: Recmin delilleri o kadar kesin değildir; o halde İslam şeriatında recm cezası diye bir şey yoktur. Yazarımızın ihtimalle de olsa kabule pek yanaşmadığı belli olan bu konu gerçekten de söylediği gibi midir?
Recm Cezası Resûlüllah ( s.a.v.) Zamanında Kaç Kez Uygulanmış?
1) Sayın İslamoğlu, en azından bir zina olayında recm uygulandığını kaynaklar veriyor, diyerek Maiz olayını örnek olarak gösteriyor. Oysa yine yazarımız kitabının ileriki sayfalarında şöyle demektedir: "Hz. İsa'nın bu sözü, zina suçundan recm cezasına çarptırılan Gamid'li kadının cenaze namazını kılan Rasulullah'ın, "Hem zina etsin hem de cenazesini mi kılalım?" diyen Hz.Ömer'e söylediği şu sözüne ne kadar da benziyor: "O öyle bir tevbe etti ki, eğer onun tövbesi Medine halkından 70 kişiye paylaştırılsa yine fazla gelirdi."[35]
Burada da görüldüğü kadarıyla yazarımızın dediği gibi recm olayı en az bir değil, yazarın kendi kitabında kendisinin verdiğine göre üç oluyor. Her ne kadar en az bir recm olayının gerçekleştiğini söylüyorsa da, Sayın İslamoğlu'nun delil olarak sunduğu Müslim hadisinde Gamid'li kadın diyerek verdiği bu hadis 25. değil, 24. hadistir. Ayrıca kadın Gamidli değildir, Cüheyne kabilesindendir. Kaynak adeta Sayın İslamoğlu'nun yanılgısını haykırıyor. Çünkü Sayın İslamoğlu'nun hadis numarasını yanlış vererek iki kadının recmedildiğini göstermiş oluyor. Netice Müslim, Hudud kitabındaki hadislerden recm cezası en az dört defa uygulandığı ortaya çıkıyor. Buhârî, Kitabul Muharibin, bab:21, Hz. Ali'nin Resûlüllah ( s.a.v.)'ın sünnetiyle onu recmettiği hadisi de geçmektedir ve sayılan had cezalarına dahil değildir. Ne gariptir ki, Sayın İslamoğlu'nun Medine'de recm cezasının uygulandığı zamanın doğru tespiti, deyip bunun zamanının sahabe döneminde de tartışıldığını söylediği ve sözüne delil olarak verdiği 6813 nolu hadis, bizim yukarıda verdiğimiz 6812 nolu hadisin tam da altındadır. Sayın İslamoğlu yine görmezlikten gelerek, kaynaklar recmin en az bir defa uygulanmış olduğunu göstermektedir, demektedir.
Bir sonraki yani Buhârî, 6814 nolu hadiste de şöyle geçmektedir: "Eslem'den bir adam Rasulullah'a geldi ve zina ettiğini anlattı. Dört defa da kendi aleyhine şahitlik etti. Resulullah'ın emriyle recmolundu. (Ravi) O adam "muhsandı" diyor." Yani yazarımızın recm olayının sahabe döneminde tartışıldığının delilini verdiği Buhârî, 6813 nolu hadisin bir altındaki 6814 nolu hadis olması ve bunu yazarın görmemesi gerçekten de gariptir. Buhârî'nin aynı kitabında Hz. Ömer'den uzunca nakledilen bir hadiste şu da geçmektedir: "Rasûlullah ( s.a.v.) recmetti, ondan sonra biz de recmettik."[36]
2) Yazar, Maiz olayının normal bir zinadan başka, farklı boyutlarının olduğunu söylüyor ve gazilerin geride bıraktığı aileye karşı bir tecavüz olduğunu dile getiriyor. Maiz olayını Müslim'deki hadislerle incelediğimizde yazarın dediği gibi olmadığı ortaya çıkıyor. Bir kere olay tecavüz değil. Çünkü Peygamber ( s.a.v) şöyle diyor: "Bunlardan biri (kadına) bir şeyler verir."[37] Bir sonraki hadiste ise, "O, kadınlardan birine bir şeyler verir." diye geçmektedir.[38]
İkinci olarak Maiz dört defa kendisi zina ettiğini itiraf ediyor. Üçüncüsü; 19. hadiste Resulullah, Maiz'e: "Senin hakkında bana gelen doğru mudur?" diye sordu. O da, "Benim hakkımda sana gelen nedir?" dedi. Resûlüllah: "Bana ulaştığına göre falan oğullarının cariyesiyle cinsi temasta bulunmuşsun." dedi. O da: "Evet" dedi ve dört defa şahitlik etti. Sonra da Resûlüllah'ın emriyle recmolundu."[39]
Bu da gösteriyor ki kadın gazilerden birisinin ailesi değil, cariyesiymiş. Zira kadının recmedildiğinden hiç bahsedilmiyor. Şayet bütün bu saydığım gerekçeleri yazarımız kabul etmiyor ve hala "Hayır, bu bir tecavüzdür." diyorsa; kendisine "Peki, sizin de kitabınızda delil diye verdiğiniz "Gamid'li" kadın kime tecavüz etmiş(?) de Rasûlullah ( s.a.v.) onu recmetmiş?" sorumuza ne diyeceklerdir?
Resûlüllah (s.a.v.) Recmi Ne Zaman Uygulamıştır?
Sayın İslamoğlu'nun ikinci sorunun cevabı dediği, sahabe ve tabiin zamanında, Resulün recmi Nur suresinden önce mi, sonra mı uyguladığı konusundaki sahabeye sorulan bu soruyu tartışma olarak sunması hiç de doğru değil.
Sayın İslamoğlu'nun "Sahabe ve tabiinin tartıştığı" şeklindeki sözüne gelince, bunun sanki gerçekten sahabe arasında böyle bir tartışma varmış gibi lanse edilmesi kesinlikle doğru değildir. Çünkü, recm olayının varlığını ispatlayan o kadar hadis arasından sadece "tabiînden" bir zatın bu sorusunu tartışma diye sunmanın hiçbir güvenilir yanı yoktur. Yok illa da vardır diyorsanız, o zaman Hz. Ömer'in minberde insanlara "Kur'an'da recm vardı, Rasûlullah ( s.a.v.) uyguladı, biz de uyguladık." sözünü niçin icmaya delil vermiyorsunuz? Öyle ya Hz. Ömer bunu cemaatin içinde söylemiş ve kimse de itiraz etmemiştir. Gerçi biz Hz. Ömer'in cemaate böyle söylemesini icmaya delil getirmiyoruz. Muhtemeldir ki sayın İslamoğlu'nun savunduğu konuyu Hz. Ömer cemaatin içinde söyleseydi o, bunu da bize icma diye sunardı. Halbuki yazarın tartışma dediği bu soru hakkında İbn Hacer, şu açıklamayı vermektedir:
"Abdullah b. Ebi Evfa'nın 'Bilmiyorum' sözünden anlaşılan o büyük sahabeye bazı açık şeyler gizli kalmış olabilir. Hem de faziletli insanın "bilmiyorum" diye cevap vermesi, onun için bir ayıp değildir; aksine bu onun konuyu araştırıp, incelediğini gösterir ki bununla da övülür."[40]
İmam Nevevî de şöyle der: "Bekar zaniye yüz değnek, muhsan ve dul olana da recmin vücubiyetinde ulema icma etmiştir. Bu hususta, Kadı İyâz ve diğerlerinin hikâye ettiğine göre, ehli kıbleden sadece hariciler ve Mutezile'den Nazzam gibi bazıları buna muhalefet etmişlerdir. Çünkü onlar recmi kabul etmezler."[41]
Kaldı ki meseleye biraz dikkat etmek, bu sorunun cevabını ortaya çıkarmaya yeterdi. Sayın İslamoğlu'nun delil olarak verdiği sayfa 304-351'deki Müslim, Hudud hadisini rivayet edenlerden biri, özellikle yazarın "Hz. Ömer'in: Hem zina etsin hem de cenazesini mi kılalım" diye delil olarak sunduğu hadisi rivayet eden ve bu olayın tanıklarından biri olan İmrân b. Husayn'dır. İmrân b. Husayn ise Hayber fethi yılında Müslüman olmuştur.[42] Yine aynı kaynak olan Müslim, Hudud, 16. hadisin ravisi de Ebu Hüreyre'dir. Ebu Hureyre'nin müslüman olması da Hayber'in fethi yılındadır.[43]
"Efendim, Ebu Hüreyre, önceden olmuş olan recmi bize aktarıyordur." denemez, çünkü aynı konu Buhârî'de de şöyle gelmiştir: "Bize Ali b. Abdillah anlattı, bize Süfyan b. Uyeyne anlatıp şöyle dedi: Biz bunu Zühri'nin ağzından ezberledik; o şöyle dedi: Bana Ubeydullah haber verdi ki, kendisi Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid'den işitmiş. Onların ikisi de şöyle demişlerdir: "Biz peygamberin yanında bulunuyorduk. Bir adam ayağa kalkıp: "Senden Allah adına, aramızda sadece Allah'ın kitabıyla hüküm vermeni istiyorum" dedi. (arkasından da ücretle çalıştığı adamın karısıyla zina eden gencin olayı anlatılır) ve: "Ey Uneys, bu adamın karısına git, suçunu itiraf ederse onu recm et, diye emretti. Uneys kadına gitti, kadın suçunu itiraf etti. Uneys de onu recmetti."[44]
Bu da gösteriyor ki hicretin yedinci yılına tekabül eden Hayber'in fethi yılında Müslüman olan Ebu Hureyre, recmin tatbik edildiği olayda bizzat Peygamber ( s.a.v )'in yanında hazır bulunuyormuş. Demek ki recm Nur suresinin inmesinden çok sonraları da uygulanıyormuş. Sayın İslamoğlu diyor ki: "Muhtemeldir ki Tevrat'ın bu (recim) hükmünü Hendek savaşı öncesi inen Nur suresinin 2. ayeti neshederek bu konuda Kur'an en son sözü söylemişti:"[45]
Hendek savaşı Hicret'in 5. yılında olmuş ve Nur suresi de bundan önce inmiş ise demek ki Nur suresi sayın İslamoğlu'nun, "Tevrat'ın hükmü" dediği recmi kaldırmamıştır. Bu konuda İbn Hacer şöyle diyor: "Recm'in Nur suresinden sonra olduğuna dair kesin delil vardır. Çünkü Nur suresinin nüzulü ifk hadisesinden sonradır. Açıklaması geçtiği üzere onun 4, 5 veya 6. senesinde olduğu ihtilaflıdır. Recm ise bundan (suresinin nüzulünden) sonradır. Çünkü Ebu Hureyre recmde hazır bulunmuştur. Ebu Hureyre ise hicretin yedinci yılında müslüman olmuştur. İbn-i Abbas ise ancak hicretin dokuzuncu yılında annesiyle beraber Medine'ye gelmiştir."[46]
Maiz olayını anlatan hadisin ravilerinden birisi de İbn-i Abbas'tır. İmam Müslim aynen şöyle der: "Bize Kuteybe b. Saîd ile Ebu Kâmil el-Cahderî rivayet ettiler. Lafız Kuteybe'nindir. Dediler ki: Bize Ebu Avâne, Simâk'tan o da Saîd b. Cübeyr'den o da İbn Abbas'tan naklen rivayet etti ki, Peygamber ( s.a.v) Maiz b. Malik'e şöyle dedi:
"Senin hakkında bana gelen doğru mudur? Maiz: Benim hakkımda duyduğun nedir? dedi. Duydum ki filan oğullarının cariyesi ile cinsi münasebette bulunmuşsun, dedi. Maiz: Evet, dedi. İbn Abbas: Bunun üzerine dört defa şahadette bulundu. Sonra Rasûlullah ( s.a.v.) onun hakkında emir buyurdu ve recmolundu."[47]
Buraya kadar recmin bizzat Peygamber (s.a.v)'in hayatında, tespit edebildiğimiz kadarıyla, en az dört defa vuku bulduğunu ispatlamış, sayın İslamoğlu'nun, "Muhtemeldir ki Tevrat'ın bu hükmünü Hendek savaşı öncesinde inen Nur suresinin 2. ayeti neshederek bu konuda Kur'an en son sözü söylemiştir."[48] diyerek ortaya koyduğu şüphesindeki yanlışını, recmin Nur suresinin inmesinden çok sonraları da uygulandığını açıklığa kavuşturup düzeltmiş olduk

Sayın İslamoğlu'nun kitabındaki şu satırları okuyalım:
"Kur'an'ın en büyük müfessiri olan Peygamberimiz, Fatiha'nın son ayetindeki "Gazaba uğrayan ve sapıkların yolu"nu "Yahudilerin ve Hıristiyanların yolu" olarak tefsir ediyordu:"[49]
Yazar, bu sözünden sonra bu hadise Tirmizî'nin hasen garip dediğini, Hakim'in ise sahih dediğini, dolayısıyla da hadisin sahih olduğunu delillendirerek hadisin kritiğini yapar. Tamam bunlar doğru, biz de kabul ediyoruz. Ancak, recm olayında bu hassasiyetlerini göremiyoruz. Üstelik Kur'an'ın en büyük müfessiri olan Rasûlullah ( s.a.v.)'ın şu sözü ortada iken: "Ubade b. Samit Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle dediğini söyler: "Benden öğrenin benden öğrenin, Allah o kadınlara çıkar yol gösterdi. Bekârla bekârın (zinasında) yüz sopayla bir sene sürgün, evliyle evlinin zinasına da yüz sopa ve recim vardır."[50]
Neshi Kabul Eden Alimleri Tahrifçi Olarak Göstermesi
Sayın İslamoğlu, "b) Nesh" ve "tahsis" adı altında yapılan tahrifat" başlığı altında Bakara suresinin 85. ayetini veriyor ve şöyle diyor:
"Bu ayetin içerisinde bulunduğu ayetler gurubu İsrailoğulları'nın Yahudileşme sürecinden söz etmektedir. Bu ayetin tamamını göz önüne aldığımızda, Allah'ın hükümlerinin bazısını tutmamanın ya da geçersiz saymanın adı "Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar etmek" olarak konulmaktadır"… "Ümmeti Muhammed de "nesh" meselesinde İsrailoğulları'nın düştüğü yanlışa düştü."[51] diyen sayın İslamoğlu, sonrasında da: "İslam şeriatında nesh vaki olmuştur. Ancak bu yukarıda verdiğimiz sahih rivayette görüldüğü gibi tamamen kaldırılma ya da unutturulma şeklinde gerçekleşmiştir. Sahabe ve tabiinden bir çokları da bu görüştedir Onların nesh ayetinde ki "ev nünsiha" ibaresini nasıl tefsir ettiklerini yukarıda dipnotta verdik. Kur'an'ın iki kapağı arasında yazılı olup da hükmü geçersiz olan hiçbir ayet yoktur. Şeriatların maksatlarından biri olan "tedricilik" sünnetini göz önüne almayan bir kısım ulema, bazı ayetler arasında çelişki olduğunu zannedip bir kısmını bir kısmıyla mensuh addetmişlerdir."[52] demektedir.
"Allah'ın hükümlerinden bazılarını tutmamanın ya da geçersiz saymanın adı kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar olarak konulmaktadır" ifadesindeki bu "geçersiz saymayı" acaba yazarımız nerden çıkarıyor? Bu ayete işkence değil midir? Sonra bunun "Şer'i bir hükmün sonra gelen şer'i bir hükümle kaldırılması" olan nesh ile ne alakası vardır? Öyle ya, birinde bile bile Allah'ın hükümlerinin bir kısmı tatbik ediliyor, bir kısmı da tatbik edilmiyor. Diğerinde ise Allah'tan geldiği kabul edilen bir hükmün, yine Allah'tan geldiği kabul edilen bir hükmü yürürlükten kaldırdığı (nesh) kabul ediliyor.
Bu durum yukarıdaki ayetle nasıl bağdaştırılıyor? Çünkü nesh konusunda, ikisinin de Allah'ın emri olduğu, Allah öyle istediği için kaldırılan ayetin hükmüyle amel etmeme vardır.
"Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak (ertelersek) daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir."[53]
Ne yani, şimdi biz de bu ayeti kendimize hareket noktası yaparak, sayın İslamoğlu'nun da dediği gibi, "Kaldı ki ayet siyak- sibak ilişkisi içerisinde değerlendirildiğinde İsrailoğulları'nın Yahudileşme sürecini anlatan ayetler içerisinde gelmiştir"[54] diyerek, ve yazarımızın "Yahudiler Rasûlullah ( s.a.v.)'ın peygamberliğini kabul etmemek için neshi inkar ettikleri halde Tevrat'ta neshin olduğuna dair bir çok delil vardır."[55] ifadesine bakarak, Kur'ân'da nesh yoktur diyenleri Yahudileşmiş mi kabul edelim? Aslına bakarsanız bu ve sonraki ayetler "neshi" kabul etmeyip ve nesh hakkında sorular soranlar hakkında gelmiştir. Yani burada bir "temayül"den bahsedilecekse "nesh"i kabul etmemek bir "Yahudileşme Temayülü"dür. Söylemek istediğimiz bundan ibaret değil. Ne ki, sayın İslamoğlu'nun adeta ayetleri işine geldiği gibi konuşturuyor olmasına dikkat çektim. Çünkü "önce benimseyip sonrada benimsenen fikre delil bulma mantığı" kişiye, olanı değil, olmasını istediği şeyleri gösterir.
Gerçekten de sayın İslamoğlu'nun ifrat görüş olarak nitelediği neshi, ümmetin büyük çoğunluğunu oluşturan Ehli Sünnet ittifakla kabul etmiştir. Kendisinin benimsediği görüşü ise Mutezile'den Ebu Müslim el-İsfahanî, ( ö.322h.) kendisinden nakledilen bir görüşe göre, benimsemiştir.[56]
Bizim de benimsediğimiz bu görüş, yazarın dediği gibi ifrat değil, aksine Rabbimizin Kur'an'daki buyruğunu olduğu gibi kabul etmektir. Çünkü biz kendi kafamızdan bir kural koyup Kur'an'ı bu kurala uydurma yerine, Kur'an ne diyorsa, Rasûlullah ( s.a.v.) ne söylüyorsa ve sahabeden gelen sahih rivayetlerde nasıl aktarılıyorsa öylece inanırız.
Şunu belirtelim ki, nesh adına yığınlarca ayeti mensuh kabul edenlerin görüşlerini kabul ediyor değiliz. Çünkü nesh ancak iki ayet arasında görünen çelişkili bir durumda[57] var kabul edilir.
Nitekim İmam Suyutî'nin mensuh dediği yirmi ayete bile, Dehlevî ve çağdaş araştırmacılardan Dr. Mustafa Zeyd, "Sadece beş tanesinde nesh vardır, diğerlerinde yoktur" demişlerdir.
Sayın İslamoğlu burada da meseleyi enine boyuna araştırmadan neshi kabul eden herkese tahrifçi yaftasını yapıştırmıştır. Şayet neshin ne manada kullanıldığına bakmaksızın neshi kabul etmek, İsrailoğulları'nın düştüğü tahrif yanlışına düşmekse, yazarımızın kendisi de aynı tahrif yanlışlığına düşmüştür. Çünkü şartlı da olsa kendisi de neshi kabul etmektedir.
Şimdi sayın İslamoğlu'nun, esasta "nesy" denen unutturmaya nesh adı vererek benimsediği neshe dönelim. O şöyle diyordu:
"İslam şeriatında nesh vaki olmuştur. Ancak bu yukarıda verdiğimiz sahih rivayette görüldüğü gibi tamamen kaldırılma ya da unutturulma şeklinde gerçekleşmiştir. Sahabe ve tabiinden bir çokları da bu görüştedir. Onların nesh ayetinde ki "ev nünsiha" ibaresini nasıl tefsir ettiklerini yukarıda dipnotta verdik."[58]
Oysa Taberi'den verdiği bu dipnotta (Bk: Taberî Camiu'l-Beyan, c.1, s. 475- 477) isimleri zikredilenlerin -sahabe ve tabiin de dahil olmak üzere- hepsi de neshi kabul etmektedirler. Ne ki sayın İslamoğlu kaynak verdiği kitaba ve ele aldığı ayete de yanlı baktığı için ne ayetin dediğini ne de kaynağın dediğini objektif olarak görebilmektedir. Çünkü Bakara 85'nci ayette iki ifade yer almaktadır; birisi unutma anlamına gelen "nesy" diğeri ise ortadan kaldırma anlamına gelen "nesh". Haliyle büyük müfessir Taberî'de tefsirinde önce neshi sonrasında da nesy'i vermek suretiyle her ikisi hakkında sahabe ve tabinin görüşlerini açıklamıştır. İslamoğlu ise sadece -hadislere yaklaşımındaki gibi- benimsediği konuya uyan noktayı öne çıkararak diğerini görmezden gelmiştir.
Burada yazarın objektif olmadığını göstermekle yetiniyorum. İtirazlarına cevap ise daha geniş bir çalışma konusudur. Ayrıca yazarın kadı Ebu Bekir İbn Arabi'yi de yanlış anladığını belirtelim. Çünkü nesh konusunda İbn Arabi'nin sayın İslamoğlu'nun bahsettiği gibi abartılı görüşleri yoktur. Yazar kitapta çeşitli görüşleri serd eden İbn Arabi'nin ifadelerini anlamadığından olsa gerek bu görüşlerin ona ait olduğunu sanmıştır.[59]
İslamoğlu'nun Diğer Bazı Tuhaf Görüşleri:
"Kur'an'da Tevrat isminin Musa'ya izafe edildiği tek bir ayet dahi bulunmamaktadır. Fakat, her ne hikmetse, Tevrat hep Hz. Musa'ya indirilen kitap olarak şöhret bulmuştur." "Bütün bu ayetlerden anlaşılan Kur'ân'ın "Tevrat" adını verdiği kitap, Hz. Musa'ya da verilen kitaplar başta olmak üzere Beni İsrail Peygamberlerine gönderilen tüm kitapların ortak adıdır."[60]
Burada da sayın İslamoğlu'nda "sadukiyen" bir "temayül" gözlemliyoruz. "Her ne hikmeti" ise "recm" meselesini işlerken kaynak olarak verdiği[61] "Sahihi Müslim"de geçen Resûlüllah ( s.a.v.)'ın şu sözleridir:
"Peygamber (s.a.v)'in yanına yüzü kömürle karartılmış, dayak atılmış bir Yahudi getirdiler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) Yahudileri çağırarak: Siz zina eden kimsenin haddini (cezasını) kitabınızda böyle mi buluyorsunuz? diye sordu. Evet, dediler. Ardından onların alimlerinden birini çağırdı ve:
"Sana, Tevrat'ı Musa'ya indiren Allah aşkına soruyorum!…"[62]

Fıkhın İnsanca ve İslamca'sı Yerine Erkekçesi
"İslam ümmetinin klasik çağlarındaki kadına bakış açısıyla[63], Yahudi bakış açısının çakıştığı çok bariz bir biçimde görülmekte. Yahudiler adet halini bahane ederek kadını aşağıladılar. Sonraki asırlarda yer eden erkeksi fıkıh da, konuyu aynı bakış açısıyla ele aldı. Asıl Yahudileşme temayülü dediğimiz olgu işte böyle tezahür ediyordu."[64]
Burada yazarımızdan bu konuyla alakalı bir örnek istesek, yazarımızın neyi, hangi kaynaktan örnek vereceğini doğrusu çok merak ediyorum?
İslamoğlu'nun Anormal İfadeleri
"Muhammed ümmetinin Kur'ân'ı tahrifi",[65] "tefsir ve te'vil adı altında yapılan tahrif, belki de İslam ümmetinin Yahudileşme alametlerinden birincisi olan tahrif sürecinde en büyük yeri işgal eder."[66]
"Ümmeti Musa'nın Tevrat'a yaptığının benzerini Ümmeti Muhammed de Kur'an'a yaptı."[67]
Ümmetin Yahudileşme Temayülüne bir örnek: Cuma suresi,[68]…"Ehli kitaplaşacaksınız,"[69]
Yukarıda bir iki tanesini örnek verdiğim bu ve benzeri ifadeleri çok rahat ve bolca kullanan sayın İslamoğlu, kendisinin de "Ümmeti Muhammed'in" bir ferdi olduğunu unutmuş gibi konuşuyor.
Sayın İslamoğlu'nun dilinden günümüzden başlayarak ta tabiine hatta sahabe'ye varana kadar bir çok İslam alimi kurtulamazken, İslam aleminde ilk defa sapık görüşlerini devlet eliyle halka zorla kabul ettirmeye çalışan ve tarihe mihne olayı diye geçen 15 senelik istibdat döneminin mucitleri olan Mutezile'ye "Dahası Mutezile, değil işgalci emperyalist bir yabancı gücü desteklemek, bazı imamları eliyle yerli yöneticilerin zulümlerine karşı mücadele vermişlerdir."[70] diye yumuşak bakması, yine kendi ifadesiyle Müslüman bir yöneticiyi ABD başkanına şikayet edecek kadar ecnebi hayranı ve müsteşriklerden beslenen istişraki fikirleriyle Müslümanların gerçek gündemlerini saptıran Fazlurrahman'ı "ilim dünyamızın değerli ismi ve bir yanıyla reformist sayabileceğimiz,"[71] diyerek değer vermesini anlamak gerçekten zor. İnsan "acaba" demekten kendisini alamıyor.
Sadukilik
"Bu ümmetin tarihinde, Sadukiyen bir sapma tüm boyutlarıyla modern çağda ortaya çıkmıştı. Bilindiği gibi Sadukiler'in bariz özelliği Yahudi modernizmini temsil etmeleridir. İslam ümmetinin içinden çıkan bazı guruplar da aynen sadukilerin Yahudilikte yaptığını İslam'da yapmaya çaba gösterdiler. Önce hadis konusundaki tereddütten yola çıkarak, hadisi tümden reddettiler. Ardından sünneti şaibe altında bırakıcı tehlikeli bir tavır takındılar. Sadukiyen Müslümanlar, oryantalistleri, sünnete karşı savaşımlarında yanlarında buldular. Bu savaşta kullandıkları cephanenin çoğu Batı'lı müsteşriklerden geliyordu. Sadukiyen yöneliş, bu dönemde aynen Sadukiler'in gaybe ilişkin haberleri reddedişleri gibi, sünnetle sabit olanları redde, Kur'ân'la sabit olanları te'vile girişti…"[72]
Burada böyle diyen sayın İslamoğlu gerideki bölümlerde şöyle diyordu:
"Allah tarafından korunmuş kitaplarının tahrif olduğu sonucunu doğuracak yalan rivayetleri en güvenilir kitaplarına aldılar. Selman Rüşti ve Turan Dursun gibi kendi inancına düşman edilmiş zavallıların eline İslam'a karşı birer koza dönüşecek "Garanik" türü rivayetlerle doldurdular kitaplarını."[73] "…Bunun yerine birçok asıllı asılsız rivayet zikreden hadis kaynakları, naklettikleri içerisinde Kur'ân'ın korunmuşluğuna gölge düşürecek rivayetlere yer vermekten de kaçınmamışlardır."[74]
Bu ifadelerin sahibi sayın yazarımız, acaba hangi "temayül" içerisindedir. Çünkü yazarımız hadislerin yazılmamasını savunuyor; fakat yeri geldikçe savunduğu düşünceye uyan hadisleri sahih olarak sunmaktan hiç de geri kalmıyor. Sayın yazarımızın en güvenilir hadis kaynakları hakkında yukarıdaki ifadeleri kullanıp ardından da hadisleri delil olarak kullanmasını en iyi kendi ifadesiyle nitelendirebiliriz: "Görüldüğü gibi, Yahudileşmiş mantık, reddettiği bir kitabın ayetini işine geldiği yerde delil olarak kullanmaktan geri durmuyordu."[75]
Belki sayın İslamoğlu bize "Siz hangi temayüldesiniz?" diyebilir. Geçmiş ümmetlerden birisinin içerisinde bulunduğu temayülde bulunmak zorundaysak, biz şu ayetteki gibi olmayı kabul ediyoruz:
"Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size "müslümanlar" adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevladır, ne güzel yardımcıdır!"[76]
Sonra bizler Sayın İslamoğlu'nun zaman zaman kullandığı aşırı ifadelere zaten katılmıyoruz. Ümmetin hepsinin Yahudileşme temayülüne girebileceğini kabul etmiyoruz. Çünkü Yahudileşmeye karşı bizi uyaran Peygamberimiz şöyle de buyurmuştur:
"Ümmetimden bir taife hakka yardımcı olmaktan ayrılmayacaktır. Onları yardımsız bırakan (onlara muhalefet eden)lar, onlara zarar veremeyecektir. Nihayet onlar bu haldeyken Allah'ın emri gelecektir."[77]
İmam Malik'in şu muazzam tespitleriyle yazımızı noktalayalım:
"Sünnet Nuh'un gemisidir. Ona binen kurtulur, ondan geri kalan suda boğulur."[78]
"Her kim İslam'da güzel görerek bir bid'at ortaya çıkartırsa, Muhammed (s.a.v.)'in risaleti edâ etmekte hainlik ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü yüce Allah: "Bugün sizin için dininizi tamamladım." diye buyurmaktadır. O bakımdan o gün din olmayan hiçbir şey bugün de din olamaz."[79]

KAYNAKLAR:
[1] Müslim, Cuma, 43, 867, İbn Mace, Mukaddime, 42, 45, 46.
[2] Talat Koçyiğit, "Hadis Istılahları", AÜİF Yayınları, 1985, Ankara, s.405.
[3] İbn Abdilberr, "Camiu beyani'l-ilm ve fadlihi" Daru'l-Kutubi'l-İlmiyye, Beyrut, ts. c.2, s. 91. Gerçi bu kaynakta Mücahid'in sözü olarak verilmiştir. Fakat başka kaynaklarda bu sözün İmam Malik ile şöhret bulduğu bilinmektedir. Bk. "Hadislerle Hz.Peygamberin Namaz Kılma Şekli", M. Nasıruddin Elbanî, trc: Osman Arpaçukuru, Beka, 2004, s.77.
[4] Haşr, 10
[5] Buhârî, İ'tisâm, bab, 21, H. 7352
[6] Yahudileşme Temayülü, 172- 206
[7] Yahudileşme Temayülü, 173- 208
[8] Yahudileşme Temayülü, 174- 209
[9] Yahudileşme Temayülü, 210- 253
[10] Yahudileşme Temayülü, 29 - 36
[11] Yahudileşme Temayülü, 31- 38
[12] Yahudileşme Temayülü, 31- 38
[13] Bk: "Hadis Istılahlarının Doğuşu ve Gelişimi" Dr. Ahmet Yücel, İFAV, 1996, İstanbul, s.181; Ayrıca bk. Prof. Dr. Talat Koçyiğit, "Hadis ıstılahları", s.130, 131.
[14] Yahudileşme Temayülü, 110, 111-133.
[15] Müslim, Cennet, 26.
[16] Ahmed b. Hanbel, 2/261.
[17] Ahmed b. Hanbel, 2/268.
[18] Yahudileşme Temayülü, 117- 137.
[19] Yahudileşme Temayülü, 101- 122 .
[20] Yahudileşme Temayülü, 35 - 43, Bk. "Fethu'l-Barî", 6/575-576.
[21] Yahudileşme Temayülü, 74- 88
[22] Yahudileşme Temayülü, 118- 140. hadis, Buhârî, Da'vat 37,
[23] Yahudileşme Temayülü, 156- 185
[24] Yahudileşme Temayülü,12, 51 - 12, 61
[25] Yahudileşme Temayülü, 156, 158 - 187
[26] Yahudileşme Temayülü, 156- 186
[27] Vahyin cem edilmesi esnasındaki ana malzemeler için bk: Buhari, Ahkam, Bab, 37, Ahmed b. Hanbel, 5/185, Hadis no: 21663
[28] Yahudileşme Temayülü, 57- 69 Darimi 42 / 475. Yazarımız bu hadisi "Sünnetin Tahrifi" bölümünde de vermektedir. Bk.Yahudileşme Temayülü, 173, 174- 208
[29] Darimî, Mukaddime, Bab, 42, H. 483
[30] Yahudileşme Temayülü, 173- 208
[31] Müslim, Fadailu's-Sahabe, 11, 2388.
[32] Müslim, Vasaya, 22, 1637.
[33] Tirmizî, İlim, bab, 12, 2266, 2267, 2268
[34] Yahudileşme Temayülü, 123- 146, 147
[35] Yahudileşme Temayülü, 304 - 351; Hadis: Müslim Hudud 25 2/1324
[36] Buhârî, Kitabul muharrebin, bab 31, H. 6830 Bk: Tirmizi, Hudud, 7/ 1431
[37] Müslim, Hudud 17.
[38] Müslim, Hudud 18.
[39] Müslim, Hudud, 1693
[40] Fethu'l-Bârî, c. 14, s. 139
[41] Nevevî, Minhâc, s. 189
[42] İbn Abdilber, el-İstîâb, Daru'l-Cîl, Beyrut, 1412c.3, s.1208, Madde no: 1969; İbn Hacer, el-İsabe, Daru'l-Cîl, Beyrut, 1412, c 4, s.705, no: 6014.
[43] A.g.y
[44] Buhârî, Hudud, bab, 30, Hadis, 6827, 6828
[45] Yahudileşme Temayülü, 123- 147
[46] Fethu'l-Bârî, Daru'l-Fikr, Beyrut, 1416, c. 14, s. 79
[47] Müslim, Hudud, 19, H. No: 1693
[48] Yahudileşme Temayülü,123- 147
[49] Yahudileşme Temayülü, 29-36
[50] Müslim, hudud, 3/ 12, 13, 14 / 1690
[51] Yahudileşme Temayülü,164-195.
[52] Yahudileşme Temayülü, 164, 166 - 196, 198 .
[53] Bakara, 106
[54] Yahudileşme Temayülü, 165 - 197
[55] Yahudileşme Temayülü, 165 - 198
[56] Vehbe Zuhaylî, "Usulü'l-Fıkh", Daru'l-Fikr, Beyrut, 1406, c.2, s. 947; Gazalî, "el-Mustasfa" Daru'l-Kutubi'l-İlmiyye, Beyrut, 1403, c. 1, s. 111.
[57] Kur'ân'da neshi kabul etmeyenlerin iddialarından birisi de şudur: "Neshin varlığı ayetler arası çelişkiyi zorunlu kılar, bunu kabul etmekse Kur'ân' ın Allah'tan gelmiş olma ilkesine aykırıdır." Oysa Kur'ân' da çelişkili görünen Müşkil ayetler nasıl anlaşılıyorsa Nesh de böyle anlaşılmalıdır. Kur'ân'ın Müşkil ayetleri hakkında bk. Elmalı, Hak Dini, Azim Dağıtım, c, 3, s. 35
[58] Gazetenin dağıttığı nüshada "ev nünsiha" diye geçer. Son baskı bu olduğundan bunu esas aldık. Benim elimdeki Ocak 1995 yılına ait olan nüshada burası " ماننسخ" diye geçmektedir.
[59] Geniş bilgi için İslamoğlunun "Ahkamul Kur'an"dan kaynak gösterdiği yerlere ve yine İbn Arabi'nin "en-Nasih ve'l-Mensuh" Kahire: Mektebetü's-Sekafeti'd-Diniyye, 1992, c. 2, s. 206' ya bakılabilir.
[60] Yahudileşme Temayülü, 70 - 83
[61] Yahudileşme Temayülü, 121, 122 – 144, 145
[62] Müslim, Hudud, 6/28. Hadis kitaplarında on dört defa geçen bu ifade için bk. Müslim, Hudud, bab 6, H. 1700, Ebu Davud, Hudud, Recmu'l-Yehudiyeyn, H. 4436, 4438, Akdiye, Keyfe yehlifu'z-Zimmi, 3624, 3626, İbn Mace, Ahkam, 10/ Bima Yestehlifu Ehlü'l-Kitab, H. 2327, 2328, Hudud, 10/ Recmu'l-Yehudi ve'l-Yehudiyyetü, 2558, Ahmed b. Hambel, "Müsned", 1/ 273, 278, 4/ 286, 5/ 411
[63] Sayın İslamoğlu'nun kadınlardan da peygamberler gelmiştir, diye bir bakışa sahip oluşu, bilemiyoruz bu konuyu ele alışında ne kadar etkili olmuştur. Çünkü yazarımız kadın hakkında aynen şöyle demektedir: "Tarihte kadın peygamberler göndermiştir, Cenabı Hak. Yani tartışılır falan ya, tartışmaya hiç gerek yok, göndermiştir. Beni İsrailoğullarından göndermiş. Hz. Meryem'i göndermiş, daha başkalarını göndermiş ki, Asiye bunlardan biri olabilir." (Sayın İslamoğlu'nun Adım Prodüksiyon'un yayınladığı ve on kasetten oluşan "İslam'da Aile Hayatı" adlı çalışmasının bir numaralı kasetin ikinci yüzünde aynen yukarıda ki gibi söylüyor.)
[64] Yahudileşme Temayülü 246- 288
[65] Yahudileşme Temayülü, 156 - 186
[66] Yahudileşme Temayülü, 158 - 188
[67] Yahudileşme Temayülü 152 - 181
[68] Yahudileşme Temayülü, 44 - 51
[69] Yahudileşme Temayülü, 51- 61
[70] Yahudileşme Temayülü, 289 - 335
[71] Yahudileşme Temayülü, 298, (401'nci dip nota bak) - 339
[72] Yahudileşme Temayülü 289 - 335
[73] Yahudileşme Temayülü 156, (185)
[74] Yahudileşme Temayülü 157; 158, (187)
[75] Yahudileşme Temayülü, 225 -263
[76] Hac, 78
[77] Müslim, İmare, 53/ 1920; Buhârî, İ'tisam bi'l-K'itab, 7311
[78] Suyutî, "Miftahu'l-Cenne Fi'l-İ'tisam bi's-Sünne" Daru'n-Neşr, Medine, 1409, s. 76,
[79] Şâtıbî, "İ'tisâm" Daru'l-Hani, Riyad, 1416, c. 1, s. 61



Aramızda Halâ kulaklarının pası silinmeyen var mı ?

:rtfm:
 

misak

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
24 Eyl 2007
Mesajlar
1,691
Puanları
0
isail oğulları yahudileşmeden önce müslüman olan ve peygambere tabi olan bi toplumdu. ama onlar kendilerine gelen peygamberleri ve dini o kadar yozlaştırdılar ki din tanınmaz hale geldi. şimdilerde de aynı şeyleri müslümanlar farkında olmadan yapıyor. Rabbimizie hamdolsun ki kitabının korumasını müslümanlara yani bizlere vermemiş. yoksa bizimde sonumuz öyle olurdu. ki buna rağmen ortada Rabbimizin hükmü dururken ve Allah resulünün sünneti dururken dine eklentiler veya dinden eksiltmeler yapılıyor. islamoğluda buna dikkat çekmiş ve güzelde yazmış Allah islamoğlundan razı olsun...

daha öncede dediğim gibi eğer derdiniz varsa siteleri ortada mail adresi ortada istanbulda yaşanlar için akabe vakfı yeri belli ne zaman sohbet verdiği belli gidin ilmi olarak gücünüz yetiyorsa orada soru yağmuruna tutun ve onu size göre yanlış gördüklerinizi düzeltin bu sizin üzerinizde bi yükümlülüktür. eğer ilmen güç yetiremiyecek ve uyarmayacaksanız susun ve saygı gösterin islamoğlu kafasına göre konuşan biri değil. ben onun kur'an harici bişey konuştuğuna şahit olmadım. buyrun siz de konuşun sizide dinleyelim ama kur'an konuşun boş kafadan birilerini yargılamayın ki böyle bir hakka da sahip değilsiniz.
 

mselim

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
20 Ocak 2008
Mesajlar
71
Puanları
0
Mustafa İslamoğlunun kitablarından faydalanıyoruz.Lakin özellikle ''Üç Muhammed'' isimli kitabında maddi hatalar için lütfen Ebubekir Sifil Hocamızın yazısını kendi sitesinden okuyun..
 

Ahi Evran

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Haz 2007
Mesajlar
1,695
Puanları
38
Yaş
42
Yahudileşme Temayülü herkesin okuması gereken bir kitap.
Mustafa İslamoğlu Hocamız çok önemli meselelere değinmiş.
Ancak, Ebubekir Sifil'in bu kitap üzerine yazmış olduğu bir 10 kadar makale de var ki muhakkak okunmalı...
 
Üst